BOZDAĞ`DAN KEÇİÖREN`DE ZİYARETLER A+ A-
07.03.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, referandum kapsamında Ankara Keçiören'de şehit aileleri ve esnaf ziyaretlerinde bulundu. Bozdağ, 15 Temmuz hain darbe girişiminde şehit düşen Cengiz Polat’ın ailesini ziyaret etti. Keçiören'de vatandaşlarla bir araya gelen Bakan Bozdağ, esnafla bir araya geldi. Bakan Bozdağ’a Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak ve Ak Parti Keçiören İlçe Teşkilatı Başkan'ı Zafer Çoktan eşlik etti.

Adalet Bakanı Bozdağ, Yozgatlı Dernekler Federasyonu tarafından düzenlenen toplantıda 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni anlattı. Bakan Bozdağ'ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

15 Temmuz 2016 hain ve kanlı darbe girişimini yansıtan bir yansıyı hep beraber izledik. Rabbim bir daha 15 Temmuzları bu millete, bu devlete yaşatmasın inşallah. Şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize, sıhhatli uzun ömürler diliyorum.

15 TEMMUZ ARDINDAN TÜRKİYE'DE YENİ BİR SAYFAYI AÇMA ZARURETİ ORTAYA ÇIKTI

Türkiye yeni bir dönüm noktasındadır. Türkiye hükümet sistemi tartışmaları uzun zaman yapıldı. Yaklaşık 93 yıldır, belki de 150-200 yıldır Türkiye'de yaşanan tartışmaların başında Türkiye'nin nasıl bir hükümet sistemiyle yönetilmesi tartışması gelmektedir. Bir parlamenter sistemi bir dönem içinde tercih ettik, onunla ülkemiz yönetildi, yönetiliyor. Ancak, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra Türkiye'de yeni bir sayfayı açma zarureti ortaya çıkmıştır. MHP'nin Sayın Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli de yaşanan bu gelişmeler üzerine Türkiye'nin önünü açacak yeni bir kapıyı aralamıştır. Neden Türkiye sistemi değiştirmek zorundadır. Dönüp baktığınız zaman milletimizin ve devletimizin bekası, varlığı, istiklali, istikrarı ve istikbali için Türkiye'nin bu sistem değişikliğini yapma ihtiyacı var.

DÖRT BİR YANIMIZ YANGIN YERİ

Bizim dört bir yanımız yangın yeri. Suriye 2011'den beri savaşta, Irak 2003'ten beri iç çatışmayla boğuşuyor, Türkiye Irak'tan ve Suriye'den gelen 3 milyon civarında göçmenle uğraşıyor, onları ağırlıyoruz ülkemizde. Öte yandan PKK terör örgütü, DEAŞ terör örgütü, DHKP-C terör örgütü ve FETÖ dahil 10 ayrı terör örgütüyle bugün Türkiye eş zamanlı mücadele etmek durumunda. Dünyada 10 civarında terör örgütüyle eş zamanlı mücadele yapan Türkiye'den başka ikinci bir ülke yoktur. Terör tehdidi altında olan başka da bir ülkede yoktur.

TÜRKİYE GÜÇLÜ OLURSA ÖNÜNÜ KESEMEYİZ DİYORLAR 

Türkiye'nin zayıf olmasını, istikrarsız olmasını, güçsüz olmasını, bu coğrafya da olup biten her şeye sağır ve kör olmasını isteyen bir dolu dünya var, bir dolu güç var. Diyorlar ki; 'Eğer ki Türkiye güçlü olursa istikrar olursa, refah olursa, huzur olursa, barış ve güven olursa, Türkiye'nin önünü biz kesemeyiz.' Türkiye istikrarsız kalsın, Türkiye zayıf iktidarlarla yönetilsin, Türkiye kuruşa muhtaç olsun, IMF'nin, AB'nin, Avrupa Konseyi'nin kapısında aciz ve biçare noktada dursun. Onun için ne lazım? Zayıf hükümetler lazım, istikrarsızlık lazım, kargaşa, kriz, kaos, terör, şiddet lazım. Hepsini bol bol Türkiye'nin üzerine boca ediyorlar. Ama hamdolsun 3 Kasım 2002'den bu yana Türkiye'de hep istikrar var. Siyasi istikrar var, güçlü iktidar var, parlamentoda bizi çoğunluk yaptınız, hükümet ettiniz, Cumhurbaşkanını bizim liderimizden seçtiniz.

EMR-İ HAK VAKİ OLDUĞUNDA GİDECEK

Peki biz niye sistem değişikliğini istiyoruz, bu kadar istikrar var da bunlar neden sistem değişikliği istiyor. Biz değişikliği şundan istiyoruz; Tayyip Erdoğan, AK Parti geçici, fani. Millet 'Hayır' dediğinde bitecek, millet siyaseten başka bir noktaya getirdiğinde başka bir şey olacak. Ya da emr-i hak vaki olduğunda gidilecek. Onun için diyorlar ki Tayyip Erdoğan, şuanda görevinin başında bir dönem daha millet seçerse bir dönemi var. Ama ondan sonra Tayyipsiz bir Türkiye gelecek. Tayyip beyi Türkiye'nin siyasetinden çektiğinizde siyasi istikrar felan Türkiye'de kalmaz. Çünkü bizim mevcut parlamenter sistem doğrudan siyasi istikrar ve güçlü iktidar doğurmuyor. Atatürk ile bir istikrar var, güçlü iktidar var. Menderes ile istikrar, güçlü iktidar var. Turgut Özal ile istikrar var, güçlü iktidar var. Tayyip Erdoğan ile istikrar, güçlü iktidar var. Buna baktığımızda mevcut sistem siyasi istikrarı ancak güçlü liderler sayesinde kurabiliyor.

HALKIYLA BULUŞAN, KUCAKLAŞAN GÜÇLÜ LİDERLER OLURSA İSTİKRAR ÇIKIYOR

Halkıyla buluşan, kucaklaşan güçlü liderler olursa istikrar çıkıyor. Öyleyse Türkiye'nin bu sistemiyle devamı halinde, Tayyip Bey'den sonra istikrar için, biz yeniden yeni Tayyip Erdoğan, yeni bir Turgut Özal, yeni bir Adnan Menderes, yeni bir Atatürk beklemek zorundayız. Sistem başka türlü istikrar doğurmuyor. Onun için biz diyoruz ki öyle bir sistem kuralım ki, sistemin kendisi siyasi istikrar doğursun, güçlü iktidar kursun. Türkiye'nin içinde milletin iktidarına Ankara'da ortak olanlar ve millete rağmen iktidar olanlar ve zayıf Türkiye isteyenler nasıl bakıyorlar, şöyle bakıyorlar; AK Parti dönemler bir yol kazasıdır, geçicidir, nasıl olsa Tayyip Bey bir gün siyaseti bırakacak veya bir şekilde fani olduğu için emr-i hak vaki olacak, biz 5 yıl sonra, 10 yıl sonra bu dönemden kurtulacağız, yeniden istikrarsız bir Türkiye, yeniden bir ne dersek onu yapan iktidarlar, yeniden aciz hükümetler dönemine geçeceğiz bizim dümen kaldığı yerden dönmeye devam edecek. Onun için direniyorlar.

LİDERLERE BAĞLI İSTİKRAR DEĞİL, SİSTEMİN KURDUĞU İSTİKRAR OLACAK

Biz de diyoruz ki; sistemi sağlam kuracağız, bundan sonra liderlere bağlı istikrar değil, sistemin kurduğu bir istikrar Türkiye'de olacak. Liderlere bağlı güçlü iktidar değil, sistemin tesis ettiği güçlü bir iktidar Türkiye'yi yönetsin. Daima istikrar, daima güçlü iktidar Türkiye'ye sürekli kazandıracaktır. Bakın ben Avrupa'daydım. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinde konuştum Genel Sekreterle, AİHM Başkanı ile görüştüm. Almanya'da Türk toplumuyla bir araya gelecektik. Salon kiralanmış, pazartesi günü oradaki Türk toplumu belediyeye bildirimde bulunmuş. Adres bildirilmiş, kim gelecek onu bildirmiş, kaç kişi gelecek onu bildirmiş, çarşamba günü belediye yetkilileri, polis ve organizasyon heyeti adına bir vatandaşımız ortak tutanak imzalıyorlar. 500 kişi gelecek, fazla gelirse şöyle yapacağız, program şu kadar sürecek vesaire, beraber imza altına alıyorlar. Polis bakan nereden girecek hangi kapıdan girecek onun dahi tespitini yapıyor. Buradan gelecek buradan girecek diye. Her şey yolunda biz aslında belediye yardım yapmak istiyor bu toplantıda.

BELEDİYEYE ALDIRILMIŞ BİR KARARDIR

Ama perşembe günü olduğunda her şey birden bire değişiyor. Hatta Adalet Bakanı benimle görüşme talebinde bulundu biz de tamam dedik o gün 18.00’de bir araya gelecektik. Saat 14.00 sularında belediye bir karar alıyor toplantı iptal oluyor. Arkasından başka bir yer yedeklerini hazırlamışlar bunlar bir hinlik düşünecek diye düşünmüşler. Bu sefer oraya da polis izin vermiyor. Çok net söylüyorum. Belediyenin aldığı bu iptal kararı belediyenin kendi iradesiyle aldığı bir karar değil belediyeye aldırılmış bir karardır. Bu belediyeyi aşan bir durumdur. Federal hükümetin baskısı veya Alman gizli istihbaratının baskısı olabilir.  Hangisi onu baskı yapanlar bizden daha iyi bilir. Ama biz biliyoruz ki bu karar Karlsuhe Belediyesi’nin kararı asla değildir. Onu aşan ve ona aldırılmış olan bir karardır. Nitekim Alman Dış İşleri Bakanı, Alman Başbakan sayın Merkel yaptığı açıklamalarda bizim bu karar etkimiz yok dedi. Ama Alman Belediyeler Birliği adına yapılan açıklamada ise kusura bakmasınlar dediler. Bu bizi aşan bir karar dediler ve resmen adres olarak merkezi hükümeti gösterdiler. Çok açık net.

YANLIŞ YAPILMIŞTIR DEMEDİLER, ELEŞTİRİDE BULUNMADILAR

Alman Başbakan, Alman Belediye başkanı yanlış yapmıştır demiyor. Dış İşleri Bakanı da yanlış yapmıştır demiyor. Biz bir demokrasi ülkesiyiz insan hakları, ifade hürriyeti, toplanma hakkı bizim ülkemiz için vazgeçilmezdir. Türk Adalet Bakanı’na yapılan saygısızlıktır bizim demokrasimizi zedelemiştir diye bir eleştiride de bulunmadılar. Sonrada kalkıp Türkiye’ye demokrasi dersi veriyorlar. İfade hürriyeti ve başka başka haklardan dem vuruyorlar. Siz önce dönün kendinize bakın. Regal bir toplantıyı, meşru hükümetin bakanının katılmasına ve orada konuşacak olma ihtimaline tahammül gösteremiyorsunuz. Konuşmaya değil bizim konuşma ihtimalimize tahammül göstermiyorlar. Nasıl demokrasi bu?

TERÖRİSTLER CİRİT ATIYOR, BUNLAR HİMAYE EDİYOR

PKK’nın teröristleri cirit atıyor. DHKP-C’nin teröristleri cirit atıyor. Fetöcü teröristler cirit atıyor. Darbe yapan alçaklar orda cirit atıyor. Alman hükümeti bunları himaye ediyor ve her yerde koruyor, kolluyor. Teröristlere hürriyet ama temiz insanlara, kanunlara, demokrasi ve hukuka saygısı olan insanlara ise her türlü engelleme çıkarıyorlar.

MERKEL DE KONUŞACAK YER BULAMAZ

Buradan diyorum ki Almanya’ya bir kez daha eğer ‘antisemitizm, islamafobi, ırkçılık, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığına karşı Almanya’nın yöneticileri ve siyasetçileri seslerini yükseltmez, bu aşırılıklara karşı mücadele etmezlerse korkarım ki on sene on beş sene sonra Merkel konuşacak yer bulamaz bulamaz. Onu da konuşturmazlar. Çünkü bu faşizan hastalıklar serpicidir. Yayıldıkça başkalarına tahammül etmez, başkalarına hürriyet alanı açmaz kendi dışında olan herkesi yok eder onun için diyorum ki: Demokrasiye inanan herkes buna karşı durması lazım. Bunun karşısında durması lazım.

TÜRKİYE'YE DÜŞMANLIK EDEN HERKESE KUCAKLARINI AÇIYORLAR

Ama benim bütün bu fotoğraf içerisinde gördüğüm şey şu: Zayıf bir Türkiye istiyorlar. Türkiye’ye düşmanlık eden herkese kucaklarını açıyorlar, imkanlarını veriyorlar, desteklerini veriyorlar ve yardım ediyorlar. İşte Can Dündar orada ben soruyorum Alman Cumhurbaşkanlığı sarayında ağırladılar. Almanya’nın menfaatine bu kişi bir iş mi yaptı? Türkiye’nin menfaatine bir iş mi yaptı? İnsanlığın menfaatine ortak iyiliğe dahi mi bir iş yaptı? Hangi işi başardı ki böylesi bir kabul görüyor? Teröristler aynı kabulü görüyor. Fetöcüler aynı kabulü görüyor. Darbeciler aynı kabulü görüyor. İşin özü şu hemşerilerim Türkiye’nin kim aleyhine çalışırsa baş üstünde ağırlanıyor. Türkiye’ye kim düşmanlık ederse baş üstünde ağırlanıyor. Türkiye’ye kim ihanet ederse ona iltifat ediyorlar. Türkiye’nin kim canını yakar ve acıtırsa onlara en büyük desteği veriyorlar. Onun için biz bütün bu olup bitenleri görüp, her alanda  kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız. Kendimize güveneceğiz, kendimize inanacağız, kendi gücümüzle ayakta duracağız, kendi irademizle yolumuzu alacağız. Şimdi referandum süreci var.

BÜTÜN DERT TÜRKİYE’NİN DEĞİŞİMİ YAPMASINA ENGEL OLMAK

Avrupa’daki bütün ülkeler, Amerika’da dahil herkes sanki referandum onların ülkesinde oluyor, sanki Almanya’nın hükümet sistemi değişiyor. Sanki Fransa’nın, Amerika’nın hükümet sistemi değişiyor. Yahu değişen sistem Türkiye’nin hükümet sistemi size ne? Biz karar vereceğiz, bizim lehimize mi, aleyhimize mi, bunun kararını Türk milleti verecek. Ama bakın her bir tarafta Türk milletinin iradesini etkilemek için çalışmalar yapıyorlar. Önümüzdeki günlerde Venedik Komisyonu, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu başta olmak üzere pek çok kurum peş peşine  Türkiye'nin aleyhine raporlar yayınlayacaklar. Taslaklar ortada, biz onları da gördük, bütün dert Türkiye'nin bu değişimi yapmasına engel olmak. Bu milletin yararına olan bir değişime bunlar 'Evet' der mi? Demez. Hangi işimize 'evet' dediler, yok." görüşüne yer verdi.

TÜRK MİLLETİNİN VE DEVLETİN BEKASI İÇİN DEĞİŞİM ŞART

İşte PKKlılar çadırlarını AİHM’nin Avrupa Konseyi’nin tam karşısına kurmuşlar, 4 yıldır orada duruyor. Kardeşim PKK Avrupa Konseyi’ne göre terör örgütü mü? Terör örgütü. AB’ye terör örgütü mü? Terör örgütü. Peki neden terör örgütünün standını tam da İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Avrupa Konseyi’nin olduğu yere açtırıyorsun. Peki DEAŞ terör örgütüne dair orada bir stant açtırıyor musun? Yok. Peki Avrupa’da herhangi bir ülke aleyhine terör eylemi yapanların stant açmasına izin veriyor musun? Hayır. Ama mesele Türkiye olduğu zaman bakıyorsunuz her türlü himayeyi orada görüyorlar. Onun için ben bu Avrupa seyahatimde gördüm ki bu sistem Türk milletinin bekası ve devletinin bekası, varlığı için değişmesi şart olan bir sistem.

İNADINA DEĞİL, İNANDIĞIM İÇİN ‘EVET’

Bütün Türkiye’nin aleyhine olan kesimler bu sistem değişmesin diye uğraşıyor. Ben bu sisteme inanıyorum ve inanarak anlatıyorum. İnadına ‘Evet’ değil, inandığım için ‘Evet’ diyorum. Ama Avrupa’da gördüğüm bu manzara karşısında artık inançtan da öte bizim bu meseleye canla başla sahip çıkıp, sandıkta evetleri patlatıp, taa Almanya’nın kulaklarını çınlatmamız lazım. Allah’ın izniyle bu millet kendi kararını kendi verecek, kendi göbeğini kendi kesecek, kendi yolunu kendi tayin edecek. Bütün hepsinin derdi, zayıf Türkiye, güçsüz Türkiye, istikrarsız Türkiye.

GÜÇLÜ, KUVVETLİ, KUDRETLİ, İSTİKRARLI BİR TÜRKİYE VAR OLACAK

Biz de diyoruz ki bundan sonra zayıf Türkiye görmek isteyenler hayal kırıklığına uğrayacak, Allah’ın izniyle bugün de yarın da zayıf, güçsüz, istikrarsız bir Türkiye olmayacak. Güçlü, kuvvetli, kudretli, istikrarlı bir Türkiye var olacak ve yolumuza öyle devam edeceğiz. Biz bu sistemi Türkiyemizin geleceği için milletin önüne getiriyoruz. Geçmişte rahmetli Türkeş, rahmetli Erbakan daha siyasi hayatlarının başında söyledi. Ama yapacak güçleri yoktu. Daha sonra rahmetli Özal, rahmetli Demirel söyledi bu sistem değişikliğini ama onlar da gücünü kaybetmişti. Şimdi ilk defa gücü yapabilme imkanı elinde olan Türkiye iktidarı MHP ile anlaşarak bu milletin ve bu devletin bekası ve geleceği için son derece tarihi öneme sahip bu reformun adımını attı. Kararı aziz milletimiz verecektir.

HERKES ELİNİ VİCDANINA KOYARAK HESAP YAPSIN

2002’de AK Parti hükemet oldu sayenizde Irak’ta savaş, Suriye’de savaş, bunca terör var. Gezi hadiseleri, 17-25 Aralık, Kobani hadiselerini yaşadık. 3 milyon mülteci var. Bir sürü terör saldırısı var ve en nihayetinde darbe teşebbüsünü yaşadık, bu kadar olay geldi-geçti başımızdan. Eğer Türkiye’de zayıf bir iktidar olsaydı, siyasi istikrarsızlıklar olsaydı, Türkiye’nin ekonomisi nasıl olurdu? Güvenliği, bölünmez bütünlüğü nasıl, ne halde olurdu? Bunun herkes hesabını elini vicdanına koyarak yapması lazım. Bu kadar fırtınalı bir denizde geminin bütün kasırgaya, fırtınaya rağmen yoluna devam etmesi herhangi bir zarar görmemiş olması işte geminin kaptanının yiğitliğinden, ustalığından, ustaların ustası Tayyip Erdoğan olmasındandır. Şimdi hep beraber uğraşıyorlar, Tayyip beyi yiyelim diye. Niye uğraşıyorlar. Tayyip Erdoğan dik, mert, net, yiğit durduğu için, milletin hukukunu çiğnemediği, çiğnetmediği için, ezik büzük birilerinin karşısında oturmadığı için, hür ve gür olduğu için, ekonomi ayağa kalktığı için.

TÜRKİYE’YE BİZ BİR DAHA ‘LA HAVLE’ ÇEKEMEYİZ DİYORLAR

Türkiye Marmaray, Avrasya Tüneli, 3. Boğaz Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, 3. Havaalanı, şehir hastaneleri yapıyor, bölünmüş yolları otobanlara çeviriyor, hızlı trenlerle bütün illeri bir birine bağlıyor. Bu kadar büyük yatırımlar yapılıyor. Şimdi diyorlar ki biz bir yandan sıkıştırıyoruz, istikrarsız olsun, sıkıntı olsun diye uğraşıyoruz. Krediyi derecelendirme kuruluşları talimatla Türkiye’nin notlarını düşürüyorlar. Darbe yaptırıyorlar. Başka başka kötülükler yapıyorlar. Türkiye’nin ekonomisi saat gibi işlemeye milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılmaya devam ediyor. Onu için diyor ki bu adamın gitmesi lazım. Eğer Tayyip bey Türkiye’nin yönetiminde devam eder, 2023,2030’da kadar bu iktidar devam ederse Türkiye’ye biz bir daha ‘La havle’ çekemeyiz. Öyle düşünüyor ve uğraşıyorlar. Biz de diyoruz ki bu millet zenginleşmeye, Türkiye güçlenmeye istikrarını korumaya Allah’ın izniyle devam edecektir.

MİLLET TAYYİP BEYE CANI PAHASINA SAHİP ÇIKTI

15 Temmuz’da millet canını siper etti Tayyip beyi yedirmedi, başka hiçbir zaman da Allah’ın izniyle yedirmez, ona canı pahasına sahip çıkar. Ben buna yürekten inanıyorum. 15 Temmuz’in demokrasi nöbetinde bulunanlar 16 Nisan’da ‘Evet’ diyeceklerdir. Çünkü bu demokrasi nöbetlerinin devamıdır. Allah’ın izniyle biz o nöbeti Türkiye’de sürekli istikrar doğuracak bir yapı kurarak, 16 Nisan’da tamamlamış olacağız. Dikkat ederseniz demokrasi nöbetinde olmayanlar başka yerdedir. O gece kaçak göçek olanlar başka yerdedir. Okyanusun ötesinden talimat alanlar başka yerdedir. Ama milletine devletine, meclisine, hükümetine, Cumhurbaşkanına, milletin namusuna ve iradesine sahip çıkanlar buradalar burada olmaya da devam edecekler.

KAVGALARIN BEDELİNİ BİZ ÖDEDİK

İstikrar, devletin ve milletin bekası için bu değişiklik şart. Türkiye parlamenter sistemin doğurduğu kavgalardan çok çekti. Turgut Özal ile Mesut Yılmaz kavga etti mi? Mesut Yılmaz’ı vekil, başbakan, bakan kim yaptı? Özal yaptı. Kavga ettiler mi? Ettiler. Bedelini kim ödedi, biz ödedik. Merhum Süleyman Demirel  ile Tansu hanım kavga ettiler mi? Ettiler. Tansu hanımı vekil, başbakan, bakan kim yaptı? Demirel yaptı. Demirel  ile Tansu hanım kavga ettiler mi? Ettiler. Bedelini kim ödedi, yine biz ödedik. 5 Nisan 1994 ekonomik krizi. Sayın Sezer Anayasa Mahkemesi Başkanıyken hemen onu getirip, Cumhurbaşkanı adayı kim yaptı? Merhum Ecevit yaptı. Peki Sezer ile merhum Ecevit kavga etti mi? Etti. Bedelini kim ödedi? Yine biz ödedik.

BABA İLE OĞULU KAVGA ETTİRİR

Bu sistemin özü baba ile oğulu birbirine düşman etmek üzerine kurulu. Baba Cumhurbaşkanı oğul Başbakan olsun bu sistem ikisini de vallahi kavga ettirir, billahi kavga ettirir. Tarih şahit, onun için çift başlılığın ortadan kalkması lazım. Yürütmenin patronu başbakan mı Cumhurbaşkanı mı belli değil. Cumhurbaşkanına bir sürü sorumluluklar verilmiş, sorumsuz, Başbakana bir sürü sorumluluklar verilmiş, sorumluluk var. Davul onun omzunda tokmak Cumhurbaşkanın elinde. Nasıl olacak bu iş. Onun için biz diyoruz ki bundan sonra Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Başbakan kavgaları ile kaybedecek bir vakti yoktur. Kavga etmeyecekleri biz düzeni, sistemi bizim Türkiye’ye getirip kurmamız lazım.

EVDE BİLE ÇİFT BAŞLILIK OLDUĞU ZAMAN SIKINTI ÇIKIYOR

Onun için de yürütmenin tek başlı olması lazım. Şimdi Kılıçdaroğlu kalmış olmaz diyor. Bende soruyorum, bu CHP'yi bir kişi mi iki kişi mi yönetiyor? Tek Kılıçdaroğlu yönetiyor. Eğer çift başlılık çok iyiyse, CHP'ye iki tane genel başkan seçsek de siz de bunun iyiliğini, faydasını görseniz olmaz mı? HDP'de eş genel başkanlar var.  Siz de yapın iyiyse görelim. Niye bir kişiye yaptırıyorsunuz İzmir’in belediye başkanlığını iki adam başkan olsun. Eş başkan olsun, birlikte yapsınlar. Niye yapmıyorsunuz o zaman çift başlı. Bir evde bile çift başlılık olduğu zaman sıkıntı çıkıyor. Bir ülkenin yönetiminde sıkıntı çıkmaz mı? Onun için biz kavgayla Türkiye’ye geleceğe taşımamamız lazım.

OPERASYONU AZİZ TÜRK MİLLETİ ÇEKTİ

Türkiye’de bakın hükümetler hep operasyonlara muhatap oldu. Güneş Motel olayı. Otel odalarında, bakanlık vaadiyle başka hesaplar yapılıyordu, futbolcu transferi gibi vekil transferleri yapılıyor. Hükümet düşüyor, diğer hükümet hemen kuruluveriyor. Hatırlarsınız fazla uzağa gitmeyelim. 1997’de merhum Necmettin Erbakan hocamız istifa etmek zorunda kaldı. Doğru Yol Partisi’ne bir operasyon yapıldı, DYP’den onlarca milletvekili istifa ettirildi, Demokrat Türkiye Partisi diye bir parti kuruldu. Hüsamettin Cindoruk başına oturtuldu, sonra da getirip hükümetin ortağı yaptılar. Milletin oy vermediği birisi geldi, hükümetin başına oturdu. Operasyon yapıldı. Bunu hepiniz hatırlarsınız, merhum Ecevit başbakan, yıl 2002. Ecevit’in oğlu gibi bildiğimiz Hüsamettin Özkan Ecevit’i sattı istifa etti. İsmail Cem Dışişleri Bakanı istifa etti. İthal bakan Kemal Derviş istifa etti, aile bakanı o da istifa etti. Son dakika haberler izliyorum büromda. Bir kanal istifa haberi verirken, bir bakıyorum diğer kanal başka bir istifa haberi veriyor. Peş peşe ve Ecevit’e operasyon çektiler, ‘Seni biz indireceğiz’ dediler, transfer başladı, operasyon yapıldı. Kurt siyasetçi merhum Ecevit, operasyon öyle yapılmaz, böyle yapılır dedi, seçim kararı aldı. Operasyonu aziz Türk milleti çekti. Onları meclisin  dışına attı, AK Parti’yi meclise getirdi tek başına iktidar yaptı.

CESUR KARAR ALMAK İÇİN GÜÇLÜ HÜKÜMET OLMAK GEREKİR

Bu sistem ahlak dışı, hukuk dışı, gayrimeşru yol ve yöntemlerle iktidar değişikliğine izin veren bir sistem. Parayla, şantajla, tehditle, makamla başka başka yol ve yöntemlerle iktidar değişikliği yapılabilir. Şimdi yeni sistem bunların hiçbirine izin vermiyor. Neden? Çünkü iktidarı sandıkta halk verecek, operasyonla değişiklik yok, sandıkta geri halk alacak 80 milyonu ikna edip, sandıkta ancak iktidar değişikliği yapabilir. Ahlaksızlar, namussuzlar bu ülkede milletin vermediği iktidara asla ortak olamayacaktır. Güçlü iktidara bizim ihtiyacımız var. Zayıf iktidar milletin yararına bir karar alamaz. Medyanın, sermayenin, başka güç odaklarının parti içinde ağırlıklı vekilleri var veya koalisyon ortakları var, onlar itiraz ediyorlar, bu kararı alırsan biz hükümeti bozarız. Medyayı, sermayeyi, güç odalarını rahatsız eden bir karar alabilir mi hükümet? Alamaz. Zayıf olanlar bu kararları alma cesaretini gösteremez. Güçlü iktidar bunu yapar. Biz güçlü olduğumuz için alıyoruz. Milletvekili sayımız 280 olsa alamayız. Allah sizden razı olsun ki operasyonla yenilemeycek bir gücü siz bize verdiniz. Onun için de milletin menfaati söz konusu olduğu zaman sermaye, medya, güç odakları ne derse desin, milletin çıkarı ne diyorsa o kararları aldık ve uyguladık. Cesur karar almak için güçlü hükümet olmak gerekir. Aksi takdirde Türkiye büyüyemez. Atatürk döneminde büyüdü cesur kararlar aldığı için. Güçlü bir hükümet var. Adnan menderes ile büyüdü güçlü iktidar var. Özal’la büyüdü güçlü hükümet var. Sonra hep kaybetti. AK Parti ile büyüdü güçlü hükümet var. Güçlü hükümetler için bizim yeni bir düzene geçmemiz lazım. Bu düzen neyi getirecek? Bu düzen bir defa siyasi istikrar getirecek, güçlü iktidar getirecek, çift başlılığı ortadan kaldıracak, transfer yoluyla gayri meşru yol ve yöntemlerle iktidar değişikliğinin önüne geçecek ve millet doğrudan hükümeti seçecek.

HALKIN DOĞRUDAN HÜKÜMETİ SEÇMEYE HAKKI VE YETKİSİ YOK

Bugün Türkiye’de halkın doğrudan hükümeti seçmeye hakkı ve yetkisi var mı? Yok. Hepimiz hükümet seçtiğimizi sanıyoruz, var biliyoruz. Bu anayasa hükümet seçtirmiyor. Halkı hükümet seçmeye ehil, hükümeti seçme konusunda mümeyyiz görmüyor. Biz meclisi, milletvekilini seçiyoruz. Başbakan adayı var mı? Yok. Cumhurbaşkanı adayı var mı? O da yok. Yürütme adayı var mı? O da yok. Kimi seçiyoruz biz? Meclisi oluşturacak milletvekilini seçiyoruz. Hükümet nereden çıkıyor? Milletvekilleri arasından çıkıyor. Üye tam sayısının salt çoğunluğunu alan hükümet oluyor. Alamayan hükümet olamıyor. Peki bu CHP niye bu kadar sistem değişmesin diyor. Cumhurbaşkanı yoluyla CHP daima iktidarın ortağı olmuş. Sandıktan iktidar yetkisini alamayınca Cumhurbaşkanı yoluyla iktidara ortak oluyor. Nasıl oluyor? Çok açık. Bizim anayasamızda kimin başbakan olacağı şöyle tarif ediliyor: ‘Başbakan milletvekilleri arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır.’ En çok oyu alan partinin genel başkanı başbakan olarak atanır demiyor. Milletvekili atanır. Bir tane milletvekili olsa onu da atar. Nitekim hatırlarsanız, merhum Demirel bağımsız milletvekili Yalım Erez’i başbakan atamıştı. Neden, çünkü hükümet kurmak için zamana ihtiyacı vardı. Arka kapı diplomasisi netice vermemişti, zaman kazanmak için onu atadı. Sonra arkadan hükümet işini pişirince kime hükümeti kurmak istiyorsa ona verdi.

MİLLETİN İRADESİNE KİMSE KUMALIK YAPAMAZ

Bakanları Başbakan’ın teklifi üzerine Cumhurbaşkanının onayı ile atanır. Görevden alacak, yine Başbakanın teklifi Cumhurbaşkanının onayı ile görevden alabilir. Türkiye’nin başbakanın istediği kişiyi bakan yapma hak ve yetkisi yok. Sadece teklif etme yetkisi var. Adam başarısız veya uyumsuz görevden almak istiyor, bu yetkisi de yok. Sadece teklif edebiliyor. Şimdi ne diyor. Kenan Evren gibi Cumhurbaşkanları olacak, bize halk sandıkta iktidar vermese bile  Ankara’da biz onla oturup yapacağız. İşte Demirel hesap et. Sağdan başladı, Cuma’dan namazdan başladı, en son ulusalcı biri olarak değişe değişe taa nelere geldi. Onunla da kontrol ettiler, Sezer ile de kontrol ettiler şimdi Tayyip beyle kontrol edemiyorlar. Diyorlar ki: Bu bir yol kazadır, Tayyip bey gelip geçici yarın o gittikten sonra biz yine eski düzene döner, milletin sandıkta vermediği iktidara Ankara’da biz ortak oluruz, Cumhurbaşkanı vasıtasıyla biz ortak oluruz. Onun için karşı çıkıyorlar. Biz de diyoruz ki; Ankara’daki kirli ayak oyunlarıyla milletin iradesine kimse ortak olamaz. Milletin iradesine kimse kumalık yapamaz, yaptırmayız, yapılmasına da Allah’ın izniyle izin vermeyiz, vermeyeceğiz, çünkü bu sistem onu getiriyor.

TÜRK MİLLETİ HÜKÜMETİ DOĞRUDAN SEÇMEYE EHİLDİR

Bundan sonra milletvekillerini siz seçeceksiniz, hükümeti de siz seçeceksiniz doğrudan. Ayrı sandık konuluyor. Yürütme için ayrı sandık, yasama için ayrı sandık konulacak. Bu referandum da halka sorulan ana soruda bu ‘Siz Türkiye’yi yönetecek hükümeti doğrudan seçmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz?’ İstiyorsak ‘Evet’ diyeceksiniz. İstemiyorsanız ‘Hayır’ diyeceksiniz. Türk milleti, hükümeti doğrudan seçmeye ehil görüyor muyuz, görmüyor muyuz? Görüyorsak ‘Evet’ diyeceğiz, görmüyorsak ‘Hayır’ diyeceğiz.

HALKA YETKİ VERİYORUZ

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diye meclisin kürsüsünün arkasında yazan yazı var ya onun tam da hayata geçirilmesidir. Çünkü yasama yetkisini veren halk bundan sonra yürütme yetkisini de doğrudan verecektir. Halka biz bir hak veriyoruz, bir yetki veriyoruz. Al bundan sonra sen seç diyoruz. Bakın halkın elinde yetki olması bütün siyasetçileri milletin gözüne baktırır. Başka yere gidemez, değiştirir herkesi. Şimdi bakın CHP değişti mi? Başladı değişmeye. Kılıçdaroğlu her işi Anayasa Mahkemesi’ne götürürdü. Şimdi bu anayasa değişikliğini götüreceğim dedi mi? Dedi. Peki götürdü mü? Götürmedi. Niye götürmedi? Anayasa Mahkemesi reddedecekti ama onun halkın oyuna ihtiyacı vardı. AK Partililerin, MHP’lilerin, Saadetlilerin, Büyük Birlikçilerin diğer partili seçmenlerin dolayısıyla Türk halkının oyuna ihtiyaç var. Sizin oyuna ihtiyacı olmasaydı emin olun hiçbir güç onu Anayasa Mahkemesi’ne gitmekten alıkoyamazdı.

SİSTEMİN ADI BİLE DEĞİŞTİRMEYE YETTİ

Merhum Necmettin Erbakan’ın ölüm yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen anma toplantısına da gitti. Kaç yıldır düzenleniyor hiç gitti mi? Yok. Eğer bu halkoylaması olmasaydı, Saadet Partililerin oyuna ihtiyacı olmasaydı hiçbir güç Kılıçdaroğlu’nu oraya götürüp Temel Karamollaoğlu ve Oğuzhan Asiltürk’ün yanına oturtup Erbakan hocaya dua ettiremezdi. Ama bakın sizin gücünüz bunu yaptı. Sizin reyiniz bunu yaptı. Başlamışlar Tayyip Bey’in aleyhinde konuşmayın diye. Hepsi Tayyipçi kesildi. Emin olun gözlerim yaşarıyor. 7/24 hakaret edenler artık sayın Cumhurbaşkanım diyelim, aman sayın Tayyip Erdoğan diyelim sakın ha dil sürçmesi falan yapmayın çünkü Tayyip Bey’i sevenler size kızıp ‘Evet’ oyu verebilirler. Tayyip Bey’i sevenlerin ‘Evet’ vermeyip ‘Hayır’ vermesini sağlamak için Tayyip Bey’e karşı saygılı bir üslup kullanma noktasına geldiler. Hatta daha ileri götürdüler. Artık AKP demeyelim AK Parti diyelim. Eğer bunu da diyemiyorsak Adalet ve Kalkınma Partisi diyelim. Sistemin adı bile değiştirmek için yetti. Sistemin kendi gelirse bu CHP nasıl değişecek hep beraber göreceğiz. Emin olun çok çok farklı değişecek.

CHP’NİN İKTİDAR OLMAYA İHTİYACI YOK

Bugün CHP niye değişmiyor iktidar ihtiyacı yok. Ben diyor iktidar olmak istemiyorum. Nasıl olsa Cumhurbaşkanı vasıtasıyla ortaklık kurar oradan devam ettiririm. Ama şimdi bu sistem değişince iktidar olmak için çalışmak durumunda. Neden? Çünkü başka türlü yol yok.  Yüzde 51’e ancak iktidar izni veriyor. Merhum Ecevit 22 ile merhum Erbakan 22 ile merhum Demirel 24 ile AK Parti 34 ile Türkiye’de hükümet kurdu. Şimdi biz yüzde 49.5 ile hükümet kurduk. Ama yeni sistemde yüzde 20, yüzde 30, yüzde 40, yüzde 49 ile Türkiye’de kimse hükümet olamayacak. Yüzde 50+1’in oyuna alan hükümet olacak. Ben şimdi soruyorum yüzde 20 mi Türkiye’de hükümet olsun, yüzde 50+1 mi Türkiye’de hükümet olsun? Hangisi daha iyi olur? Milletin yarıdan fazlasının oyunu alan iktidar olursa milletin tamamını kucaklayan bir politika geliştirmek zorunda kalır. Yüzde 20 bana yeter deyip 20’e çalışmaz. Yüzde 50’ye hatta 60’a, 70’e çalışan bir politika ortaya koymak zorundadır. Onun için yüzde 50+1’in oyuna ihtiyacı olmak toplumda kutuplaşma dilini bırakmaktan geçer, kucaklaşmayı esas almaktan geçer, birlik dilini esas almaktan geçer, teröristlerin katıldığı toplantılara milletvekillerini göndermemekten geçer. Başka yolu yok. CHP’nin yüzde 26 oyu var 50 puan olmak için ne ihtiyacı var? 25 puana. Kimden alacak bunu? AK Parti’den, MHP’den diğerlerinden o zaman CHP şimdi gezi hadiselerinde başka hadiselerde olduğu gibi terör örgütleriyle vekilleri el ele verip halay çekebilir mi? Çekemez, yanına bile gidemez. Giderse bu millet iktidarı ona rüyasında bile göstermez. Irkçılık yapan bir parti iktidar olabilir mi? Olamaz. Milletin inançlarına, değerlerine, farklılıklarına, kabullerine, retlerine, yaşam tarzlarına saygısı olmayan, müdahale eden birisi iktidar olabilir mi? Olamaz.

CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ FARKLILIKLARIN TEMİNATI OLACAK

Hem muhafazakarların hem milliyetçilerin hem laiklerin hem sosyal demokratların toplumun içerisinde yer alan bütün renklerin, bütün farklılıkların daha teminatlı olduğu bir sistemdir. Çünkü bu sistem bunlara saygısı olmayanın iktidara talip olmasına dahi izin vermez. Biz bunun örneğini yaşadık. Bakın 2014’te Türkiye’de Cumhurbaşkanı seçimi oldu, biz sayın Cumhurbaşkanımızı aday gösterdik. Diğer partiler ne yaptılar? Aradılar başka bir aday buldular. AK Partililerin oyunu verebileceği, MHP’lilerin oy verebileceği, CHP’lilerin, Saadet Partililerin, Büyük Birlikçilerin, HDP’lilerin hepsinin oy verebileceği profilde bir insan getirip aday yaptılar. Neden? Çünkü başka türlü seçtiremeyiz dediler. İşte yeni sisteme geçtiği zamanda hangi parti aday gösterirse göstersin toplumun asgari yüzde 50+1’nin duasını, rızasını ve oyunu alabilecek nitelikte birini aday gösterecektir. Başka birini aday gösteremez, gösterirse milletten oy alamaz.

BU SİSTEMİN ÖZÜ SEVGİ VE SAYGININ DAİMA İKTİDARDA OLMASI

CHP meclis üyesi dedi ki: Şu ezanlar şahadetleri dinin temeli ama benim yurdumun üstünde inlememeli diye bir tweet attı. Şimdi eğer Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi olsa CHP onu ertesi gün değil o tweeti gördüğü an partinin kapısının önüne koyardı. Kusura bakma bu milletin inancına hakaret eden biri benim partimde siyaset yapamaz. Git kendin bağımsız ol, ne iş yapıyorsan yap, ne söylüyorsan söyle. Ama benim adıma sen bunu söyleme derdi. Neden? Çünkü bu sistem siyasetin dilini temizlediği gibi fikrini de milletin değerleriyle uyumlu hala getirecek, programıyla uyumlu hala getirecek bu sistemin özü sevgi ve saygının daima iktidarda olması demektir. Milletin farklılıklarına, yaşam tarzlarına saygısı olmayanın iktidar olmaması demektir.

SİSTEM GÜÇLÜ LİDERLİK ÖZELLİKLERİ İSTİYOR

Bütün farklılıkların daha güçlü ve anayasal dayanaklı, millet iradesi dayanaklı teminat altına alınması demektir. Onun içinde buna bazıları karşı çıkıyor. Güçlü liderlik özellikleri olanların Türkiye’yi yönetmesinin önünü açıyor. Sıradan biri yüzde 50+1’i alamaz. Karizmasıyla, hitabıyla, ahlakıyla, liderlik özellikleriyle, liyakatiyle toplumun tamamını kucaklayacak özelliklere sahip biri ancak bu oyu alabilir. O zaman sağdan Cumhurbaşkanı olsun, soldan Cumhurbaşkanı olsun daima Türkiye kazanır, daima Türk milleti kazanır.

MİLLETİN İRADESİYLE DEĞİŞİM

Bu sistem değişimin daima iktidarda olması anlamına gelmektedir. Sürekli değişim sistemidir bu. Ne demek bu? Şimdi birisi geliyor, bir yere seçiliyor kendi bırakana kadar onu oradan götürme imkanı yok. Bir geliyor bırakmıyor. Merhum Ecevit bıraktı mı? Bırakmadı. Diğerleri bıraktı mı? Onlarda bırakmadı. Rahmete kavuşana kadar bırakmadılar. Ama yeni sistem diyor ki kaybeden, kaybolacak, kaybeden gidecek. Cumhurbaşkanı aday oldu kaybetti o gidecek; kazandı başarısız oldu, 5 sene sonra gidiyor. Aday yapmıyorlar, yaparlarsa millet seçmiyor. Başarılı oldu çok iyi işler yaptı, millette beğendi, 10 sene sonra görev yapıyor. Bir daha aday olsa bir daha seçsek dese dahi aday olma hakkı yok. Anayasal engel var. Bu Türkiye’yi yöneten kadronun azami 10 yılda bir anayasa gereği zorunlu hem de milletin iradesi doğrultusunda sürekli değişmesi demektir. 10 yılda bir Türkiye’nin yönetenlerinin, bakanlarının, vekillerinin, yerel yöneticilerinin sürekli değişmesi iyi midir, kötü müdür? Değişim iyi bir şeydir ve milletin iradesiyle değişimdir. Bayrak yarışı bu 100 metrede bir değiştireceksiniz 40 km koşup bayrak değiştirdiğinizde mesafeyi kolay kolay alamazsınız. Hızlı koşmaya bizim ihtiyacımız var. Onu için bu sürekli değişimin iktidarda olması anlamına gelmektedir. Bu açıdan da milletimizin yararınadır.

GENÇLER USTA ÇIRAK İLİŞKİSİYLE TECRÜBE KAZANACAKLAR

Gençlerle ilgili çok tartışma yapılıyor. 18 yaşını dolduranlar milletvekili olabilecek, bakan olabilecek, belediye başkanı olabilecek bunu eleştiriyorlar. Bende diyorum ki değerli dostlarım; biz oğullarımıza, kızlarımıza, torunlarımıza güvenmeliyiz, gençlerimize güvenmeliyiz. Oğluna kızına inanmayan, güvenmeyen bir babanın oğlu da kızı da hayatta asla başarılı olamaz. Etrafınıza bakın görün. Kim güveniyorsa, arkasında duruyorsa onun oğlu da kızı da torunu da başarılı olur. Biz oğullarımıza, kızlarımıza, torunlarımıza sonuna kadar güveneceğiz, onlara imkan vereceğiz. 18 yaşını doldurunca askere alıyor muyuz biz bu gençleri? Alıyoruz. Ehliyet veriyor muyuz? Veriyoruz. Evlendiriyor muyuz, yuva kurduruyor muyuz? En önemli müesseseyi kurduruyoruz. Peki iş yeri açtırıyor muyuz? Açtırıyoruz. Doktor, avukat, mühendis yapıyor muyuz? Beyin cerrahi olup insanımızın hayatını bunun eline, kalp cerrahi olup insanımızın hayatını bunun eline güvenip emanet ediyor muyuz? Ediyoruz. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı seçtiriyor muyuz? Seçtiriyoruz. Canımızı, malımızı, namusumuzu emanet ediyor muyuz? Ediyoruz.

ŞEHİT, GAZİ OLURKEN ‘EVET’, MİLLETVEKİLLİĞİ SEÇİLMEYE GELİNCE ‘ÇOCUKSUNUZ’ DİYOLAR

Terör ile mücadele sırasında gerekirse şehit olması mukadderse şehit oluyor mu bunlar, gazi oluyor mu bunlar? Evet. Şehit olurken gençlere evet, gazi olurken gençlere evet, doktor olurken, avukat olurken, mühendis olurken evet, evlenirken evet, milletvekili seçerken evet, belediye başkanı seçerken, Cumhurbaşkanı seçerken evet. Milletvekili seçilmeye gelirken hayır siz küçüksünüz. 18 yaşındakiler, 80 yaşındakileri milletvekili seçerken’Evet’ama 18 yaşını dolduranlar milletvekili seçilmesine gelince bunlar çoluk çocuk. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Fatih Sultan Mehmet Han 21 yaşında İstanbul’u fethetti, çağ açtı, çağ kapattı. O imkan ona verilmese yapabilir miydi? Biz evlatlarımıza güveneceğiz. Yanımızda, işimizde, her şeyimizde onlara inisiyatif vereceğiz. Mecliste de vereceğiz. Usta çırak ilişkisi içerisinde büyükleriyle beraber tecrübe ile dinamizm yan yana gelecek onlar pişecek pişecek ve bizden sonra daha büyüklerimizden sonra onlar Türkiye’nin yönetimine ham değil tam gelecek, pişmiş gelecek ve daha iyi işlerimizi yapacak. Onun için biz onlara imkan vereceğiz, fırsat vereceğiz.

MİLLETİN İRADESİ NEYSE O OLSUN

Şu anda 25 yaşı var, parlamentodaki herkes 25 yaşında mı?  Değil. 30 yaşında, 40 yaşında, 50 yaşında, 60 ve 80’inde insanlar var. Onun için parlamentoda her yaştan insanın olması bizim gücümüzdür bu, bizim imkanımızdır. Gençlerimize güveneceğiz. Şimdi diyorlar ki; aman gençler biz seçilmek istemiyoruz diye oy verin. Aman vatandaşlarımız biz hükümeti seçemeyiz diye oy verin. Siz seçin biz buna ehil değiliz, biz buna layık değiliz diye oy vermeye zorluyorlar. Kim seçecek? Ankara’daki ağalar, beyler seçecek. Biz de diyoruz ki; benim aziz vatandaşım doğrudan seçsin. Ağalık, beylik yok. Milletin iradesi neyse o olsun. Milletin dediği daima iktidar olsun.

BU SİSTEMİ TAYYİP BEY’DEN SONRASI İÇİN GETİRİYORUZ

Büyük bir iftira kampanyası da bu sistemin etrafında yürüyüp gidiyor. Bakın ne diyorlar; Tayyip Bey için yapıyorlar. Biz Tayyip Bey için bu sistemi niye getirelim? Zaten yasama elimizde, yürütme elimizde, Cumhurbaşkanı bizde niye getirelim. Biz bu sistemi Tayyip Bey’den sonrası için getiriyoruz. Sistem doğrudan siyasi istikrar doğursun, güçlü iktidar çıkarsın, güçlü liderler eliyle bu Türkiye yönetilsin ve milletimiz daima kazansın diye getiriyoruz. Tabi çok ciddi iftiralar yapılıyor.

 KAVGASIZ BİR SİSTEM KURUYORUZ

Bugün CHP Genel Başkanı belki dinleyenleriniz olmuştur diyor ki; bu sistem diyor; anlatıyorlar, yarın Cumhurbaşkanı seçildi, peki Başbakanda aynı partiden seçildi, bunlar kavga etmezler mi? Kavga edeler. Zaten bizde onun için diyoruz Başbakan Cumhurbaşkanı ayrı partiden olunca kavga ediyor, hatta diyor ki aynı partiden olunca da kavga ediyor kavga bitsin kavgasız bir sistem kuralım diyoruz. Ama sayın Kılıçdaroğlu yeni sistemi anlamamış Cumhurbaşkanlığı sisteminde Başbakan yok, Cumhurbaşkanı var, Cumhurbaşkanı yardımcıları var, bakanlar var ama Başbakan yok. Ama hala kafa takılmış eski plak gibi, bozuk plak gibi dönüp dönüp duruyor. Böyle anlatıyorlar bunu millete.

AZİZ TÜRK MİLLETİ SENDEN DAHA AKILLI

Sayın Kılıçdaroğlu benim Yozgatlı hemşerilerim Keçiörenli hemşerilerim senden daha akıllı, aziz Türk milleti senden daha akıllı daha bilgili daha basiret sahibi yalanla dolanla milleti kandıramazsınız. Sanki parlamento kapatılacakmış gibi ayrı ayrı laflar ediyor. Yok öyle bir şey. Parlamento daha da güçlendiriliyor, hükümet daha da güçlendiriliyor, yasama yürütme birbirinden tam ayrılıyor, birbirine karşı daha bağımsız hala getiriliyor. İktidarı doğrudan millet seçiyor. Şimdiden ben yeni sistemin ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Karar sizin kararınızdır.

BİRLİKTE ‘EVET’ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ

Tek Türkiye için, tek vatan için, tek millet için, tek bayrak için Yozgatlıların, Keçiörenlilerin oyu tabii ki ‘Evet’tir, Allah’ın izniyle ‘Evet’tir, istiklalimiz için ‘Evet’tir, istikrarımız için, istikbalimiz için, güçlü iktidar için, güçlü yasama için, güçlü Türkiye için, hızlı karar alma alınan kararları hızlı uygulama için elbette ki ‘Evet’ diyeceğiz. Ben diyorum ki; kim ne derse desin. Elinizi vicdanınıza koyup milletimizin ve devletimizin bekası için, Türkiye’nin daima huzur, güven ve barış adası olması için biz birlikte ‘Evet’ diyeceğiz, ‘Evet’ için de çalışacağız.

İFTİRA KAMPANYASI YAPIYORLAR

Hep söyleniyor falanlar şunu diyor, filanlar bunu diyor bundan da alınıyorlar. PKK terör örgütü ‘Hayır’ diye çalışıyorlar ve diyor ki; AK Parti ile MHP çalışmış bizi imha edecekler aman ha. Terör örgütü tutuşmuş durumda, bütün adamlarını seferber etmiş durumda. Fetullahçı terör örgütü FETÖ aynı şeyi yapıyor, DHKP-C aynı şeyi yapıyor, diğer terör örgütlerinin tamamı aynı şeyi yapıyor. Türkiye’ye düşmanlık yapanların tamamı bu terör örgütleri hepsi aynı şeyi yapıyorlar. Biz şimdi bunu söylediğimizde terör örgütleri bunu yapıyor onu için aziz vatandaşlarımız terör örgütlerinin bu kararlarına dikkat etsinler dediğimizde de hemen lafı çevirip ‘Hayır’ diyene terörist diyorlar diye bir iftira kampanyası yapıyorlar. Teröristlerin, terör örgütlerinin bu konuda yaptıklarını aziz milletimiz görmüyor mu? Biz onu söylemesek bile Türk milleti PKK’nın ‘Hayır’ için nasıl çalıştığını bilmiyor mu? Biliyor. Onun için de biz milletimizin ve devletimizin bekası için hep beraber birlikte olacağız, birlikte çalışacağız, birlikte hareket edeceğiz.

YOZGATLILARIN HEPSİ MİLLİYETÇİDİR

Yozgat MHP’nin de güçlü olduğu bir yer. Milliyetçi damarı Yozgat’ta MHP’ye, CHP’ye, AK Partiye, Saadete, Büyük Birliğe veren herkes de güçlüdür. Yozgatlıların hangi partiye oy verirse versin hepsi tartışmasız milliyetçidir. Vatanını, devletini, bayrağını, dinini, diyanetini sever gerektiği zaman da tereddütsüz canını vermekten çekinmez. Onu için Yozgatlı nerede duracağını çok ama çok iyi bilir. Yozgatlıya hiza ve istikamet kimse veremez. MHP’nin üzerine oyun oynayan çevreleri, MHP’nin içini karıştırmak isteyenleri, karıştıran uzaktan elleri okyanus ötesi çok iyi görüyor.

TÜRKİYE İÇİN BİR KEZ DAHA ‘EVET’ İÇİN ÇALIŞALIM

Onu içinde diyoruz ki; Yozgat’takilere gücünüz yetmez. Ben Yozgat’tan geliyorum, dünde oradaydım, Yozgat Allah’ın izniyle birdir ve beraberdir. Bütün farklılıklarıyla bir ve beraberdir. Ben Keçiören’deki, Ankara’daki Türkiye’nin dört bir yanındaki Yozgatlıların da AK Partiye oy vereniyle, MHP’ye oy vereniyle, CHP’ye oy vereniyle, Saadet Partisine oy vereniyle, Büyük Birlik Partisine oy vereniyle yeni ve büyük Türkiye’nin temellerini atmak için birlikte bütün kalbiyle ‘Evet’ diyeceğine yürekten inanıyorum. Allah hepinizden razı olsun ve diyorum ki; 16 Nisan’a kadar durmak yok eşimize, dostumuza, hatırımızın nazımızın geçtiği herkese Türkiye için bir kez daha ‘Evet’ için çalışalım. Hepinizi saygıyla Allah’a emanet ediyorum.  

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←