BOZDAĞ: "CEZAEVLERİNDE İŞKENCE KESİNLİKLE YOKTUR" A+ A-
02.08.2016

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Beyaz TV Canlı yayınında Latif Şimşek'in sorularını yanıtladı.

Yayın boyunca "Darbecilerin yargılanması, Askeri okulların durumu, FETÖ - PYD İşbirliği" gibi gündeme dair sorulara yanıt veren Bakan Bozdağ'ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

81 İLİN CUMHURİYET BAŞSAVCILIKLARI DARBE GECESİ İŞ BAŞINDAYDI

Darbe teşebbüsünün olduğu gece Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve 81 ildeki Cumhuriyet Başsavcılıkları hemen soruşturma başlattılar. Ve bunu basınla da paylaştılar. O gece gözaltı ve yakalama kararları çıkartıldı. Darbe teşebbüsünün başarılı ya da başarısız olacağı henüz belli olmadığı dakikalarda gözaltına alınan darbeciler oldu.  Yakalanıp karakola getirilenler oldu, onların üzerinden çok ciddi evraklar çıktı. Örneğin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde oranın sıkıyönetim komutanı gözaltına alındı ve ondan bu darbe sürecini aydınlatan çok ciddi belgeler çıktı. Sıkıyönetim komutanlarının belgeleri çıktı, arkasından Ankara’daki üst düzey bürokrasiye yapılan atamalar çıktı ve yine sıkıyönetim mahkemelerinin başkan ve üyelerinin atama listeleri çıktı. Tabi bu listeler yargıya ve diğer illere hemen ulaştı, kolluğa ulaştı ve o gece sabaha kadar yargı görevini yapan Cumhuriyet Başsavcıları, kolluk hep beraber birlikte demokrasiye ve hukuk devletine sahip çıktılar. Ve uyumadılar o günden bu güne de gerçekten cumhuriyet savcılarımız sulh ceza hâkimleri ve yargı görevi yapan diğer personel büyük bir özveri ile görev yapıyor bu darbe teşebbüsüne kalkışan teşebbüs eden bunlara destek olan birlikte hareket eden kişilerle ilgili gözaltılar ifadeler tutuklama talepleri tutuklamalar devam ediyor. Arama ve el koymalar var ve bunların hepsi çok fazla bir zaman alıyor.

Şimdi rakamlara baktığımızda 20 binin üzerinde gözaltı şimdiye kadar olmuş durumda.10 bini çok geçti 13 bin civarında tutuklu söz konusu ve devam ediyor. Bir yandan yeni gözaltılar olabilir. Yeni tutuklamalar olabilir bunların hepsi zaman alacaktır. Neden zaman alacaktır, sürekli işleyen bir adli süreç var. Aramalar da pek çok delil elde ediliyor.Kamera Kayıtları var.işte bilgisayarların hard diskleri diğer iletişim bilgisayarda kullanılan malzemeler var.çok ciddi veriler olabilir.telefonlar var mesaj kutuları mail kutuları HTS kayıtları  çok ciddi veriler olabilir.Ele geçen evraklar var el yazılı metinler var.İşte bilgisayarda yazılmış metinler var.Orada ciddi şeyler olabilir.Mobese kameraları var ve eylemlerin gerçekleştirildiği yerdeki güvenlik kameraları var.Vatandaşlarımızdan akan kamera kayıtları pek çok veri var pek çok bilgi var.Tabi bunların tek tek deşifresi tasnifi analizi ciddi zaman almaktadır.O yüzden sürecin işlemesinde neden daha hızlı hareket edilmiyor denebilir bu kadar devasa büyük bir soruşturma kapsamında en hızlı hareket nasıl yapılırsa öyle hareket ediliyor.12 bin kişiden fazla tutuklandı.Bunların ifadelerini tabi savcı aldı kolluk aldı sulh ceza hakimi.Bunlar kısa sürede olmuyor.Pek çok arama el koyma oldu bunların hepsi gerçekleşti.Bundan sonraki süreçlerde delillerin deşifresi analizi tasnifi bizi daha çok gerçeğe ulaşmada yardımcı olacaktır.

TÜRKİYE’NİN EN GENİŞ KAPSAMLI SORUŞTURMASI

Bu soruşturma belki Türkiye’nin en geniş kapsamlı soruşturması. Şuana kadar böyle büyük kapsamlı bir soruşturmaya tanık olmadık dolayısıyla bu ciddi zaman alacaktır. Ama bu sorutturmanın uzamaması kısa sürede bitmesi yargılamanın kısa sürede bitmesi bu darbe teşebbüsüne kalkışanların hak ettikleri cezayı adil bir yargılama sonucunda en ağır şekilde almaları için herkes büyük bir özveriyle çalışıyor. Şuanda Türkiye’nin 81 ilinde yürüyen soruşturma var. Pek çok ilçelerde yürüyen soruşturmalar var. Tabi bunların hepsinin Ankara’da yargılanması veya İstanbul’da yargılanması fiilen imkânsız. Eğer bütün bunları tek bir dava olarak birleştirseniz o zaman 20 bin 30 bin sanıklı bir dava bunların avukatları seyircileri, yakınları, medyayı düşünürsek; Türkiye’de böyle devasa salon yok.Tabi bu bizim ceza muhakemesi kanununa göre yürüyecek bir süreç. Orada aralarında irtibat olan davaların birleştirilmesine irtibatı olmayanların ayrılmasına ilişkin hükümler var bunları takdir edecek Cumhuriyet savcılarıdır.soruşturma aşamasında.Yargılama aşamasında ise mahkemelerdir.PKK terör örgütü bildiğiniz gibi Türkiye’yi bölmek ve bağımsız bir devlet kurmak için 30 yılı aşkındır terör eylemleri yapıyor.bu eylemleri sadece bir ilde yapmıyor.Türkiye’nin pek çok  ilinde yapıyor.PKK terör örgütünün  işlediği terör eylemleri tek bir mahkemede  yargılanmıyor.tek bir  cumhuriyet savcılığı bunun soruşturmasını yapmıyor.Türkiye’nin her ilinde suçun işlendiği yere göre  soruşturmalar ve yargılamalar yapılıyor.Geçmişte  ÖYM’ler vardı DGM’ler vardı.Belirli bölgelerde yargılamalar yapılıyordu.Ama ayrı ayrı yerlerde yapılıyordu.Hedef birliği o hedef için yapılan bütün eylemlerin aynı mahkemede yargılanmasını aynı savcılık tarafından soruşturulmasını gerektirmiyor.Şimdi Fetullah Gülen in emir ve komutası altında sevk ve idare edilen 15 temmuz 2016 darbe teşebbüsünü başarılı kılmak için  sadece Ankara’da değil bu Fetullahçı Terör Örgütünün teröristleri İstanbul’da diğer illerde pek çok yerde bu işe teşebbüs ettiler.hedefleri ne.Seçilmiş Cumhurbaşkanını indirmek,seçilmiş hükümeti düşürmek seçilmiş meclisi kapatmak,anayasayı kaldırmak demokrasiyi yok etmek Fetullah Gülen’in arzu ettiği istikamette yeni bir rejim kurmak.Sadece demokrasiyi askıya almak değil dini bir rejim ortaya çıkarmak.

Bu rejim Fetullah Gülen'in hedefleri rüyaları doğrultusunda bir rejim. Çünkü 40 yıldır nakış nakış ilmek ilmek işlemeden bahsediyor. Ve onun hedefi sadece devletin içinde bir paralel yapı oluşturmak değil. Paralel devlet olmakla yetinmiş olsaydı zaten paralel bir medya paralel bir polis paralel bir yargı paralel bir üniversite paralel okullar adet her ilde devletin valisi gibi imamları mütevellileri. Baktığınız zaman bir paralel yapılanmayı zaten Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirmiş. Nihai hedef devlete hâkim olmak ve tartışmasız hükümran olmak her yerde hükümran olmak bu nihai hedefe için bu darbe teşebbüsü gerçekleştirildi. Türkiye’nin kurucusu kim Atatürk. Fetullah Gülen’in başlattığı bu darbe girişimi başarılı olsaydı İran’da nasıl Humeyni’den öncesi yok. Humeyni varsa, Fetullah'tan öncesi olmayacak yeni bir dönem başlayacak. Yeni bir rejim başlayacak bu rejimin parametreleri de Fetullah Gülen’in öğretisi olacak.Yani din anlayışı farklı bir anlayış Fetullah Gülen’in anlayışı. Bu rejimin dayanakları bambaşka bir şey olacak. Onun için sadece paralel bir devlet oluşturmak değil devletin tam hâkimi tam hükümranı olmak ve istediği bir rejimi Türkiye’de kurmak ve faşist bir yönetimle yeni bir yol açmak. Bütün bunlar büyük hedefler ortaya konuyor onun için bu hareket yapılıyor. Onun için bunun soruşturması nihai hedefi gerçekleştirmek için yapılan darbe teşebbüsünün Türkiye’nin her ilinde işlene eylemlerle gerçekleştirildiği ve bu nedenle bu yargılamaların bir yerde yapılma yerine suçun işlendiği yerler dikkate alınarak yapılması belki bazılarının birleştirilerek bazılarının ayrılarak ayrı yerde yapılması yargılamanın sıhhati ve adil yargılama bakımından son derece önemli.

Başbakanları kim olacaktı? Bakanlar kurulu kimlerden oluşacaktı? Yurtta Sulh üyeleri kimler? Şuana kadar Yurtta Sulh üyelerini kesinleşmiş bir listesi yok. Yurtta sulh konseyi kim ben merak ediyorum. Adalet Bakanları kim? Bakanlar kurulu üyeleri kim? Başbakanları kim? Bunun emir komutasını veren yurt dışından sevk ve idaresini edenin Fetullah Gülen olduğundan şüphe yok. Türkiye'de Fetullah Gülen'e maşalık eden ve Türkiye'de bu işin sevk ve idaresini yapan 1 numara kim? Bütün bu soruşturmaların cevabı elbette bu soruşturmalar sonucunda çıkacaktır. Şuanda Fetullah Gülen ve ekibi yakalanan ve yakalanma ihtimali olan herkese nasıl ifade verecekleri konusunda talimatlar yayınlamış durumda. Şimdiden bu maddi gerçeğin ortaya çıkmasını önlemek için yol arıyorlar. Belki tehditlerde yapıyorlar. 

TÜRKİYE'DE BU YAPIYI İLK FARK EDEN KİŞİ SAYIN CUMHURBAŞKANIDIR

Fetullahçı Terör Örgütünün en önemli özelliği gizliğidir. Başka bir ifadeyle temkin veya tedbir. Bunlar bir birlerine karşı, evlat anneye babaya karşı, karı koca bir birine tedbir yapıyor. Hücre şeklinde örgütlenmiş bunların hepsi bir birini tanımıyor. Bu gün Türkiye'de herkes FETÖ'cülerin kim olduğu konusunda bir hassasiyet içerisinde. 7 Şubat 2012'den bu yana AK Parti hükümetleri de bir hassasiyet içerisinde. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere. 17-25 Aralık'tan sonra bu hassasiyet zirve yaptı. Herkes dikkat ediyor aman bir sızma olmasın, yanlışlık olmasın, bir hain yanımızda olmasın, devlette olmasın diye çok büyük titizlik gösteriyor. Ama bütün bunlara rağmen bakıyorsunuz, bu konuda en titiz kişi Sayın Cumhurbaşkanımız onun yaverleri buradan çıkabiliyor. Bu şunu gösteriyor, bu yapının ne kadar gizli çalıştığını gösteriyor. Takiye bu yapının ana özelliği. Herkese karşı takiye yapıyorlar. Bunların devlet, millet için tehlike tehdit oluşturma boyutunu benim kanaatim ilk gören kişi Sayın Cumhurbaşkanıdır. Türkiye için, Milletimiz için, Anayasamız için, rejimimiz için bir tehlike ve tehdit boyutu oluşturduğunu bana göre Türkiye'de ilk fark eden kişi Sayın Cumhurbaşkanıdır.

DARBEYE KADAR KİMSE BİZE İNANMADI

Darbe teşebbüsünün vuku bulduğu geceye kadar bu konuda bizi haklı kılan bir yaklaşım yada söylem biz kimsede görmedik. Ama o dönemde biz hep şunu söyledik. TSK içerisinde şu kadar bu yapıya mensup insan var,  sorular çalınmış, verilmiş, orda doktrine edilmiş çocuklar daha Kuleli Askeri Lisesine şuraya buraya girdiği andan itibaren bunların beyni yıkanıyor, çok farklı bir noktaya gidiliyor, ama buna ilişkin adımları atmamız gerekiyor. Ama nasıl atacaksınız hukuk devleti içerisinde hukuka uygun bir biçimde atacaksınız, ama bu noktada siz bunu abartıyorsunuz dediler, herkes bir şey söyledi bize inanmadılar.
 

İşte MİT TIR'ları olayında oradaki Tuğgeneral, Türkiye'yi Teröre yardım yataklık bir ülke olarak göstermek için, Türkiye Cumhurbaşkanına , Başbakana Türkiye'nin MİT'ine, Ordusuna bir kumpas kuruluyor, Büyükelçilerin Adana'da toplantı yaptığı bir dönemde. Şimdi biz bunları o dönemde bunları o kadar yüksek sesle söyledik ki kimse bize itibar etmedi. Kamuoyu desteği olmadı. Hükümeti suçladı herkes.

İLAHİYATÇILARA ÇAĞRI

Buradan ilahiyatçılara da çağrıda bulunuyorum, din adamlarımızın hepsine çağrıda bulunuyorum, Diyanet İşleri Başkanlığımıza çağrıda bulunuyorum, lütfen bu kitapları Kuran ve Sünnet açısından, İslam'ın sahih kaynakları açısından, kritize edin buradaki sapkınlıkları siz millete anlatın.  Örneğin Bakanımız Efkan Ala eskiden bir şey anlattı. Bu İzaca Enasrullahi yani Nasr suresi ile ilgili bir yorum yaptı çarpıttılar, Peygamberimize saygısızlık yapıyorlar diye. Kendisinin bu sure ile ilgili Fasıldan Fasıla diye bir kitabı var. Orada İzaca Enasrullahi Velfeth de geçen yerde Fetullah kelimesini Fetull Gülen'i işaret ettiğini, hizmet hareketini işaret ettiğini Fasıldan Fasıla kitabında yazıyor. Yine orada Hazreti İsa'nın Peygamber Efendimizle Hz. Meryem'in birleşmesinden dünyaya geldiğine dair bir rivayet olduğunu naklediyor. Bir rivayet naklediyor kitapta. Kuran-ı Kerime yüzde yüz ters ama naklettikten sonra bu rivayet asılsızdır, doğru değildir diye hiçbir şey yazmıyor. Kuran, Hz. İsa'nın babasız Dünya'ya geldiğini onun Nasruhullah olduğunu çok net bir şekilde anlatıyor. Bu kitabı almak bile bu fikre destek anlamını taşır.  Bu kitapları kritik edip İslam’ın sahih kaynaklarına uygunluk bakımından bir denetim yapıp milleti aydınlatmaları ve burada çarpıttıkları bozuklukları ortaya koymaları gerekmektedir. Diğer bir görevde ise aziz vatandaşlarımıza düşüyor, oda çocuklarımıza sahip çıkmak evlatlarımız nereye gidiyor kimlerle oturuyor, kimlerle kalkıyor, hangi kitapları okuyor, hangi sitelerde dolaşıyor bunlara bakmamız lazım, yavrularımızı takip etmezsek sonra yavrularımız bizim anneliğimiz babalığımızı sorgular hale geliyorlar. 

ASKERİ OKULDAN AYRILACAK ÖĞRENCİLERİN DURUMU

Çıkarılan kanun hükmünde kararname esasında bu konuyu ayrıntılı olarak düzenliyor. Askeri Liseler, Harp Okulu,  Astsubay hazırlama okulları dâhil buralardaki öğrencilere ne yapılacağını açıkça yazıyor. Askeri liselerdeki öğrenciler, liseyi kazandıkları puanlarına göre yerleştirilecek, yerleştirmeleri Milli Eğitim Bakanlığı yapacak.

TÜRKİYE’NİN CEZAEVLERİNDE İŞKENCE YOK

Kim Türkiye’nin cezaevlerinde işkence var diyorsa yalan söylüyordur, iftira ediyordur. Ceza evlerimizde işkencenin olması kesinlikle mümkün değildir. Eğer böyle bir şey varsa herhangi birisi şuna yapıldı diyorsa bakanlığa yazsın, ismini yazsın, kim yaptıysa onun da ismini yazsın biz gereğini derhal yaparız. Ama böyle bir algı oluşturmaya çalışıyorlar özellikle bu FETÖ'cü örgütün mensupları ve onu destekleyenler bunu yaymaya gayret ediyorlar. Yurtdışında da Fetullah Gülen’in talimatıyla hareket eden Haşhaşiler bunu her yer de yayıyorlar. İşte Uluslararası Af Örgütü de onların telkinleri ve etkileriyle bir bildiri yayınladı. Şimdi bir darbeye teşebbüs olmuş, orada sıcak çatışmalar olmuş ve o çatışma yakalanan teslim alınan kişiler var. Direnenler var, direnirken karşılıklı mücadeleler var, halkın teslim aldıkları var. Şimdi baktığınız zaman teslim alınma anındaki fotoğrafı alıyorlar, koyuyorlar gözaltına alındıktan sonra ne hale getirdi diyorlar. Bunlar büyük yalan söylüyor çünkü bizim sistemimizde bir kişi gözaltına alındığı zaman nezarete konmadan önce götürülür sağlık kontrolünden geçirilir. Hem fiziki durumu tespit edilir yara, bere iz var mı yok mu sağlıkla ilgili durumu da tespit edilir. Ondan sonra nezarete konur. Nezaretten çıkarken serbest kalacaksa serbest bırakmadan önce, tutuklanıp cezaevine gidecekse cezaevine gitmeden önce tekrar rapor alınır. Girerken durum nedir? Çıkarken durum nedir? Bütün bu belgeler dosyaya konur. Şu anda bu darbe teşebbüsünde bulunanların hepsine uygulanan prosedür de aynıdır. Ancak darbe teşebbüsünde bulunanlardan çatışma sırasında zorla teslim alınanlar var, halkın teslim aldıkları var ve bunların teslim olmadan önceki, gözaltına alınmadan önceki dönemde ki görüntülerini alıyorlar bunu kullanıyorlar. 

Akın Öztürk’le ilgili bana aktarılan şey daha helikopterle oradan ayrılmak isterken, orada havada bulunan jetler onu geri indirmeye zorluyorlar. Eskişehir’den kalkan uçaklar Akıncı Üssü’nü kontrol altına aldı, oradan kimse kalkmayacak. Kalkış yapınca şimdi yukardan bu kalkış yapan helikoptere, kalkışın ı engellemek için havadan müdahale yapılıyor. Ondan sonra yere inmek zorunda kalıyor.  O sırada olan bir şey. Orada kimsenin bir müdahalesi olmuş değil. Akın Paşa’ya işkence yapıldığını kim diyorsa şunu söylemesi lazım; falan yerde, falancalar bunu yaptı. Böyle bir şey yok. Falan yerde yaptı falanca yaptı diyorsa o zaman şikâyet edecek onunla ilgili biz işlem yapacağız. Ama öyle değil yakalanmadan, gözaltına alınmadan önceki çatışma sırasında olan olaylar bunlar. 

FETÖ- PYD İŞBİRLİĞİ

Bu Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarının bu örgütün elebaşına olan bağlılıklarını izah etmekte zorluklarımız var. Oradaki kişi ne derse sorgulamadan bunu kabul eden ve bunu kendilerini cennete götürecek en büyük ibadet olduğuna inan bir yapı var. Şimdi bu nasıl talimat verirse öyle hareket ediyorlar. Bundan sonraki süreçte PKK terör örgütüyle PYD terör örgütüyle, diğer örgütlerle işbirliğine girebilir mi? Buna dair pek çok emareler var. Dikkat ederseniz seçimlerden önce de AK Parti’nin zarar görmesini sağlayacak herkesle işbirliği yaptılar. O bölgede HDP ile işbirliği yapıldı. Türkiye’yi sıkıntıya sokacak ne varsa ben onlarla işbirliğine çok açık olduklarını, bundan sonraki süreçte başka bir terör örgütüyle işbirliğine girip Türkiye’ye zarar verme ihtimalleri var mı? Elbette olabilir. Ama bunun karşısında güvenlik güçlerimiz, devletimiz bütün gücüyle dirayetiyle duracaktır.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←