Adalet Bakanı Bekir BOZDAĞ'ın "Çocuklar İçin Adalet" Projesi'nin kapanış töreninde yaptığı konuşma A+ A-
26.11.2014

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın 26 Kasım 2014 Tarihinde 

"Çocuklar İçin Adalet" Projesi'nin Kapanış Töreninde Yapmış Olduğu Konuşma

Sayın Bakan, Sayın Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı,
Sayın UNICEF Türkiye temsilcisi,
Sivil Toplum Kuruluşlarının kıymetli temsilcileri, değerli basın mensupları,
Çok kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Bakanlığımız koordinatörlüğünde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Türkiye Adalet Akademisi işbirliği UNICEF'in teknik ve Avrupa Birliği'nin mali desteği ile iki yılı aşkın süredir yürütülmekte olan “Çocuklar İçin Adalet Projesi”nin kapanış törenine hepiniz hoş geldiniz.

Değerli Konuklar,

Çocuklar için adalet dediğimizde bizim daha suça sürüklenmeden önce çocuklarımız için yapacaklarımızı da mutlaka düşünmemiz lazım. İyi bir eğitim, iyi bir yaşam için lazım asgari standartları bütün çocuklara sağlamaktır. Bugün baktığımızda Türkiye’mizin pek çok yerinde ekonomik, sosyal imkansızlıklar içerisinde olan yavrularımız olduğu gibi AB üyesi ülkelerde de, dünyanın farklı yerlerdeki ülkelerinde de sıkıntı içerisinde olan çocuklar var. Yaşanan sıkıntılar, iç çatışmalar nedeniyle Türkiye’nin şuanda misafir olan 1 milyon aşkın insanın çocukları var. Onun için çocuklar için adalette esasen bu mağduriyetleri ortadan kaldıracak projeleri hep beraber hayata geçirmemiz lazım. Çocuklar için adaleti suça sürüklendikten sonra değil, suça bulaşmadan önceki aşamada da önemsememiz ve bunun üzerinde ciddiyetle hep beraber durmamız gerekmektedir.

Anayasamıza Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni bir madde olarak koyduk. Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni anayasasına taşıyan ve buna özel bir önem veren bir hükmü getirip anayasasına koydu ve çocuklar için pozitif ayrım yapılmasını da anayasamıza getirip koyduk. Bir insan herhangi bir nedenle suça sürüklenebilir veya kasıtlı bir suça karışmış olabilir. Cezası alıp kesinleştikten sonra ve infazı bittikten sonra bizim kabulümüz ıslah edilmiş demektir. Topluma karıştığı zaman toplumun onu kabul etmesi, içine alması lazım. İş arıyorsa iş imkanı vermesi lazım, evlenmek istiyorsa bu imkanları bulması lazım. Eğer cezasını tamamlamış birey hapisten çıktıktan sonra gittiği her yerde kapılar yüzüne kapanırsa, girdiği her toplulukta mahkumiyeti olduğu öğrenir öğrenmez toplum arasına mesafe korsa, o da onu hissederse o zaman toplumun içerisine giremez.

Cezaevlerindeki bütün insanlarımızı, sevdiklerinin, ailelerinin devletimize emaneti olarak görüyoruz. İşledikleri suçlara bakmaksızın, onların ne iş yaptığını sorgulamaksızın, insan nazarında bakan ve öylesi bir hizmeti geliştiren bir anlayışa sahibiz. Çünkü onlar bize ailelerinin emanetidir. Dışarıda bazıları başka düşünebilir. Ama bizim düşüncemiz, onlar bize emanettir, emanete sahip çıkmak da devlet olarak vazifemizdir.

İşledikleri suçlara bakmaksızın, onların ne iş yaptığını sorgulamaksızın, insan nazarında bakan ve öylesi bir hizmeti geliştiren bir anlayışa sahibiz.
Çocuklar için adalet derken esasında bu mağduriyetleri giderecek projeleri hep birlikte hayata geçirmemiz lazım. Koruyucu hekimlik gibi çocuklarımızı suça sürüklenmesini önleyecek, onlara daha iyi bir gelecek hazırlayacak çalışmayı bütün dünya devletlerinin, uluslararası toplumun çalışmayı dünya devletlerin, uluslararası toplumun el birliği içinde yapma zarureti var. Çocuklara yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır, aileyi korumak için yapılan yatırımdır, milletin geleceğini teminat altına almak, ülkelerimizi daha güçlü, dünyamızı daha huzurlu kılmak için yapılan yatırımdır. Eğer bunları iyi yaparsak, elbette huzur da barış da sosyal adalet de daha güzel olur. Dünyada teröre bulaşma varsa bunu belli bir yaştan sonra buralara sürüklenme olarak değerlendiremeyiz. Bunun, çocukluk evresinden itibaren bütün ülkelerin, milletlerin ihmallerinin bir sonucu olduğunu da hep beraber görmemiz lazımdır. Terörün, şiddetin olmadığı bir dünya istiyorsak çocuklar için adaleti, suça sürüklendikten sonra değil, suça bulaşmadan önceki aşamada da önemsememiz ve bunun üzerinde de ciddiyetle hep beraber durmamız gerekir.

Kapıları kapatmak o insanlar için ülkeleri açık cezaevine çevirir. Bu resmen suçtan arınmış, bir daha suç işlememeye niyet etmiş çocuklarımızın ya da yetişkin insanlarımızın yeniden suça sevk edilmesine toplumun zorlaması anlamındadır. Onun için çocuklar için adalet diyorsak, cezaevinde cezasını çekmiş insanlar için adalet diyorsak, huzur ve barış, geleceğimizin daha iyi olmasını istiyorsak, bu insanlarımıza mutlaka bir fırsat vermeli, toplumun içinde şerefiyle, onuruyla yer almasına imkan vermeliyiz. Bu noktada bazı çevrelerde olumsuz yaklaşımlar olduğunu biliyorum, ama bilmemiz lazım ki bu olumsuz yaklaşımlar en fazla bu yaklaşımı sergileyenlere zarar verir.

Unutmayalım ki cezaevinde olanların her biri bizim gibi bir annenin, bir babanın evladı, birinin eşi, birinin çocuğu, birinin sevgilisi. Sevdiği, saydığı olan, onların da hayalleri var, onların da dünyadan beklentileri var. Öyle görmemiz lazım. Adalet Bakanlığı olarak, cezaevlerinde bulunan bütün insanlarımızı sevdiklerinin, ailelerinin devletimize emaneti olarak görüyoruz. Onların canı, sıhhati, her türlü güvenliği devletin teminatı altındadır. İşledikleri suçlara bakmaksızın, onların ne iş yaptığını sorgulamaksızın insan nazarında bakan ve öylesi bir hizmeti geliştiren bir anlayışa sahibiz. Bu anlayışı cezaevinde görev alan bütün personele aşılamak ve bunun dışına çıkanlarla ilgili müeyyideler uygulama konusunda da ciddi çalışmalar yürütüyoruz. En ufak bir sapma olduğunda yasalar çerçevesinde uygulanması gereken müeyyideleri uygulamaktan asla kaçınmıyoruz. Çünkü onlar bize ailelerinin emanetidir. Dışarıda bazıları başka düşünebilir. Ama bizim düşüncemiz, onlar bize emanettir, emanete sahip çıkmak da devlet olarak vazifemizdir.

Bütün bunlar tek başına bu işin üstesinden gelmemize yetmez. Çocuklar için adalet diyorsak, annelerin, babaların, öğretmenlerin, hükümetlerin, uluslararası toplumun ve devletin bütün kurumlarının el birliğiyle çalışması lazım. Eğer bunu yapmazsak, ortaya çıkan terörü ortadan kaldırmak için, çocuklarımızın iyi bir eğitim alması, adil dünyada yaşaması, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları ülkenin mutluluğu için harcayamadığımız paraları terörün önlenmesi, şiddetin ortadan kalkması için silah almaya, cezaevi yapmaya, başka başka olumsuz adımlara masraf yapmaya harcarız. Cezaevi yapmak için para harcamak mı daha güzeldir, eğitim yapmak için para harcamak mı? Teröre, şiddete bulaşmamış, bulaşmayı aklından geçirmemiş insanlar yetiştirmek için yatırım yapmak mı daha iyidir, yoksa teröre bulaşmış olanları bombalamak için silaha para yatırmak mı daha iyidir? Çocuklar için adalet diyorsak mutlaka paraları nereye harcadığımıza da çok iyi bakmalıyız. Suça sürükledikten sonra onlardan toplumu korumak için gayret etmek yerine, suça sürüklenmeyi önleyerek, çocuklarımızı ve geleceğimizi korumak için hep beraber çalışma mecburiyetimiz var.

Son olarak projede görev alan tüm kurum kuruluşlara teşekkür eder, bu projenin ülkemize ve tüm çocuklarımıza daha güzel bir gelecek sağlama yolunda önemli bir adım olması temennisiyle, hepinizi saygıyla selamlarım.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←