Etkinlikler
Bakan Konuşmaları
Açıklamalar
Röportajlar
Televizyon Haberleri
Gazete Haberleri
Fotoğraf Albümü
Bilgi Notları
İstatistikler
Bilgi Edinme Başvuruları
Bakanlık Birimleri
Müşavirliğimiz
Linkler
İletişim
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Onur Günü
 

Sayın Yargıtay Başkanı, Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Sayın Hâkimler ve Cumhuriyet Savcıları, Değerli Basın Mensupları,

Bu gün onbirincisi kutlanan Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı Onur Günü, mesleğin gerçekten onur günü olarak algılanmaktadır. Bu, güzel bir vesiledir. Bu vesileyle yargının bazı sorunlarına değinmek yararlı olacaktır.

Adaletin kısa zamanda makul bir süre içinde tecelli etmesi, davaların makul bir süre içinde sonuçlanması, hem Anayasa’mızın, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bir gereğidir. Bu bakımdan ceza davalarında hazırlık soruşturmasının iyi yapılması ve iddianamenin bütün deliller toplanmış olarak mahkemeye sunulması gerekir. Uygulamada bazen yetersiz soruşturma ve eksik delillerle davaların açıldığı görülmektedir. Hatta bu, bazen çok sansasyonel bir biçimde yapılmaktadır. Ancak daha sonra iddianameyi destekleyecek delillerin yeterli olmaması, takipsizlik kararı verilmesine veya davanın beraatla sonuçlanmasına neden olmaktadır.

Bu arada gizli olması gereken hazırlık soruşturması, bizde çoğu zaman demokratik toplumun, açık toplumun gereklerini ve yasal düzenlemeleri aşacak bir biçimde baştan itibaren basınla birlikte yürütülmektedir. Bu, bazen suçlanan kişiler hakkında kamuoyunda bir önyargının oluşmasına neden olmaktadır. Daha sonra verilen takipsizlik ya da beraat kararları ise bu kez yargı konusunda kamuoyunda tereddütlerin doğmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan her davanın mutlaka çok iyi hazırlanarak, hazırlık soruşturmasında bütün deliller toplanarak açılması gerekir.

Yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda iddianameyi destekleyecek delillerin yetersizliği durumunda mahkemeye doğrudan doğruya iddianameyi reddetme yetkisi tanınmaktadır. Bunun anlamı, delillerin tam olarak toplanmasından sonra davanın açılması demektir. Suçlar, genellikle kamu düzenini bozan olaylardır. Takibi şikâyete bağlı olan suçların etkisi, belki o suçun faili ile mağduru arasında veya yakın çevresi arasında kalabilir. Ancak kamu davası konusu olan suçlar, toplumun diğer değerleri yanında özellikle kamu düzenini bozan olaylardır. Bu bakımdan suçluluğun önlenmesi, suçluların cezalandırılması hukuk devletinin gereğidir. Bir hukuk devletinde hiç kimsenin kamu düzenini bozan fiilleri işlemeye, yani suç işlemeye hakkı yoktur. Kim olursa olsun suçunun cezasını mutlaka çekmelidir.

Bu konuda öncelikli görev Cumhuriyet savcılarına düşmektedir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na göre de suç ihbarları Cumhuriyet savcılarına, zabıta makamlarına ve sulh hâkimlerine yapılır. Ama kamu davasını açma yetkisi Cumhuriyet savcısına aittir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’muzun 153. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiğini doğrudan doğruya veya bir ihbar sonucunda ya da başka bir şekilde öğrenecek olursa “işin hakikatini araştırmak” zorundadır. Bu söz çok anlamlıdır. Çünkü Cumhuriyet savcısının hazırlayacağı iddianame gerçeği yansıtmalıdır. Bu gerçeği bulmak için Cumhuriyet savcısı yalnız sanığın aleyhine olan hususları değil, onun lehine olan cihetleri de dikkate almak ve bütün delilleri ona göre toplamak zorundadır. Bu da yine Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 153. maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır. Cumhuriyet savcısı bu görevini yaparken bütün memurlardan, zabıta makamlarından yararlanır. Zabıta onun emri altındadır. Böylece Cumhuriyet savcıları başta kolluk güçleri olmak üzere, bir suçla ilgili gerçeği ortaya çıkarmak için her türlü devlet olanağından yararlanma yetkisine sahiptir.

Günümüzde bazı suçların giderek daha karmaşık bir biçimde işlendiği görülmektedir. Bazı konularda yeni suç türleri ortaya çıkmıştır. Örneğin bilgisayar suçları bunlar arasında sayılabilir. Ama günümüzde örgütlü suçlar dünyanın her tarafında olduğu gibi Türkiye’de de artan bir önem kazanmıştır. Bu bakımdan örgütlü suçlarla mücadelede yine hukukun üstünlüğü ilkesinden ayrılmaksızın yeni yöntemlere ihtiyaç vardır. Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu, bu yöntemleri hem o Kanun kapsamındaki bazı suçlar, hem yine o Kanun’da belirtilen diğer bazı kanunlar kapsamındaki suçlar bakımından benimsemiştir. Aslında bütün örgütlü suçlar bakımından bu yetkilere ihtiyaç vardır. Bu yapıldığı takdirde örgütlü suçlarla mücadeledeki yasal boşluklar tamamıyla ortadan kalkmış olacaktır.

Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan bir kanun tasarısında Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun 16. maddesinde bütün örgütlü suçları kapsayacak biçimde bir değişiklik yapılması öngörülmektedir. Ancak bu yetkilerin temel hak ve özgürlüklere bir anlamda müdahale niteliğinde olduğu, o nedenle –yine Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nda belirtildiği gibi– başka bir çare kalmadığı takdirde uygulanması gerekir. Bu konudaki karar yetkisi de mahkemelere aittir, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcılığı bu konuda karar verebilecektir.

Örgütlü suçlar, özellikle çeşitli yolsuzluk işlerinde ön plânda görülmektedir. Örgütlü suçlarla mücadele, çoğu zaman yolsuzlukla mücadele anlamına gelmektedir. Yolsuzluklar bir toplumu kemiren kanser gibidir. O bakımdan yolsuzlukla mücadele, toplumda özlenen dürüst yönetimi gerçekleştirmek bakımından şarttır. Cumhuriyet savcılarımız, bu konuda da büyük görevler üstlenmiş durumdadır. Bunun yanında Cumhuriyet savcılarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerine yönelen hareketler karşısında duyarlıdır. Ülke bütünlüğüne, ulusal birliğe yönelen hareketler karşısında duyarlıdır.

“Cumhuriyet savcısı” terimi, başlı başına son derece anlamlı bir ifadedir. Şüphesiz ülkemizdeki bütün devlet memurları, bütün kamu görevlileri, Cumhuriyetin memurları, Cumhuriyetin kamu görevlileridir. Ancak hiçbir memurun, hiçbir kamu görevlisinin adının başına “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmemiştir. Bu, sadece Cumhuriyet savcılarımız için kullanılmaktadır. Bu bakımdan Cumhuriyet savcılarımız her şeyden önce Cumhuriyetin uyanık bekçileridir, Cumhuriyete yönelik fiillerin karşısındadırlar. Ülkenin bütünlüğüne, bağımsızlığına, ulusal birliğe yönelik suçların karşısındadırlar. Onları yargı önüne çıkarmak durumundadırlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’da belirtilen temel nitelikleri değiştirilemez ilkelerdir. Bunların korunması, Cumhuriyet savcılarımızın görevleridir. Cumhuriyet savcılarımız, eldeki olanakların son derece sınırlı olmasına rağmen, adalete ayrılan bütçe ödeneklerinin son derece dar olmasına rağmen görevlerini büyük bir özveriyle ve başarıyla yerine getirmektedirler. İnanıyoruz ki, Türkiye adalete daha çok ödenek ayırmanın gereğini artık görecektir. Çünkü adalet, her yerde –adliye duvarlarına yazdığımız gibi– Devletin temelidir. Öyleyse bu temeli en sağlam şekilde kurmak durumundayız. Cumhuriyet savcılarımız, bu temelin kurulmasında öncelikli göreve sahiptirler.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise, gerek Anayasa, gerek Siyasî Partiler Kanunu gereğince ülkemizdeki demokratik rejim bakımından da çok önemli görevlere sahiptir. Bunların başında siyasî partiler sicilinin tutulması, siyasî partilerle ilgili davaların açılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevidir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu görevlerini hiçbir önyargı içinde olmaksızın yerine getirmek durumundadır. Aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalarda yine iddia makamı durumundadır.

Bütün bunlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Türkiye’de demokratik rejimin işlerliği bakımından ne kadar önemli görevlere sahip olduğunu göstermektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın bu Onur Gününü her geçen gün artan bir coşku ile ve hak edilen en büyük onurla kutlaması hepimizin dileğidir. Bu konuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına ve bütün Cumhuriyet savcılarımıza yardımcı olmak, onları desteklemek hepimizin görevidir.

Bu düşüncelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Onbirinci Onur Gününü kutluyorum. Bu vesileyle bir araya gelen eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarımızı, görev başındaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcımızı, Cumhuriyet savcılarımızı bu onurlu günde kutluyorum. Hepinizi saygı ile selâmlıyorum.