Etkinlikler
Bakan Konuşmaları
Açıklamalar
Röportajlar
Televizyon Haberleri
Gazete Haberleri
Fotoğraf Albümü
Bilgi Notları
İstatistikler
Bilgi Edinme Başvuruları
Bakanlık Birimleri
Müşavirliğimiz
Linkler
İletişim
 
T.C.
ADALET BAKANLIĞI
BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ  

Sayı: 6                                                                                                                     16.02.2010

BASIN AÇIKLAMASI

Yazılı ve görsel basında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma ile ilgili olarak kamuoyunu yanıltıcı ve bilgi kirliliğine neden olabilecek boyutta yayınlar yapılmaktadır.

Tartışılan konuların hâkim kararlarına dayanan yargısal faaliyetlere ilişkin olduğu dikkate alınarak, bu görevlerini yerine getirmekte olan yargı mensuplarının haksız eleştiriye maruz bırakılmaması için aşağıdaki hususların kamuoyunun bilgisine sunulmasında fayda görülmüştür.

Anayasanın 138. maddesinde "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlığı altında "Hâkimler bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez." hükmü yer almaktadır. Ayrıca, bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunmak TCK'nun 288. maddesinde adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu olarak düzenlenmiştir. Bu hükümler karşısında, yargısal denetime tabi olan işlemlerle ilgili olarak tüm kişi, kurum ve kuruluşların özenli davranması gerekmektedir.

Hâkimler ve savcılar, ifa ettikleri görevlerinin özelliği göz önüne alınarak, özel soruşturma ve yargılama usulüne tabi tutulmuşlardır. Bu bağlamda, 2802 sayılı Kanun'a göre hâkim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar Bakanlık izni ile soruşturulmaktadır.

Hâkim ve savcıların kişisel suçlarının soruşturulması ise Bakanlık iznine gerek duyulmaksızın en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısınca doğrudan yapılmaktadır.

CMK'nun 251/1. maddesinde ise, 250. maddede sayılan suçların görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olması ayrımı yapılmaksızın özel yetkili Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturulması hükme bağlanmıştır.

Yapılan bir kısım açıklamalarda CMK'nun 250/3. maddesindeki, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'da yargılanması öngörülen kişilere ilişkin istisnadan bahsedilerek, bu hükmün ihlâl edildiği belirtilmektedir. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mülahazaları bilinmemekle birlikte CMK'nun 250/3. maddesindeki düzenleme kovuşturma evresine ilişkin olup, yargılama merciini göstermektedir. Soruşturma evresi ise CMK 251. maddesinde düzenlenmiş ve soruşturulacak kişiler bakımından bir istisna getirilmemiştir. Nitekim benzer olaylarda Yargıtayın verdiği kararlar da bu doğrultudadır.

Soruşturma sürecindeki işlemlerin hukuka aykırılık iddiaları itiraz ve temyiz müessesesi ile yargısal denetime tabidir. Sürecin işleyişine ilişkin suç isnatlarının bulunması durumunda da ayrıca yetkili mercilerce gereğine tevessül olunacağı kuşkusuzdur.

Soruşturma ve yargılamaların mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı çerçevesinde sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için, tüm kişi, kurum ve kuruluşlara düşen görev yargıyı gereksiz tartışmaların dışında tutmaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.