Sayın Genel Sekreter Yardımcısı, Sayın Bakanlar, İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı’na Üye Ülkeler ile Üye Olmayan Ülkelerin Değerli Temsilcileri, Uluslararası Kuruluşların ve Sivil Toplum Örgütlerinin Değerli Temsilcileri,
Bu gün bu toplantıya katılanlar, İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı’na göre tanımlanmaktadır. Gerçekten salonda bulunan değerli temsilcilerin bir bölümü, İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı’na üye ülkelerin temsilcileridir, bir bölümü de üye olmayan ülkelerin temsilcileridir. Ama toplantının düzenleyicisi İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı, ev sahibi Türkiye, düzenlendiği yer İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı İstanbul Özel Sektörü Geliştirme Merkezi’dir.
Türkiye, Avrupa Geçiş Süreci Ekonomileri Yolsuzlukla Mücadele Ağı Üçüncü Yıllık Toplantısı’na ev sahipliği etmekten büyük bir mutluluk duymaktadır. Toplantının konusu, bugün dünyanın her ülkesini ilgilendiren çok önemli bir konudur. Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da daha önce güdümlü bir ekonomiye sahip olan ülkeler, şimdi serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci içindedirler. O nedenle toplantının konusu olan yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadele, bu ülkeler için çok büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca bu konu, ekonomik kriz içinde bulunan ülkeler bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır.
Şüphesiz yolsuzluk, sadece bu ülkelere özgü değildir. Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde yolsuzluklar, ülke sınırlarını aşan boyutlara ulaşmıştır. Günümüzde yolsuzluk ve onun değişik türleri olan rüşvet, kamu ihalelerine fesat karıştırma, irtikâp, zimmet ve genel olarak haksız menfaat sağlama dünyada yaygın bir uygulama alanı bulabilmektedir. Âdeta bir yolsuzluklar ağı oluşmuş durumdadır. Buna karşı da yolsuzlukla mücadele ağının, yani bu amaçla mücadele verecek uygun yapılanmanın oluşturulması zorunludur.
“Yolsuzluk” denince genel olarak kamu görevlilerinin bulundukları konumdan yararlanarak kendilerine, yakınlarına veya başkalarına haksız menfaat sağlamaları anlaşılır. Bunun en çok karşılaşılan örneği olan rüşvet de, bir kamu görevlisinin görevi içindeki bir işi yapması veya yapmaması için kendisine, bir yakınına veya başkasına bir armağan, para veya haksız menfaat sağlamasıdır.
İşte rüşvet, zimmet, irtikâp, kamu ihalelerine fesat karıştırma ve genel olarak her türlü yolsuzluk, toplum düzenini temelden sarsan işlemlerdir. Çünkü bütün toplumlar, hukuk kuralları üzerinde ayakta kalabilirler. Serbest piyasa ekonomileri ise, hukuk kuralları yanında rekabetin, gelişmenin temel dinamiği olarak görüldüğü ekonomilerdir. Eğer bütün bu kurallar yolsuzlukla, rüşvetle, kamu ihalelerine fesat karıştırmakla, zimmetle, irtikâpla bozulabiliyorsa; o zaman toplum düzeninde çok ciddî aksamalar olmaktadır. Bunun sonucunda bu çeşit olayların meydana geldiği ülkelerde hukuk kurallarının işlerliği, hukuk devletinin yararı, halkın gözünde tereddüt konusu haline gelir. Hukuka olan inanç sarsılır, demokrasiye olan inanç sarsılır, piyasa ekonomisi sarsılır. Rekabetçi düzende bir mal veya hizmeti en iyi biçimde sunan değil, fakat haksız birtakım menfaatler sağlayarak satabilenler kazanır. Bu, gelişmeyi de, ilerlemeyi de önler. Dolayısıyla yolsuzluk, serbest piyasa ekonomilerinin de en büyük düşmanıdır.
Aynı zamanda yolsuzluk, insan haklarının açık biçimde çiğnenmesidir. Çünkü haksız menfaat sağlayabilenler, insan haklarına saygı duymamaktadır. Her insanın eşit koşullarda yararlanması gereken haklar, yolsuzluklar çiğnenebilmektedir.
Bu gerçekler dünyanın her tarafında görülmektedir. Her ülkenin hukuk sisteminde yolsuzlukla, rüşvetle, zimmetle, ihtilâsla, irtikâpla, kamu ihalelerine fesat karıştırmakla mücadele konusunda hükümler vardır. Ama bunlar yeterli olmamaktadır. Çağımız, küreselleşen bir dünyanın sorunlarını yaşamaktadır. Küreselleşen bir dünyada uluslararası ilişkiler, ekonomik ilişkiler birbirinin içine geçmiştir. Çok uluslu şirketler, dünyanın her tarafında yatırım yapabilmektedir.
Küreselleşme içinde yolsuzluk da bütün dünyayı kaplayan boyutlara ulaşmıştır. Bu anlamda günümüzde yolsuzluklar da küreselleşmiştir. Şimdi buna karşı mücadele de, aynı biçimde toptan bir mücadele olacaktır. Bu mücadele, ancak bütün ülkelerin yakın işbirliğiyle kazanılabilir. Şüphesiz her ülke, öncelikle kendi sınırları içinde kalan yolsuzluk olaylarıyla mücadele etmek durumundadır. Her ülkenin polisi, Cumhuriyet savcısı, hâkimi yolsuzlukla mücadele edecektir. Yolsuzluğa bulaşanlar ortaya çıkarılacak ve cezalandırılacaktır.
Ama küreselleşen bir dünyada uluslararası boyut taşıyan yolsuzluklarla mücadele için yakın işbirliği şarttır. Çünkü her devletin yargı yetkisi, kendi sınırları ile belirlenir. O bakımdan bu mücadelede uluslararası işbirliği kaçınılmazdır. Uluslararası işbirliği, hayatî önem taşımaktadır. İşte bu amaçla Birleşmiş Milletler Teşkilâtı, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, İktisadî İşbirliği ve Geliştirme Teşkilâtı, Dünya Ticaret Örgütü, Amerika Devletleri Örgütü, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlar, yolsuzlukla mücadele konusunda çok önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Bu kuruluşlar, yolsuzluğa karşı mücadelede uluslararası işbirliğini sağlamaya, örgütlemeye çalışmaktadırlar.
İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı da özellikle son on yıl içinde bu konuda çok önemli çalışmalar yapmıştır. Bunlardan en önemlisi, Uluslararası Ticarî işlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesine Dair Sözleşme’dir. Bu Sözleşme, 1997 yılında imzalanmış, yeterli sayıda ülke tarafından onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir. Türkiye de, bu Sözleşme’yi imzalamış ve onaylamıştır. Biz, şimdi bu Sözleşme gereğince iç hukukumuzda yapmamız gereken değişikliklerle ilgili bir kanun tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmuş bulunuyoruz. Umuyorum ki önümüzdeki haftalarda bu kanun tasarısı görüşülerek yasalaşacaktır.
Yolsuzlukla mücadele, bugün ulaştığı boyutlar içinde özel birtakım yöntemleri de gerektirmektedir. Çünkü yolsuzluk yapanlar, çok ince birtakım teknikler geliştirmişlerdir. Yolsuzlukla elde edilen kara paranın aklanması konusunda da çok ince yöntemler geliştirmişlerdir. O bakımdan yolsuzlukla mücadele tek boyutlu değildir. Yolsuzlukla mücadelenin de konuyu her yönüyle kapsayacak şekilde verilmesi gerekir. Bu arada yolsuzluktan elde edilen menfaatlerin de müsadere edilmesi, bunlara el konulması gerekir. O bakımdan kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda da uluslararası işbirliği şarttır. Türkiye, bu konuda 1996 yılında Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun’u çıkarmıştır.
Eğer bu günlerde Türk basınını izleyecek olursanız yolsuzluklarla ilgili çeşitli operasyonların düzenlendiğini, çeşitli davaların açıldığını görebilirsiniz. Bu, Türk Hükümeti’nin yolsuzlukla mücadele konusundaki kesin kararlılığının bir ifadesidir. Çünkü biz yolsuzlukları önlemenin, hukuk devletine inancın korunması, demokrasinin gelişmesi, insan haklarına saygının gerçekleşmesi bakımından vazgeçilmez bir mücadele olduğunu düşünüyoruz. Aynı şey her ülke için, bütün dünya için geçerlidir. Bu gün burada 40’dan fazla ülke temsilcilerinin ve uluslararası kuruluşların temsilcilerinin, sivil toplum örgütleri temsilcilerinin bir araya gelmesinin nedeni de, bu konuda uluslararası işbirliğini sağlamaktır. Bu konuda etkili mücadele yöntemlerini bir kez daha gözden geçirmeli ve geliştirmeliyiz.
Bu toplantıya Türkiye olarak ev sahipliği etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Türkiye, 4 ay önce yine yolsuzlukla mücadele konusunda çok başarılı çalışmalar yapan, yolsuzlukla mücadele konusunda ceza hukuku ve medenî hukuk sözleşmelerini hazırlayan Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen başka bir toplantıya da ev sahipliği etmişti. Gerçekten 4 ay önce Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadelede Uzman Servisler 5. Avrupa Konferansı İstanbul’da toplanmıştı.
Bu gün de İktisadî İşbirliği ve Gelişme Teşkilâtı’nın düzenlediği bu toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. İstanbul gibi iki kıt’ayı birbirine bağlayan ve en eski uygarlıkların beşiği olmuş bir şehirde böyle bir toplantının düzenlenmiş olması büyük bir önem taşımaktadır. Bu toplantıdan alınan sonuçların gerçekten serbest piyasa ekonomisinin korunması, demokrasinin gelişmesi, insan haklarına saygının gerçekleşmesi ve hukuk devletinin güçlenmesi bakımından yararlı sonuçlar vereceğine inanıyorum. Bu düşüncelerle Avrupa Geçiş Süreci Ekonomilerinde Yolsuzlukla Mücadele Ağı Üçüncü Yıllık Toplantısı’nın başarılı geçmesini diliyor, hepinizi saygıyla selâmlıyorum.
|