Sayın Bakanım, Sayın Müsteşar Yardımcısı, Değerli Hâkim ve Savcılar, Değerli Hâkim ve Savcı Adayları,
Bu gün çok yeni bir konuyu, henüz oluşum hâlinde bir hukuk alanındaki düzenlemeleri ve bunlarla ilgili yan konuları kapsayan bir panel düzenlenmiş bulunmaktadır.
Çağımızda bilgisayar, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Bilgisayar, artık her işlemde kullandığımız, her konuda yararlandığımız bir araç durumundadır. Bilgisayar, bize çok yeni ve geniş olanaklar sunmaktadır. Öyle ki bilgisayarla ve onların oluşturduğu bilgisayar ağıyla her türlü bilgi, belge ve irade açıklaması çok kolaylıkla iletilebilmektedir. Bu, teknolojinin bize sunduğu çok büyük bir yeniliktir.
Bugün artık sözleşmeler elektronik ortamda yapılabilmektedir. Artık elektronik imzadan söz edilmektedir. Elektronik ortamda ticarî ilişkiler kurulabilmektedir, alış veriş yapılabilmektedir, büyük miktarda paralar bir yerden başka bir yere transfer edilebilmektedir. Bunlar, hukukumuzda yeni yeni düzenleme konusu yapılacak alanlardır. Örneğin elektronik imzanın geçerliği, elektronik ortamda imzalanmış sözleşmenin geçerliği, düzenlenmesi gereken hususlardır.
Bunun yanında bilgisayarla işlenen suçlar da, bilgisayara karşı işlenen suçlar da var.
İşin özel hukuk yanı, bu günkü Panelin kapsamı dışındadır. Ama konunun genişliğini belirtmek için ona da değinmek gereğini duydum. Bu bağlamda bugün sadece elektronik ticaret’ten, elektronik eğitim’den söz edilmemekte; bütün bir devlet sisteminin elektronik ortamda işlemlerle yürütülmesi bakımından elektronik devlet’ten söz edilmektedir.
Biz de, bu çerçeve içinde bütün mahkemelerimizi kendi aralarında ve yüksek mahkemelerle birbirine bağlayacak, ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarıyla bağlantılı olacak Ulusal Yargı Ağı Projesi’ni uygulamaya koymuş bulunuyoruz. Bu gerçekleştiği zaman mahkemelerimiz arasında, mahkemelerimizle yüksek mahkemeler arasında ve mahkemelerimizle kamu kurum ve kuruluşları arasında bilgi ve belge akışı hızlanacaktır. Bu, adaletin sür’atle gerçekleşmesi bakımından çok büyük bir adımdır. Ama bu günkü Panelimizin konusu bu değil.
Bu günkü Panelimiz, bilişim alanında işlenen suçlarla ilgili. Bilindiği gibi, Türk Ceza Kanunu’nda 1991 yılında 3756 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik, “Bilişim Alanındaki Suçlar” ortak başlığıyla 525/a maddesinden başlayıp 525/d maddesine kadar giden bir düzenleme getirmiştir. Bütün bu maddelerde genellikle “bilgileri otomatik olarak işleme tâbi tutmuş bir sistem”, bazen de “bilgileri otomatik olarak işleme tâbi tutan bir sistem” ifadeleri kullanılmaktadır. İşte 525/a ilâ 525/d maddelerinde bu sisteme karşı işlenen suçlar veya bu sistemin kötüye kullanılmasıyla ilgili suçlar düzenlenmiştir.
Şimdi yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı’nda mevcut hükümler, hemen hemen aynen korunmakla birlikte; onlara yeni bazı hükümler eklenmektedir. Gerçekten yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nda 345. maddeden 350. maddeye kadar giden çeşitli hükümlerde şimdiki 525/a ilâ 525/d maddelerindeki suçlar düzenlendikten sonra yeni bazı hükümlere de yer verilmiş bulunmaktadır. 345. maddede bilişim sistemine girme, verileri tahrip etme ve bozma suçu düzenlenmiştir. 346. maddede sistemi engelleme, bozma, haksız yarar sağlama, 347. maddede sahtecilik ve 348. maddede fer’î cezalar düzenlenmiştir. Bunlar, halen yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nun 525/a ilâ 525/d maddelerinde de hemen hemen benzeri hükümlerle düzenlenmiş olan konulardır. Ama Tasarı, bunlara yeni bazı suçları da ekliyor. 349. maddede banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması düzenleniyor. Ayrıca bu suçlar, –çoğu kez görüldüğü gibi– örgüt kurmak suretiyle, yani teşekkül oluşturmak, çete kurmak suretiyle de işlenebilmektedir. Yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı’nda bu suçların örgüt hâlinde işlenmesi de ilk kez düzenlenmektedir. Yürürlükteki Kanun’da bu fiil, ancak genel hükümler çerçevesinde, örneğin Türk Ceza Kanunu’nun 313. maddesi kapsamında veya Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu çerçevesinde bir suç olarak değerlendirilebilir.
Ama şimdi ilk kez doğrudan doğruya bilişim suçlarının örgüt hâlinde işlenmesi de, özel bir düzenleme konusu olmaktadır. Ayrıca yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı’nın 351. maddesi, tüzel kişilerin sorumluluğunu düzenlemektedir. Yani bu fiiller tüzel kişiler tarafından da işlenebilir. Yürürlükteki hukukumuzda ise bu konu, genel hükümler çerçevesinde çözülmek durumundadır.
Sanıyorum ki, Türk Ceza Kanunu Tasarısı’yla ilgili görüşler tamamlandıktan sonra yapılacak değerlendirme çalışmalarında bazı konulara biraz daha açıklık getirilmesinde yarar vardır. Çünkü bilişim sistemi kullanılmak suretiyle de çeşitli suçlar işlenmektedir. Oysa gerek yürürlükteki düzenlemeler, gerek Tasarı’daki düzenlemeler, ağırlıklı olarak bilişim sistemine karşı işlenen suçları ele almaktadır. Bugün internetin bütün dünyayı kucakladığı düşünülecek olursa; benzeri sistemlerle sadece bir ülkenin sınırları içinde değil, dünyanın her tarafında etki doğuracak şekilde bilgi ve belge akışı yapılabildiğine göre, bu çerçeve içinde bir ülkede devreye sokulan bir işlemle dünyanın her tarafında suç teşkil eden bir fiilin işlenmesi olanağı vardır.
O nedenle bu suçlarla mücadele için mutlaka uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi vazgeçilmez bir unsurdur. Ancak bilişim sistemi kullanılmak suretiyle işlenebilecek olan suçlar, bugün bir bölümü Ceza Kanunu’muzun çeşitli maddelerinde, bir bölümü başka kanunlarda düzenlenen ve ifade özgürlüğüyle ilgili olan suçlar niteliğinde olabilir. Örneğin bu şekilde ülke bütünlüğüne karşı bir suç işlenebilir. Bu şekilde bölücülük, mezhep kışkırtıcılığı, ırk ayrımcılığı gibi suçlar işlenebilir. Bu sistemle hakaret suçu işlenebilir. Bunlarla ilgili özel hükümler konmadıkça, bu konu karşımıza çıktığında sorunu genel hükümler çerçevesinde çözmek zorundayız. Ama bugün internet veya diğer elektronik sistemlerle dünyanın her tarafında işlenebilen suçlarla ilgili düzenlemelerin de kendine özgü yapıda olması şarttır. Aksi takdirde işlenen fiilin boyutlarına uygun düzenleme getirilmiş olmaz. Tabiî, bu özellikler, bu suçlarla mücadele konusunda da kendine özgü sistemleri getirmektedir.
Örneğin 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu, iletişimin dinlenmesi ve tespiti ile ilgili hükümler getirmiştir. Bu şekilde telekomünikasyon sistemine girmek suretiyle suçun izlenmesi, tespiti olanağı bulunmaktadır. Ama bu yeterli değildir. Genel olarak Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da konuya ilişkin hükümlere yer vermek gerekir. Yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı’nın 105 ilâ 109. maddelerinde bu konu ayrıntılı bir biçimde düzenlenmektedir. “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan Haberleşmeye Girme” ortak başlığı altında bu konuda mahkemece verilmesi gereken karar, kararın uygulanmasıyla ilgili hükümler getirilmektedir. Bu hükümler, bilgisayar ortamında işlenen suçlarla mücadele konusunda gerekli, zorunlu hükümlerdir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı tamamlanmak üzeredir. Bu çeşit hükümler olmadıkça, bu suçlarla etkili bir mücadele olanağı yoktur. İşte burada uluslararası işbirliğinin de önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü burada aldığımız bir kararın başka bir ülkede uygulanması büyük önem taşımaktadır. Elektronik ortamda bir suç aynı anda çeşitli ülkelerde işlenebildiğine göre, o ülkelerin her birinde bunu önleme konusunda bir irade olması gerekir. Bunun için uluslararası işbirliği şarttır.
Ayrıca bazen bir ülkede suç teşkil eden bir fiil, başka bir ülkede suç teşkil etmeyebilir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde ifade özgürlüğü konusunda Anayasa gereğince herhangi bir sınırlama yoktur. Gerçi Federal Yüksek Mahkeme, zaman içinde içtihat yoluyla “mevcut ve açık bir tehlike” bulunması durumunda bizim genel olarak ifade suçları olarak nitelendirdiğimiz suçlar konusunda da işlem yapılmasına olanak tanımıştır. Ama şimdi burada bizim suç olarak tespit ettiğimiz bir fiil, eğer Amerika Birleşik Devletleri’nde suç değilse; oradan bilişim sistemi ile işlenecek bir fiil, Türkiye’de suç sayılacağı hâlde; ona karşı burada verilecek bir cezanın, alınacak bir tedbirin orada uygulanması olanağı olmayacaktır. Bu bakımdan hukuk sistemleri arasındaki farklar da, bilişim sistemi ile işlenecek olan suçlarla mücadelede bir zafiyet yaratacaktır.
Dolayısıyla bilişim alanındaki suçlarla mücadelede mutlaka uluslararası işbirliği şarttır. Nitekim Avrupa Konseyi’nin konuya ilişkin çeşitli tavsiye kararlarında da bu işbirliğinin zorunluğu üzerinde durulmaktadır. Tabiî, Avrupa Konseyi’nin tavsiye kararları, Konsey üyesi ülkeler bakımından geçerlidir. Ama onun ötesinde de uluslararası işbirliğine ihtiyaç vardır.
Bir süre önce Amerika Birleşik Devletleri’nden internet aracılığıyla yapılan bir yayında Nazi dönemindeki eşyalarla ilgili bir ilânın yayınlanması Fransa’da suç sayılmıştır. Çünkü antisemitizm Fransa’da suçtur. Ama Fransız mahkemesinin almış olduğu kararın Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanması olanağı yoktur. Bunun nedeni, –biraz önce söylediğim gibi– Amerika Birleşik Devletleri’nde düşünce özgürlüğünün kural olarak sınırsız olmasıdır.
Her hâlde bu yeni dönemde suçluların iadesinde veya Interpol kanalıyla suçluların aranmasında olduğu gibi; bütün dünyayı aynı anda kapsamına alabilecek, bütün dünyaya yönelik olarak işlenebilecek olan bilişim suçları konusunda da işbirliği yapılması zorunluğu vardır.
Bu günkü Panel, bu konuları her yönüyle inceleyecektir. Bu günkü Panel, sadece yürürlükteki Türk Ceza Kanunu ve Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu açısından değil, ama yapılması gereken düzenlemeler açısından da önemli katkı sağlayacaktır. Biz, bu Panelin sonuçlarını gerek yeni Türk Ceza Kanunu Tasarısı’nda, gerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarısı’nda dikkatle değerlendireceğiz. Bu gün burada konunun uzmanları konuşacaktır. Aynı zamanda içinizden bir arkadaşınız da bu Panele katkıda bulunacaktır.
Ben, bu konunun ele alınmasını hem hukukumuzun gelişmesi, hem hâkim ve Cumhuriyet savcısı adaylarımızın eğitimi bakımından çok önemli bir hizmet olarak görüyorum. Bu günkü Panelde konuşmacı olarak yer alan değerli Yargıtay Üyemiz Sayın Malkoç’a ve diğer konuşmacılara teşekkür ediyorum.
Bu Paneli düzenlediği için Hâkim ve Savcı Adayları Eğitim Merkezi’mizin yöneticilerini de kutluyorum. Panelin bizde ve dünyada bilişim suçları alanında hukukun gelişmesine katkı sağlaması dileğiyle hepinizi saygıyla selâmlıyorum. |