Sayın Yargıtay Başkanı, Yüksek Mahkemelerin Sayın Başkan ve Başkan Vekilleri, Sayın Yargıtay Üyeleri, Değerli Konuklar,
Bu gün Yargıtay için önemli bir gün. Çünkü 190 sayılı Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilmesine Dair 4627 sayılı Kanun’la ihdas edilen 12 üyelik ve boşalan 8 üyelik için yapılan seçim sonucunda bu gün mazbatalarını alarak göreve başlayacak 20 yeni üyeyi Yargıtay’a kazanmış bulunuyoruz.
Anayasamızın 154. maddesine göre Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen kararların en son inceleme merciidir. Ayrıca belirli davalarda ilk ve son derece mahkemesi olarak görev yapar. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca gizli oyla ve salt çoğunlukla seçilir. Yargıtay, adlî yargıda en yüksek yargı organıdır.
Türkiye, parlamenter rejimle yönetilen demokratik bir ülkedir. Parlamenter rejimde kuvvetler ayrılığı sert bir biçimde uygulanmaz. Yasama ve yürütme arasında kesin bir ayrım yoktur. Örneğin yasama organının üyeleri aynı zamanda yürütme organının üyeleri olabilir.
Ancak yargı bakımından durum farklıdır. Yargı her durumda bağımsızdır. Yargı bağımsızlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilemez niteliklerinden olan hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Anayasamıza göre kuvvetler ayrılığında yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Yargı yetkisinin kullanılmasında yasama ve yürütmenin müdahalesi olamaz.
Yargının görevi hukuku uygulamak, adaleti dağıtmaktır. Yargının bunun dışında bir amacı yoktur. Yargının işlevi adaleti dağıtmak, ölçüsü hukuktur. Yargının bunun dışında bir amacı ve ölçüsü yoktur. Yargı, haklıyı haksızdan ayırmak, suçluyu cezalandırmak işlevlerini yerine getirir. Bu görevi yaparken yargının başka hiçbir düşünce içinde olması söz konusu değildir. Başka hiçbir düşünce, yargı kararlarında etkili olmaz.
Yargı, görevini tarafsızlık anlayışı içinde yerine getirir. Yargı önünde herkes eşittir. Zaten bu, Devletin bütün organları için Anayasa’nın koyduğu bir temel kuraldır. O nedenle yargı, insanlar arasında siyasî düşünceleri itibariyle de hiçbir ayrım yapmaz. Hiçbir siyasî düşünce, yargı kararlarını etkileyemez. Yargı ve onun emrindeki güçler, başka bir düşünce ve başka bir davranış içinde olamaz.
Öte yandan siyaset de, hiçbir zaman yargıyı etkileme çabası içinde olamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, yargı kararlarına uymak zorundadır; bu kararları hiçbir şekilde değiştiremez, onların yerine getirilmesini geciktiremez. Yargıyı yetkili yargı organları dışında hiçbir merci etkileme çabasına giremez. Nitekim Anayasamızın 138. maddesine göre, “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulanamaz.”
Yargı bağımsızlığı, hepimizin, herkesin saygı göstermesi gereken bir temel ilkedir. Bu herkesin görevidir. O nedenledir ki Basın Kanunu da, ceza kovuşturmalarında iddianamenin ve dava ile ilgili her türlü evrakın alenî duruşmada okunmasından önce yayınlanmalarını yasaklamıştır. Dava kesinleşmeden mahkemelerin ve hâkimlerin kararları ve işlemleri hakkında yayın yapılması da yasaktır.
Şüphesiz kesinleşmiş yargı kararları da bilimsel yöntemlerle eleştirilebilir. Ancak henüz yargı süreci devam ederken onu etkileyebilecek her türlü açıklamadan, her türlü yayından kaçınmak gerekir. Elbette basın ve yayın organları, kamuyu aydınlatma, kamuyu bilgilendirme görevlerini gecikmeksizin yerine getireceklerdir. Ama devam eden davalar hakkında mahkemeler ve hâkimler üzerinde psikolojik baskı anlamına gelecek her türlü açıklamadan kaçınmak gerekir. Yargı bağımsızlığına saygı bunu gerektirir. Bu konuda herkesin, sıfatı ve görevi ne olursa olsun, yargı bağımsızlığına tam saygı göstermesi gerekir.
Yargının görevlerini tam olarak yerine getirebilmesi için, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının tam olarak gerçekleşmesi için yeni bir yapılanmaya gitmek istiyoruz. Bilindiği gibi, ülkemizde idarî yargıda bölge idare mahkemeleri bir ölçüde istinaf mahkemesi işlevini yerine getirmektedir. İdare ve vergi mahkemelerince verilen bazı kararlar, itiraz yoluyla bölge idare mahkemelerince kesin olarak sonuçlandırılmaktadır. Bu, henüz bir başlangıçtır. Bölge idare mahkemelerinin istinaf mahkemesi işlevini güçlendirmek durumundayız. Danıştay’ın bugün ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların bir bölümünü daha idare ve vergi mahkemelerine, temyiz mahkemesi olarak baktığı davaların bir bölümünü daha bölge idare mahkemelerine vermek; buna karşılık bölge idare mahkemelerinin verdiği kararların bir bölümünü temyiz kademesi olarak Danıştay’a vermek durumundayız.
Şimdi aynı şeyi adlî yargı bakımından da gerçekleştirmek istiyoruz. Hazırlanmakta olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu Tasarılarında kanun yolları arasında temyizden önce istinaf yolu getirilmiştir. Böylece istinafın özelliği gereği olarak bölge adliye mahkemeleri, davanın esasına girmek suretiyle karar vereceklerdir. Yalnız kanuna uygunluk açısından inceleme yapmakla yetinmeyecekler, gerektiğinde davanın esasına girmek suretiyle karar verebileceklerdir.
Bazı davalar, bu kademede miktar itibariyle veya nitelikleri itibariyle kesin karara bağlanacaktır. Ama özellikle uygulamada, temel sorunların çözümü bakımından önemli olan konular temyiz mercii olarak Yargıtay’a gelecektir. Aynı şey, idarî yargı bakımından Danıştay için söz konusudur.
Böyle bir yeni yapılanma içinde hak arama özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ve davaların daha çabuk sonuçlanması, şimdiye kadar olduğundan daha geniş ölçüde gerçekleşecektir.
Yargıtay ve Danıştay’ın işlevleri de, ülkede hukuk birliğini sağlamak, bu arada bölge idare mahkemeleri veya bölge adliye mahkemelerince verilecek kararlar arasındaki içtihat farklarını gidermek, temel konuları karara bağlamak ve hukukun gelişmesine içtihat yoluyla katkıda bulunmaktır. Aslında temyiz mahkemelerinin en önemli işlevi hukukun gelişmesini içtihat yoluyla sağlamaktır. Bu yeni yapılanma, Yargıtay ve Danıştay’ın bu işlevi yerine getirmesini daha kolaylaştıracak ve onları güçlendirecektir.
Bu arada yüksek mahkemelerimizin en güçlü hâkimlerimizle görevlerini daha iyi bir biçimde yapabilecek bir konuma getirilmesi şarttır. İşte Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca çok titiz bir seçme sonucunda belirlenen ve bu gün yeni göreve başlayacak olan 20 yeni Yargıtay üyesi biraz sonra mazbatalarını alacaklardır. İnanıyorum ki Yargıtayımız, bu yeni üyelerimizle yeni bir güç kazanacaktır ve bundan sonra Yargıtay, bu üyelerimizle çalışmalarını çok daha güçlü bir biçimde yürütecektir.
Yeni seçilen üyelerimizi kutluyorum. Yargıtay’ı kutluyorum. Yeni üyelerimizin görevlerinde başarılı olmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla selâmlıyorum. |