Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in Adalet Akademisinin
2007-2008 Eğitim Yılı Açılışında
Yaptığı Konuşma
 

Sayın Cumhurbaşkanım, Yargıtay Başkanımız, yüksek yargı organlarımızın saygıdeğer temsilcileri, adalet camiamızın değerli mensupları, saygıdeğer misafirlerimiz hepiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Türkiye Adalet Akademisi'nin 2007 2008 eğitim yılını açmak için hepimiz bir araya geldik.

Sayın Cumhurbaşkanım, bugün bu açılış vesilesiyle aramızda bulunmanız bizi gerçekten onurlandırmıştır. Adalet camiası olarak sizlere şükranlarımızı sunmayı konuşmamın başında bir görev biliyorum. Biraz önce Adalet Akademisi başkanımızın da ifade ettiği gibi, Türkiye Adalet Akademisi 2003 yılında kuruldu, 4 yıllık geçmişi var. Yanılmıyorsam bu üçüncü eğitim yılı açılışı. O münasebetle  bir araya geldik.

Daha önce akademinin şu anda yapmış olduğu bazı işleri Adalet Bakanlığı bünyesinde Hakim Savcı Eğitim Merkezi yürütüyordu. Ancak bu eğitim merkezi 6 ay görev öncesi hakim ve savcı adaylarımızı burada eğitiyordu. Tüm adalet camiasını eğitim şemsiyesi altına alacak bir akademi düşüncesi Türkiye'de yıllar önce başlamıştı. Benim tespitime göre bu konudaki ilk öneri 1972 yılında gelmiş. Türkiye Barolar Birliği'nin Birinci Genel Kurul toplantısında Prof. Dr. Yaşar Karayalçın "Türkiye Adalet Akademisi Nasıl ve Niçin Kurulmalıdır" diye bir tebliğ sunmuş. Bunun üzerine 1975 yılında Adalet Bakanlığı'nda bir komisyon kurularak bu konuda çalışmalara başlanmış ancak Türkiye Hakim Akademisi kurulmasıyla ilgili bir yasal düzenleme çalışması hazırlanarak Adalet Bakanlığı'na teslim edilmiş. Ancak Başbakanlığa o yıllarda böyle bir kanun tasarısının intikali mümkün olamamış.  Dönemin Yargıtay Birinci Başkanı Sayın Derviş Turhan 1982-83 adli yıl açılış konuşmasında böyle bir öneriyi yeniden gündeme getirmiş ve hatta şu cümlesi ilginçtir: "Bugünkü yöntemle iyi hakim yetiştirmemiz çok zordur, o nedenle bu konuda bir akademi kurulmasına ihtiyaç vardır" tespitinde bulunmuş. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Sayın Evren kendisinden bir öneri hazırlayarak göndermesini rica etmiş. Sayın Turhan da bu konuda hazırlamış olduğu bir yasa önerisini hem Adalet Bakanlığı'na sunmuş, hem de Milli Güvenlik Konseyine sunmuş; ancak o dönemde de böyle bir yasal düzenleme maalesef gerçekleşememiş.

Şu anda bizi bünyesinde bir araya getiren Türkiye Adalet Akademisi'nin kuruluşuyla ilgili Meclis'e sevk edilen yasa tasarısı 2 Ağustos 2000 yılı tarihini taşıyor. Merhum Bülent Ecevit 57. Cumhuriyet Hükümeti'nin Başbakanı olarak Türkiye Adalet Akademisi Kanun Tasarısı'nı Meclis'e sevk etmiş, ancak o dönemde de bunu Meclis'in yasalaştırması mümkün olmamış. Ta ki, siz 58. Cumhuriyet Hükümeti'ni kurdunuz Başbakan olarak yenilediğiniz ilk kanun tasarılarından bir tanesi de Türkiye Adalet Akademisi kanun tasarısı olmuştur. İşte sizin altında 58. hükümetin Başbakanı olarak imzanız bulunan o kanun tasarısı 2003 yılının temmuzunda yasalaştı, bunun üzerine de Türkiye Adalet Akademisi'ni kurulmuş oldu. O nedenle bizim de bu çorbada sizin de katkınız var, tuzunuz var, bu nedenle şükranlarımı bir kez daha sunmak istiyorum.

Genel gerekçede, yani niye böyle bir Adalet Akademisi'ne ihtiyaç duyulmuş izin verirseniz genel gerekçeden birkaç cümle okumak istiyorum. Genel gerekçe şöyle: "Dünyada siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda meydana gelen gelişme ve değişmelere paralel olarak hukuki sorunların ve uyuşmazlıkların da nitelik ve nicelik yönünden değişme gösterdikleri ve karmaşık bir hal aldıkları görüldüğünden, bu sorunlara ve uyuşmazlıklara çözüm üretmek ve varılan sonuçları uygulamak için yeni bilgiler edinme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Günümüzde lisans düzeyinde öğretim veren hukuk fakültelerinde temelde teorik ve akademik eğitim verilmektedir. Hukuk fakültelerinden mezun olanlar meslek alanlarına göre yaptıkları staj eğitimleriyle seçtikleri meslek dalında yetiştirilmektedirler. Ancak bu durumun yeterli olmadığı görülmektedir. Hukuk ve adalet arasında görev üstlenen hakim, savcı, avukat, noter ve diğer adli personele hukuk fakültelerinde veya diğer eğitim ve öğretim kurumlarında verilen teorik ve akademik eğitim ve öğretimin yanında, meslek öncesi ve meslek içi eğitimde uzmanlık programları, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek yoluyla yeni bilgilerin kazandırılması bu meslek mensuplarını daha verimli ve üretken kılacaktır. Bu durum belirtilen imkanları sağlayacak yeni bir eğitim kuruluşunun kurulması zorunluluğunu ortaya koymaktadır."

Bu gerekçelerle TBMM bu tasarıya sahip çıktı. Biraz önce de ifade ettiğim gibi 2003 yılının temmuz ayında parlamentodan geçti, yasalaştı ve faaliyete geçti. Doğrusu bu gerekçelerde ifade edilen doğrultuda geçtiğimiz kısa dönem içerisinde önemli faaliyetlerde bulundu. Neler yaptığını akademinin biraz önce akademi başkanımız Sayın Karakaş ifade ettiler. Ben zamanınızı fazla almamak için oralara girmek istemiyorum. Ama şunu huzurunuzda ifade etmek isterim ki, bu akademinin çok yakın bir zamanda içeriği daha da zenginleşecek ve kalitesi daha da artacaktır. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ve bir hissiyatımı daha sizlerle paylaşmak isterim. İnanıyorum ki Türkiye Adalet Akademisi önümüzdeki süreçte uluslararası bir eğitim kurumu haline gelecektir. Buraya doğru akademiyi götürmek durumundayız.

Sözlerimi izin verirseniz şöyle tamamlamak istiyorum. Akademi sözcüğü daha yüksek kaliteyi ifade ediyor benim anlayışıma göre. Ülkemizde akademi sözcüğü ile bir ifade edilebilen birkaç kurumumuz vardır. Harp Akademileri, Polis Akademisi, Türkiye Adalet Akademisi ve bir de kısa adı TUBO olan Türkiye Bilim Akademisi. Dikkat edilirse çok önemli görevler ifa eden mesleklerin eğitimi için akademi sıfatını kullanıyoruz. Özellikle güvenlik konusuna dikkatinizi çekmek istiyorum. İşte Harp Akademileri, Polis Akademisi ve Adalet Akademisi. Türkiye bulunduğu coğrafyada tarihi misyonu itibarıyla bu alanlarda çok daha güçlü olmalıdır ve bu alanlarda çok daha yetenekli insanları yetiştirmelidir. Ben bu anlayışın, devletimizin bu anlayışının, parlamentonun bu anlayışının, hükümetlerin bu anlayışının bu amaca yönelik olduğu kanaatindeyim. İnanıyorum ki Türkiye Adalet Akademisi hakim ve savcılarımızın eğitiminde gerek hizmet öncesi gerek hizmet sonrası önemli görevler ifa ediyor, bundan sonra da etmeye devam edecektir.

Ben  yeniden teşrifleriniz nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanım şükranlarımı sunuyorum ve bu açılışımıza teşrif eden değerli misafirlerimize de ayrıca saygılarımı ve sevgilerimi sunuyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum efendim.