12. İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı Açılış Konuşması A+ A-
02.10.2015

Yargımızın çok değerli mensupları,

Kıymetli personelimiz,

Değerli misafirler...

Konuşmama, 12’ncisini düzenlediğimiz “İşyurtları Kurumu Ankara Fuarına” hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum.

Öncelikle, Ankara'da otobüs durağında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Son haftalarda millet olarak hüznümüz ve üzüntümüz ne yazık ki yoğunlaşmış durumda. Yıllardır bu güzel ülkenin ve bu büyük milletin ayağına bağ olan terör yine sahneye çıkmış durumdadır. Terör nedeniyle hayatlarını kaybeden kahraman şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyorum, başta ailelerine olmak üzere milletimize tekrar başsağlığı diliyorum.

Yine önceki gün bir gazetecimize saldırı düzenlendi. Buradan Sayın Ahmet Hakan Coşkun'a da geçmiş olsun diyorum. Terörle, şiddetle, saldırı ile bir yere varılamayacağını artık birilerinin net olarak anlaması gerekiyor. Silahla bir yere varılmıyor, "gelin siyaset yapın" diyoruz; silahla siyaset yapmaya çalışıyorlar.

Kimden gelirse gelsin, kime yönelmiş olursa olsun her türlü şiddete ve terörizme karşı olduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Özellikle basın organlarına ve mensuplarına yönelen şiddeti ve saldırıları da kabul edilir görmüyorum.

Karşılıklı olarak haklarımızı ihlal etmeden ve hakarete varmadan görüşlerimizi ifade etmenin bizim için önemli olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Demokrasi ve hukuk bize fikirlerimizi başkalarının haklarını ihlal etmeden ifade etme imkanı sunmaktadır. Bu imkanların daha da genişletilmesini tartışmamız gerekirken, farklı şiddet olayları, terör faaliyetleri ne yazık ki bu tartışmayı gölgelemektedir.

Şiddetin en ağırı da kitlesel bir şiddet olan terördür.

Örneğin bölücü terör örgütünün sivillere yöneldiğini ve masumların canlarına ve mallarına zarar verdiğini somut olarak görmekteyiz.

Terörün vicdanı, merhameti, insafı yoktur. Bu yüzden hiç bir düşünce ve gerekçe terörü meşru gösteremez.

Türkiye Cumhuriyeti, yıllardır belli uluslararası güçlerin de desteklediği bu bölücü hain terör örgütünü önünde sonunda net bir şekilde ortadan kaldıracak. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Terörü, demokrasiyle, hukukla, insan haklarıyla, özgürlükle aşacağız; gerektiği zaman da silah kullanarak. Ancak her şekilde terörün her türlüsünün insanımızı istismar etmesine, milletimize yük, devletimize ayak bağı olmasına müsaade etmeyeceğiz. Ülke olarak terör sorununu kararlılık ve mücadele azmi ile aşacağımıza inanıyorum. Bugün birlik ve beraberliğimize, huzurumuza, kardeşliğimize ve geleceğimize yönelen bu alçaklıkların ve hainliklerin karşılıksız kalmadığını ve kalmayacağını bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

 

Kıymetli misafirlerimiz.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda ülkelerin gelişmişlik seviyesi “insan haklarına”, “evrensel ilkelere” ve “demokrasiye” verdiği önemle ölçülmektedir. Yine bu yüzyılda insan odaklı çalışmalar önem taşımakta ve başarı kazanmaktadır.

         Günümüzde insan hakları, bütün medeni ülkelerin ortak paydası konumunda olan ve hatta siyasal iktidarların meşruiyet göstergesi haline gelen en önemli kavramlardan biridir.

Zamanın ruhunu oluşturan değerlerin başında evrensel insan hakları ve özgürlüklerine ilişkin hususlar gelmektedir. Dünyanın tüm ülkeleri ve milletleri bir şekilde kendi özgün milli özelliklerini koruyarak bu evrensel değerlerle buluşmanın çabasını sergilemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren, insan haklarına saygılı bir devlet olma özelliğini Anayasa ile güvence altına almıştır. Bu doğrultuda ülkemiz, insan hakları standartlarının yükseltilmesi için gayret gösteren ülkelerin başında gelmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti köklü gelenekleri olan bir devlet ve millet üzerinde yükselmiştir. Devlet geleneklerimizin gücü bize her zaman güvenlikli bir alan teşkil ederken, bu güvenlikli alanın özgürlüklerle donatılması da ayrı bir çaba ve meziyet gerektirmektedir.

Özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas dengelerin korunması elzemdir. Özgürlükleri kullanarak özgürlüğe kastetme çabası da bir güvenlik sorunu olarak muhataplarınca dikkatle değerlendirilmektedir.

Ülke olarak son 10-15 yılda hem teknik imkanlar, teknolojik araç ve gereçler, ulaşım, sağlık gibi belli alanlarda çok ciddi boyutta atılımlara imza attığını taraflı tarafsız herkes bir şekilde ifade etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti adeta yeniden bir inşa sürecine girmiştir.

Ülkemiz, ulusal düzeyde yürütülen reform çalışmalarında, hukukun evrensel ilkelerini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerini ve Mahkeme içtihatlarını temel almaktadır. Bu bağlamda 2004 yılında Anayasada yapılan bir değişiklikle de; usulüne göre yürürlüğe konulmuş olan temel hak ve hürriyetlere ilişkin bir uluslararası sözleşmenin kanunla çatışması halinde, sözleşme hükümlerinin uygulanacağına dair düzenleme getirilmiştir. Aynı zamanda, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile de işbirliği güçlendirilmiş, uygulayıcıların bu konuda farkındalıkları artırılmıştır. 

Adeta bir zihniyet devrimi hayata geçirilmiştir. Elbette her sistemin kurulma aşamasında belli sorunlar ve aksaklıklar çıkacaktır. Yine farklı olumsuz reaksiyonlara maruz kalınacaktır. Bunlar ne yazık ki yaşanmıştır.

Ülke olarak demokrasi, özgürlükler ve diğer haklar konusunda attığımız her adım adeta sabote edilmiş, belli çıkar ve gizli hedef gözeten çevrelerce istismar edilmiştir.

Demokrasiyi ve özgürlükleri kısıtlayacağı, ihlal edeceği hatta ortadan kaldıracağı bilinen, belli olan bir yapıya karşı mücadelenin hukuk içinde formülasyonu son dönemde büyük ihtiyaç göstermiştir.

Legal görünüm sergileyen ama illegal çalışan ve illegal hedefler belirleyen yapıların genel olarak değerlendirilmesinde halkımızın geniş sağduyusu, feraseti devletimizin de dayanacağı en büyük güç olacaktır.

Bugün terör sorunu yeniden bir tırmanış ivmesi kazanmışsa, bunları amirinden emir almayan kamu görevlilerinin ihmali veya kasti fiillerinde de aramak gerekiyor. Dolayısıyla kim nerede ve ne şekilde bir paralel devlet tasarımına girişiyorsa suç işliyor demektir. Kim devletin mevcut hiyerarşinin meşruiyetini sorguluyor ve buna alternatif hiyerarşi kurmaya çalışıyorsa suç işliyor demektir.

 

Kıymetli misafirlerimiz.

İnsan haklarındaki genel gelişim ve açılım süreçlerinin doğal olarak yargıya ve ceza infaz kurumlarına yandığını net olarak ifade edebiliriz.

Bu anlamda ceza infaz kurumlarının, aynı anda farklı misyonları yerine getirdiğini söyleyebiliriz. Bir yandan mahkemelerce haklarında hapis veya tutuklama kararı verilen bireylerin bulunduğu yerler olarak aslında bir özgürlük kısıtlama alanıdır.

Belirtmek isterim ki, cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlamanın yanında, bireyin tekrar topluma kazandırılmasıdır. Bu doğrultuda ceza infaz kurumlarımızda bulunan hükümlü ve tutukluların, evrensel insan hakları prensipleri çerçevesinde, çalışmaları ve üretmeleri teşvik edilmektedir.

Diğer yandan, başta sağlık, eğitim, barınma, hukuki yardım ve dış dünyayla iletişim olmak üzere ulusal ve uluslararası standartlara uygun hükümlü ve tutukluların barındırıldığı yerler olarak kabul edilmektedir. Bu kurumlarda yürütülen çalışmalar “insan haklarına” ve “evrensel ilkelere” uygun olarak sürdürülmektedir.

Özetle, ceza infaz kurumlarında bulunan bireyler, toplum içinde bulunan tüm bireylerin yararlandığı haklardan yararlanmakta, aynı zamanda alacağı “temel eğitim”, “meslek eğitimi” ve “psiko-sosyal” destek ile salıverilme sonrasına hazırlanmaktadır.

         Ceza infaz kurumlarımızda uluslararası alanda gelişmelere uygun olarak son 10-15 yılda infaz alanında son derece yoğun çalışmalar yapılmıştır. Reform niteliğindeki bu çalışmalar sonucu;

  • Ceza infaz kurumları fiziki yapısı yenilenmiş, çocuklara, kadınlara ve psikolojik rahatsızlığı bulunanlara özgü ceza infaz kurumları inşa edilmiştir.
  • Mevzuatımız gözden geçirilmiş, infaz alanında yeni kanunlar, yönetmelikler ve protokoller yürürlüğe girmiştir.
  • Personel eğitimine özel önem verilmiş ve beş personel eğitim merkezi hizmete açılmıştır.
  • Uluslararası işbirlikleri geliştirilmiş ve her alanda infaz uygulamalarının yakından takip edilebilmesi amacıyla Avrupa Birliği projeleri yapılmıştır.
  • Ceza infaz kurumlarının yönetiminde şeffaflık ilkesi benimsenmiş, kurumlarımız gerek sivil toplum kuruluşlarının, gerekse uluslararası denetim kurumlarının incelemelerine açılmıştır.
  • Ceza infaz kurumu gerçekleştirilen her işleme karşı yargısal denetim getirilmiştir.
  • Hükümlü ve tutukluların eğitimine ve iyileştirilmesine önem verilmiş bu kapsamda çok sayıda psiko- sosyal program oluşturulmuştur.

         Kısaca ifade ettiğim reform çalışmaları sonucunda ülkemizde infaz alanında uluslararası standartlara uygun bir “model” oluşturulmuştur.  Ayrıca toplum içinde rehabilitasyon felsefesini ifade eden “denetimli serbestlik” sisteminin 2005 yılında infaz sistemimize girdiğini de hatırlatmak isterim.

         Ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik alanında yapılan ilerlemelere paralel olarak, “mağdur hakları” noktasında geçtiğimiz süre içinde önemli gelişmeler kaydedilmiş ve ülkemizde Avrupa’daki gelişmelere paralel olarak “mağdur koruma sistemi” oluşturulmuştur.  Bugün ülkemizde, suç nedeniyle yaşadığı sorunlara psikolojik ve maddi açıdan mağdura destek olacak bir sistem bulunmakta, bu alanda özel eğitim almış personel görev yapmaktadır.

         İnfaz alanında özetle ifade ettiğim reform çalışmaları sonucunda, sistemimiz “evrensel ilkeler”, “insan hakları” “şeffaflık” ve “rehabilitasyon” ilkeleri üzerine kurulmuş, yapılan çalışmalar bu ilkeler dikkate alınarak yapılandırılmıştır.

         Bu çalışmaların bir sonucunu, ceza infaz kurumlarımızda gerçekleştirilen “meslek eğitim” çalışmalarında görmekteyiz. Salıverilen hükümlülerin toplumsal hayata uyumu ve sorumluluk sahibi bir birey olarak yaşamına devam ettirebilmesi için mesleğinin olması ve işinin bulunması gerekmektedir. Bu amaçla İşyurtları Kurumu 1997 yılında kurulmuştur.

1997 yılında 3.214 hükümlünün çalıştığı 156 olan işyurdu sayısı, geçen yıl 242’ye, çalışan hükümlü sayısı 37.090’a ulaşmıştır. Çalışan hükümlü sayısındaki artışın son derece önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Gururla söyleyebilirim ki bugün işyurtları; tecrübe kazanmak kendini geliştirmek amacıyla çalışan hükümlü sayısı, hükümlülere sunulan meslek çeşitliliği, ürünlerin kalitesi ve estetiği dikkate alındığında dünyaya model oluşturmaktadır.

İşyurtları, geleneksel el sanatlarımızın nesilden nesile aktarılmasını sağlama noktasında bir misyonu da ifa etmektedir. Tarım ve hayvancılık alanında yaptığı yatırımlar ile ülke ekonomisine katkı vermektedir. Açılan yüzlerce çeşit meslek kursu ile sanayi ve hizmet sektörünün duyduğu ara eleman ihtiyacını gidermektedir. Üretimde bilgisayar teknolojisini kullanarak özel sektöre örnek oluşturması, organik tarım ve hayvancılık çalışmaları ile bu üretim şeklinin ülke genelinde yaygınlaştırılması konularında marka haline gelmiştir.

Bir kamu kurumu olan işyurtları; ülkemizin insan kaynağı ihtiyacını en iyi şekilde değerlendirerek sürekli genişleyen, kaynakları verimli kullanan, Ülkeye katma değer veren bir kurumdur. 

         Bugün açılışını yapacağımız Fuar’da 111 ceza infaz kurumunda meslek eğitim çalışmaları kapsamında üretilen yüzlerce çeşit ürünü görme olanağına sahip olacağız. Katılan ceza infaz kurumu sayısı, üretilen ürün çeşitliliğine bakıldığında bu Fuarın ülkemizde ve dünyada bir ilk olduğunu ifade etmek istiyorum.

 

Kıymetli misafirlerimiz...

         İlk başkanı olduğum İşyurtları Daire Başkanlığının, genel müdürlüğünü yaptığım Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün bütün bu çalışmalarını gururla takip ettiğimi bir kez de sizlerin huzurunda ifade etmek istiyorum.

        24. Dönem Meclis Başkanımız ve Adalet Eski Bakanımız Sayın Cemil Çiçek aramızda bulunuyor. Kendisinin bakanlığı döneminde Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yaptım. Kendisiyle çalışmaktan her zaman gurur duyduğumu bir kez daha ifade etmek istiyorum. 

         Bu ülkenin insanına yapılacak her türlü yatırımı önemserken, doğal olarak ceza infaz kurumlarında bulunan insanlarımıza katkı sunan çalışmaları daha da önemli görüyorum.

         Burada sergilenen ürünlere el emeği veren, göz nuru döken bütün hükümlü ve tutuklu arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.

         Fuarın hazırlanmasında emeği geçen başta Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürümüz Enis Yavuz Yıldırım Bey'e, İşyurtları Daire Başkanımız Vehbi Kadri Kamer Bey'e, tüm personelimize ve hükümlülerimize teşekkür ediyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

 

        

 

 

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←