BAKAN GÜL: TERÖRLE MÜCADELEMİZ KARARLILIKLA DEVAM EDECEK A+ A-
18.01.2018

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de terörle mücadelenin devam ettiğini vurgulayarak, “Kaynağı, etiketi, türü ve özel amacı her ne olursa olsun, terörle mücadelemiz, hukukla ve hukukun sınırları içinde kararlılıkla devam edecek.” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

MÜCADELEMİZİN AMACI TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KÖKÜNÜN KAZIMAKTIR

2016 yılının 15 Temmuz gecesi, tarihimizin hem en büyük ihanetlerinden birine, hem de milletimizin eşsiz ve destansı direnişine tanık oldu. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bu esaret girişimine canları pahasına direnen milletimiz, ihanetin en karanlık gecesini aydınlık bir sabaha dönüştürdü. Buradan bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. 15 Temmuz darbe girişimi açık bir şekilde devletimizin anayasal kurumlarına ve milletimizin iradesine, yine devletimizin ve milletimizin varlığına, birlik ve bütünlüğüne yönelen bir saldırıydı. Devletin kurumlarına ve milletimizin iradesine yönelen bu alçak saldırı sonrası gereken tedbirler alındı, her alanda bu mücadele kararlı bir şekilde sürdürülüyor. Bu mücadelenin amacı bu hain terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin kökünün kazınmasıdır. Bu amaçla yürütülen mücadele, milletimizin güvenliğini korumak ve devletin bekasını sağlamak ekseninde sürdürülmesi elbette hukuk yoluyla oldu.

YASAMA, YÜRÜTME VE YARGI KARARLI DURUŞ SERGİLEDİ

Şu an gerek Meclisimiz, gerek hükümetimiz, gerekse de yargı anayasal yetkisi kullanılıyor. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra yasama, yürütme ve yargı olarak kararlı bir duruş sergiledik. 15 Temmuz sonrasında hem bu örgütle mücadelenin hızlı ve etkin bir şekilde sürdürülmesinde, hem de diğer benzer terör örgütleriyle mücadele süreçlerine ilişkin kararlar alınmasında Olağanüstü Hal Kararı'nın katkısı büyük oldu.

VATANDAŞIN HAYATINA OLUMSUZ ETKİSİ BULUNMADI

Bilindiği gibi OHAL'in ilan edilmesi vatandaşlarımızın hayatlarının olağan akışına olumsuz bir etkide bulunmadı. Zira bu kararın alınmasının gerekçesi açık. Bu gerekçe FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında bu örgütle mücadelenin etkin yürütülmesi. Başta FETÖ olmak üzere diğer terör örgütleriyle mücadelede etkin ve dinamik bir katkı imkanı sağlayan OHAL uygulamasının, vatandaşlarımızın gündelik hayatını etkilemesi söz konusu olmadı. Aksine bu süreçte, bir çok meseleye rağmen ekonomimiz büyümeye devam etti. Kriz beklentileri boşa çıkmış, 2016 ve 2017 yıllarında Türkiye büyümede istikrarını sürdürdü. Küresel kriz havasına rağmen Türkiye, bir önceki yılı dünyanın 17., Avrupa’nın 6. büyük ekonomisi olarak kapattı.

KRİZ TACİRLİĞİ YAPANLAR ELLERİ BOŞ KALACAK

2016 yılı öncesindeki on beş yıllık dönemin ortalama büyüme oranını aşan bir performansla, ekonomisini 2017’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 11, ilk dokuz aylık döneminde ise yüzde 7,4 seviyesinde büyütmüştür. Kimsenin bir endişesi olmasın. Türkiye, ekonomik olarak da, siyasi olarak da, toplumsal olarak da sapasağlamdır. Yaşanan süreçlerle ilgili kriz tacirliği yapanlar elleri boş kalacak.

İHTİYAÇ DUYULAN TEDBİRLER ALINDI

OHAL'in hangi şart ve durumda ilan edileceği Anayasanın 119, 120 ve 121'nci maddeleri açık ve net hükümler ile Olağanüstü Hal durumunu düzenledi. Anayasa’daki bu imkân, Devletin varlığına ve bekasına yönelen tehlikelerin bertaraf edilmesi, bu amaca uygun gerekli ve zorunlu tedbirlerin alınması için kabul edildi.  Üstelik bu anayasa hükmü vatandaşlarımızın huzurunu, güvenliğini ve özgürlüğünü koruma yanında demokrasimizi ve cumhuriyetimizi de saldırılara karşı muhafazayı amaçlanıyor. 15 Temmuz sonrasında yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerle, mücadele sürecinde ihtiyaç duyduğumuz tedbirleri hayata geçirdik.

DÜZENLEMELER ACİL VE ZARURİ TEDBİRLER NİTELİĞİNDE

Yine koruma tedbirlerinin uygulanmasında kolaylaştırıcı hükümler getirildi, ceza infaz kurumlarının düzeni ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerinde tedbir niteliğinde düzenlemelere gidildi. Bütün bu düzenlemeler, FETÖ soruşturmalarının sayısal büyüklüğü karşısında, yargı mercilerinin ihtiyaç duyduğu acil ve zaruri tedbirler niteliğindedir. Bu tedbirler gerekli olduğu ölçüde geliştirilmiş, değişen şartlara göre de gözden geçirildi.

LEKELENMEME HAKKI GÜÇLENDİRİLDİ

Kamudaki arınma süreci hız kesmeden devam etti. 16 Ocak tarihi itibarıyla 23 bin 679 kamu personeli açıkta olup, haklarındaki incelemeler devam ediyor. Yine aynı tarih itibarıyla 114 bin 951 kişi terör örgütleriyle irtibatı ve iltisakı nedeniyle kamu görevinden ihraç edildi. 694 Sayılı KHK ile lekelenmeme hakkını güçlendirdik. Böylece vatandaşlarımızı asılsız, temelsiz ve soyut ihbarlar yoluyla gereksiz yere mağdur edilmelerinin önüne geçtik. Diğer yandan vatandaşlarımızın hak ihlalinin önüne geçmek için OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonunu kurduk.  Doğrudan kanun hükmünde kararnamelerle uygulanan idari tedbirlerin muhatabı olanlara, böylece idari ve ardından yargısal bir denetimin imkanını sunduk. Yine aldığımız tedbirler neticesinde FETÖ’nün insan ve mali kaynak devşirdiği kurum ve kuruluşlar kapatılmış, propaganda kanalları kesildi. Bütün bunları halkımızın hem güvenliğini sağlamak, hem de bu vesileyle günlük yaşamını kolaylaştırmak için yaptık.

DEMOKRASİMİZİ GÜÇLENDİRDİK

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yaptığımız Bakanlar Kurulu toplantısında OHAL'i 6. kez uzatma kararı aldık. Zira yaşadığımız saldırının büyüklüğü ve çapı düşünüldüğünde, bu örgütle mücadelede bütün hukuk yollarını kullanmamız gerektiği bir gerçektir. Türkiye'nin terörle mücadele konusunda normalleşme süreci şu an için ancak OHAL'in sağladığı imkanlarla sağlanabilir. OHAL süreci bizi güvenli bir sürece götürmektedir. OHAL süreci elbette sona erecektir.  Bunun devamlı olacağını söylemek akılla ve mantıkla izah edilemez. İktidarımız süresince defalarca farklı vesayet odaklarının saldırısına maruz kaldık, bu odaklarla savaşa savaşa demokrasimizi güçlendirdik. Her ne olursa olsun, ne özgürlükleri güvenliğe, ne de güvenliğimizi özgürlüklere feda edemeyiz. OHAL, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük vesayet odağı ve en hain yapısını merkeze alan mücadelenin bugün için en önemli enstrümanlarından birisidir. Bu ülke için her birimiz canımız pahasına üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Bu cennet vatan, bu güzel ülke hepimizin.

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KOVANINA ÇOMAK SOKUYORUZ

Bu nedenle OHAL sadece FETÖ'ye yönelik değil, diğer tüm terör örgütlerine yönelik bir uygulama içermektedir. Bundan FETÖ de nasibini alacak, PKK da, DEAŞ da, DHKP-C de nasiplenecek. Terör örgütlerinin kovanına çomak sokuyoruz, sokmaya da devam edeceğiz. Suriye sınırımızdaki gelişmeler Türkiye'nin daha aktif olması gerektiğini net olarak gösteriyor. Batılı toplumlar güvenlik kaygıları üzerinden konsolide olmakta; demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda ezberleri bozuldu. Jeo-politik konumuyla bu küresel gerilimin merkezindeki ülkelerden olan Türkiye’nin, FETÖ organizasyonundaki bir kalkışmayla karşı karşıya gelmesi, öncesinde ve sonrasında PKK, DAEŞ, DHKP-C gibi örgütlerin sistemli saldırılarına muhatap olması şaşırtıcı değil. Sınırlarımızın dibinde terör bölgeleri oluşturulmasına, yeni ve sürekli değişen terör örgütleri kurulmasına müsaade etmemizi kimse bizden beklemesin. PKK ve uzantısı örgütlerden oluşan bir ordu kurma düşüncesi hem bölgeye zarar verecek bir girişimdir, hem de bu düşünceyi taşıyanlara bir fayda getirmeyecek. Milli güvenliğimize tehdit teşkil eden terör yapılanmalarına asla müsaade etmeyeceğiz.

TERÖRLE MÜCADELEMİZ, HUKUKUN SINIRLARI İÇİNDE KARARLILIKLA DEVAM EDECEK

Türkiye’nin sınır ötesi terör tehditlerine karşı meşru müdafaa hakkı bulunuyor. Terörle, teröristle ve terör örgütleriyle tutarlı, samimi ve kararlı biçimde mücadele yürüten belki de tek ülke, ülkemizdir, Türkiye’dir. Bir yandan terör konusunda gereken adımları atmayanlar, enteresan bir şekilde terör ve güvenlik kaygıları nedeniyle güvenlik politikalarını gözden geçiriyorlar. Bir bakıyorsunuz İsviçre istihbarat yetkilerini alabildiğine genişletiyor. Türkiye’yi bir sosyal ve siyasal ameliyat sahasına çevirmek isteyenleri mutlak hüsrana uğratacağımız tarihe kadar bu mücadele aksamadan devam edecek. Terörün kanlı ve kirli yöntemleriyle, devletimizin istiklâlini kıskaca almaya, milletimizin istikbalini biçimlendirmeye yeltenenler geçmişte başarıya ulaşamadı. Bugün ve gelecekte de başarılı olamayacaklar. Kaynağı, etiketi, türü ve özel amacı her ne olursa olsun, terörle mücadelemiz, hukukla ve hukukun sınırları içinde kararlılıkla devam edecek.

KURDA MERHAMET KUZUYA ZULÜMDÜR

OHAL uygulamaları nedeniyle milletimizde bir rahatsızlık bulunmamaktadır. Milletimiz olan bitenin ve gerçeklerin farkındadır. Bu yüzden süreçle ilgili güveni ve desteği sürmektedir. Herkes biliyor ki, kurda merhamet kuzuya zulümdür. Bu güzel ülkenin kınalı kuzularını kurtlara, leş kargalarına kurban vermeyeceğiz. Bu nedenle herhangi bir zaafiyete izin vermeceğiz. Eğer bir zaafiyete izin verirsek canını ortaya koyan milletimize nasıl hesap veririz? 251 Şehidimiz, binlerce gazimiz, canını ortaya koyan milletimiz adına bu hainlerden hesap soracağız.

DÜĞÜNE GİDER GİBİ ÖLÜME KOŞANLARIN ÜLKESİDİR TÜRKİYE

Hain darbe girişiminin seyrini değiştiren, darbeci haini ölmek pahasına etkisiz hale getiren Ömer Halisdemir için bu hesap sorulacak. Evliliğe adım atacağı gün kız istemeye gidecekken darbe girişimi haberini alan Resul Kaptancı kardeşimizin vatan sevgisini görmezden mi gelelim? Düğüne gider gibi ölüme koşanların ülkesidir Türkiye. Urfalı 5 çocuklu bir ailenin oğlu olan Halil İbrahim Yıldırım, "Baba biz de çıkalım, hadi" dedi ve en genç 15 temmuz şehidi olarak şahadete yürüdü. Hukuk Fakültesi son sınıfta okuyan Yasin Naci Ağaroğlu'nun umutları ve idealleri hala dipdiridir. İlim için açılmış kitabının sayfalarını açık tutmak bizim boynumuzun borcudur.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın" duasına bugün verdiğimiz mücadeleyle iştirak ediyoruz. Al Bayrağımızın gölgesi emin olun o kadar büyük ki, dünya mazlumları bile bu gölgeye sığınmaktadır. Şairin dediği gibi; "Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver." Bu şehit kanıyla sulanmış al bayrağın gölgesi hepimize yeter.

AVRUPA'NIN HİÇBİR ÜLKESİNDE 15 TEMMUZ BENZERİ BİR GİRİŞİM OLMADI

Kimi Avrupa ülkelerinde olduğu gibi münferit bir terör olayı için değil, şiddeti ve hasarı yüksek bir saldırı için OHAL'in devam etmesi kararındayız. Avrupa'nın bazı ülkelerinde alınan OHAL kararlarının gerekçesini teşkil eden olaylar bizim karşılaştığımız olaylarla kıyaslanmayacak olaylardır. Bu olayların benzeri olan Beşiktaş, Reina, Gaziantep, Ankara gibi bazı saldırı girişimlerinde biz OHAL uygulamasını düşünmedik. Oysa ki Avrupa'nın hiçbir ülkesinde 15 Temmuz benzeri bir girişim olmadı. O ülkelerin şehirlerinin üzerinde uçaklar uçmadı. Caddeleri ve sokaklarında insanları helikopterlerle taranmadı. Meclislerine bombalar atılmadı. Cadde ve sokaklarında tanklar yürümedi. Devlet kurumlarının tümünü lağvetmeye yönelik fiili bir saldırı görmediler.  Hiçbirinde ülke sathında yaygın terör eylem ve girişiminde bulunulmadı. Devlet kurumlarının içine gizlice yuvalanmış örgütle uğraşılmadı.

SİYASİ EMPATİ EKSİKLİĞİ

Terörle mücadelenin daha etkin sürdürülmesi ihtiyacıyla adli ve idari makamların yetkilerini genişleten bir terörle mücadele kanununu yasalaştırdılar. Hayır, acıları kıyaslamıyoruz. Siyasal empati yapılmasını teklif ediyoruz. Paris'te, Londra'da, Brüksel'de gerçekleşen saldırılar tüm insanlığa saldırıdır. Gaziantep'te, Ankara'da, İstanbul'da ve farklı şehirlerimizdeki terör saldırılarına da böyle bakılmasını istiyoruz. Paris'te bir saldırı sonrasından kol kola yürüyerek terörü telin eden Avrupalı liderleri, Türkiye'deki terör saldırılarında ve 15 Temmuz saldırısında yanımızda görmek istedik. Ama nafile. Biliyorsunuz, günler sonrasında mırıldamalar duyduk sadece. Yurt içindeki ve yurt dışındaki muhataplarımızın siyasal empati eksikliği karşısında yine terörle mücadele zorunluluğunu açık ve net olarak ifade etmeye çalışıyoruz.

İKİ KIRMIZI ÇİZGİMİZ VAR

15 Temmuz, Türk Yargısının alnının akıyla çıktığı, tarihimizin en büyük sınavlarından biridir. Siyasal tarihimiz, amacına ulaşmış veya yarım kalmış, klasik veya modern pek çok askeri müdahaleyle bölünmüştür. Tarihimizde ilk kez Türk yargısı kendisine biçilen darbeye destek veren ve darbeyi meşrulaştırıcı rolü reddetmiştir. Yargı, 15 Temmuz kalkışmasının sıcak dakikalarında milli iradenin ve demokrasinin yanında durmuş, bugüne kadarki süreci de adil ve hızlı bir şekilde sürdürmüştür. Bu mücadelede iki kırmızı çizgimiz vardır. Birincisi, bu mücadelenin zafiyete uğramasına asla müsaade etmeyiz. Sürecin sulandırılmasına, amacından, ekseninden kopmasına, suçluların cezasız kalması sonucuna asla tahammül edemeyiz. İkinci kırmızı çizgimiz, hukuktur, adalettir.

ADİL VE HIZLI YARGILAMA

Her örgütün kendine has yapılanması ve eylem metodu bulunmakta. FETÖ silahlı terör örgütü a-tipik bir örgüt. Dolayısıyla bu örgüt yargılamalarını, diğer terör örgütü yargılamaları ile kıyaslamamak gerekmekte. 40 yıllık örgütün bir anda temizlenmesini beklemek beyhudedir. Bir süreç içerisinde çözümlenecek bir konur. Yargı mensupları, millet adına karar verirken elbette milletimizin beklentisini de göz ardı edemezler.  Milletimiz FETÖ yargılamalarının adil ve hızlı bir şekilde neticelendirilmesini beklemektedir. Bakanlık ve hükümet olarak her türlü desteği veriyoruz. Yargı ise yaş ile kuruyu ayıracak bir titizlikle çalışıyor.

MİLLET GÖĞSÜNÜ SİPER ETTİ

Biz geçmişte OHAL'i kaldıran bir partiyiz. Daha iktidara gelir gelmez ilk icraatlarımızdan birisi 1987'de ilan edilen OHAL'i 15 yıllık bir uygulamanın ardından 2002'de kaldırmak oldu. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler bizim hızlı, dinamik ve dikkatli karar olmamızı ve uygulamamızı zorunlu kılmaktadır. OHAL, bütün bu şartlar düşünüldüğünde bir süre daha bu zaruretlerden dolayı ihtiyaçtır. Biz Milletimizin istiklali ve istikbali için her türlü adımı atmaya kararlıyız. Bu hayasız ve hain akınlara karşı milletimiz iman dolu göğsünü siper etmişken, biz de bize düşeni sonuna kadar yapmayı sürdüreceğiz. Milli Şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşında ne diyordu: "Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal."

GAZİ MECLİS MİLLİ İRADENİN SAVUNUCULUĞUNU YAPMAYI SÜRDÜRECEK

Aklından Sevr'i, Mondros'u geçirenlere, onların gönüllü maşalarına ve Mandacılara karşı Milli Mücadele azmi ve ruhu ile "dur" demeye devam edeceğiz. Biz Çanakkale'de yedi düvele karşı destan yazan, Sakarya'da Dumlupınar'da düşmana haddini bildiren kahraman ecdadımızın mirasını ayakta tutmaya devam edeceğiz. Kurtuluş Savaşının kalbinin attığı bu Gazi Meclis inşallah dimdik ayakta, milli iradenin yani kendi varlık sebebinin savunuculuğunu yapmayı sürdürecek. Bu kararın ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←