“Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları Sempozyumu” konuşması A+ A-
14.10.2015

“Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları Sempozyumu”

14 Ekim 2015

 

Yüksek mahkemelerimizin değerli başkanları;

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin değerli başkanı;

Yüksek mahkemelerin değerli mensupları;

Kıymetli akademisyenlerimiz;

Saygıdeğer konuklar;

Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının tartışılacağı bu önemli toplantıda aranızda bulunmaktan, böylesine seçkin bir topluluğa hitap etme fırsatı bulmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Konuyu, ceza ve hukuk yargılamaları ile idari yargı boyutuyla ele alan bu kapsamlı Sempozyumun düzenlenişine öncülük eden Yargıtay’a, Bakanlığımızla birlikte organizasyon çatısı altında yer alan Danıştay’a, Odalar ve Borsalar Birliği’ne, sayın başkanları şahsında şükranlarımı sunuyorum. Bu vesileyle, bu hayatî tartışmaya katılmak ve kattı sunmak üzere, bugün aramızda bulunan değerli akademisyenlerimize de ilgileri için özellikle teşekkür ediyorum.

Sempozyumun gerek uygulamaya, gerekse kanun yapım sürecine ışık tutacak, yön verecek önemli çıktıların alınmasına katkı sağlamasını umuyorum.

Kıymetli misafirler, değerli katılımcılar;

Ülke olarak ne yazık ki terör sorunuyla uğraşmaya ve enerjimizi bu soruna harcamaya devam ediyor. Hain ve alçak bir saldırı sonucu 97 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Üzüntümüz büyük. Ölen vatandaşlarımıza rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sadece orada bulunanlara değil, milletimize de yönelen bu saldırı hepimize büyük üzüntü vermiştir.

İnsanlarımızın güvenliğine, yaşam hakkına yönelen bu saldırıların hesabı çok açık ve nettir. Bu saldırılarla Türkiye'nin kaybetmesi, istikrarsızlaşması, ülkemizin bir kaos ortamına sürüklenmesi hedefleniyor.

Her zaman ifade ettiğim gibi millet olarak köklü bir milletiz. Devlet olarak da güçlü, büyük ve gelenekleri olan bir devletiz. Bu sorunları aşacak güçteyiz. Belki zaman aldı, alıyor; ama insanlarımızın canını alan bu terörü bitirecek güçteyiz.

Bugün terör örgütleri büyük oranda uluslararası güçlerin maşası olarak faaliyet gösteriyorlar.

Bugün belli terör örgütleri söylem olarak görüntüde maskeleme amacıyla farklı konuları öne sürüyorlar. Çok açık bir şekilde belli örgütlerin amaçsal anlamda bir ortaklık tesis ettiğini söylemek gerekiyor.

Yolları kesişen bu örgütler birbirini besliyor, birbirinin yolunu açıyor. Dinî, mezhebî veya etnik açıdan belli söylemler ileri sürülüyor. Ancak biliyoruz ki olayların arka planında farklı hesaplar bulunuyor. Uluslararası sistemi ve iç siyaseti dizayn etme amacı çok açık ve net görülmektedir.

Terör örgütlerinin hep kritik zamanlarda hareket geçtiği de hepimizin malumudur.

Her terör saldırısı insanlığa karşı bir saldırıdır.

Devlet ve millet olarak, terörle amaçlanan kaos ise ki öyle, buna izin vermeyeceğiz.

Terörle bu ülkenin birliği ve bütünlüğü sarsılmak isteniyorsa ki öyle, buna müsaade etmeyeceğiz.

Milletimizin huzuru ve geleceği bizim için esastır, vazgeçilmezdir. Buna kastedecek her fiil ihanet çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Hiç bir ihanete, hangi şekilde olursa olsun, kim olursa olsun bu millet, bu devlet müsaade etmemiştir, etmeyecektir.

Bu saldırı ile daha önceki benzer olaylarda olduğu gibi ne amaçlanmışsa gereken karşılık verilecektir.

Ben buradan faillerin kısa sürede belirleneceğini söyleyebilirim.

Asıl bu faillerin arkasındaki güç ya da güçlerdir.

Bunların amaçlarına ulaşamayacaklarını, bu güçlü milleti kardeş kavgası ile güçsüz bırakamayacaklarını, bu büyük devleti sarmayacaklarını bir kez daha buradan hatırlatmak istiyorum.

Emniyet güçlerimizin titizlikle sürdürdüğü araştırma ve incelemeler ile Başsavcılığımız başlattığı soruşturma ile olayın arka planı aydınlanacak düşüncesindeyim.

 

 

Saygıdeğer konuklar;

Bugün vatandaşlarımızın adalete erişimi konusunda büyük bir imkan sunan konuları konuşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Adaletin hızlı ve etkin bir şekilde tecelli etmesi hepimiz için büyük önem arzediyor.

Toplumda baş göstermesi kaçınılmaz olan uyuşmazlıklarda yargı mercilerinin bir “nihai çözüm” makamı olduğu şüphesizdir.

“Adalet”i ölçülebilir bir sosyal değer haline getirmek için yargının etkin işleyişini sağlamak, bunun için gerekli politika ve programları hayata geçirmek temel hedefimizdir.

Ancak, en küçüğünden en büyüğüne, en basitinden en girift olanına kadar her türlü uyuşmazlığın, bir “nihai çözüm” beklentisiyle yargı mercileri önüne taşınması, bir başka sorunu gündemimize taşımıştır.

Yargılama sürelerini uzatan, yargılama kalitesini düşüren bu sorun, dünyadaki pek çok hukuk sistemi için aynıdır. Yargı mercileri, yıldan yıla artan ve ağırlaşan bir iş yükünün baskısı altındadır.

Bu noktada, yargı mercilerimizin kapasitesini zorlayan iş yükünü doğru tarif etmek gerekir.

İstatistiklerin, rakamların, yüzdelik dilimlerin tarife ettiği bu iş yükü, ne tek başına inceleme bekleyen dosyalar, ne tek başına genişleyen mesai saatleri, ne tek başına uzayan duruşma listeleridir.

Bu iş yükü, en temel ve en yalın ifadesiyle, toplumumuzun artan adalet beklentisidir!

Bir taraftan adalet hizmetlerinde kapasite artırıcı önlemlerin, diğer taraftan adaletin sosyal hedefini gerçekleştirecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Bir başka anlatımla, ne hizmet binalarının, personel ve yargı mensubu sayılarının artırılması, ne de mevzuat düzenlemelerinin, çağdaş hukuk uygulamalarının ülkemize taşınması tek başına çözümü sağlayabilir.

İşte, Bakanlığımızın Yargı Reformu Stratejisi de bu hassasiyet temelinde şekillenmiştir.

Sayın Başbakanımızca, geçtiğimiz Nisan ayında kamuoyuna duyurulan Strateji belgesi, adalet hizmetlerinde hem fiziki altyapının geliştirilmesini, ihtiyaç duyulan nitelikli personel ve yargı mensubu sayısının artırılmasını, hem de geleneksel yargılamaya alternatif usulleri de içerecek biçimde, çağdaş hukuk uygulamalarının sistemde yerini almasını hedeflemektedir.  

Bu çerçevede temel parametreler belirlenmiş, önümüzdeki beş yılın yol haritası çizilmiştir.

Tüm reform adımları belirli bir takvime bağlanmış, kısa, orta ve uzun vadeli öncelikler tespit edilmiştir.

Yeni Yargı Reformu Stratejimiz, iki temel düşünce üzerine inşa edilmiştir. Bunlardan ilki, yargıya intikal eden iş yükünün azaltılması, ikincisi ise yargılama sürelerinin kısaltılması ve yargının iş hızının artmasıdır.

Geleneksel muhakeme yoluna alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi ve etkin hale getirilmesi stratejik hedeflerimiz arasında önemli bir yere sahiptir.

Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk uygulamalarında belirli bir mesafe kat ettik. Önümüzdeki süreçte belli alanlarda arabuluculuğu zorunlu hale getireceğiz.

Geçen Aralık ayında kanunu yürürlük kazanan İstanbul Tahkim Merkezi'nin etkinleştirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu şekilde bir çalışma ile ülke olarak uluslararası alanda etkinlik ve güç kazanabiliriz.

Zorunlu hakem heyetlerinin uygulama alanlarının genişletilmesi de gündemimizdeki bir diğer konu.

Ceza muhakemesi ve idari yargıda alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi, varolan usullerin etkinleştirilmesi de üzerinde durduğumuz konular arasındadır.

Bu çalışmalarla yargıya gelen iş yükünde büyük bir azalma olacağı düşüncesindeyim.

İkinci temel hareket noktamız olan yargının hızlı işlemesinde de belli noktalara yoğunlaşmış durumdayız. Bu işin olmazsa olmazı mekan ve insandır.

Gerek hakim-savcı gerekse de diğer personel alımları ile bu anlamda açıkları kapatma çabasındayız. Diğer yandan son on yıldır süren adalet sarayları yapımına devam ediyoruz.

Adalet hizmetlerinde devrim niteliğindeki bir değişim, yargıda zaman yönetimi için atılacak adımlarla gelecek. Belirli tür dava ve işlerde, “ortalama görülme süreleri”ni belirleyeceğiz. Böylece, artık vatandaşlarımız açtığı davanın yaklaşık olarak ne zaman biteceği konusunda bir kanaat sahibi olacak.

Yargıyla ilgili yapılacak memnuniyet anketleri, mahkemelerin hazırlayacakları faaliyet raporları, yargı etik kuralların belirlemesi gibi çalışmalar, yargıda şeffaflık ve hesap verebilirlik hedeflerine hizmet edecek.

Hukuk öğrencilerinin aktif rol alacağı ve Barolarla ortak yürütülecek Hukuk Klinikleri, gönüllüğe dayanan ve vatandaşlarımıza hizmeti esas alan pro-bono gibi projeler adalete erişimi güçlendirecek adımlar olacak.

Suç mağdurlarının korunması, sanık odaklı ceza muhakemesi sisteminin mağdur haklarının geliştirilmesiyle dengelenmesi dengelenmesi, yine bu dönem gündemimizdeki konular arasında yerini alacak.

Yargıyla vatandaş arasındaki en önemli iletişim köprüsü olan, aynı zamanda kamusal eleştiri yoluyla yargı hizmetlerinin geliştirilmesinde doğrudan katkı sunan medya kurumlarıyla ilişkileri geliştireceğiz. Yargı-medya ilişkilerinde yürüttüğümüz proje ve pilot adliye uygulamaları yurt genelinde yaygınlaştırılacak.

Noterlik ve Avukatlık kanunları, ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda yeniden ele alınacak.

Yargının hızlı bir işleyişi kazanması amacını taşıyan sisteme ilişkin en önemli yenilik, hazırlıklarını tamamladığımız ve önümüzdeki yıl faaliyete geçecek İstinaf Mahkemeleriyle sağlanacak.

Bu mahkemeler, yavaşlayan yargı sistemimizin için büyük bir enerji kaynağı olacak; daha hızlı ve daha etkin bir yargılama için büyük bir imkan sağlayacak.

Yargıtayımıza yılda 1 milyon dosya intikal ettiğini biliyoruz. Türkiye ölçekli Avrupa ülkelerine baktığımızda en çok dosyası olan ülke Fransa ve 45 bin kadar dosyası var. Bu sayı Almanya'da 9 bin civarında, İngiltere'de ise 6 bin civarında. Yargımıza intikal eden her konu da ilk derece mahkemelerinden sonra da Yargıtay ve Danıştay'a gidiyor. İstinaf Kanun Yolunun hayata geçmesi ile davaların yaklaşık yüzde 90'ı İstinaf Mahkemelerinde sonuçlanacak. Yüzde 10 kadarı da yüksek yargıya gitmiş olacak.

Yargımızın değerli mensupları, Kıymetli misafirler,

Günümüzde, bütün uyuşmazlık türleri için mahkeme dışı çözümlerin geliştirilmesi, bir tercihin ötesine geçerek zorunluluk halini almıştır.

Adaletin sosyal hedefini gerçekleştirmek, toplumdaki uyuşmazlıkları en kısa zamanda, en az masrafla ve etkili biçimde çözmek için, geleneksel yargılamaya alternatif usuller, dünya genelinde ilgi görmekte, geniş biçimde uygulanmaktadır.

Bu yöntemlere, ceza, hukuk ve idari yargılama usulümüzde farklı isimlerle zaten yer verilmiştir. Ancak gerek uygulamadan, gerekse mevzuattan kaynaklanan bazı sebeplerle, bu yöntemler arzu edilen düzeyde, etkin biçimde uygulanamamaktadır.

Bakanlığımız Kanunlar Genel Müdürlüğü bünyesinde, muhtelif komisyon ve çalışma grupları oluşturulmuş; gerek iş yükünün azaltılması, gerekse alternatif çözüm yollarının geliştirilmesi için kapsamlı bir hazırlık çalışmasına başlanmıştır.

Adlî ve idarî yargı yolları ile adlî yargıdaki hukuk ve ceza muhakemesi ayrı ayrı ele alınarak sürdürülen bu çalışmalardan bir kısmı tamamlanma aşamasına gelmiş, bir kısmı da halen devam etmektedir.

 

 

 

Değerli katılımcılar;

Kovuşturmanın mecburiliği ilkesine istisna oluşturan alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, çağdaş ceza hukuku anlayışının bu özel önleme ve ıslah amacına da önemli derecede hizmet etmektedir.

Belirli bir ceza eşiğinin altında kalan basit suçlarda, bir taraftan mağdurun haklarının korunması ve tatmini, diğer taraftan failin, eyleminin oluşturduğu haksızlık içeriğiyle yüzleşmesi ve bunu telafi etmesi imkanı sağlanmaktadır.

 

 

Hızlı ve maliyet-etkin çözümler üreten bu usuller, özellikle ilk kez suç işleyenlere bir şans tanıyarak, onların damgalanmasını önlemekte ve failin ceza muhakemesinin erken aşamalarında yeniden sosyalleşmesini kolaylaştırmaktadır.

Yenilenen temel kanunları 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni ceza adaleti sistemimizde, geleneksel muhakeme yollarına veya cezalandırmaya alternatif usul ve yöntemler olarak; bilindiği üzere, önödeme, uzlaşma, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, hapis cezalarının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar düzenlenmiştir.

Yeni Türk ceza adaleti sisteminin on yıllık uygulama sonuçları, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ilişkin sistemin aksayan yönleri ile bu doğrultuda alınması gereken tedbirleri görünür hale getirmiştir.

Önödeme ve uzlaşma dışında, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar sayıları da geçmiş dönemlerde oldukça düşük bir seyir göstermiştir.

Bu düşük seyir, bir taraftan sözü edilen kurumların kapsamı içinde bulunan suç türlerinin sayıca az olmasından, diğer taraftan bu kurumların uygulanmasını kısıtlayan yahut etkinliğini azaltan usul hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

Geride bıraktığımız on yılın tecrübesi, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile kovuşturmadan ayrılma usullerine ilişkin mevcut usul hükümlerinin bütüncül bir perspektifle yeniden ele alınması zaruretini ortaya koymuştur.

Nitekim, aynı dönem içinde, Almanya, İtalya ve Fransa gibi ülkeler, uygulama sonuçlarına dayalı olarak, ceza muhakemesi sistemlerinde yer alan benzer kurumları geliştirmek veya yeni usullerle mahkeme dışı çözüm yollarının alanını genişletmek amacıyla mevzuatlarını yenileme ve değiştirme yolunda pek çok adım atmışlardır.

 

 

Bu perspektif içinde Bakanlığımız tarafından hazırlanan “Ceza Muhakemesinde İş Yükünün Azaltılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” taslağı, 10 Temmuz 2015 tarihinde, görüşlerinin alınması amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmiştir.

Tasarıyla özet olarak, ön-ödeme, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve uzlaşma gibi usulümüzde mevcut bazı kurumların kapsamlarının genişletilmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede, “cezasızlık” sonucunu engelleyici usulî güvenceler de getirilmekte ve bu kurumların etkinliğini azaltan veya uygulama başarısını düşüren bazı usul hükümleri yeniden düzenlenmektedir.   

Tasarıyla ayrıca, basit suçlarda, muhakeme sürecinin gereksiz formalitelerden arındırılmasını sağlayacak olan yeni bir usulün, “basit yargılama” adıyla ceza adaleti sistemimize kazandırılması öngörülmektedir. “Kovuşturmanın mecburiliği” ilkesini benimseyen Almanya ve İtalya, “takdirilik ilkesi”ni takip eden Fransa başta olmak üzere pek çok Avrupa Konseyi üyesi ülkede de farklı isimler altında uygulanan bu usul, failin ikrarına hukuki bir sonuç bağlamaktadır.

Sistemimiz bakımından hayli cesur sayılabilecek bu fikrin, elbette etraflıca tartışılması, eksiklik veya sakıncalarının giderilmesi gerekmektedir.

 

Değerli katılımcılar;

Benzer çalışmalar hukuk yargılamaları bakımından da sürdürülmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun aksayan yönlerinin tespit edilmesi ve çözüm bulunması, ön inceleme kurumunun gözden geçirilmesi, yargılama usullerinin daha işlevsel hale getirilmesi, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının hukuk yargılamasında etkin bir şekilde kullanılabilmesi ve buna mani unsurların sistem dışına çıkarılması amacıyla oluşturulan Bilim Komisyonumuz çalışmalarına devam etmektedir.

 

 

Yine bu kapsamda Bakanlığımızca, yürürlükteki iş ve sosyal güvenlik mevzuatının aksayan yönleri dikkate alınarak; uygulamada yaşanan sorunların giderilmesini sağlayacak, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin etkinleştirilerek, iş yükü sorununun ortadan kaldırılmasına hizmet edecek ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek bir Kanun Tasarısı taslağı hazırlanması amacıyla Çalışma Grubu kurulmuştur.

İş mahkemelerinde görülen davaların yapısı, anlaşmazlığın uzlaşma suretiyle sonuçlandırılmasına uygundur. Bu uyuşmazlıkların, mahkeme dışında alternatif uyuşmazlık çözüm yolları marifetiyle çözümlenmesi, özellikle son yıllarda konunun paydaşları ve aktörleri tarafından dile getirilmektedir.

Bilindiği üzere, Ülkemizde özel hukuk ilişkilerinden doğan alacakların tahsili, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerinin uygulanmasıyla sağlanmaktadır. Alacaklı ile borçlu arasındaki hassas dengeyi gözeten, öngörülebilir ve şeffaf bir icra ve iflâs hukuku, ekonomik ve ticarî ilişkilerin ve finansal sistemin istikrar kazanmasında hayatî bir rol oynamaktadır.

Yürürlükteki İcra ve İflâs Kanununun yerini almak üzere, modern bir icra ve iflâs sisteminin kurulması da hedeflerimizi karşılayacak bir Kanun Tasarısı taslağı hazırlanması amacıyla oluşturulan Bilim Komisyonumuz özverili bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Bu kapsamda dünyada ve ülkemizde yaşanan sosyal, ekonomik, teknolojik yeniliklere uygun ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek, özellikle küçük miktarlı alacaklar bakımından, itiraza uğrayan icra takiplerinin daha az masrafla ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasına hizmet edecek bir arabuluculuk kurumunun ihdas edilmesi hedefler arasındadır.

 

 

 

 

Değerli katılımcılar;

Son olarak, idari yargı alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bir satır başı açmak isterim.

Bilindiği üzere, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, idarenin taraf olduğu belli başlı uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümü için önemli bir imkan tanımaktadır.

Ancak, Kararnamenin çıkarılmasının üzerinden geçen dört yıla rağmen, bu usulden yeterince yararlanılamadığı görülmektedir.

Usulün işler hale getirilmesi, mevzuattaki bu sorunların giderilmesine bağlıdır.

Bu amaçla hazırlanan Tasarı taslağında, usule başvurunun dava şartı haline getirilerek ihtiyari olmaktan çıkarılması, üyelerine yeterli güvencenin de sağlandığı değerlendirme komisyonlarının sürekli hale getirilmesi, ayrıca Kararname kapsamındaki idarelerin sayıca artırılması öngörülmektedir.

Aynı Tasarı taslağında, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun ile 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununda da önemli değişikliklere gidilmesi öngörülmektedir.

 

 

Değerli konuklar;

Yargıda alternatif çözüm yöntemlerinin geliştirilmesiyle umulan birinci fayda, hiç kuşkusuz, yargı mercilerinin etkin işleyişini tıkayan ağır iş yükünden kurtulmaktır.

Buna bağlı olarak ikinci fayda, yargılama sürelerinin kısalması ama özellikle yargılama kalitesinin artması olacaktır.

Üçüncü ve en önemli fayda ise, toplumun adalet beklentisine en hızlı ve en etkili biçimde yanıt vermek biçiminde tezahür edecektir.

Bakanlığımızı temsilen Sempozyuma katılan arkadaşlarımız, yürüttüğümüz çalışmaların detaylarını Sempozyum oturumlarında katılımcılara aktaracaklardır.

Umuyor ve diliyorum ki, bu çalışmalar yanında, değerli katılımcıların özgün fikir ve önerileri de çok yönlü bir fikir alışverişinin konusu olacaktır.

Sempozyum sonuçlarının, bundan sonraki çalışmalarımıza ışık tutacağı tartışmasızdır.

Bu vesileyle, katkı sahibi olan herkese şimdiden teşekkürlerimi sunuyor, Sempozyumun hukuk sistemimiz için yararlı sonuçlar doğurmasını diliyorum.

 

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←