Adalet Bakanı Abdulhamit Gül`ün TBMM Genel Kurulunda, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri konuşması A+ A-
13.03.2018

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi üzerine Hükümetimiz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletler zor dönemlerden geçerken kendilerine umut olacak bir ses ararlar. O sesle umutsuzluk yok olur, gelecek güzel günlere olan inanç artar.

Birinci Dünya Savaşı sonrası ülkemizin dört bir tarafı işgal edilmiş, millet yoksul ve savaş yorgunu idi. İşte bu ahvalde "Milletin kaderini yine milletin kendisi değiştirecektir." diyen bir lider, Kuvayimilliye'yi amil, iradeyimilliyeyi hâkim kılmak isteyen bir Meclis, milletine "Korkma!" diye haykıran bir şair umut olmuştur. Yakılan meşaleyle kara bulutlar dağılmaya, Anadolu yeniden aydınlanmaya başlamıştır. Gazi Meclis, Anadolu mücadelesi devam ederken bunun ruhunu söyletmek, halkın heyecanını ifade etmek için bir marş yarışmasına çıkılması kararı almıştır. "Çanakkale Şehitlerine" şiiriyle gönüllerde silinmeyen iz bırakan Mehmet Akif düzenlenen yarışmaya katılmadı. Gelen şiirler bekleneni karşılamayınca Akif'in yarışmaya katılması talep edildi ve bu yarışma için ikna edildi. Büyük şair "Allah bir kez daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın." diyerek muhteşem bir İstiklal Marşı yazdı. Bugün, İstiklal Marşı'nın Gazi Meclis tarafından kabul edilişinin 97'nci yıl dönümü. İstiklal Marşı'nın yazarı, büyük dava adamı, vatan şairi Mehmet Akif'i bu vesileyle rahmet ve minnetle anıyorum.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mehmet Akif, kalemini milletin istiklaline inandıklarını söyleyerek adayan, milletin istikbali için her zorluğa göğüs geren bir fikir ve dava adamıdır. Akif'in 63 yıllık ömrü bir destandır. Ömrü boyunca aklı ve bilimi merkeze almış, her zaman cehalete karşı mücadele etmiş bir münevverdir. Bu büyük vatan şairi, Mehmetçik cephede canı pahasına mücadele ederken kendisi de cephe gerisinde bu mücadeleye fikirleriyle, konuşmalarıyla hep destek olmuştur. Bu milletin bağımsızlık iradesinin en güzel şekliyle ifadesi İstiklal Marşı'dır. "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,/ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım." İstiklal Marşı'mız, Anadolu topraklarının her bir köşesinde işgale karşı şanlı mücadelenin verildiği dönemde yazıldı ve millî mücadeleyi zafere ulaştıran da milletimizin işte bu birlik, beraberlik ve bir arada yaşama iradesi olmuştur. Bu duygularla İstiklal Marşı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 97'nci yıl dönümünü kutluyor, İstiklal Marşı'mızı bize armağan eden ilk Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Burdur Milletvekili Mehmet Akif ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyelerini rahmet ve şükranla, şehitlerimizi de rahmetle, minnetle yâd ediyorum.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Genel Kurulun huzurunda değerlendirilen kanun teklifimiz genel hatlarıyla mahalli idareler seçimine ilişkin, ittifaklara ilişkin ve seçim güvenliğine ilişkin düzenlemeleri ihtiva etmektedir. Seçim güvenliği, demokrasinin güven içinde olması demektir. Dürüstlük, millet iradesine saygının bir gereğidir. Demokrasilerde söz ve karar milletindir, millî egemenliğin asli sahibine aittir. Millet iradesinin üstünlüğü de işte bu saygıyı gerektirmektedir. Millet iradesinin en temel tezahürü olan seçimlerin de güven içinde, gizlilik ve dürüstlük içerisinde yapılması bu bakımdan oldukça önemlidir. İşte bu teklifle, Türkiye'de seçimlerin gizlilik ve dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde, daha demokratik, daha şeffaf bir şekilde yapılmasına yönelik şartları tahkim etmektedir, seçimlerin güvenli ve tarafsız bir şekilde yürütülmesini sağlayacak ilave tedbirler gelmektedir ve bu şekliyle vatandaşlarımızın seçme hakkının ve seçilme hakkının tam anlamıyla güvence altına alınması amaçlanmaktadır.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifteki bu maddelerin ruhunu 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanımızın "Milletin iradesinden başka hiçbir güç tanımadım." diyerek bu milletle, aziz milletimizle beraber millî iradenin savunmasını yapan, bir destan yazan milletimizin 7 Ağustosta Yenikapı ruhuyla bir araya gelmesinin ruhunu taşıyan bir mana vardır. 16 Nisanda milletimiz işte bu ruha oy vererek destek vererek bu referandumu, Anayasa değişikliğini kabul etmiştir ve bu Anayasa değişikliğinin bir sonucu olarak bugün karşımızda bu değişiklik teklifi gelmektedir. Bu değişiklikle artık bu seçim sisteminin, bu hükümet sisteminin adı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde krizler, koalisyonlar, asla görülmektedir ve bu sistemin garantörü bürokrasi aygıtı değil bizzat milletin kendisi olan bir Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir.

Çok değerli arkadaşlar, koalisyonla ittifakın birbiri arasındaki farkını gerçekten eğer bilmeden söylüyorsak çok büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyorum. Yok, bilerek söylüyorsak da bunun milletin zekâsıyla aziz Türk milletinin yaklaşımına gerçekten büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Buradaki koalisyonla ittifak arasındaki farkı koalisyonun seçimlerden sonra, sandıktan bir istikrarın çıkmaması üzerine farklı partilerin bir araya gelerek hükûmet etme anlamında bir zorunluluk olduğunu oysa ittifakın cumhurun ittifakı olarak milletin kendi iradesiyle arzu edenlerin bir araya gelmesine yönelik bir tercih olduğunu elbette kabul etmek lazım.

Esasen 16 Nisan seçimlerinde de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye'deki siyasetin daha da kuşatıcı bir iklime ulaşacağını hep söylemiştik. Bugün yüzde 50 artı 1'le hükümet etme anlamındaki bir zorunluluğun gereği işte bu sistem, daha kuşatıcı, daha kucaklayıcı, toplumu ve milletin iradesini merkeze alan bir sistem olarak demokrasi tarihimizde çok saygın bir yerini almaktadır. Daha şimdiden farklı kesimlerin bile bir araya gelme iradesini ortaya koyduğu bir siyasetin daha demokratikleşmesi, daha katılımcı bir hâle gelmesine gerçekten çok büyük bir katkı sağlayacak bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlar, ittifak ve koalisyon birbirinden tamamıyla farklı iklimlerin bir kavramıdır. İttifakta milletin tercihine, kabulüne, rızasına sunulan bir araya geliş vardır. İttifakta siyaset mühendislerine, kaos ve kriz tüccarlarına asla yer yoktur. Seçimden önce ittifak modeliyle bir arada olma iradesini ortaya koyan partilerin bir araya gelmesi ve milletin önüne bir proje, milletin önüne bir gelecek vizyonu çıkarması anlamında çok önemli bir birlikteliktir ve işte ittifakın patronu milletin bizatihi kendisidir. İnşa edicisi, yalnızca ve yalnızca millet olacaktır. Sandıktan milletin mutabakatı, iradesi çıkacaktır. Hükûmeti de Meclisi de işte bu irade koyacaktır. Hiç kuşkusuz siyasi ittifaklar, halkın temayülünü sandığa, oradan da Meclise yansıtan, demokratik meşruiyeti daha derin bir yasama tablosuna hizmet edecektir.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; burada "cumhur koalisyonu" diye isimlendirilen birtakım değerlendirmeler oldu ama koalisyon, seçimden sonra bir hükümet krizi olursa nasıl bir araya geliriz şeklinde bir tartışmadır, bir değerlendirmedir. Ama bizim ittifakımızın adı "Cumhur İttifakı"dır. "Cumhur"un ne anlamına geldiğini bilmeyenler için de gerek varsa söyleyelim: Cumhur, halk demektir. Bu ittifakın merkezinde halk vardır, millet iradesi vardır, milletin rızası vardır.

Bugün "Siz millîsiniz de niçin böyle bir sınırlandırma yapıyorsunuz, kategorize ediyorsunuz?" diye soranlara söylüyorum…

Millîden anladığımız, millî dediğimiz Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle, 80 milyon İstiklal Marşı'na, 80 milyon Ay Yıldızlı Bayrağa, 80 milyon bu vatana istiklaline ve istikbaline aşık olan herkese yapılan bir çağrıdır. "Millî" ifadesinden neden rahatsız oluyorsunuz?

Millî Mücadele gibi millî duruş, millî mutabakat milletin bizatihi kendisidir. Bir ırk, bir etnik, bir bölgesel ayrım, tefrika ya da birtakım ayrıştırıcı dil değil, bütün millete yapılan bir çağrıdır. Elbette bundan rahatsız olmayın. Biz "Cumhur İttifakı" deriz siz başka ittifak dersiniz, son tahlilde kararı verecek olan yüce milletimizdir, milletimizin tercihidir. Milletimizin tercihinden hiçbir zaman korkmadık, hiçbir zaman kaçmadık; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İşte, bu sistem de bürokratik vesayetlerin, sandıkta vesayete açık, millete kapalı olan sistemin tarihin çöp tenekesine gitmesi, milletin, bihakkın hâkim olduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir ittifakın imkânını sağlayan bir düzenlemedir.

 

Çok Değerli Başkanım, çok değerli milletvekillerim; şimdi sanki iki parti oturmuş AK PARTİ ve MHP ittifakını belirlemişler, kanunda da "AK Parti-MHP ittifakı böyle olacak, şöyle olacak." diye bir düzenleme yapmışız gibi konuşuluyor.

Burada kanun konjonktürel bir şekilde oturulup çalışılmamıştır. Kanun, asla AK Parti ve MHP'nin geleceği ya da kendileri için daha iyi olsun diye değil, Türk demokrasisinin geleceği daha zengin olsun, demokratik katılımı, demokrasiye sahip çıkmayı, sandığın gücünü daha da güçlendirelim diye ittifak yapmak isteyen partilerin hüllelerle ki bunu eleştirenlerin de zamanında yaptığı, yapmak zorunda olduğu… Elbette siyasetin bir doğal tezahürüdür, bunu asla eleştirmiyoruz. Türkiye'de az önce de burada ifade edildi bütün seçimlerde ittifaklar yapılmıştır. İttifaklar yapıldı ama nasıl oluyor? Bir parti amiral parti oluyor, diğer partiler o partinin içerisinde seçime gidiyor.

Bakın değerli arkadaşlar, biz 16 Nisan referandumunda bu kampanyayı anlatırken birileri "Partiler kapanacak, siyasi partiler kapatılacak, iki parti kalacak, şu olacak, bu olacak." diye bir propaganda yaptı. Bakın, şimdi, görüldüğü üzere biz milletimize asla yanlış söylemedik. Biz koalisyonlar dönemi kapanacak dedik ama milletin merkez olduğu, milletin patron olduğu ittifaklar her zaman olacak dedik, bugün de onu yapıyoruz, başka bir şey söylemiyoruz. Milletin paydasında, milletin geleceğine, milletin hakem olduğu, patron olduğu her zaman ittifaklar yapılacak. İşte, buna imkân tanıyan bir düzenlemeyi bugün Genel Kurulun huzuruna getiriyoruz.

 

Çok değerli arkadaşlar, bakın, siyasi partiler birtakım sebeplerle ittifak yapınca, kendi amblemiyle, yıllarca partisine oy vermiş bir seçmen geliyor, oy pusulasında kendi partisini göremiyor ama demokrasi anlamında da sandığa gidip partisine oy vermek istiyor. İşte, bu getirdiğimiz düzenleme, teklif herkesin kendi tüzel kişiliğiyle genel başkanının ismini gördüğü, amblemini gördüğü, logosunu gördüğü, alıştığı kendi partisine oy vermeye imkân getiriyor. Ama eskiden ne oluyordu bu düzenlemeden önce? İşte, seçimler geldiğinde partiler ittifak yapıyor ama bir partiye mecbursun, mahkûmsun ve hazine yardımı alamıyorsun, parti amblemini alamıyorsun ve demokratik katılımıyla sandığa gidişi de gerçekten olumsuz etkiliyordu.

Bakın, biz önümüzdeki seçimde seçimlere katılım hususunda verileri alalım Allah nasip ederse burada olanlar en azından bunu konuşacaklardır sandığa gitme oranı, demokrasiye sahip çıkma oranı, seçimlere katılma oranı bu teklifle daha da fazla artacaktır.

 

Değerli arkadaşlar, biz demiyoruz ki sadece AK Parti, MHP oturur iki parti ittifak yapar, bu ilkelerle kim ittifak protokolü yapıyorsa 12/A maddesinde nasıl olacağı belli. Genel başkanlar oturur, bir araya gelir; biz "millî mutabakat" diyoruz, biz "Yenikapı ruhu" diyoruz, "bütün Türkiye" diyoruz, "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyoruz ve bu milleti, sokakta bulmadığımız bu vatanı sonuna kadar savunacağız diyoruz. İlkelerimizi ortaya koyarak protokolümüzü milletin önüne getireceğiz.

Değerli arkadaşlar, yine bir diğer yenilik, seçimlere ve demokrasiye katılımı çok fazla artıracak olan bir diğer düzenleme, Yüksek Seçim Kurulu tarafından hasta, yatağa bağımlı olan seçmenlerimizin, vatandaşlarımızın oy kullanmasına imkân tanıyan bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlar, hepimiz seçimlerde adaydık, çalıştık. O, okullarda oy kullanırken sedyelerle, o tekerlekli sandalyelerle, çocuklarının omzunda oy kullanmaya gelen büyüklerimizi görünce hepimizin içi sızlıyor, öyle değil mi? Ama şimdi bu seyyar sandıkları Yüksek Seçim Kurulu kurarak bu şekilde demokrasiye katılımı da yine artıracak.

Bir diğer katılım, Anayasa değişikliğiyle milletvekillerinin 18 yaşa kadar seçilmesini düzenleyen bir maddeyi getirdik ve aziz milletimizin oylarıyla kabul edildi. Şimdi, nasıl Hükûmette ve yasamada bu anlamda bir değişiklik olduysa yerel yönetimde de mahallî idarelerde yine 18 yaşında gençliğimize güveniyoruz Türk genci gerçekten bu yaşta Türkiye'nin sorumluluğunu alacak, kendi mahallî ihtiyaçlarını karşılayacak. Yerel seçimlerde de başarılı olacak gençlerimizdir, onlara güveniyoruz ve bu şekilde bir düzenleme de elbette yine gündemdedir.

Değerli arkadaşlar, "Valiler sandıkları birleştirecek, seçim bölgelerini birleştirecek." diye bir hezeyanla bu milletimize yanlış, yalan bilgiler söylemeyin. Valiler seçim güvenliğini haleldar eden bir olay olması hâlinde bu konuyu belgeleyecek, talepte bulunacak ya da il seçim kurulu talepte bulunacak. Yüksek Seçim Kurulu karar verecek. Yüksek Seçim Kurulu Anayasa'da nasıl teşekkül ettirildiği belli olan bir kuruldur.

Değerli arkadaşlar, bir yerde seçim güvenliğiyle ilgili eğer ihtimal varsa, bu belgelenirse o mahaldeki seçmenler oy kullanamasın mı, yoksa bir başka mahallede ya da bir uygun yerde anayasal hakkı olan seçme hakkını kullansın mı? İşte bu hakkı biz bu teklifle yine milletimize vermeyi teklif ediyoruz ve bu şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Nihai karar yetkisi Yüksek Seçim Kurulunundur.

Bir diğer yenilik değerli arkadaşlar, sandık kurulu başkanlarının kamu görevlileri arasından kurayla belirlenmesidir. Değerli arkadaşlar, mevcut uygulamada, burada kanunda "tanınmış, okur-yazar kimselerden" diyor yani ilkokul mezunu bile olmasa, okuma yazma biliyorsa bu kişi sandık kurulu başkanı olabiliyor. 1979'da, o zamanki koşullara göre düzenlenmiş bir madde. Şimdi biz ne getiriyoruz? Bu uygulamayla, bu teklifle, yine sandık kurulu başkanını belirlemek için orada oturan tüm kamu görevlilerinin listesi geliyor ve bunlar arasından bir kuraya tabi tutuluyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi ne oluyor? Şimdi herkes bilecek, 80 milyon Türk milleti, aziz milletimiz sandığa gittiğinde "Bu sandık kurulu başkanı, bütün memurların arasından, hiçbir şekilde ayrıma tabi tutulmaksızın, üniversite mezunu ve okumayı yazmayı, seçim mevzuatını bilen eğitimli kişilerdendir, hiçbir şekilde politik değildir, hiçbir şekilde bir parti vermemiştir, kuradan çıkmıştır." diyecek, oyunu daha güvenle verecek.

Değerli arkadaşlar, son olarak, bu 7 Haziran seçiminde mahalli seçim değil Maltepe Seçim Kurulunun kararı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi müracaat ediyor ve diyor ki: "Sandık kurulunun ihmalinden dolayı vatandaşın ne günahı var? Vatandaş oyunu atmış, evine gitmiş, akşam seçim sonucuna bakıyor ama 'Senin oyun geçersiz.' diyor." Oradaki partili ya da diğer sandık kurullarının ihmalinden dolayı. İşte bu ihmali ortadan kaldıran bir düzenleme yapıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; sanki sandık kurullarında hiçbir siyasi partinin temsilcisi yok. Orada oturuyor, birileri sandıkları açıyor, mühürlüyor, zarflıyor, sayıyor, döküm tutanağı tutuyor, sayım tutanağı tutuyor. Değerli arkadaşlar, ya, koca siyasi partiler olarak biz her seçime girdik, her siyasi partinin orada sandık kurulu üyesi vardır ve yine, ayrıca sandık müşahidi de orada vardır. Oy pusulasına bakar, varsa itirazını yapar, tutanağa geçirir, dilekçesini yazar önce sandık kuruluna, ilçe seçime, il seçime, Yüksek Seçime. İlk defa seçime girmiyoruz ki. "Ya dayak yememişsin ya sayı saymayı bilmiyorsun." diye bir laf var. İlk defa seçime girmiyoruz. Bütün seçim kurulları Türkiye'de kurumsallaşmıştır. Demokrasi için hayırlı olsun diyorum, Türk siyaseti için hayırlı olsun diyorum.

 

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←