Bilişim Toplumuna Giderken, Psikoloji, Sosyoloji ve
Hukukta Etkiler Sempozyumu 2001

Sayın Bakan, Askerî Yargıtay’ın Sayın Başkanı, Anayasa Mahkemesi’nin Sayın Eski Başkanı, Türkiye Bilişim Derneği’nin Değerli Başkanı, Ankara Barosu’nun Sayın Eski ve Yeni Başkanları, Değerli Konuklar,

Bu gün Kültür Bakanlığı ve Türkiye Bilişim Derneği, bilişim toplumuna giderken üzerinde durmamız gereken konuların başlıcalarını ele alacak bir sempozyum düzenlemiş bulunuyor.

Bildiğiniz gibi üretim teknolojilerindeki yenilikler, toplumsal hayatı derinden etkilemektedir; insan yaşamına yeni biçim vermektedir. Öyle ki tarih boyunca insanların kullandıkları üretim araç ve gereçlerinin çağlara ad olduğunu görmekteyiz. Tarih öncesi çağların Yontma Taş Devri, Cilâlı Taş Devri olarak adlandırıldığını hepiniz hatırlarsınız. Bundan sonra gelen çağlar, Eski, Orta, Yeni ve Yakın Çağ olarak adlandırılmıştır. Ama buharlı makinenin icadıyla sanayi devrimi başlamıştır. Şimdi artık sanayi ötesi ya da sanayi sonrası toplumdayız. Bu toplumun en önemli özelliği, bilgi çağını yaşamasıdır. Tabiî, her ülkenin bilgi çağına olan yakınlığı henüz farklıdır. Türkiye gibi bazı ülkeler henüz bu çağa girme yolundadır. Bazıları bu çağın tam ortasındadır. Herhalde bu çağı dünya ile birlikte yaşamak zorundayız.

Bugün bilgisayar teknolojisi ve bilgisayar ağını ifade eden internet teknolojisi insanlığa çok büyük olanaklar sağlamıştır. Bilgisayar ve internetle artık birçok şey çok kolaylaşmıştır. Bilgiye erişim olanakları artmıştır. Eskiden uzun zamanlarda ulaşılabilen bilgiler şimdi birkaç saniyede elimize geçebilmektedir. Böylelikle eğitimde elektronik olanaklardan yararlanma en yüksek düzeye çıkmıştır. Artık e-eğitim’den söz edilmektedir. Ticarî ilişkilerde e-ticaret’ten söz edilmektedir. Çünkü dünyanın her tarafındaki insanlar internet aracılığıyla mal sipariş edebilmektedir. Eğer doğrudan doğruya ticaret söz konusu ise bu, elektronik ortamda gerçekleşebilmekte, dolaylı ticarette siparişin en kısa zamanda teslimi sağlanabilmektedir.

Elektronik ortam, toplumsal ve siyasal ilişkileri de, devlet yapısını da etkilemektedir. Elektronik ortam, kamu yönetiminde saydamlaşma için geniş kapılar aralamıştır. Çünkü insanlar, kamu yönetimi ile ilgili bilgileri elektronik ortamda çok kolayca sağlayabilmektedirler. Devlet bilgisayar ve internetle saydamlaşmıştır. O nedenle günümüzde e-devlet’ten söz edilmektedir. Bu, katılımcı demokrasi için çok büyük bir teknolojik yeniliktir. O bakımdan e-demokrasi sözü de çok kullanılmaktadır.

Bütün bunlar, bilgisayar ve internet teknolojisinin artık günümüzün, toplumsal yaşamın, hatta hepimizin kişisel yaşamının ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini göstermektedir. Bireysel olarak da bu olanaklardan hepimiz yararlanabiliyoruz. Örneğin haberleşmek için, bir mesaj göndermek için, mektup göndermek için artık elimizde e-posta var. Gerçi bu, eskiden el yazısıyla ulaştırılan bir mektubun insanlara sunduğu romantizmi ortadan kaldırmaktadır. Ama bunlar artık geçmişe özgü bir nostalji olarak kalacaktır. İnsanlar, yeni olanaklardan yeni zevkler, yeni tatlar çıkaracaklardır. Kolay haberleşme, belki bir dostun, bir yakının, bir sevgilinin haberlerini doğrudan doğruya onun el yazısıyla okuma zevkini vermeyecektir. Ama çok çabuk haberleşme olanağını sağlayacaktır.

Bütün bu yenilikler, insanın birey olarak psikolojisinde, toplum olarak sosyal yapısında ve insanlararası ilişkileri düzenleyen kurallar bütünü olarak hukukta çok önemli etkiler meydana getirmektedir. Bu Sempozyum’da bütün bunlar enine boyuna ele alınacaktır.

Ben Adalet Bakanı olarak özellikle hukuktaki etkiler üzerinde durmak istiyorum. Her şeyden önce bu yeni teknoloji insanlara büyük olanaklar sağlarken, ona karşı yapılacak saldırıları önlemek durumundayız. Çünkü bilgisayar ve internet sistemine, kısaca bilişim sistemine karşı çeşitli biçimlerde sistemi bozma, tahrip etme, engelleme girişimleri vardır. Bir virüsle bütün bir sistem alt-üst edilebilmektedir. Öyleyse bu sistemin korunması için hukukî yaptırımlara ihtiyaç vardır. Bu düşünce ile 1991 yılında Türk Ceza Kanunu’na “Bilişim Alanında İşlenen Suçlar” ortak başlığıyla 525a ilâ 525d maddeleri eklenmiştir. Bu maddeler, esas itibariyle bilişim sistemine karşı işlenen suçları ve belli bir ölçüde bilişim sisteminin kötüye kullanılması yoluyla işlenen suçları ceza yaptırımlarına bağlamaktadır.

Ama bugün bilişim sistemi aracılığıyla da suç işlenebilmektedir. Bu konuda da yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Gerçekten bilişim sistemiyle insanlara karşı veya insanları örneğin pornografik amaçlarla teşhir ederek işlenen suçlarla ilgili ceza yaptırımlarına ihtiyaç vardır.

Yeni teknoloji, küreselleşmenin önemli bir aracı olmuştur. Bugün küreselleşmeye taraftar veya karşı olanlar vardır. Ama bu teknolojinin dünyayı küçülttüğü, bütün dünya ülkelerini birbirine bağladığı bir gerçektir. O nedenle bu yeni teknolojiyle suçlar da küreselleşmiştir. Bir yerde bilgi işlem sistemine konulan ve suç teşkil eden bir yayın, aynı anda bütün dünyada etkisini gösterebilmektedir. Öyleyse bu alandaki suçlarla mücadeleler ancak uluslararası işbirliğiyle kazanılabilir.

Öte yandan yeni dönemin en önemli özelliği, ilerlemenin, değişimin çok hızlı olmasıdır. Zaten tarihteki çağların uzunluğunu karşılaştırdığınız zaman en eski çağların en uzun süren çağlar, ama yakın çağların da kısa süren çağlar olduğunu görürsünüz. Şimdi ise her gün yeni bir teknoloji üretilmektedir. İnsanlara yeni bilgiler sunulmaktadır. Yeni bilgi ve teknolojiler her gün birbirinin yerini almaktadır. Bugün yeni olan yarın eskimektedir. Bu değişimi getirenlerin fikrî haklarının korunması gerekir. Değerli Kültür Bakanımız, bu konuda bir süre önce Meclis’ten geçen Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu değişikliğinden söz etti. Bir yandan yeni bilgi ve teknoloji üretenlerin malî ve manevî haklarını korumak, öbür yandan üretilen yeni bilgi ve teknolojileri olabildiğince sür’atle topluma yaymak, toplumu ondan yararlandırmak durumundayız. Dolayısıyla bu konuda yapılacak yasal düzenlemelerde bu nokta göz önünde bulundurulmalıdır. Bir süre önce Meclis’ten geçen Kanun’da uygun bir sentez bulunmaya çalışılmıştır.

Öte yandan bu yeni teknolojinin devlet yaşamında ve onun bir parçası olarak adliyede bize çok önemli yeni olanaklar sunduğunu belirtmek gerekir. Bilindiği gibi hâlen Adlî Sicil Genel Müdürlüğümüz, ülkemizin şimdilik 145 adliyesinde on-line sistemiyle geçmişte işlenmiş suçlara veya suç işlenmediğine ilişkin kayıtlarla vatandaşın hizmetindedir. Ama bu yetersizdir.

Adalet Bakanlığı, Türkiye’de genel bütçeden maalesef en az pay alan bakanlıklar arasındadır. Buna rağmen Adalet Bakanlığı, şimdi çok büyük bir projenin uygulamasına başlamış bulunmaktadır. 2001 Yılı Bütçesinde bu amaçla 30 trilyon lira ayrılmıştır. Bu proje, baş harfleriyle UYAP olarak kısalttığımız Ulusal Yargı Ağı Projesi’dir. İşte bu da, Türkiye’nin bilişim toplumuna henüz gitmekte olduğunu, henüz o yola girmiş bulunduğunu gösteren bir örnektir. Aslında böyle bir Proje’nin çok daha önce gerçekleştirilmiş olması gerekirdi. Ama buna ancak geçen yıl başlayabildik. Bu konuda Havelsan’la bir sözleşme  imzaladık. Ulusal Yargı Ağı Projesi, önce Ankara’da merkez teşkilâtından başlamak suretiyle kademeli olarak, fakat en geç 2004 yılı sonuna kadar bütün Türkiye’yi kapsamına alacaktır. Bu Proje, tamamlandığı zaman bütün mahkemelerimiz, kendi aralarında ve üst mahkemelerle, yani bugün adlî yargıda Yargıtay’la, ama yakında Yargıtay’dan önceki bir aşama olarak kurmayı düşündüğümüz bölge adliye mahkemeleriyle, başka bir deyişle istinaf yolu olarak görev başvurulacak bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay’la, idarî yargıda ise bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’la bilgi ve belge akışını kolaylıkla sağlayabileceklerdir.

Ayrıca Türkiye, uluslararası bazı mahkemelerin yetkisini kabul etmiştir veya ileride kabul etmek durumundadır. Örneğin biz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisini kabul etmiş bulunuyoruz. Avrupa Birliği’ne üye olduğumuz zaman Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın yetkisi de yine bizim hukuk sistemimizin bir parçası olacaktır. Dolayısıyla bu mahkemelerle de bağlantı sağlanacaktır.

Kısacası, bu Proje içinde her şeyden önce mahkemeler arasındaki ve ilk derece mahkemeleriyle üst mahkemeler arasındaki bilgi ve belge akışı çok kolaylıkla sağlanabilecektir. İstinaf ve temyiz yollarının kullanılmasında kolaylık sağlanacaktır. Yine bu Proje’de mahkemelerin karar vermesi, bir yandan bilgi bankası, bir yandan karar destekleme sistemiyle güçlendirilecektir. Hâkimlerimiz, avukatlarımız bilgi bankasında her konudaki mevzuatı kolaylıkla bulabileceklerdir. Her konudaki içtihat birikimini kolaylıkla elde edebileceklerdir. Öğretideki görüşleri ellerinin altında bulacaklardır. Karar destekleme sistemiyle de mahkemelerin herhangi bir usulî yanlış yapmamaları için gereken program hâkimlerimizin hizmetinde olacaktır.

Proje’nin başka bir boyutu, ona bağlanmak isteyen avukatlarımıza sunabileceği kolaylıktadır. Örneğin avukatlarımız, süre bakımından çok önemli olan bir dilekçeyi doğrudan doğruya mahkemeye gitmeden de bürolarından gönderebileceklerdir. Bunun ne kadar büyük kolaylık getireceği açıklanmaya gerek bırakmayacak kadar ortadadır.

Öte yandan UYAP, kamu kesimindeki benzeri sistemlerle bütünleşecektir. Bilindiği gibi, hâlen ülkemizde KAMU-NET, MERNİS (Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi) ve TAKBİS (Tapu ve Kadastro Bilgi İşlem Sistemi) gibi kamusal bilgi işlem sistemleri kurulmaktadır. UYAP’la bu sistemler arasındaki bağlantı, mahkemelerimizin karar verirken kamu kesiminde ihtiyaç duydukları bilgi ve belgeleri çok kolaylıkla sağlamalarına olanak sağlayacaktır. Bu durumda artık örneğin bir nüfus kaydı veya bir tapu kaydı için defalarca yazı yazmaya ve haftalarca duruşmaları ertelemeye gerek kalmayacaktır. İstenilen bilgi ve belge, birkaç dakika içinde mahkeme önüne gelebilecektir. Böylelikle hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, davaların olabildiğince kısa, makul bir süre içinde sonuçlanması gerçekleşecektir.

Özetle UYAP, adaletin tecellisi bakımından, hukukun etkili ve gecikmeden uygulanması bakımından bize çok büyük olanaklar sağlayacaktır. Umuyorum ki önümüzdeki yılların bütçelerinde de bu büyük Proje’nin gerçekleşmesi için ayrılacak olan yeterli ödenekler, öngörülen süre içinde Proje’nin tamamlanmasına olanak verecektir.

Tabiî, bunun yanında bütün mahkemelerimizde artık eski daktiloların yerini bilgisayarlar alacaktır. Bu da kararların yazılması, icra ile ilgili işlemlerin sür’atle yapılması bakımından çok büyük bir kolaylık sağlayacaktır.

Yine bu Proje, Adalet Bakanlığı’nın üzerindeki diğer görevlerin yapılmasını da kolaylaştıracaktır. Adalet Bakanlığı’nın bağlı kuruluşları ile haberleşmesi bu Proje sayesinde hızlanacaktır. Cezaevlerindeki gelişmeler bu sistem sayesinde kolaylıkla izlenebilecektir.

Bütün bunlarla Türkiye’de kısa zamanda yargıda çok önemli bir yenileşme, hizmet üretiminde çok önemli bir hızlanma gerçekleşecektir. Bu, çağımızda bilgilerin, teknolojilerin sür’atle yenilenmesi olgusuna uygundur.

Nihayet çağımız bilgi çağıdır. Bilginin yargıda da en kolay biçimde erişim alanında olması, bu yeni Proje ile sağlanmış olacaktır.

Böylece Devlet, mülkün temeli, devletin temeli niteliğindeki adaleti çok daha iyi olanaklarla ve çok büyük bir hızla yerine getirmiş olacaktır.

Bütün bunları yargıda ve devlet hayatının diğer kesimlerinde tamamladığımız zaman ileride yapılacak sempozyumlar, “Bilişim Toplumuna Giderken” değil; “Bilişim Toplumunda Psikoloji, Sosyoloji ve Hukukta Etkiler Sempozyumu” başlığıyla düzenlenecektir. Bunun en geç bizim Ulusal Yargı Ağı Projesi gibi 2004 yılında gerçekleşmesi dileğiyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selâmlıyorum.