Değerli Basın Mensupları,
Bakanlığımızca hazırlanan “Bankalar Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” 32 asıl ve 4 geçici madde olmak üzere toplam 36 maddeden oluşmaktadır.
Tasarı ile 11 kanun ve 1 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmaktadır.
Değişiklik yapılması öngörülen Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler :
1. 4389 sayılı Bankalar Kanunu
2. Kara Paraya İlişkin 4208 sayılı Kanun
3. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
4. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
5. 4353 sayılı Maliye Vekâleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Dâvalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilâyetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun
6. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanun
7. 6245 sayılı Harcırah Kanunu
8. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
9. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu
10. Katma Değer Vergisi Kanunu
11. Emlak Vergisi Kanunu
12. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
şeklindedir.
Bankacılık sektörü tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Ülkemizde de, ekonominin lokomotifi sektörlerdendir. Ancak son yıllarda bankacılık sektöründe yaşanan olumsuz gelişmelerin Türkiye ekonomisine de olumsuz yansımaları olmuştur. Bu olumsuz yansımalardan başta dar gelirli vatandaşlarımız olmak üzere hepimiz etkilendik ve etkilenmeye devam ediyoruz.
Peki ne olmuştur da bankalar birer birer bankacılık sisteminin dışına çıkmış yani batmıştır?
Bilindiği üzere, Ülkemizde tasarruf mevduatlarına tanınmış olan sınırsız mevduat garantisi nedeniyle, belli başlı özel sektör gruplarından bazıları tarafından sırf kendi grup şirketlerine para aktarmak ve sınırsız ve teminatsız kredi vermek için özel bankalar kurulmuş, bu bankaların hakim ortakları ile yöneticileri, hâlâ zihinlerimizde yer alan gerçeği yansıtmayan aldatıcı ve cezbedici reklâmlarla mevduat sahiplerinin ilgi odağı hâline gelmiş ve kapalı kapılar ardında yapılan yüksek faizlendirme anlaşmaları ile halkın paralarının mevduat olarak toplanması sağlanmış,bu paraların hemen hemen tümü banka kaynakları olarak kendilerine,eş ve çocuklarına ve yakın akrabalarına,kendi offshore bankalarına, çoğunluğu sadece kâğıt üzerinde varlığı bulunan tabela şirketi veya posta kutusu adresli grup şirketlerine, kredi veya yat, kat, ada, uçak gibi her türlü taşınır ve taşınmaz mal edinmeleri için aktarılmış, hatta o boyutlara ulaşmıştır ki,dar gelirli bir vatandaşın üçyüzmilyon limitli kredi kartı borcundan dolayı icra takibine uğradığı bir dönemde bu kaynak aktarımı bu banka hâkim ortaklarının bankalara ait kredi kartları ile milyarlık taşınmazlar alma boyutlarına kadar ulaşmış ve böylece bankaların kaynaklarının bankanın emin şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde kullanmaları sonucuna varmıştır.
Bu gelişmeler sonucu, idarî ve malî özerkliğe sahip Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Bankalar Kanununda belirtilen yetkilerine dayanarak bu tür bankalara rehabilite diyebileceğimiz tedbirleri uygulamış ve nihayet bu bankaların BANKACILIK YAPMA VE MEVDUAT KABUL ETME İZİNLERİ KALDIRILARAK yönetim ve denetimini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devretmiş ve iflâs yolu ile tasfiyelerine karar vermiştir.
Bankacılık faaliyetlerini yürüten bankaların kabul ettikleri mevduat tutarları üzerinden alınan primlerin toplanmasından oluşan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kaynaklarının Fona devredilen veya iflâs yoluyla tasfiyesine karar verilen bankalardan alacaklı olan ve garanti kapsamında olan mevduat sahiplerinin, bu alacaklarını karşılamaktan çok uzak olduğunun ortaya çıkması üzerine, Fon kendisine yönetim ve denetimi devredilen bankaların bu alacak ve borçlarını kanunen üstlenmiş fakat, Fon kaynaklarının mevduat sahiplerinin alacak taleplerini karşılamakta yetersiz kalınca ,nakit ihtiyacını Devlet Hazinesinden borçlanma senetleri aracılığı ile piyasadan borç para almış ve tüm bunların sonucunda Hazineye aşırı şekilde borçlanmıştır.
FONUN BATIK BANKA ALACAKLARININ TAHSİLİNDE HUKUKÎ AÇIDAN YETERSİZ KALMASI KARŞISINDA, ÖZELLİKLE FONUN BATIK BANKALARIN HÂKİM ORTAKLARI, YÖNETİCİ VE DİĞER YAKINLARI VE BUNLARIN MUVAZAALI İŞLEMLERİ İLE ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN MÜLKİYETİNE VE KULLANIMINA GEÇİRİLEN TÜM MAL İLE HAK VE ALACAKLARININ DAHA EMİN ,SÜR’ATLİ,İSTİKRARLI VE DEVLETİN DİĞER TÜM KURUM VE KURULUŞLARI İLE BİRLİKTE TOPYEKÜN BİR BİLİNÇ VE ORGANİZASYONLA TAHSİLİNİN GEREKLİLİĞİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR VE HAZİNE ALACAĞININ TAKİP VE TAHSİL USULÜNE SÜRAT GETİRİLMİŞ VE BU DÜZENLEMELERDE PARANIN TAKİBİ KONUSUNDA ÇOK KATI KURALLAR İÇEREN AVRUPA NORMLARININ BİR KISMI PARALEL OLARAK AKTARILMIŞTIR.
Tasarıda getirilen asıl düzenleme ile, Fon alacaklarından;
Yönetim ve denetimi Fona geçen ve bankacılık yapma izin ve yetkileri Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu tarafından kaldırılarak tasfiyeye tabi tutulan bankaların yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak elinde bulunduran ortaklarının kendi lehine kullandıkları her türlü banka kaynakları ve yakınlarına ve muvazaalı olarak üçüncü kişilere aktardıkları her türlü mal, hak ve alacaklar başkaca bir işleme gerek olmaksızın kanunen Hazineye intikal etmiş sayılacaktır. Yani HAZİNE ALACAĞIDIR.
Bu alacaklara Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) oranlarında aylık gecikme faizi uygulanacaktır. Bu Tasarının ana teması yeni ve etkili bir TAKİP VE TAHSİL HUKUKU VE USULÜ öngörmesidir. Bu Hazine alacaklarına doğduğu tarih itibarıyla Bu alacaklar Maliye Bakanlığı tarafından 8/1/1943 tarihli ve 4353 sayılı Maliye Vekâleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Dâvalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilâyetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanun ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri bu Kanunun özel hükümleri uyarınca takip ve tahsil olunacaktır.
Yani Maliye Bakanlığı HAZİNE AVUKATLARI tarafından takip edilecektir. Bankacılık suçları 4208 sayılı KARAPARANIN aklanmasına ilişkin Kanun kapsamına alınmıştır.
Bankalara ilişkin Hazine alacağı açılmış ve açılacak her türlü davalara ADLÎ TATİLDE de bakılması öngörülmektedir.
Bu davalarda bilirkişiler resmî kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilir, duruşmalarda OTUZ GÜNDEN FAZLA ARA VERİLEMEMESİNE ilişkin hükümler getirilerek bu davaların bir an önce sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.
Ayrıca Maliye Bakanlığı nezdinde özel bir DAVA TAKİP VE TAHSİL ÇALIŞMA GRUPLARI kurulması öngörülmektedir.
Kamu oyunda yüksek sesle dile getirilen ve yakınmalara sebep olan bilirkişi yolsuzluğu ve kirliliğinin önlenmesi amacıyla mahkemeye sunulan bilirkişi raporunun maddî olgu ve fiilî gerçeklerle bağdaşmadığı yönünde kuvvetli emare ve şüphelerin bulunduğu kanaatine ulaşıldığı takdirde, bu bilirkişiler hakkında diğer kanunlardaki hukukî ve cezaî sorumluluklar saklı kalmak şartıyla, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu hükümleri uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının tasdikli bir örneği yetkili Cumhuriyet savcılığına gönderilmesi hükmü getirilmektedir.
Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun önerileri doğrultusunda Fon alacaklarının takibinde davaların hızlandırılmasına ilişkin çeşitli düzenlemelere Tasarıda yer verilmiştir.
Bankalardan kaynak aktarıp yani bankaların içini boşaltanlara karşı açılan davalarda hakim ortakların ve eski yöneticilerin banka kayıtlarını ve delilleri yok ettikleri, mal varlıklarını muvazaalı olarak yakınlarına veya kamu oyununda yakından takip ettiği gibi çaycıları, odacıları gibi diğer şahıslara çeşitli işlemlerle devrettikleri bilinmekte olup, ispat külfeti bu tür davalarda karşı tarafa verilmektedir. Nitekim, Türk Medeni Kanununun 6. maddesi kanunlarda aksine hüküm bulunmadığı hallerde iddianın ispatının iddia edene ait olduğunu belirtmektedir. Burada kanuni bir istisna getirmekteyiz. Çünkü bu tür davalarda karşı taraf yukarıda belirtildiği gibi delilleri yok etmekte, dolayısıyla hakkını kötüye kullanmaktadır. Hukuk hakkını kötüye kullananların yanında yer almamaktadır, bu tür hükümler mevzuatımızda yeni olmayıp 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 59. maddesinde de yer almaktadır.
Bankacılık suçlarında Cumhuriyet savcısının yetkileri artırılmakta, ayrıca bu suçların soruşturma ve kovuşturmalarında Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununun 2 ilâ 10. maddesindeki tedbir ve olanakların uygulanması da Tasarıyla sağlanmaktadır. Yine bu tür suçlarda Cumhuriyet savcısının her türlü haksız kazanımın transferi sonucu elde edilen kan ve kayın hısımları ile üçüncü şahıslar nezdindeki mal, alacak veya sair her türlü şeylere de Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle el konulabilmesi ve Cumhuriyet savcısının bu el koyma kararını hakime onaylatması hükümleri yer almaktadır.
Öte yandan, bankacılık suçlarından dolayı mahkum olanların, Fona ve hazineye olan borçları ve tazminatları ödemediği veya malvarlıklarından tahsil olunamadığı sürece, bunlar hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 ve 6. madde hükümleri ile şartlı tahliye hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır.
Yeri gelmişken şunu da belirtmeliyim ki, bu Kanun Tasarısının asıl karakteri TAKİP VE TAHSİL HUKUKU yönünden düzenlemeler içermesidir. Yani amaç haksız olarak haksız olarak banka kaynaklarının kullanımı sonucu elde edilen ve dolayısıyla hazine zararlarından sorumlu kişilerden yasal düzenlemeler çerçevesinde bunun tahsil edilmesidir.
Yine herkes tarafından gözlenildiği gibi batık bankaların hakim ortaklarının ekonomik ve sosyal durumlarından bir şey kaybetmedikleri ve bu durumun kamu oyunda hoş karşılanmadığı, Devletin bu alacakları tahsil edemediği inancı oluşmaktadır. Tasarıyla Fonun batık banka hakim ortaklarının ve yöneticilerinin şirketleriyle yapmış oldukları yeniden yapılandırma sözleşmelerinde Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının taraf sıfatı kazanması öngörülmekte ve oluşturulacak bir komisyon tarafından bu yeniden yapılandırma anlaşmalarının gözden geçirilmesi ve kötüye kullanma durumlarının önlenmesi amaçlanmaktadır. Borçlu kişi hukuk devletinde borcunu ödemeyerek yalılarda, villalarda oturması, özel yat ve uçaklarla saltanat sürmesi hiçbir hukuk devletinde düşünülemez ve hiçbir hukuk devleti borçluyu himaye edemez.
Tasarıdaki düzenlemeyle, yönetim ve denetimi Fona geçen ve bankacılık yapma izin ve yetkileri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından kaldırılarak tasfiyeye tabi tutulan bankaların yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak elinde bulunduran ortaklarının kendi lehine kullandıkları her türlü banka kaynakları ve her ne ad altında olursa olsun kendilerine ait yurtiçi ve yurt dışı şirket, finans kuruluşu, off-shore bankalara aktardıkları banka kaynakları ile eşleri, çocukları ve evlatlıkları ve bunların diğer kan ve kayın hısımları adına açılmış krediler ile bunlara aktarılan her türlü kaynak aktarımları veya bankaların hâkim ortaklarının kendilerine veya şirketleri ile iştiraklerine rayiç bedelin altında ve muvazaalı yapılmış tüm devir ve temlikler ve bunlardan elde edilen nemalar, bankaya yüksek bedelle satılmış tüm mal, hisse ve hizmetler ve bunlardan elde edilen nemalar, uzun süreli kiralama veya finansal kiralama yolu ile kendisine aktarılan kaynak ve hizmetler bankanın yönetim ve denetim döneminde yeterli ticarî faaliyeti olmaksızın kaynak aktarımı amacıyla kurulmuş şirketlere verilen krediler ile bunlara aktarılan kira ve hizmet bedellerindeki nemalar, yurt dışı banka ve finans kuruluşları ile yapılan inançlı işlemler (fiduciary) yolu ile aktarılan her türlü kaynaklar,bankalarının off-shore bankalarındaki yargı kararları nedeniyle ödedikleri mevduatları ile bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları,müdürlerinin kendileri, eşleri ve çocukları, evlatlıkları ile bunların diğer kan ve kayın hısımlarına aktarılan her türlü kaynakların tümü Hazine alacağıdır.Bu alacaklar başkaca bir işleme gerek olmaksızın kanunen Hazineye intikal etmiş sayılacaktır.
Yine batık bankalara ait paraların tahsili noktasında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu uyarınca banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen sigortaya tâbi tasarruf mevduatı tutarı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen tasarruf mevduatı tutarı arasında bir fark bulunması halinde, bu fark nispetinde bankanın yönetim kurulu ve kredi komitesi başkan ve üyeleri ile genel müdür, genel müdür yardımcıları, imzaları bankayı ilzam eden memurları ve şube müdürleri ile yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının, kendilerine, eşlerine ve çocuklarına ait bankalar ve banka dışı mali kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki, kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere, hak ve alacakları, döviz tevdiat hesapları ve limitli ve limitsiz kredi kartı ve ATM kartları hesapları dahil tüm banka hesaplarının dondurulmasına, kara, hava ve deniz taşıtları dahil her türlü taşınır ve taşınmaz mal, kıymetli evrak ve yurt içi veya yurt dışı Hazine bonosu, Devlet tahvili, hisse senedi, yatırım fonları katılım belgeleri gibi diğer menkul değerlerle, bağımsız ticarî işletme, fabrika ve tesisler, bu tesislerin işletilmesine yönelik marka ve lisans hakları, kamu imtiyaz sözleşmelerinden doğan televizyon kanalı, elektrik santralı gibi bir tesisin kurulması ve işletilmesi yetkilerini veren lisans, ruhsat ve işletme hakları ile bu tesisleri lisans hakkı ile veya lisans hakkı bulunmadan işleten ve kuran şirketlere ait hisse senetleri, hak ve alacakların üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen veya kısmen kaldırılmasına, belirtilen tüm mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına ve/veya resmî sicillerdeki kayıtları üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına, bunların bir tevdi mahalline yatırılmasına ve hak ve alacakların üzerine diğer tedbirlerin konulmasına, bunlardan elde edinilmiş her türlü taşınır ve taşınmaz mal, hak ve alacaklar ile kıymetli evrak, nakit, bir tesisi işletme ve kurma hakkı veren marka ve lisans hakları, bu tesisleri lisans hakkı ile veya lisans hakkı bulunmadan işleten, kuran ve hak sahibi niteliğini haiz şirketlere ait hisse senetleri hakkında belirtilen tedbirlerin alınmasına, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun veya kanunen Hazineye intikal eden alacaklara ilişkin olarak Maliye Bakanlığını temsilen hazine avukatının talebi üzerine ilgili bankanın merkezinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimi, yargılama sırasında ise mahkeme tarafından karar verilir.
Ayrıca, yukarıda belirtilen farkın 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 ve 15 inci maddelerinde yer alan hükümler dahilinde takip ve tahsiline Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu veya kanunen Hazineye intikal eden alacaklara ilişkin olarak Maliye Bakanlığı tarafından karar verilebilir. Bu hükümler,yukarıda sayılan kişiler adına hareket eden veya onlar hesabın a kendi adına para,mal veya hak edinen kişiler hakkında da uygulanacaktır.
Tedbire ilişkin talepler mahkeme tarafından evrak üzerinde incelenecektir, bu tedbirlerin devamlılığı getirilen düzenlemelerle sağlanmıştır. Bu tür muvazaalı işlemlerde iyiniyetli kişileri korumayı amaçlayan Türk Medeni Kanununun iyiniyet ve sicile güven ilkesinden bu kötüniyetli kişiler yararlanamayacaktır.
Tasarının hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. |