TÜRKİYE'NİN BİRLİĞİNİ BOZAMAYACAKLARDIR A+ A-
17.12.2016

 Adalet Bakanı Bekir Bozdağ AK Parti Yozgat İl Danışma Meclisi Toplantısında konuştu.

Bakan Bozdağ’ın konuşması şöyle:

ŞEHİTLERE RAHMET DİLİYORUM

Bugün Kayserimizde hain terör saldırısı sonucu şehitlerimiz ve yaralılarımız var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. 10 Aralık 2016’da da İstanbul’da polisimize dönük hain terör saldırısıyla ilgili de şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Bu ülkenin birik ve beraberliği için Türkiye’nin ilelebet hür ve bağımsız yaşaması için vatan mücadelesi hayatını kaybetmiş bütün şehitlerimizi rahmet minnet dua ile yad ediyorum. Mekanları cennet olsun.

TÜRKİYE BÖLGESİNDE VE DÜNYADA GÜÇLÜ BİR AKTÖRDÜR

Türkiye çok önemli bir coğrafya parçasıdır. Dünyanın 4 bir yanının gözü üzerindedir. Türkiyemizin taşıdığı misyon da son derece önemlidir. Devletimizin hem coğrafyamız hem dünya için ortaya koyduğu irade de son derece önemli. Bugün Türkiye bölgesinde ve dünyada güçlü bir aktördür. Her hadisede Türkiye’nin sesini duyabiliyorsunuz, her olayda Türkiye’yi görebiliyorsunuz. Ama Türkiye’nin bu gücünden, kudretinden, istikrarından her türlü tehdit ve saldırıya karşı yıkılmayışından diz çökmeyişinden, biat etmeyişinden rahatsız olan güçler var. Türkiye güçlendikçe, Türkiye’yi nasıl daha zayıf hale getiririz diye uğraş veren büyük güçler var. Terör örgütleri değil, onlardan daha büyük güçler. Terör örgütleri sadece zayıf Türkiye isteyenlerin krizle kaosla boğuşan Türkiye isteyenlerin kullandığı birer taşerondur. Her daim ifade ettik, bir kez daha söylüyorum. Bütün terör örgütleri taşerondur. İpleri sahiplerinin elindedir, eylemleri sahiplerinin talimatlarıyla yapılmaktadır. Çünkü onlara silahı veren onları eğiten para transferi yapan, pek çok yönden destekleyen dış güçler karanlık hesaplar var.  Türkiye PKK terör örgütü başta olmak üzere FETÖ, DHKP-C, DEAŞ dahil bütün terör örgütlerinin arkasındaki kirli hesap sahiplerini gayet iyi biliyor ve tanıyor.

Biz mücadelemizi sadece görünürdeki terör örgütleriyle yapmıyoruz. Aynı zamanda bunların arkasındaki karanlık ve kirli güçlerle de yapıyoruz. Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki Türkiye bu mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir. Ne kadar terör saldırısı olursa olsun, nerede yaparlarsa yapsınlar Türkiye’nin terörle mücadele azmini kıramayacaklardır. Türkiye’nin yürüyüşünü durduramayacaklardır. Türkiye’nin birliğini bozamayacaklardır. Kardeşlik hukukumuza zarar veremeyeceklerdir. Türkiye’yi kaosların, krizlerin, kargaşanın  hakim olduğu bir ülkeye dönüştüremeyeceklerdir. Ülkemizi bölemeyecekler, hiçbir olumsuzluğu Türkiye üzerinde gerçekleştirmeye güçleri yetemeyecektir. Çünkü hükümetimizin, güvenlik güçlerimizin ortaya koyduğu irade, kahramanca mücadele milletimizin, hükümetimize ve güvenlik güçlerimize verdiği sağ duyulu gönülden ve samimi destek oldukça bu millet yolundan asla dönmeyecektir. Ben buna yürekten inanıyorum. Türkiye üzerine kim hangi hesabı yapıyorsa bunları iyi görmeli iyi bilmeli boş yere planlarla tuzaklarla vakit kaybetmemelidir.

Değerli kardeşlerim terörle mücadele ederken zaman zaman şehitlerimiz olabilir, zaman zaman gazilerimiz olabilir. Çünkü böylesi büyük bir devletin vatandaşı olmak, asil bir milletin mensubu olmak ve böylesi bir coğrafyada hür ve bağımsız bir devlet olarak yaşamanın ödevleri vardır. Eğer bir ülkenin vatandaşları mensubu oldukları devletin ayakta durması, üzerinde yaşadıkları vatanın bölünmez bütünlüğü, mensubu oldukları milletin bekası için gerektiği zaman cennete koşarcasına ölmeye koşmaktan vazgeçerlerse o zaman bağımsız bir devletin vatandaşı olmaz. Kendilerine ait müstakil bir vatanın üzerinde yaşama ve hür olma hakkını kısa sürede kaybederler.  Biz bu gün Türkiye üzerinde hür ve bağımsız yaşıyorsak sözümüz sesimiz güçlüyse bu ülke için gerektiğinde şehit olmayı en büyük şeref kabul eden ve şehit olanlar gazi olanlar sayesindedir. Bu vatanın tapusu şehitlerimizin mezarladır, bu vatanın tapusu şehitlerimiz ve gazilerimizin akan kanlarıdır. Biz bunu böyle biliyor, böyle inanıyoruz. Bundan sonra da inşallah aynı inançla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye üzerine hesap yapanlar, Türkiye’yi terör ile dize getiririz diyenler bu asil milletin kendi mayasında yer alan vatan, millet, devlet bir uğruna neleri göze aldığını iyi görmeleri iyi bilmeleri gerekir. Ama maalesef görmüyor ve bilmiyorlar. Sesimizi duymuyor, bunu görmüyorlarsa , sesimizi duyurmak, bunu göstermek bizim boynumuzun borcudur.

Türkiye’nin uluslararası alanda itibarını zedelemek için terör örgütleri büyük çaba içindedir. FETÖ terör örgütü vatandaşın iyi niyetini istismar ederek topladığı paralarla Türkiye’nin aleyhine senatörlerden beyanat almak, gazetecilere köşe yazısı yazdırmak, gazetelere manşet attırmak, sivil toplum örgütlerine Türkiye’nin aleyhine toplantılar seminerler yapmak oluk oluk para akıtıyor. Parayla vekil satın alıyor, parayla hakim savcı satın alıyor, senatör, medya satın alıyor ve dünyanın dört bir yanında Türkiye aleyhine bir açıklama yaptırmayı ibadetlerin en büyüğü kabul ediyor bunlar. Bezer çalışmayı PKK da, DHKP-C de yapıyor. Türkiye’nin zayıflamasını isteyen herkes de bu çalışmalardan büyük keyif alıyor. Kim ki Türkiye’ye düşmanlık ediyorsa Avrupa’da ve başka ülkeler de itibar görüyor. Üst düzeyde ağırlanıyor.

TÜRKİYE – AB İLİŞKİLERİNİ TERÖRÜN ZEHİRLEMESİNE İZİN VERMEYİN

Geçenler de söyledim, Can Dündar’ı Almanya’nın Cumhurbaşkanı  sarayda ağırladı. Bir kez daha soruyorum Can Dündar denen bu zaat Almanya’nın hayrına, yararına hangi iyi şeyi yaptı da Almanya’nın Cumhurbaşkanı onu sarayda ağırladı veya Türkiye’nin hayrına yararına hangi iyi şeyi yaptı da başka bir ülke sen iyi işler yapıyorsun onu böyle bir iltifata layık gördü. Ya da insanlığın hayrına hangi iyi işi yaptı da devlet başkanı düzeyinde kabul edilme hakkını gördü. Var mı iyi bir şey? İnsanlık için, Almanya için, Türkiye için ne yaptı? Çok net olan şey şu: Türkiye’ye ihanet etti. Türkiye aleyhine çalıştı. Türkiye devletini ve hükümetini uluslararası planda zora sokmak, suçlu göstermek için planlanan bir oyunun taşeronu vazifesini yaptı, şimdi de ödüllendiriyorlar. Ödül görmek istiyorsanız Türkiye’ye dönün size başının üzerinde taşımaya hazır niceleri var. FETÖ ile ilgili de aynı keza öyle. Avrupa’ya buradan şunu söylüyorum. Türkiye’nin aleyhine çalışanlara iltifat ederek bir netice alamazsınız. Türkiye’ye hiza ve istikamet veririz diyorsanız, aldanıyorsunuz. Bu ülke hainlerin sözüyle bu güne kadar  hiza da almadı, istikamet de almadı. AB yetkililerine diyorum ki Türkiye – AB ilişkilerini terör örgütlerinin zehirlemesine izin vermeyin. Türkiye ile AB’nin AB ülkelerinin doğrudan ilişkisi hem Türkiye’ye kazandırır hem AB’ye kazandırır. Türkiye büyük bir ülke, bizimle iyi ilişkiler kuran herkes bu büyüklükten kendi açısından da büyük bir istifade sağlar. Ama maalesef bunu göremiyoruz.

TÜRKİYE’Yİ KONUŞMADAN SEÇİM KAMPANYASI İLE YÜRÜTEMİYORLAR

Dün başbakanımız da ifade etti. Avrupa’da seçim var seçimin gündemi Türkiye, Hollanda’da seçim var birinci gündem Türkiye, Avusturya’da seçim var birinci gündem Türkiye, Almanya’da seçim var birinci gündem Türkiye, Fransa’da seçim var birinci gündem Türkiye. Bakın değerli hemşerilerim Türkiye’yi konuşmadan bunlar seçim kampanyası ile yürütemiyorlar. Allah’ın izniyle biz Türkiye’yi öyle bir noktaya taşıdık ki başka ülkeler seçim kampanyalarını Türkiye üzerine kurmaya mecbur ve mahkum kaldılar. Allah’ın izniyle daha ileri noktaya da taşıyacağız.

BİZE KARŞI OBJEKTİF VE ADİL OLUN

Türkiye Avrupa için büyük bir kazançtır. Türkiye ile ilgili Avrupa parlamentosunun müzakere sürecinin geçici dondurulmasına dair tavsiye kararı esasında yükselen yeni anlayışların Avrupa parlamentosunu nasıl etki altına aldığının somut bir göstergesidir. Türkiye Avrupa ile Avrupa’da Türkiye ile daha güçlü olur. Bizim istediğimiz şey şu Türkiye’ye karşı adil ve objektif olun. Adiller mi değiller. Objektifler mi değiller. 53 senedir AB kapısında bekleyen Türkiye dışında bir ülke var mı? Yok. Neredeyse 12  yıl oldu Müzakere süreci başladı 35 fasıldan 13 fasılı aşmışsız. Diğerleri de açılmamış. 11 yılda tek fasıl kapatmamış, müzakere sürecine girmiş bir AB ülkesi var mı? Yok. Maastricht kriterleri ile Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiği halde, Türkiye dışında AB’ye üye yapılmayan ikinci bir ülke var mı? O da yok. AB’nin yaklaşık 3’de 2’sinin hatta daha fazlasının siyasi, hukuki ve ekonomik bakımından Türkiye’den daha alt sırada olduğu da bir gerçek. Ama buna rağmen Türkiye’ye karşı her gün farklı şeyler söyleniyor. Bizde diyoruz ki bize karşı objektif olun. Objektif olamıyorsanız, bari adil olun. Hem adil değiller, hem objektif değiller. Ama Türkiye bütün bunlara rağmen AB sürecinden kopmadı, bu süreci sabırla bugüne kadar yürüttü, bundan sonra da yürütecek. Avrupa’nın Türkiye’siz hali, Avrupa’ya çok büyük zarar veriyor. Türkiye’li Avrupa daha güçlü bir Avrupa demektir. Biz bunun farkındayız.

HALEP GÖZYAŞI VE KANA BOĞULMUŞ DURUMDA

Suriye’de yaşanan hadisede hepimizi derinden üzmektedir. 2011 yılından beri Suriye’de bir iç savaş var. 500 binden fazla insan öldü, öldürüldü. 12 milyon insan yerinden, yurdundan edildi. Bunun 3 milyonu Türkiye’de ve her gün yeni katliamlar, yeni zulümler yapılıyor. Halep şu anda gözyaşı ve kanla boğulmuş durumda. Dünya olan biteni seyrediyor. Bir yandan rejimin zalim yüzü, katliam ve zulümle orada varlığını gösterirken, öte yandan başka ülkeler buna destek veriyor, katliam ve zulmün katmerlenmesine vesile oluyor. Bunu durdurmak için vazifeli olan BM maalesef kılını bile kıpırdatmıyor. Toplantı yapıyor. O toplantı bitiyor. Başka bir toplantı yapıyor. Bir karar çıkarıyor mu? Yok. Toplantı yapmak esasında netice almak anlamına gelmez. Güvenlik Konseyi bir karar alabiliyor mu? Onu da alamıyorlar. Sadece ölüleri sayıyorlar, sadece felaketi tespit ediyorlar, sadece vahşeti tespit ediyorlar. Neler söylemediler. Kimyasal silah bizim kırmızı çizgimizdir, bunu kullanırsa kıyamet kopar. Kullandı mı? Kullandı. Ne kadar kırmızı çizgi varsa, hepsini aştı. Ve dünya bunu seyretti. Çok net söylüyorum, Suriye’de yaşanan katliam ve zulmün birinci derece sorumlusu Suriye rejimidir, aynı derecede sorumlusu bu rejime destek verenlerdir, yine aynı derecede sorumlusu bu katliamları, zulmü görüp bunu engelleme imkanı olduğu halde, bu katliama dur diyemeyenlerdir. Birleşmiş Milletler. Koalisyon var orada 65 ülke var. 65 ülkenin adeta şahitliği altında orada büyük bir katliam ve zulüm yaşanıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Suriye’deki yaşanan insanlık dramına tavır koyan, engellemek için uğraşan, tek ülke vardır Türkiye’dir, tek millet vardır, Türk milletidir, tek hükümet vardır Türkiye hükümetidir, tek lider vardır Türkiye’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.

GELENEKLERİMİZ, KÜLTÜRÜMÜZ DARDA OLANA EL UZAKMAKTIR

İnsan olan imdada ses verir. Gücü yeterse yangını söndürür, gücü yetmezse gücü yetenleri yardıma çağırır veya elinden gelen ne varsa onu yapar. Türkiye bunu yaptı. Biz büyük bir devletiz. Asil bir milletin evlatlarıyız. Büyük bir devlet olmanın, asil bir millet olmanın gerekleri neyse, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı da Başbakanı da hükümeti de meclisi de bugün onu yapıyor. Bizim dedelerimiz geçmişte aynısını yaptı. Irak'ta Saddam’ın zulmünden kaçan Halepçe’den gelen kürtlere kapıyı biz açmadık mı Biz açtık. Bulgaristan’da zulme maruz kalan soydaşlarımıza kapıyı biz açmadık mı biz açtık. Afganistan’da zulme maruz kalan soydaşlarımıza kapıyı biz açmadık mı biz açtık. Zulme uğrayan Ahıska Türklerine kapıyı biz açmadık mı. Biz açtık. Biz onlara açtık. Geçmişte çok ama çok örnekler var. Şimdi kalkmışlar diyorlar ki Siz kulaklarınızı kapayın, gözlerinizi tıkayın, aklınızı kullanmayın, tarihinize bakmayın, kıyamet kopuyorsa kopsun, siz yan gelip yatın. Kusura bakma, böyle bir devlet Türkiye devleti olamaz,  böyle bir hükümet Türkiye’nin hükümeti olamaz, böyle bir millet de Türk milleti olamaz. Çünkü bizim tarihimiz, geleneklerimiz, kültürümüz darda ve zorda olana el uzatmaktır. 3 milyona aşkın mülteciyi Türkiye’de misafir ediyoruz. 25 milyar dolardan fazla kalemi biz harcadık. Hala da harcıyoruz. Halepteki tahliyeleri biz sağlıyoruz. Ateşkesi en son katliam karşısında sağlayan yine Türkye’dir. Darda zorda olanın imdadına, Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız, hükümetimiz günlerce çalıştı ve oradaki kanın, gözyaşının durması için kararlar alınmasını ve bunların uygulanmasını takip etti.

ZULME SESSİZ KALANLARI TARİH YAZACAK

Türkiye esasında yaptıklarıyla sadece Türkiye devletinin şanına uygun olanına yapmakla kalmamış, aynı zamanda insanlığın da onurunu kurtarmıştır. Suriye’deki bu zulme, katliama karşı kimler sessiz kaldı diye tarih yazacak. İnsanlık ne yaptı diye soracak, cevabını arayacak. İşte o cevap aranırken, Türkiye devleti ve hükümetinin ve milletimizin asil duruşu altın harflerle emin olun kayda geçecektir. Türkiye insanlık onurunu korudu, milletin de devletin de onurunu korudu diyecekler ve hak teslimini yapacaklar. Hep söyledim bir kez daha söylüyorum. Suriye’de bu katliama maruz kalanlar eğer Hıristiyanlar olsaydı. veya başka bir din mensubu olsaydı, Avrupa, BM, BM Güvenlik Konseyi ve dünya 5 sene bu katliamları böyle seyreder miydi, seyretmez miydi? Durdurmak için adım atar mıydı, atmaz mıydı?

MEZHEP SAVAŞLARININ ÖNÜNDEKİ ENGEL TÜRKİYE’DİR

Şimdi mezhep savaşları planlıyorlar. Başka başka yollardan İslam dünyasını birbirine düşman yapmak istiyorlar. Mezhepçilik yapanlar, Allah’a da, Peygambere de, Kuran’a da, İslama da en büyük düşmanlığı yapıyorlar. Kim yapıyorsa. Böyle bir şey olabilir. Ama maalesef körüklüyorlar. Mezhep savaşlarının önündeki en büyük engel  Türkiye’dir. Bölgedeki daha büyük katliamların önündeki engel yine Türkiye’dir. Onun için de bütün oyunlar Türkiye üzerinde oynanıyor. Biz bu oyunları oynayanları görüyor, olanları duyuyoruz. Onlara karşı gerekeni yapacağız.

İŞKENCENİN OLMADIĞINI YAZAMAYACAK KADAR ÇİFTE STANDARTLI DAVRANIYORLAR

Türkiye’nin cezaevleriyle ilgili aslı astarı olmayan bir sürü şeyler söylediler, söylüyorlar. Bir kez daha buradan söylüyorum. Türkiye’nin cezaevlerinde kötü muamele ve işkence yoktur. Birisi var diyorsa, bana hangi cezaevinde olduğunu söylesin. Ne zaman olduğunu söylesin. Eğer biz o cezaevine gidip, o muameleyi yapanın üzerine gidip gerekli yaptırımları uygulamazsak o zaman Türkiye’yi suçlasın. İsim verin diyorum vermiyorlar. Yer verin diyorum vermiyorlar. Zaman verin diyorum vermiyorlar. Niye vermiyorsunuz, korkuyorlar. Size nasıl söylüyorlar o zaman. Terör örgütlerinden içerde tutuklu ve hükümlülerden aldıklarını söylüyorlar. Onlar kimseden korkmadığını söylüyorlar. Bizden niye korksunlar. Size söylüyorlar da niye bize söylemiyorlar. Çekiniyorlar. O zaman diyorum ki bize gayrı resmi söyleyin, biz gereğini yapalım, üzerine gidelim. Onu da söylemiyorlar. Türkiye’de biz böyle bir izlenim elde ettik. Yav gezdin cezaevlerini var mı? yok. Gezdin tutukevlerini var mı? yok. Gezdin gözaltı yerlerini var mı? yok. Gezdiği yerlerde olmayanı şeyi, olmadığını yazamayacak kadar çifte standartlı davranıyorlar. Biz her tarafı açtık, geldiler gezdiler. Yok diyorlar ama biz böyle bir izlenim elde ettik.

TÜRKİYE’Yİ İTİBARSIZLAŞTIRMAK İSTİYORLAR

Türkiye’yi itibarsızlaştırabilmek için bunu yapıyorlar. Ama kusura bakmayın olmayan bir şeyi, insanlar endişeli diye söylersiniz biz ona itibar etmeyiz. Türkiye’nin haksızlığa düşürülmesine, Türkiye’ye zarar verilmesine rıza göstermeyiz. Haksız, adil olmayan değerlendirmelere itibar etmeyiz. Buradan bir kez daha söylüyorum, Türkiye cezaevlerinde ve gözaltı yerlerinde kötü muamele ve işkence olduğunu söyleyenler, savcılıklara, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ilgili yerlere müracaat etsinler. Eğer biz yetkililer olarak gereğini yapmaz, yaptırmazsak o zaman Türkiye’yi suçlasınlar. Şikayet yok. Kamuoyuna yansıttıkları olayların hemen hepsini incelettiriyoruz biz bakanlık olarak. Şu ana kadar haklı çıkan bir tane olay yok. Çıkıyor gazetede biz de hemen baktırıyoruz. Bir tanesi mi doğru çıkmaz. Hepsi yalan, hepsi düzmece. Şüphe ettiklerimizle ilgili de soruşturmalar başlattık. 231 tane bu konuda Türkiye’de yürüyen tahkikat var. Gördüğümüzün üzerine gidiyoruz, gördüğümüzün üzerine gideceğiz. Cezaevlerinde kim olursa olsun, suçu ne olursa olsun, devlete, amirlerine emanetidir. Biz öyle bakıyoruz, öyle görüyoruz, üzerinde titizlikle duruyoruz. Ama buna rağmen Türkiye’ye iftira edenlere biz izin vermeyeceğiz. Onların bu iftiralarıyla Türkiye’nin mahkum edilmesini, suçlanmasını kabul etmeyeceğiz.

YOZGAT ŞEHİR HASTANESİNE ZİYARET

Şehir hastanemizi ziyaret ettik. Yozgat Şehir Hastanesi gerçekten çok muhteşem olmuş. Büyük bir teknolojiyle donatılıyor. Büyük diyorum çünkü sağlık teknolojisinin en son ve en yeni ürünleriyle hastanemiz donatılmıştır. Sağlık teknolojilerinin en son ve en yeni ürünleriyle hastane donatılmıştır.  Eski hastanedeki makinelerin bir kısmı yeni, bir kısmı eski. Ama şimdi şehir hastanesinde ne varsa, hepsi sıfır, hepsi son model, hepsi en iyi teknoloji, ABD, İngiltere’de, Avrupa’da olmayan sağlık teknolojisi Yozgat’da. 2 Ocak’ta, yetiklilerin verdiği bilgiye göre hasta kabulüne başlayacağız. Ondan sonra da Yozgat, ABD’den de, Avrupa’dan da, İstanbul’un, Ankara’nın en kaliteli özel hastanelerinden de daha kaliteli sağlık hizmetine kavuşacaktır. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Türkiye’de 34 yerde şehir hastanesi var. 30’u büyük şehirlerde. Büyükşehir olmayıp da şehir hastanesine sahip olan 4 il var, onlardan biri Yozgat.  En erken biten 2 şehir hastanesi var. Birisi Mersin, birisi Yozgat. Türkiye’nin inşallah faaliyete geçen ilk şehir hastanesi Yozgat şehir hastanesi olacak. Sağlıkta Türkiye büyük bir reform yaptı. Şehir hastaneleriyle dünya standartlarının üstünde, Türkiye standardı adıyla sağlıkta yeni bir standart ortaya koydu. Onun için de hükümetimizi ve özellikle Sağlık Bakanımızı buradan bir kez daha kutluyorum. Yozgatımıza hayırlı uğurlu olsun.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←