Değerli Basın Mensupları,
Yolsuzluk ve yolsuzlukla mücadele son zamanlarda Dünyanın ve Ülkemizin gündemini işgal eden en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda kendini gösteren bozulma ile ahlâkî çöküntünün göstergesi ve sonucu olan yolsuzluk, vatandaşların Devlete, hukuka ve siyaset kurumuna olan güven duygusunu zedelemektedir. Bu itibarla, kamu vicdanını rahatsız eden ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, kişilerin kanun önünde eşitliğinde şüphe uyandıran ve dolayısıyla Devlete olan güven duygusunu zaafa uğratan yolsuzluklara karşı etkin bir mücadelenin gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Gerçekten Avrupa Konseyinde ve Birleşmiş Milletlerde yolsuzlukla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, bu kriminolojik ve sosyolojik olayın, basit bir rüşvet veya başkaca bir haksız menfaat temin etmenin ötesinde, demokratik rejimleri tehdit eden, gelir dağılımını bozan hatta ekonomik düzeni kökünden sarsan bir olgu olduğu kabul edilmektedir.
Bilindiği gibi, yolsuzluk yalnızca cezaî yaptırımlarla çözülemeyeceğinden meselenin siyasî, sosyal ve ekonomik boyutlarının da göz önüne alınması ve yolsuzlukla mücadelenin tüm toplumsal alan ve kesimleri de kapsayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Bu itibarla, yolsuzlukla mücadelede başarıya ulaşılabilmesi için;
1-Öncelikle mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi, başka bir ifadeyle mevzuatımızın Avrupa Birliği normları ve uluslararası sözleşme hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, bu mücadele için uygun hale getirilmesi,
2-Güçlü bir yargı sisteminin oluşturulması, bu bağlamda, yolsuzluğun soruşturulması bakımından ceza yargılaması sisteminin personel ve altyapı yönünden kapasitesinin güçlendirilmesi, teknolojik gelişmelerin yakından izlenmesi ve ihtisaslaşmanın sağlanması gerekir.
Bunların yanında, yolsuzluk suçları çoğu zaman uluslararası nitelik taşıdığından, bu tür suçlarla mücadelede uluslararası işbirliği ve uluslararası müşterek hukukî yardım müesseselerinin sağlıklı ve hızlı bir şekilde işletilmesi de yolsuzlukla mücadelede büyük önem arz etmektedir. Bu önemin farkında olan Ülkemiz, Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi, Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi, Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi ve Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi gibi bu alandaki temel uluslararası metinleri imzalamış bulunmaktadır.
Sayılan uluslararası sözleşmelerin hükümlerinin iç hukukumuza yansıtılması süreci ise devam etmektedir. 4782 sayılı Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi İçin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun kabul edilerek yürürlüğe konulması bu sürecin örneklerinden birisidir.
Herkes tarafından bilindiği üzere, yolsuzlukla mücadelede takip edilmesi gereken suçların soruşturulması ve kovuşturulması kolay olmamaktadır. Zira bu tür suçların soruşturma ve kovuşturmalarında delillere ulaşmada bir takım güçlüklerle karşı karşıya kalınmakta olduğundan, konuyla ilgili olarak bazı yasal düzenlemelerin yapılması zorunludur. Bu amaçla, 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile 12/12/2003 tarihli ve 5020 sayılı “Bankalar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu kanunlarla, yolsuzluk sonucu elde edilen haksız menfaatlerin Devlete geri dönmesi amaçlanmış ve bunların uygulama sonuçları alınmaya başlanmış ise de, yolsuzlukla mücadele bakımından genel bir yasal düzenlemenin yapılması gerekliliği de artık herkes tarafından kabul edilmektedir.
Bu gereklilikten hareketle, Bakanlığımızca hazırlanan “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı” ile yolsuzluklarla etkili mücadele çerçevesinde, bu suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak esas ve usuller düzenlenmiştir.
Bu düzenleme yapılırken suç ve cezaların kanunîliği ilkesinin, suçun unsurlarının, suç karşılığında verilecek cezanın ve cezayı ağırlaştıran nedenlerin kanunda açıkça belirlenmiş olmasını zorunlu kılması ve yolsuzluğun, kriminolojik ve sosyolojik bir kavram olması nedeniyle “yolsuzluk suçu” şeklinde bir tanımlama yapılmamış, bunun yerine bu kapsamda kaldığı düşünülen suçlar tek tek sayılmıştır.
Sayılan suçların, Kanun Tasarısında öngörülen esas ve usuller uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması için, bu suçların, memurlar ve memur sayılanlar ile özel kanunlarındaki hükümlere göre memur gibi cezalandırılanlarla bunların fiillerine iştirak edenler tarafından, teşekkül hâlinde işlenmesi ve ortaya çıkan haksız menfaat veya zararın belli bir miktarı aşması gerekmektedir.
Kapsamda yer alan suçların, memurların iştiraki olmaksızın gerçek kişilerce oluşturulan teşekküller tarafından işlenmesi hâlinde ise, ortaya çıkan haksız menfaat veya zararın çok daha fazla olması durumunda Tasarı hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir.
Söz konusu kapsam için uygulanması öngörülen Tasarının getirdiği düzenlemelere göre;
- Tüzel kişiler de cezaî bakımdan sorumlu olacaktır.
- Kapsamda yer alan suçların dava zamanaşımı süreleri uzayacaktır.
- Bu suçlara ağır ceza mahkemeleri bakacak ve bunlar da kendi içinde ihtisaslaşacaktır.
- Bu suçlar, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaksızın Cumhuriyet savcıları tarafından doğrudan soruşturulacaktır.
- Bu suçların soruşturma ve kovuşturmalarında, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesi hariç olmak üzere, 2 ilâ 10 uncu maddelerinde öngörülen usul ve tedbirler uygulanacaktır.
- Cumhuriyet savcısı, uluslararası sözleşmeler ve adlî yardımlaşma çerçevesinde faillerin, suç delillerinin ve yolsuzluktan elde edilen gelirlerin, doğrudan veya kolluk aracılığıyla yurt dışında araştırılmasıyla ilgili kararları alabilecek ve uygulatabilecektir.
- Cumhuriyet savcısı, bu suçların soruşturmasını yürütürken çalışma grubu oluşturabilecektir.
- Bu suçlardan dolayı mahkûm olanlar hakkında, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun paraya çevirme ve tecil ile şartla tahliye hükümleri uygulanmayacaktır.
Bu sayılanların yanında;
- Kapsamda yer alan suçları işleyenlerin bu fiillerden elde ettikleri hususunda kuvvetli belirtiler bulunan her türlü mal, hak ve alacakları üzerine konulabilecek tedbirler,
- Kamu kurum ve kuruluşlarının belli bir miktarı aşan ihale, alım, satım gibi işlemlerini bildirmesi zorunluluğu,
- Suçun ortaya çıkmasına yardımcı olanlar için uygulanacak etkin pişmanlık müessesesi,
- Bu suçlarla ilgili olarak yardım sağlayanların korunması,
- İkramiye verilmesi ve
- Eğitim konusu
da Tasarıyla düzenlenmektedir.
Getirdiği düzenlemeler ana hatlarıyla açıklanan “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı”, bugün, tüm bakanlıklar, yüksek mahkemeler ile konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşüne sunulmaktadır. Belirtilen yerlerden gelen görüşlerin titizlikle değerlendirilmesinden sonra Tasarının kanunlaşması için gerekli süreç işletilecektir.
Bakanlığımızca hazırlanan “Yolsuzlukla Mücadele Kanunu Tasarısı”nın Ülkemize ve Milletimize hayırlı ve yararlı olması temennisiyle hepinizi saygıyla selâmlarım.
--------------------------------------------------
YOLSUZLUKLA MÜCADELE KANUNU TASARISI
Amaç
Madde 1- Bu Kanunun amacı, yolsuzluklarla etkili mücadele çerçevesinde, Kanunda belirtilen suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak esas ve usulleri belirlemektir.
Kapsam
Madde 2- Memurlar ve memur sayılanlar ile özel kanunlarındaki hükümlere göre memur gibi cezalandırılanlar veya bunların fiillerine iştirak edenler tarafından;
a) 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 201/a, 201/b, 202, 205, 208, 209, 211 ilâ 214, 216, 218, 219, 278, 339 ilâ 342, 345, 366, 367, 504, 525/b ve 525/c maddelerinde yazılı,
b) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (b) bendinde yazılı,
c) 29/5/1979 tarihli ve 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunun 15 inci maddesinde yazılı,
d) 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda öngörülen usul çerçevesinde, Kanunun 47 nci maddesinin (A) bendinde ve aynı maddenin (B) bendinin 3 numaralı alt bendinde yazılı,
e) 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 4 ve 13 üncü maddesinde yazılı,
f) 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesi İle 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda ve 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin (b) bendinde yazılı,
g)10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda hapis cezasını gerektiren,
Suçların teşekkül hâlinde işlenmesi ve sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının bin katını aşan haksız menfaat veya zararın ortaya çıkması ihtimali hâlinde, bu Kanun hükümleri uygulanır.
Memurlar ve memur sayılanlar ile özel kanunlarındaki hükümlere göre memur gibi cezalandırılanlarla iştirak hâlinde olmaksızın, gerçek kişilerce oluşturulan teşekküllerce işlenen ve sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının onbin katını aşan haksız menfaat veya zararın ortaya çıkması ihtimali hâlinde de aynı hükümler uygulanır.
Bu Kanunun uygulanmasında teşekkül, suç işlemek maksadıyla üç veya daha fazla kişinin anlaşarak birleşmeleridir.
Özel hukuk tüzel kişilerinin cezaî sorumluluğu
Madde 3- Diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun kapsamına giren suçlar, özel hukuk tüzel kişilerinin tüzel kişiliğini temsil etme veya tüzel kişilik adına karar alma yahut tüzel kişilikte denetim icra etme yetkisi bulunanlar tarafından bu tüzel kişiliğin yararına olarak işlendiğinde, bu kişiler cezalandırılmakla beraber özel hukuk tüzel kişisi hakkında da suçla elde edilen menfaatin iki katından üç katına kadar ağır para cezasına hükmolunur.
Soruşturma ve kovuşturma
Madde 4- Bu Kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama görevi, suçun işlendiği yerin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerine aittir. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemeleri kurulabilir.
Bu Kanun kapsamına giren suçların soruşturma ve kovuşturmalarında aşağıdaki hükümler tatbik olunur.
a) Bu suçlarla ilgili hazırlık soruşturması, iş bölümü ilişkilerine göre, Cumhuriyet savcılarınca bizzat yürütülür. Bu suçlar, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsalar bile, Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.
b) Bu Kanunda yazılı suçlardan veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.
c) Hakkında soruşturma açılan kamu görevlileri ile ilgili olarak, Cumhuriyet savcılığınca, kamu görevlisinin bağlı olduğu kurum veya kuruluşa derhal bilgi verilir.
d) Bu suçların soruşturma ve kovuşturmalarında, 30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesi hariç olmak üzere, 2 ilâ 10 uncu maddelerinde öngörülen usul ve tedbirler uygulanır.
e) Bu suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda kolluk; soruşturma ve kovuşturma sebebiyle şüpheli, sanık, tanık, bilirkişi ve suçtan zarar görenleri, Cumhuriyet savcısının veya mahkeme naibinin veya istinabe olunan hâkimin emriyle belirtilen gün, saat ve yerde hazır bulundurmaya mecburdur. Bu emir, çağrılanlar hakkında kolluğa ihzar müzekkeresinde olduğu gibi zor kullanma yetkisi verir.
f) Cumhuriyet savcısı, uluslararası anlaşmalar ve adlî yardımlaşma çerçevesinde faillerin, suç delillerinin ve yolsuzluktan elde edilen gelirlerin, doğrudan veya kolluk aracılığıyla yurt dışında araştırılmasıyla ilgili kararları alabilir ve uygulatabilir.
g) Cumhuriyet savcısı, bu Kanun kapsamına giren suçların soruşturulmasının yürütülmesi sırasında çalışma grubu oluşturabilir; çalışma grubuna hangi kolluk birimlerinin ve kuruluş temsilcilerinin katılacağını belirler. Cumhuriyet savcısı gerekli gördüğünde; kolluk görevlileri, bakanlıklar, kamu kurum, kurul ve kuruluşları ile özerk kurumlardan müfettiş, murakıp, denetmen, kontrolör, hesap uzmanı, uzman, akademisyen gibi elemanların geçici olarak çalışma grubunda görevlendirilmesini isteyebilir veya çalışma grubu oluşturmadan da bu kişilerin uzmanlık alanlarından yararlanabilir; bu konudaki istem ilgililerce derhal yerine getirilir. Bu istemi özürsüz olarak yerine getirmeyenler hakkında, üç aydan altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur. Çalışma grubunda görevli olanlar, soruşturma süresince, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının izni olmadan bu görevinden alınamaz.
h) Cumhuriyet savcısının soruşturmaya yönelik bilgi ve belge istemleri, kamu kurum, kurul ve kuruluşları ile gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerince, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, ivedilikle ve öncelikle yerine getirilir.
ı) Soruşturmanın gerekli kıldığı hâllerde, suçun işlendiği veya delillerin bulunduğu yerlere gidilerek soruşturma yapılır.
j) Bu suçlardan dolayı mahkûm olanlar hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 ve 6 ncı madde hükümleri ile şartla tahliye hükümleri uygulanmaz.
Zamanaşımı
Madde 5- Bu Kanunun kapsamında yer alan suçların dava zamanaşımı süreleri iki katı olarak hesaplanır.
Tedbirler
Madde 6- 4208 ve 4422 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; bu Kanunun kapsamına giren suçları işlediğine dair kuvvetli belirtiler bulunan kişilerin bu fiillerinden elde ettikleri hususunda kuvvetli belirtiler bulunan her türlü taşınır ve taşınmazlarına soruşturma sırasında el konulmasına; bankalar ve banka dışı malî kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacakları üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılmasına, bir tevdi mahalline yatırılmasına, hak ve alacaklar ile mal, kıymetli evrak, nakit ve sair değerlerin idaresi için diğer tedbirlerin alınmasına, soruşturma sırasında sulh hâkimliği, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı; kovuşturma sırasında mahkeme tarafından karar verilebilir. Tedbire Cumhuriyet savcılığınca karar verilmesi hâlinde yirmidört saat içinde yetkili ve görevli sulh hâkimliğinin onayına sunulur; hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar.
Birinci fıkrada belirtilen mal varlığının hukuka uygun olarak elde edildiği anlaşıldığında, el koyma tedbirine karar verilmez veya verilmiş olan karar kaldırılır.
Sanık mahkûm edildiğinde, söz konusu mal varlığı ile hak ve alacaklar veya suçun işlenmesine ayrılan veya suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan doğan değer veya ürünlerin veya bunlar yerine geçen şeylerin ve müsaderesi gereken her türlü eşya veya gelirlerinin veya suçtan doğan her türlü yararın Devlete intikaline hükmolunur.
Bildirim zorunluluğu
Madde 7- 4/1/2002 tarih ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tâbi kurum ve kuruluşların, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık brüt tutarının bin katını aşan miktardaki ihale, alım, satım, ruhsat, teşvik ile ilgili her türlü işlemleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca işlemin yapılacağına karar verilmesi ile birlikte İçişleri Bakanlığına bildirilir.
Suçun ortaya çıkartılmasına yardımcı olanlar
Madde 8- Bu Kanunun öngördüğü suçları işleyenler veya bunların fiillerine iştirak edenlerden;
a) Suçların icrasından sonra, ancak soruşturmaya başlanmadan önce yetkili mercilere başvurup bilgi vererek suçluların yakalanması ve delillerin ortaya çıkartılması hususunda yardımda bulunanlara ceza verilmez.
b) Suçların icrasından sonra soruşturma sırasında yetkili mercilere başvurup bilgi vererek suçluların yakalanması ve delillerin ortaya çıkartılması hususunda yardımda bulunanların cezaları sekizde birine kadar indirilir.
c) Kovuşturma sırasında bilgi vererek suçluların yakalanması ve delillerin ortaya çıkartılması hususunda yardımda bulunanların cezaları altıda birine kadar indirilir.
d) Hüküm kesinleştikten sonra başvurup bilgi vererek suçluların yakalanması ve delillerin ortaya çıkartılması suretiyle davanın yenilenmesi hususunda yardımda bulunanların cezaları dörtte birine kadar indirilir.
Soruşturma veya kovuşturmanın herhangi bir aşamasında işledikleri suçların neden olduğu zararları giderenler veya suçtan elde edilen kazancı iade edenlerin cezaları, ayrıca yarısına kadar indirilir. Haklarında verilen hükümler kesinleştikten sonra da bu fıkrada belirtilen zarar veya kazancı iade edenler hakkında da bu hüküm, hükmü veren mahkemece uygulanır.
Yardım sağlayan kimselerin korunması
Madde 9– Bu Kanun kapsamındaki suçları ihbar edenler, suçların aydınlatılmasında yardım sağlayan kimseler ve bunların yakınları hakkında da 4422 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde belirtilen koruma önlemleri uygulanır.
Savunma hakkı engellenmeksizin, mahkemeye bilgi verenlerin tanınmasını engelleyecek görünüş, ses, kıyafet değişikliği yöntemleri kullanılarak veya video ve ses bağlantısı veya diğer uygun araçlar dahil, iletişim teknolojisinden yararlanılarak dinlenilmelerine mahkemece karar verilebilir.
İkramiye
Madde 10- Suçun soruşturulma ve kovuşturulmasında görev alanlar hariç olmak üzere, bu Kanun kapsamında yer alan suçların ortaya çıkarılması, aydınlatılması, delillerin ele geçirilmesi, faillerinin yakalanması ve kamu zararının giderilmesinde yardım sağlayan kişilere, esas ve usulleri yönetmelikle belirlenmek üzere, sağlanan yardım oranında, telafi edilen zararın yüzde birinden yüzde üçüne kadar, İçişleri Bakanlığı bütçesinin ilgili tertibinden ikramiye verilir.
Eğitim
Madde 11- Yolsuzlukla mücadele kapsamında personelin eğitimi ve halkın aydınlatılması için gerekli olan çalışmalar Başbakanlığın koordinasyonunda ilgili bakanlıklarca yapılır.
Değiştirilen hüküm
Madde 12- 4422 sayılı Kanunun 8 inci maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“5, 6 ve 7 nci maddelerin uygulanmasında süre şartı aranmaz.”
Yönetmelik
Madde 13- Bu Kanunun 4, 6 ilâ 10 uncu maddelerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usuller, Adalet ve Maliye Bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Yürürlük
Madde 14- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 15- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Yolsuzluk, son yıllarda Dünyanın gündemini işgal eden en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten Avrupa Konseyinde ve Birleşmiş Milletlerde yolsuzlukla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, bu kriminolojik ve sosyolojik olayın basit bir rüşvet veya başkaca bir haksız menfaat temin etmenin ötesinde, demokratik rejimleri tehdit eden, gelir dağılımını bozan hatta ekonomik düzeni kökünden sarsan bir olgu olduğu kabul edilmiştir. Nitekim, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 14/1/2004 tarihli ve 5065 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 27/1/1999 tarihli “Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi”nin Giriş Kısmında,
“Uygun bir mevzuatın ve eksiksiz koruyucu önlemlerin kabulü de dahil olmak üzere, bir öncelik olarak, toplumun yolsuzluğa karşı korunmasını hedefleyen ortak bir ceza politikası izlenmesi gerekliliğinin bilincinde olarak,
Yolsuzluğun, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları için bir tehdit oluşturduğunun, iyi yönetim, hakkaniyet ve sosyal adalet ilkelerini temelden yıktığının, rekabeti bozduğunun, iktisadi gelişmeyi kösteklediğinin ve demokratik kurumların istikrarını ve toplumun ahlâkî temellerini tehlikeye attığının altını çizerek,”
ifadelerine yer verilmek suretiyle, yolsuzlukla mücadele edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Öte yandan, Avrupa Konseyi’nin 10-11 Ekim 1997 tarihli “Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke Kararı”nda, 4/11/1999 tarihli “Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi”nde, 12-15 Aralık 2000 tarihli “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde” ve son olarak 9-11 Aralık 2003 tarihlerinde imzaya açılan “Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nde de bu hususun açıkça belirtildiği görülmektedir.
Yolsuzlukla mücadelenin önemi, 1988 tarihli “Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”, 1990 tarihli “Avrupa Konseyi Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması ve Müsaderesi Sözleşmesi” ve 1997 tarihli “Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi”ne bakıldığında da açıkça görülecektir.
Anılan bu sözleşmelerde, taraf devletler, yolsuzlukla mücadele konusunda tedbirler almaya ve bu bağlamda yolsuzlukla mücadeleye ilişkin kanunları hazırlayıp yürürlüğe koymaya davet edilmektedir.
7/1/2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, yolsuzlukların tüm yönleriyle ele alındığı bir çalışma gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada, söz konusu olguyla mücadele kapsamında gerekli yasal tedbirlerin alınması ve bu yolda hazırlanacak tasarıların ivedilikle çıkarılması öngörülmektedir.
Yolsuzluk, kriminolojik ve sosyolojik bir kavramdır. Yolsuzluğun, ceza hukuku dışındaki metinlerde tarif edildiği görülmekle birlikte, suç ve cezaların kanunîliği ilkesi, yapılacak düzenlemelerde, suçun unsurlarının, suç karşılığında verilecek cezanın ve cezayı ağırlaştıran nedenlerin kanunda açıkça belirlenmiş olmasını zorunlu kıldığından, niteliği gereği, “yolsuzluk suçu” şeklinde bir düzenlemenin yapılması teknik olarak mümkün değildir. Bu nedenle Tasarıda, yolsuzluk suçunu tarif etmek yerine bunu karşılayan suçlar hep birlikte dikkate alınmak suretiyle ihtiyaca cevap verecek bir düzenleme yapılması yoluna gidilmiştir.
Yolsuzlukla mücadelede, sadece ceza hukuku araçlarıyla başarıya ulaşılabilmek mümkün değildir. Bu alandaki mücadelede, Devletin işleyişindeki şeffaflık büyük önem arz etmekte; cezaî tedbirlerin yanında özel hukuk ve idare hukuku alanında da bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca bu mücadeleyi yürütecek personelin nitelikli hâle getirilmesi için bunlara özel eğitim verilmesi ve kamuoyunun yolsuzluk konusunda aydınlatılması da önem taşımaktadır.
Yolsuzlukla mücadelede, takip edilmesi gereken suçların soruşturulması ve kovuşturulması kolay olmamaktadır. Bu nedenle, bu mücadelede görev alan organların özerk, hatta bağımsız bir yapıya kavuşturulmasında zorunluluk bulunmaktadır. Bu zorunluluğa paralel olarak “ihtisaslaşma” ilkesine de özenle uyulması ve insan hakları ihlâllerine neden olunmadan maddî gerçeğin ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Yolsuzlukla mücadelede ortaya çıkan bir başka önemli sorun, soruşturma ve kovuşturmalarda delillere ulaşmada karşılaşılan güçlüklerdir. Bu nedenle Tasarı, adayı bulunduğumuz Avrupa Birliğine üye ülkelerin hemen hemen tamamında yıllardır uygulanmakta olan ve uluslararası sözleşmelerde yasal düzenleme hâline getirilmesi önerilen modern soruşturma tedbirlerinin, kanunda düzenlenmesini öngörmektedir. Tasarıyla getirilmesi amaçlanan bu düzenlemelerin, insan hakları ihlâllerine yol açmaması için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa hükümleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde yorumlanarak uygulanması gerekmektedir. Bu husus, Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun Raporunda, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 20 nci, Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesinin 23 üncü ve Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 50 nci maddelerinde de vurgulanmıştır.
Tasarıyla, yolsuzlukla mücadelenin zaman içinde sonuçsuz kalmasının önlenmesi amacıyla, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 11 inci maddesinin (5) numaralı bendinde ve Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 29 uncu maddesinde yer alan hükümler de dikkate alınarak bu kapsamda yer alan suçların dava zamanaşımı süreleri uzatılmıştır.
Tasarı, yolsuzlukla mücadelede tüzel kişilerin cezaî sorumluluğunu da öngörmektedir. Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 10 uncu, Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesinin 18 inci, Uluslararası Ticarî İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesinin 2 nci ve Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 26 ncı maddelerinde de yolsuzlukla mücadelede takip edilmesi gereken suçlarda tüzel kişilerin cezaî sorumluluğunun kabul edilmesi öngörülmektedir.
Öte yandan, yolsuzlukla mücadelede, yolsuzluk niteliği taşıyan suçlardan elde edilen haksız menfaatin, bu suçların faillerinin elinden alınması da en önemli araçlardan biridir. Bu husus, Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesinin 23 üncü ve Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadelede Yirmi Temel İlke Kararının 4 üncü maddelerinde de açıkça dile getirilmiş olduğundan, Tasarıda, hak ve alacaklara tedbir konulmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilmiştir.
Tasarı, yukarıda belirtilen uluslararası sözleşmelerin hükümleri ve hukukun genel ilkeleri ile yolsuzlukla mücadele bakımından ortaya çıkan ihtiyaçlar dikkate alınmak suretiyle hazırlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Maddede, Kanunun amacının, Genel Gerekçede de ifade edildiği üzere, yolsuzlukla etkili mücadele çerçevesinde, kapsamda yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında uygulanacak esas ve usulleri düzenlemek olduğu belirtilmektedir.
Madde 2- Maddede Kanunun kapsamı hükme bağlanmaktadır. Genel Gerekçede de açıklandığı üzere, suç ve cezaların kanunîliği ilkesi gereği “yolsuzluk suçu” tanımı yapılmamış, bunun yerine kapsamda kalan suçlar tahdidi olarak sayılmıştır.
Madde 3- Maddede, konuyla ilgili uluslararası sözleşmelerin hükümleri göz önünde tutularak, yolsuzlukla mücadelede tüzel kişilerin cezaî sorumluluğuna ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme yapılırken özel hukuk tüzel kişilerinin cezaî sorumluluğuna ilişkin diğer kanunlardaki hükümler saklı tutulmuştur.
Madde 4- Maddede, Kanunun kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin usul hükümleri düzenlenmektedir.
Düzenlemeye göre, bu suçlarda yargılama görevi, ağır ceza mahkemelerine ait olacaktır. Yine ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla bu davalara suçun işlendiği yerin adıyla anılan "(l) numaralı ağır ceza mahkemesinde" bakılacaktır.
Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca o yerdeki diğer ağır ceza mahkemelerinin de bu suçlara bakmakla görevlendirilebileceği veya yeni ağır ceza mahkemelerinin kurulabileceği de maddede hükme bağlanmıştır.
Öte yandan maddede, bu tür suçlarla mücadeleyi etkin kılmak amacıyla yapılacak soruşturmalarda uygulanacak esas ve usuller hükme bağlanmış, bu çerçevede, yolsuzlukla mücadele için Cumhuriyet savcısının nezaretinde çalışma grubunun oluşturulmasına da imkân sağlanmıştır.
Madde 5- Maddeyle, Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 11 inci maddesinin (5) numaralı bendinde ve Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 29 uncu maddesinde öngörülen hükümlere paralel olarak Kanunun kapsamında yer alan suçların dava zamanaşımı süreleri uzatılmıştır. Bu suretle yolsuzlukla mücadelenin zaman içinde sonuçsuz bırakılmasına yönelik çabaların önlenmesi amaçlanmıştır.
Madde 6- Maddede, yolsuzlukla mücadele kapsamında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda etkinliğin sağlanabilmesi için konuyla ilgili uluslararası sözleşmelerin hükümlerine paralel bir şekilde alınabilecek tedbirler hükme bağlanmıştır.
Madde 7- Maddede, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tâbi kurum ve kuruluşların, yolsuzluğun belirli bir tutarın üzerindeki ihale, alım, satım, ruhsat, teşvik ile ilgili her türlü işlemlerinin, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca işlemin yapılacağına karar verilmesi ile birlikte İçişleri Bakanlığına bildirileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeyle, yolsuzluğun ortaya çıkması ihtimâli bulunan gelişmelerden bilgi sahibi olunması amaçlanmıştır.
Madde 8- Çağdaş ceza hukuku, suç yoluna girmiş bulunan faillerin bu yoldan çıkarılması için her türlü tedbirin alınmasını zorunlu kıldığından, maddede, suç siyaseti bakımından da önem arz eden etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir.
Madde 9– Maddede, bu tür suçların, ortaya çıkmasına ve faillerinin bulunmasına yardımcı olanların karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunabilmeleri için, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak koruma önlemleri hükme bağlanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında, savunma hakkı engellenmeksizin, bazı teknik yöntemler kullanılmak suretiyle, yardım etmekten çekinen kişilerin bu endişelerini bertaraf edecek düzenlemelere yer verilmiştir.
Madde 10- Maddede, Kanunun kapsamında yer alan suçların ortaya çıkarılması, aydınlatılması, delillerin ele geçirilmesi, faillerinin yakalanması ve kamu zararının giderilmesinde yardım sağlayan kişilere ikramiye verilmesi öngörülmüştür.
Madde 11- Yolsuzlukla mücadelede sadece ceza hukuku araçlarıyla başarıya ulaşılabilmek mümkün olmadığından, maddede, kamu personelinin bu konuda daha duyarlı ve nitelikli hâle getirilmesi için bunlara özel eğitim verilmesi ve kamuoyunun yolsuzlukla mücadele konusunda aydınlatılması konuları hükme bağlanmıştır.
Madde 12- 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 8 inci maddesi gereğince, gizli izleme, kayıt ve verilerin incelenmesi, gizli görevli kullanılması, hak ve alacaklara tedbir konması ve tanık, muhbir ve kolluk görevlilerinin korunması tedbir ve işlemlerine ait kararların alınması ve uygulanmasında, iletişimin dinlenmesi ve tespiti tedbirini düzenleyen anılan Kanunun 2 nci maddesindeki usul ve esaslara uyulması gerekmektedir. Söz konusu 2 nci maddenin altıncı fıkrasındaki hüküm uyarınca, tüm bu tedbirlere, en fazla üç ay için karar verilebilmekte ve bu süre en çok 2 defa üçer ayı geçmemek üzere uzatılabilmektedir. Ancak tedbirlerin hepsi aynı özellikleri taşımamaktadır. Örneğin bir gizli görevlinin, örgüt içine girerek kendini kabul ettirebilmesi bile aylarca hatta yıllarca sürebilmektedir. Diğer yandan hak ve alacaklara konulan tedbirlerin, zorunluluk hâllerinde yargılama sonuçlanıncaya kadar devam ettirilmesi de gerekebilmektedir. Tanıkların korunması için süre sınırlaması getirilmesi de uygulamada sıkıntılara neden olmaktadır.
Bu hususta yaşanan tereddütlerin giderilmesi ve ihtiyaçların karşılanabilmesi bakımından, gizli görevli kullanılması, hak ve alacaklara tedbir konması ve tanıkların korunması tedbirleri için süre şartı aranmaması amacıyla, 4422 sayılı Kanunun 8 nci maddesine bu yönde hüküm eklenmektedir.
Madde 13- Maddede, Kanunun 4, 6 ilâ 10 uncu maddelerinin uygulanmasına ilişkin esas ve usullerin, Adalet ve Maliye Bakanlıklarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.
Madde 14- Yürürlük maddesidir.
Madde 15- Yürütme maddesidir. |