BOZDAĞ, YARGIDA BİRLİK DERNEĞİ İFTARINA KATILDI A+ A-
09.06.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıda Birlik Derneği tarafından Ankara Hakimevi’nde düzenlenen iftar programına katıldı. Düzenlenen iftar sonrasında yargı mensuplarına hitap eden Bakan Bozdağ, "15 Temmuzda darbeye en büyük darbeyi Türk yargısı indirmiştir" dedi.

Bakan Bozdağ’ın konuşmasından başlıklar şöyle:

YARGI BÜYÜK KAHRAMANLIK GÖSTERDİ

Özellikle ifade etmek isterim ki Türk yargısı 15 Temmuz 2016'da yaşadığımız darbe teşebbüsü karşısında büyük bir kahramanlık göstermiştir. Bugüne kadar her darbe girişimi netice almıştır. İlk defa Türkiye'de bir darbe girişimi netice almamıştır. Bunun pek çok nedeni var. Bu başarısızlığı sağlayan en büyük kahraman tartışmasız Türk milletidir. Zira Türk milleti darbe teşebbüsünü öğrendikten sonra Türkiye'nin lideri Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla siyasal farklılıkları bir tarafa bırakarak meydana çıkmış adeta tankların önüne yatarak ölüme koşmuş. Demokrasiye, hukuka, milli iradeye, seçilmişlere ve anayasal düzenine sahip çıkmıştır. Bu milletimiz için de hepimiz için de devletimiz için de büyük bir övünç kaynağıdır. Dünyada demokrasisini, hukukunu, hukuk devletini, milli iradeyi ve anayasal düzenini korumak için ölümüne meydana çıkan ve tanka topla helikopterlere her türlü silahlara karşı göğsünü geren başka bir millet yoktur. Emin olun eğer 15 Temmuz'da Türk milletinin ortaya koyduğu demokrasi, hukuk ve adalete sahip çıkma anlayışını Amerika'da, Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde başka bir millet ve millet evladı koymuş olsaydı bugün BM başta olmak üzere pek çok uluslararası örgüt pek çok ülke parlamentosu pek çok devlet kendi ülkelerinde bulunan en üst nişanları vermek için yarışa girerlerdi. Emin olun yaparlardı. Ama bunu yapan Türk milleti olunca hiç birisi herhangi bir nişan herhangi bir takdir eden beyan açıklamasında dahi bulunmadılar. Varsın bulunmasınlar. Biz bu yaptığımızı birileri bizi takdir etsin diye yapmadık. İnandığımız için yaptık ve demokrasimize, cumhuriyetimize, hukuk devletine, milletimizin iradesine sahip çıktığımız için yaptık. Türkiye kurtuluş savaşı yıllarında Atatürk'ün arkasında bir olmuş Anadolu düşman işgalindeyken, bir yerde İngiliz, bir yerde Fransız, bir yerde İtalyan, bir yerde Rus bir yerde yunan varken nasıl bir olup bütün bunları Anadolu'dan kovup büyük ve güçlü bir Türkiye'nin temellerini atmaya başardıysa aradan geçen yaklaşık yüz yıl sonra bu sefer Atatürk'ün kurduğu cumhuriyete ölümüne sahip çıkma iradesini ortaya koymuştur. Burada kadim bir tartışmaya da değinmek isterim. Bugüne kadar Türkiye'de cumhuriyete, demokrasiye taraf olanlar veya olmayanlar biz daha demokratız biz daha cumhuriyetciyiz diyenler veya siz cumhuriyet karşıtısınız diye konuşanlar oldu. Artık şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Cumhuriyet, demokrasi Türkiye'de bir avuç azınlığın malı değildir. 15 Temmuz göstermiştir ki, cumhuriyet ve demokrasi 80 milyon Türk milletinin ölümüne sahip çıktığı ortak bir değerdir. Cumhuriyetin ve demokrasinin ayrıca bir muhafıza müdafiye veya koruyucuya ihtiyacı yoktur. Cumhuriyetimizin de demokrasimizin de tek koruyucusu 80 milyon aziz Türk milletidir. Bu cumhuriyet üzerinde demokrasi üzerinde yaşanan tartışmaları sona erdirmek bakımından da son derece önemli ortak bir göstergedir. 15 Temmuz bu açıdan da Türkiye'de önemli bir kırılma noktası olmuştur. Bundan sonra ülkemizin bütün görüş farklılıklarına sahip olan bireyleri birlikte cumhuriyetimizi, demokrasimizi ve hukuk devletimizi daha ileriye taşımak için yarışacaklardır. Elbette ki 15 Temmuz'un kahramanı aziz Türk milletidir. Ama Türk milletinin içerisinde farklı grupların farklı görüşlerin farklı mesleklerin de bu darbenin başarısız olmasında aldığı roller olmuştur. TSK içerisinde hain darbeye karışmayan vatansever askerlerimizle Emniyet teşkilatımız içerisinde darbeye karışmayan vatansever vatan evlatları olduğu gibi medyamız, STK'lar da, siyasi partiler de yek vücut olmuş hep beraber bu darbenin başarısız olması için mücadele etmiştir. Ama burada önemli bir sayfayı Türk yargısına ayırmak gerekir. Çünkü Türk yargısı emin olun bu saydıklarımızın içerisinde bu darbenin başarısız olmasında en önemli görevi yapan büyük bir kahramanlık ortaya koymuştur. Daha darbenin başarılı mı başarısız mı olduğu belli olmadığı saatlerde, herkesin ne yapacağını düşündüğü vakitlerde Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıklarımız başta olmak üzere başsavcılıklar, darbeciler hakkında soruşturma açmış, yakalama ve gözaltı kararları çıkartmış ve darbeye karşı hukuk kılıcını kuşanmış, hukukla darbeye ve darbecilere en büyük darbeyi Türk yargısı indirmiştir. O gece yaşananları hepimiz şahidiyiz. HSYK'nın başkan ve üyeleri başta olmak üzere savcılarımız hakimlerimiz yargıda görev yapan vatansever bütün yargı mensupları o gece bulundukları her yerde darbeye ve darbecilere karşı meydanda kaldılar. Hukuku kullandılar anayasal yetkilerini kullandılar görevlerinin gereğini yaptılar.

DARBEYE EN BÜYÜK DARBEYİ TÜRK YARGISI İNDİRMİŞTİR

Bir defacık da olsa şöyle düşünün. Eğer o gün Türk yargısının içinde FETÖ'yle irtibatlı, olan bazı savcıların talebi ve hakimlerin kararıyla Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların tutuklanmalarına dair kararlar çıkmış olsaydı Türkiye belki başka bir noktaya giderdi. Ama o gün darbecilerin gözaltına alınması kararı yakalanması kararı tutuklanması kararı Türk yargısı tarafından verilmiştir. Bu yargımızın demokrasiden yana bir duruşudur, hukuktan yana bir duruşudur, cumhuriyetten yana bir duruşudur, anayasaya sadakatten yana bir duruşudur, meşru iktidarına seçilmiş merciine seçilmiş hükümetine ve Cumhurbaşkanı’na sahip çıkmaktan yana yani milli iradeden yana bir duruşudur. O nedenle bugüne kadar darbe sesi gürültüsü patırtısı gelmeden hemen darbeye biat eden ve darbenin meşrulaştırılması için ellerindeki yasaları kullanan Türk yargısı gitti onun yerine darbelere darbe yapan Türk yargısı geldi. İlk defa darbelere biat etmeyen hukukçular çıktı. O yüzden ben HSYK başkanı olarak hakimler ve savcılarla ilgili kararları alan bir kuruldan biri ve Türkiye'nin adalet politikalarından sorumlu bir bakan olarak sizlerle birlikte çalışmaktan dolayı iftihar ediyor rabbime hamd ediyorum, şükrediyorum. Çünkü tarih Türk yargısının darbelere meydan okuyan geçmişteki bütün kirli notlarla dolu, kötü notlarla dolu sicilini adeta temizleyip yargıya yeni bir sicil açan hukuka, demokrasiye, cumhuriyete, adalete, milli iradeye sahip çıkan bu duruşu eminim ki, yazanlar ayrı bir şekilde yazacak bu dönemin kahramanlarını da ayrı bir şekilde adlandıracaktır. O yüzden Türk yargısına demokrasimiz de cumhuriyetimiz de milletimiz de devletimiz de çok şey borçludur. Ben bunu her yerde söylüyorum. Yargıda görev yapanlar kendileri şımarsınlar diye bunu yapmıyorum. Bu bir hakkın teslimi olduğu içindir ki bunu her defasında dile getiriyorum. Bundan sonra da dile getirmeye devam edeceğim. Eğer yargıda ve emniyette 15 Temmuz öncesinde yapılan çalışmalar olmamış olsaydı 15 Temmuz'da girişilen darbe teşebbüsünün sonucu başka gerçekleşebilirdi. Bu açıdan da baktığınızda yargıda yapılan çalışmaların ve bu anlamda Yargıda Birlik Derneğinin ortaya koyduğu gayretin çabanın alınterinin çıkardığı sonuçların Türkiye'yi ne büyük bir tehlikeden, badireden kurtardığını bir kez daha gösterecektir, göstermektedir. Nitekim ki, onun için de yargıda görev yapan bütün arkadaşlarıma ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun diyorum. Tabi Türk yargısı hukuk devletinin gerekleri neyse onu yapıyor. Bugüne kadar da öyle yaptı. Ama bu gereklere aykırı davrananlar çıkmadı mı elbette çıktı. Biz biliyoruz ki yargı yetkisi anayasadan kaynağını alan ama Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılan bir yetkidir. Hakimler savcılar görevlerinde bağımsızdır. Görevlerini anayasa kanun ve hukuka bağlı bir vicdani kanaat ile yerine getirirler. Biz zaten görevlerimizi anayasa kanun ve hukuka bağlı bir vicdanla yerine getirirsek orada adalet tecelli eder, orada hak sahibini bulur. Orada hak eden hak ettiği cezayı alır. Ama eğer bizim vicdanımız, anayasamız, kanunlarımız ve hukuk dışında başka yerlere bağlı olursa orada adalet firarda olur bulamayız. Orada zulüm egemen olur. Orada haksızlık egemen olur. İşte 15 Temmuz öncesinde Fethullahçı terör örgütüne mensup onlarla iktisap ve irtibat içerisinde olan bazı yargı mensupları maalesef yargımızın bağımsızlığına ve tarafsızlığa büyük gölge düşürmüştür. Yargıya büyük zarar vermiştir. Elbette ki, bu terör örgütü devletimizin, organlarına, kurumlarına, milletimize büyük zarar verdi ve büyük tahribat yaptı. Ama en büyük tahribatı en büyük zararı hiç kuşkunuz olmasın adalete, yargıya, hukuka, milletimizin yargıya olan güvenine yaptı. Bağımsızlığını tarafsızlığını yitirenler bağımsız ve tarafsız birisi olarak karar verme şansını da kaybederler ve meslekte kalma hakkını da kaybederler. Ama yargımız böylesi bir terör örgütünün gölgesinden öte işgali altına maalesef girmişti ve bu işgalden de yargıyı kurtaran adımlar atıldı inşallah önümüzdeki dönem içerisinde yargımız bundan önce olduğu gibi bundan sonra da hukuk devletine inanarak yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını esas alan ilkelerden güç alarak anayasa kanun ve hukukumuza bağlı bir vicdanla kararlarını vermeye yargıya olan güveni daha ileri noktalara taşımaya devam edecektir. Bundan benim hiç bir şüphem yoktur. Bundan sonraki süreçte daha iyi noktalara gideceğimize ben yürekten inanıyorum. Anayasa değişikliği ile yeni oluşan hakimler ve savcılar kurulu göreve başladı. Göreve başlayan arkadaşlarıma ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca 12 Ekim 2014'de yapılan seçim sonucu Türkiye'nin darda ve zorda olduğu dönemde HSYK üyeliğine seçilen ve o zor dönemde görevini yapan ve Türkiye için çok önemli kararlar alan önceki HSYK'nın görevi sona ermiş bütün üyelerine de ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Çünkü onlar da gerçekten çok büyük bir vazifeyi büyük bir başarıyla yerine getirdiler. Sağ olsunlar, var olsunlar diliyorum.

YARGIDA YAPILAN YENİLİKLER

Hukuk devletimiz adına yeni dönemde önemli gelişmeler oldu olmaya da devam edecektir. Bildiğiniz gibi Türkiye hukuk devletidir. Ancak hukuk devleti ile yakışmayacak anayasamızda düzenlemeler vardı. 2 sanki ayrı mahkememiz var. Askerlerin mahkemesi, sivillerin mahkemesi. İki usulümüz var askerlerin usulü, sivillerin usulü. İki Yargıtay’ımız iki Danıştay’ımız var adeta. Askerlerin Yargıtay’ı, sivillerin Yargıtay’ı, askerlerin Danıştay’ı, sivillerin Danıştay’ı bu Türkiye'de adeta iki ayrı devlet, iki ayrı hukuk, iki ayrı yargı, iki ayrı usul varmış gibi bir hava oluşturdu. İşte yargıda birliği sağlayan ve hukuk devleti ile bağdaşmayan esasında hukuk devletimiz bakımından bir utanç olan bu yargıdaki ayrılığa son verilerek yargı birliği son anayasa değişikliği ile sağlanmış oldu. Askeri yargı kaldırıldı. Askeri yüksek idare mahkemesi kaldırıldı. Askeri Yargıtay kaldırıldı. Ayrı usul kaldırıldı. Ayrı mahkemeler kaldırıldı. Kanun önünde eşitlik ilkesi tam anlamı ile hayata geçti. Onuncu madde herkes kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye sınıfa kanun önünde ayrıcalık ve imtiyaz tanınamaz derken maalesef bizim anayasamız kendi koyduğu o ana ilkeye aykırı olarak asker kişilere ilişkin bir ayrıcalık bir imtiyaz tanımıştır. Şimdi yapılan bu değişiklik ile anayasanın hem hukuk devleti ilkesinin gereği hayata geçirildi hem de onuncu maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesinin gereği yerine getirildi. Artık şimdi herkes hukuk açısından kanun önünde sivil olsun, asker olsun gerçek anlamda eşit hale gelmiştir. Bu da son derece önemli ve büyük bir reformdur. Ancak maalesef bu tartışmaların arasında başkanlık cumhurbaşkanlığı sistem tartışmalarının arasında bu büyük demokratikleşme reformu tartışılmaksızın konuşulmaksızın sessiz sakin bir şekilde değişip gitti. Esasında Türk yargısında ve Türk hukukunda yer alan böylesine bir hadise ortadan sessiz sedasız bir şekilde kalkmış oldu. Hayırlı olmasını diliyorum. Milletimiz ve ülkemiz için uğurlu olmasını temenni ediyorum.

DARBECİLERİN YARGILANMASI

Son olarak darbe teşebbüsü ile ilgili davalar devam ediyor. Yargılamalar da sürüyor. Dikkat ederseniz herkes her şeyi inkar ediyor. Bombayı atan uçağın içinde bombayı atıyor inkar ediyor. Helikopterin içerisinde kurşun yağdırıyor inkar ediyor. Jetin içinde özel harekatı bombalıyor 52 tane vatan evladını şehit ediyor bunu da inkar ediyor. Tankın içinde insanları eziyor, yakalanıyor suç üstü bunu da inkar ediyor. Kurşuna diziyor insanları. Kurşun atmayan askerin ensesinden kurşun atıyor. İtirazı olan var mı diye diğerlerine gözdağı veriyor suç üstü yakalanıyor. Bunu da inkar ediyor. Dikkat ederseniz suç üstü bir durum var. Ortada suç belli suçlu belli suç aleti belli her şey ortada şahidi de belli. Bu darbenin şahidi seksen milyon aziz Türk milleti. 80 milyonun şahitliğinde bir suçüstü hali var ama buna rağmen bu örgütün mensupları ağız birliği yapmışçasına her şeyi inkar ediyor. Her şeyi reddediyorlar. Neden? Örgütün elebaşı talimat verdiği için talimata uygun savunma yapıyorlar ve omurgalı bir insan olarak çıkıp diyemiyorlar. Biz yaptık ama başaramadık. Hani yiğit insan, cesur insan, adam gibi adam diyoruz ya. Siz bir iş yapıyorsunuz. Ama dikkat edin bunlar suçüstü yakalandıkları halde adam gibi çıkıp biz yaptık ama beceremedik becerseydik böyle olmazdı deme cesaretini bile ortaya koyamıyorlar. Neden? Takiye esas. Darbe yaparken kendilerini gizleme gayreti duymayanlar darbeden sonra kendilerini gizlemek için büyük bir gayretin büyük bir çabanın içerisinde ve bu gizlilik karakteri yok ediyor. Sürekli sizin hoşunuza gidecek şekilde kendini gösterenler bunlar öyle yapıyor. Neyi seviyorsunuz siz? Diyelim ki cumhuriyeti çok seviyorsunuz sizden daha çok cumhuriyetçi. Diyelim ki siz milliyetçisiniz sizden daha çok milliyetçi. Diyelim ki siz laiksiniz sizden daha laik. Diyelim ki siz demokratsınız sizden daha demokrat. Diyelim ki siz oruç tutmuyorsunuz o daha aynı yapıyor. Diyelim ki siz namaz kılmıyorsunuz o da kılmıyor. Siz nasıl bir inanç ve yaşam tarzı siyasi görüşe sahipseniz onlar sizden daha fazla sizin gibi görünmeye gayret ediyorlar. Dolayısıyla kendilerini gizliyorlar tanınmaz bir hale geliyorlar. Göründükleri gibi değiller. Oldukları gibi de görünmüyorlar. Onun için de zaman zaman şu söyleniyor. Ya bu böyle birisi değil. Ama sonra ortaya çıkan veriler gösteriyor ki bizim tanıdığımız sizin tanıdığınız biri de hiç değil. Neden? Çünkü kendilerini gizliyor. Hep başkalarının dediği gibi olma gayreti içerisinde olan kişiler insan olarak karaktersiz kişilerdir, kişi olarak da kişiliksizdir, ahlak olarak da ahlaksızdır ama omurga olarak da sıfır omurgadır, omurgasızdır. İşte FETÖ terör örgütü insanların kişiliklerini, karakterlerini, ahlaklarını, omurgalarını törpüleyerek omurgasız kişiliksiz, karaktersiz, ahlaksız bir insan tipi ortaya çıkarıyor. Onun için sahip çıkmıyorlar. Yiğit adam sahip çıkar. Daha gizleyecek kaçacak yerin yok. Görüntü, ses, fotoğraf, kamera sabit parmak izi her şey, tankın içinden çıkıyor. Vatandaşlar alıyor hala inkar ediyor. Sana ne faydası olacak bu inkarın? Hiç olmazsa adam ol. Hiç olmazsa yiğit cesur biri ol çık de ki ben yaptım. Ama maalesef onu da görüyoruz ki bunlar adam olmadıkları için yiğit olmadıkları için cesur olmadıkları için kişiliksiz karaktersiz ve ahlaksız bir insan yapısı şekillendiği için yaptıklarına dahi sahip çıkmıyorlar. Ama onlar sahip çıksa da çıkmasa da 80 milyon aziz milletimiz bunun şahididir.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←