BAKANI BOZDAĞ, 15 TEMMUZ ANMA PROGRAMI KAPSAMINDA YOZGAT ŞEHİTLİĞİ'Nİ ZİYARET ETTİ A+ A-
11.07.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ta düzenlenen 15 Temmuz anma programı kapsamında Yozgat Şehitliği'ni ziyaret etti.

Bakan Bozdağ, “O gün halk kazanmıştır, darbeciler kaybetmiştir. Türk milleti kazanmıştır. Türk milletinin bağımsızlığını, iradesini, hukukunu yok etmek isteyen güçler kaybetmiştir. 15 Temmuz milletin cumhuriyete, demokrasiye, milli iradeye, hukuk devletine ve seçilmişlere ölümüne sahip çıkma iradesinin somut bir göstergesidir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

HALK KAZANDI DARBECİLER KAYBETTİ

15 Temmuz’ların bir daha Türkiye’mizde yaşanmamasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum. 15 Temmuz’da şahadete ulaşan bütün şehitlerimi bir kez daha rahmetle, minnetle ve dua ile yad ediyorum. Ayrıca bu vatanı bize emanet eden bütün şehitlerimizi de rahmetle, minnetle yad ediyorum. Gazilerimize sıhhatli, uzun ömürler diliyorum. Tedavisi devam edenlere de şifalar temenni ediyorum. 15 Temmuz 2016’da Fetullahcı terör örgütü kurucusu, yöneticisi terörist başı Gülen’in onayladığı plan ve program doğrultusunda ve onun talimatıyla TSK içerisindeki FETÖ’cü teröristler ve onlara eklemlenen bazı unsurlarca başlatılan ve icraya konulan darbe teşebbüsü aziz milletimizin; ölümüne demokrasiye, insan haklarına, cumhuriyete, anayasal düzene, iradesine, seçilmiş cumhurbaşkanına, hükümetine ve meclisine sahip çıkması sonucu başarısız kılınmıştır. Türkiye’de milletimiz kurtuluş savaşı yıllarında Atatürk’ün arkasında birlik olarak nasıl Anadolu’nun dört bir yanını işgal etmiş olan İngilizlere, Fransızlara, Yunanlara, İtalyanlara, Ruslara bu toprakları dar edip düşmanı Anadolu’dan çıkarıp yeni bir devlet kurmuşlarsa millet o gün Atatürk’ün arkasında bütün imkansızlıklara rağmen ölümü göze alarak nasıl bir olmuş, beraber olmuş ve düşmanı yenmeyi başarmışsa aradan geçen yaklaşık yüzyıl sonra bir kez de Türkiye’nin lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben milletimin gücünün üzerinde güç tanımıyorum, halkımı meydanlara çağırıyorum, gelin oraya. Onlarda tanklarıyla, toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa orada yapsınlar.” çağrısına uymuş ve liderinin arkasında bütün görüş farklılıklarını bir tarafa bırakarak yekvücut olmuş, ölmeyi, şahadet mertebesine ulaşmayı göze almış ve bu nedenle de o gün birlikte olan Türk halkı darbecileri yendiği gibi o darbecileri yemleyen, onlara görev veren ve Türk milletinin üzerine salan bunların arkasındaki uluslararası karanlık güçleri, onların tasmasını elinde tutanları da yenmiştir. O gün halk kazanmıştır, darbeciler kaybetmiştir. Türk milleti kazanmıştır. Türk milletinin bağımsızlığını, iradesini, hukukunu yok etmek isteyen güçler kaybetmiştir. 15 Temmuz milletin cumhuriyete, demokrasiye, milli iradeye, hukuk devletine ve seçilmişlere ölümüne sahip çıkma iradesinin somut bir göstergesidir.

TÜRKİYE’DE 15 TEMMUZ BİR MİLAT OLDU

Türkiye’de ilk defa bir darbe teşebbüsü halkın mücadelesiyle yenilmiştir. Halkın gücü, tankın, topun, silahın, dış güçlerin ve bunları kullanan hepsinin gücünün üstüne çıkmıştır. Halk darbeyi alt etmiştir. Artık bir şey kesindir; Türkiye’de bundan sonra kim ne maksatla olursa olsun millete rağmen bir icraat yapabilme imkanı yoktur. Türkiye’de 15 Temmuz bir milat olmuştur. Neyin miladı? Cumhuriyetin, demokrasinin, milli iradenin, hukuk devletinin bu milletin ortak değerleri arasında yer aldığının miladı olmuştur. Zaman zaman kendilerini cumhuriyetin, demokrasinin hamisi, muhafızı, müdafi gören çevreler var başkalarını da cumhuriyet düşmanı olmakla itham eden çevreler var. 15 Temmuz göstermiştir ki artık cumhuriyet de demokrasi de hukuk devleti de herhangi bir azınlığın malı değildir, herhangi bir grubun muhafızlığına, müdafiliğine veya bir organın veya yerin, bir kişinin şeyine ihtiyacı yoktur. Çünkü demokrasinin, cumhuriyetin ve hukuk devletinin sahibi 80 milyon aziz Türk milletidir, muhafızı da müdafi de bekçisi de aziz Türk milletidir.

DEFTERLERİNİN DÜRÜLDÜĞÜ TARİH

O nedenle bundan sonra Türkiye’de demokrasiye, cumhuriyete, milli iradeye, Türk devletine kastedenler bir yeri yani TRT’yi, Genel Kurmay’ı, Meclis’i ele geçirerek veya bir şehirde güç sahibi olarak veya bir yerde imkan sahibi olarak Türkiye’de bunları yok etme imkanı bulamayacaktır. 80 milyon insanı tek tek ele geçirmeden Türkiye’nin ne organlarını ne kurullarını ne de anayasal düzenini ne de milletin sahip olduğu ortak değerleri kimse yok edemeyecektir. 15 Temmuz bu anlamda darbenin de darbecilerin de defterinin dürüldüğü tarih olmuştur. Türkiye’de artık kimsenin darbe yapamayacağının, darbe yapmaya niyetlenen, kalkışanların da bizzat defterinin aziz Türk milleti tarafından dürüleceğinin dosta düşmana bütün dünyaya ilan edildiği tarihtir. O yüzden 15 Temmuz darbeleri ve darbecilerin artık millet tarafından gömüldüğü tarihtir.

BUNLAR GÜYA DEMOKRAT

Avrupa Birliği üyesi ülkeler demokrasi, ifade hürriyeti, insan hakları gibi konularda her zaman kendilerini daha yukarıda gösteriyorlar ve Türkiye’yi ve Türkiye gibi ülkeleri sürekli itham ediyorlar. Türkiye’de şuanda OHAL var. Ana muhalefet lideri Ankara’dan İstanbul’a adaleti istismar yürüyüşü yaptı. Bir hakkı kötüye kullandı ama Türk hükümeti, Türkiye’nin güvenlik güçleri OHAL olmasına rağmen bütün sürecin demokrasinin içerisinde işlemesi için ve güvenlik içinde yürümesi için her türlü güvenlik tedbirini aldı. Ben şimdi onlara sesleniyorum; Türkiye’de OHAL var. Türkiye’deki uygulama bu. Siz Türkiye’yi gazeteciler, falanlar filanlar işledikleri suçlar nedeniyle yargılanıyor diye suçluyorsunuz. Demokrasimizi, hukuk devletimizi, yargımızı itham ediyorsunuz ama Almanya’da, Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanımızın Türk toplumu ile bir araya gelmesine izin vermediler. Başka ülkelerde de Türk bakanların en son Avusturya’da, Hollanda’da örneklerini gördük. Türk bakanların orada bulunan Türk toplumuyla bir araya gelmesine izin vermediler. Bunlar güya demokrat, bunlar güya insan haklarının zirvede olduğu ülkeler, bunlar güya ifade özgürlüğünün Türkiye’den daha ileride olduğunu ifade edilen ülkeler. İşlenmiş bir suç var mı? Yok. İşlenen bir suç var mı? Yok. Peki, ne olacak izin verdiğinde bir bakan kendi topluluğuyla bir araya gelip onlarla konuşacak, hasbıhal edecek, onlara mesajlarını iletecek.

TÜRKLERİ ASİMİLE EDEMEMEKTEN KORKUYORLAR

Almanya’sı, Hollanda’sı, Avusturya’sı Türk bakanların oradaki Türk toplumuyla bir araya gelmesinden niye korkuyorlar? Benim kanaatim şu; esasında korkmalarının ana nedeni Türk toplumunun Türkiye’ye olan muhabbetlerinin güçlenmesidir. Türk liderler, bakanlar, siyasetçiler Avusturya, Hollanda, Almanya gibi yerlerde Türk toplumuyla bir araya gelirse biz buradaki Türkleri asimile edemeyiz. Türkiye’ye olan muhabbetlerini yok edemeyiz diye endişe ediyorlar. Onun için Avrupa Parlamentosu’nun da kararına dayanak teşkil eden raporda da orada hiç çekinmeden Türkiye’nin Avrupa’daki Türk diasporası ile ilgilenmesinden rahatsız olduğunu beyefendiler raporlara geçiriyorlar. Türkiye’nin yurtdışında yaşayan soydaşlarıyla, akrabalarıyla, vatandaşlarıyla ilgilenmesi bütün uluslararası hukuk tarafından teminat altına alınmış, Türkiye’ye bir ödevdir. Başka ülkeler de kendi soydaşlarıyla, vatandaşlarıyla, akraba topluluklarıyla ilgileniyorlar. Önemli olan bu ilgilinin uluslararası çizginin çerçevesi içerisinde yürümesi ve sağlıklı bir şekilde işlemesidir. Bugüne kadar Türk toplumundan Almanya’ya veya Avusturya veya Hollanda gibi Türk toplumana karşı düşmanlığı körükleyen ve Türk toplumunun temsilcilerinin orada kendilerini ifade etmelerine izin vermeyen yönetimler hangi olumsuzluğu görmüşlerdir? Hamburg’da yaktılar, yıktılar G20 zirvesinde. Yakanlar, yıkanlar Türkler mi? Yakanlar, yıkanlar kimler? Onlar kendileri daha iyi biliyorlar. Terör örgütlerine, teröristlere her türlü kucağı açıyorlar, meşru hükümete ve meşru hükümetin temsilcilerine uluslararası hukuka rağmen kapıları kapatıyorlar. Onların hükümranlık hakları olabilir ama bütün herkesin riayet etmesi gerekende bir diplomatik nezaket var, diplomatik tahammül var, kurallar var bunlara uymaları gerekiyor. Ama maalesef Avrupa’da yükselen Türk düşmanlığı, İslam düşmanlığı, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılık gibi hastalıklar o ülkeleri yönetimlerinde etkilemiş gözüküyor. Benim tavsiyem Türk düşmanlığına, İslam düşmanlığına, yabancı düşmanlığına, ırkçılığa ve bu hastalığa yakalanmış olan herkese karşı ortak mücadele şarttır. Eğer bu mücadeleyi yapmazlarsa onlar kaybeder, biz kaybetmeyiz.

ANA MUHALEFET ADINA ÜZÜLDÜM

Sayın Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi ne yaptığını herkes merak ediyordu. En azından ne yaptığına dair ufak bir fikir sahibi olduk. Televizyondan olup biteni seyretmiş. Havaalanından hemen sıvışıp bir eve gittiğine dair bilgiler vardı. Şimdi evdeki haline dair de görüntüler çıktı. Bu ne yaptığını gösteriyor. Keşke o gün Türkiye’nin Cumhurbaşkanın, Başbakanının yaptığı gibi halkıyla birlikte olsa ve halkın arasında olsaydı daha büyük bir iş yapmış olurdu. Ama maalesef onu yapmadı. Darbeye karşı, darbecilere karşı evden darbeyi, darbecileri ve süreci izlemeyi tercih ettiğini görüyoruz. Ben ana muhalefet adına üzüldüm, Türkiye’miz adına üzüldüm.

YENİ BİR ŞEY SÖYLEMEDİ

Adalet yürüyüşü esasında adaleti istismar yürüyüşüdür. Bir hakkın kötüye kullanılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu Maltepe’de yeni bir şey söylememiştir, esasında bugüne kadar söylediklerini toplu bir şekilde tekrar etmiştir. Bir tanesi bana şunu söylesin Kılıçdaroğlu o güne kadar söylemediği şu cümleyi söyledi diye. Yok, öyle bir şey. Şimdiye kadar ne kadar laf söylediyse onları bir arada, derli toplu yeniden ifade etmiştir. Bu yürüyüş adalet arayışı değildir. Çünkü Türkiye’deki adalet düzeni ve adalet uygulamaları ben hep söylüyorum yine karşı çıkacaklar ama onların imrendikleri ülkelerden daha iyidir. Sadece 7.5 milyon civarında savcılıklarda 2.5 milyon ceza mahkemelerinde, 3.5 milyon hukuk mahkemelerinde diğer mahkemeler olmak üzere Türk yargısı yılda yaklaşık 15 milyon civarında adli iş ve işlem yapıyor, değişik kararlar alıyor. 15 milyon civarında yılda adli işlem yapılan yerde Türk yargısını eleştirmek için öne sürdükleri şeylere bakarsanız 1 tane, 2 tane, 3 tane hadi 5 tane, 10 tane gösterin. 15 milyon işlem yapılan yerde 10 tane, 20 tane örnek üzerinden 15 milyon işlem yapan Türk yargısını mahkum etmek,  suçlamak adil midir? Adil değildir. Kaldı ki iddia ettikleri o dosyalarda da onların haklı olup olmadığı tartışmalıdır. Çünkü mahkemeler onları haksız görmüştür, mahkumiyet kararı vermiştir. Onların bütün iddialarını mahkeme değerlendirmiş ve ret etmiştir. Mahkumiyeti daha doğru bir karar olarak tercih etmiştir. Buna itirazı varsa bunun temyiz, istinaf ve bireysel başvuru gibi yöntemlerle denetletme imkanı vardır. Türk yargısı gerçekten hukuk devletinin gereklerine uygun bir şekilde büyük bir fedakarlıkla vazifesini yapmaktadır. Yılda 15 milyon dosyadan 5, 10 dosya üzerinden Türk yargısın mahkum etmek en büyük adaletsizliktir.

BÜTÜN HEDEFİ 2019 SEÇİMİ

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra yaklaşık 4238 civarında -ki bir kısmı iade edildi- 4131 hakim savcı meslekten uzaklaştırıldı. İstinaf mahkemeleri kuruldu. Bunların yerine yeni atamalar yapıldı, mesleğe yeni kabuller yapıldı. Bütün bu hareketliliği de yaşadı Türk yargısı bir yıl içerisinde. Bir yandan üçte bir azalırken öte yandan da istinaf kuruldu, yeni kabullerle büyük bir hareketlilik yaşadı. Bütün bunlara rağmen böylesi süreçte milletin mahkemelerde işinde herhangi bir aksama olmamıştır. Kılıçdaroğlu adaleti istismar etmiştir. Türk milletinin 16 Nisan’da ortaya koyduğu iradeyi tanımadığını o konuşmasında da ayrıca ifade etmiştir. Esasında milleti tanımadığını ifade ediyor ve bütün hedefi 2019 seçimidir. Bir yandan seçimi gayri meşru ilan ederken, öte yandan 2019 seçimine dönük yatırım yapıyor.

YÜRÜYEREK LİDER OLUNABİLİYORMUŞ

Bana göre Maltepe’de yaptığı miting 2019 seçim kampanyasını başlatma mitingidir. Çok erken başladık. Onu söyleyelim bu yürüyüşte millet onu çok iyi görecektir ve değerlendirecektir. Bu mitingden ve yürüyüşten PKK’lılar çok mutlu olmuştur, FETÖ’cüler çok mutlu olmuştur, Türkiye’ye karşı hareket eden çevreler çok mutlu olmuştur, geziyi destekleyenler çok mutlu olmuştur. Türkiye’de demokrasinin ve sağlıklı yürüyüşün devamından rahatsız olanların hepsi çok ama çok mutlu olmuşlardır. Lider olarak hemen sayın Kılıçdaroğlu’nu ilan ettiler. Ne kadar FETÖ’cü varsa şimdi lider oldu. Yürüyerek lider olunabiliyormuş. Şimdi onu öğrendik. Performansı çok iyi 69 yaşında böyle yürütüyorlar. Siyasette performansı halk ölçer, sandık ölçer, verdikleri oylarla vatandaş bunu ölçer hakem vatandaştır. Kazandığınız seçime göre başarı ölçülür. Şimdi düşünün sayın Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, 6 seçime girmiş, 2 halkoylaması, 2 milletvekili seçimi, 1 cumhurbaşkanı seçimi, 1 mahalli idaresi seçimine girmiş 6’sınıda kayıp etmiş. 6 seçime girip de 6’sınıda kaybeden nasıl başarılı olur anlamıyorum? Lider olmak için de başarılı olmak lazım siyasette. Eğer lider olmuş olsa millet onu orada ödüllendirir. Ama bakıyorsunuz yok. Şimdi liderliğin kıstası değişti CHP’ye göre hatta FETÖ’ye göre PKK’ya göre veya onları destekleyenlere göre. Belli bir amaçla belli bir yerden belli bir yere yürüdüğünüz zaman siz lider oluyorsunuz. Onu için lider olmak isteyenlerin işi kolaylaştı artık. Lider olmak kolay yürüdünüz mü iş tamam. Dünyada 6 seçimi üst üste kayıp edip genel başkanlıktan buna rağmen liderliğe terfi ettirilmiş tek siyasetçi sayın Kılıçdaroğlu. Dünyada 6 seçim kaybettiği halde bir yürüyüşle arkasından iyi yürüdü diyen genel başkanlıktan liderliğe terfi ettirilen dünyada tek siyasetçide sayın Kılıçdaroğlu’dur. Hayırlı olsun diyelim.

15 TEMMUZ’U UNUTMAMALIYIZ, UNUTTURMAMALIYIZ

Bugün 15 Temmuz sergisini geziyoruz. Buradan aziz milletimize tavsiyemiz, hepimize, herkese tavsiyemiz şu; 15 Temmuz’u unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Eğer 15 Temmuz’u unutsak, unutturursak o zaman yeni 15 Temmuz’ların olmasını engelleme konusunda telaffuz durumumuzu kayıp ederiz. Onun için de 15 Temmuz’daki vahşet, yaşananlar ve olup bitenler unutulmamalıdır. Bu Anadolu Ajansı diğer ajanslar ve gazetelerin, televizyonların yayınları, fotoğrafları 15 Temmuz’da yaşananları hatırlatma ve unutturmama bakımından önemlidir, görev ifa ediyorlar. 15 Temmuzları unutmayacağız, unutturmayacağız. Şehitlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız. Gazilerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız. Bunu yapanlardan da her zaman söyledik hukuk önünde hesabını millet adına sormaya devam edeceğiz.

     

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←