BAKAN BOZDAĞ,YOZGAT'TA İŞYURTLARI FUARININ AÇILIŞINA KATILDI A+ A-
07.07.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ta düzenlenen İşyurtları Fuarı’nın açılış törenine katıldı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Bakan Bozdağ, Avrupa Parlamentosu'nda dün görüşülen Türkiye Raporu’nun oylanıp kabul edilmesine sert tepki gösterdi.

Bakan Bozdağ, “Avrupa Parlamentosu dün bir tavsiye kararı aldı. Türkiye aleyhine siyasi bir karar aldı demeyeceğim çünkü burada siyasi bir şey de yok. AP aldığı bu karar, AP’nin üyelerini aldatan raportörlerin hazırladığı yalan, dolan ve iftiralarla dolu raporlar nedeniyle almıştır. Bu rapor yalanlar dolu, iftiralarla dolu çarpıtmalarla dolu, abartmalarla dolu aralarında birkaç doğru serpiştirilmiş bir rapordur. Bu raporu hazırlayan raportör Kandil ile kol koladır, Pensilvanya ve onun teröristleriyle kol koladır, Türkiye’ye düşmanlık eden teröristlerle Türkiye’de eylem yapan teröristlerle kol koladır. Bu raportör Türk yetkililerinin kaçıyla görüşmüştür. Kabul etmiyor kimse. Biz de kabul etmiyoruz Bakanlık olarak. Biz randevu vermiyoruz. Neden vermiyoruz? Terör örgütlerinin avukatlığını yapıyor, terör örgütlerinin görüşlerini yazıyor, terör örgütlerinin görüşlerini rapor ediyor yukarılara. Adil değil, objektif değil, dürüst değil. Onun için de biz kendisiyle Bakanlık olarak görüşmüyoruz. Terör örgütleriyle aranıza mesafe korsanız, adil olursanız, objektif olursanız o zaman biz sizinle görüşebiliriz ama bunu yapmadığınız sürece biz görüşmeyiz.” dedi. Bakan Bozdağ, raporun Türkiye açısından bir saygınlığı ve değeri bulunmadığını söyledi.

Fuar açılışına Adalet Bakan Yardımcısı Bilal Uçar, HSK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, HSK 1. Daire Başkanı Halil Koç, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, HSK üyeleri Cafer Ergen, Hamit Kocabey, Mehmet Ademoğlu, Yaşar Şimşek, Ali Cengiz Köseoğlu, Songül Yazar, Mehmet Akif Ekici, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ile çok sayıda yargı mensubu ve vatandaş katıldı. 

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

CEZALARI İNFAZ EDİLİRKEN, TOPLUMA  KAZANDIRILMASI SON DERECE ÖNEMLİ

Yozgat’ta bu gün ikincisinin açılışını birlikte yaptığımız Ceza İnfaz Kurumları’ndaki hükümlüler ile tutukevlerindeki tutukluların el ürünü eserlerin sergilendiği bu fuar vesilesi ile hepinizi saygıyla selamlıyorum. Fuarımızın hayırlı ve uğurlu olmasını cenab- Allah’tan temenni ediyorum. Allah kimseyi cezaevlerine tutuklu veya hükümlü olarak düşürmesin, gerçekten orada yaşayan insanların durumu hepimizden farklı bir durum. Onların cezaları bir yandan infaz edilirken öte yandan cezaların infazını müteakip topluma kazandırılmaları, toplumun içinde onurlu bir birey olarak yeniden yer almaları son derece önemlidir. Yeniden suç işlememeleri son derece önemlidir. Ceza adalet politikamızın infaz sistemimizin ana hedeflerinden birisi infaz edilen cezalara muhatap olan hükümlülerin topluma kazandırılması ve toplum içinde daha iyi noktaya taşınması için çalışmalar yapmaktır.

CTE, BİRÇOK KURUM KURULUŞ VE MESLEK ÖRGÜTÜYLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE

Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü yaptığı çok geniş kapsamlı çalışmalarla hem Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ile hem Diyanet İşleri Başkanlığı ile hem de meslek örgütleri ve iş dünyası ile iş birlikleri yapmak suretiyle bu görevini yerine getirmektedir. İşyurtları adı üzerinde iş yurdu. Orada değişik işler yapılıyor, meslek öğreniliyor, öğrenilmiş mesleklerin unutulması engelleniyor ve pek çok tutuklu ve hükümlü yeni bir sanatın sahibi olabiliyor, çıktıktan sonra da iş bulma da kolaylıklar sağlayabiliyor. Ama maalesef ceza ve infaz kurumlarında cezasını infaz eden veya tutukluyken tahliye olan kişilerin iş bulma konusunda çok ciddi sorunlar yaşadığını hep beraber görüyoruz.

CEZAEVİNDEN ÇIKANLARA KAPIYI KAPATMAK, TOPLUMA KÖTÜLÜK ETMEKTİR

Buradan iş adamlarımıza ve iş veren herkese ayrı ayrı çağrıda bulunuyorum. Ceza infaz kurumlarından  çıkan vatandaşlarımıza iş konusunda yardımcı olmak onların yeniden cezaevlerine dönmelerini önlemek konusunda çok büyük bir hizmet etmek, topluma yardımcı olmak hepimizin vazifesidir. Cezaevlerinden çıkan kapıyı kapatmak topluma kötülük yapmaktır. Adeta onların cezasını dışarıda da çekmesini sağlamak ve onlara toplum ve kamu düzenini bozucu yeni suçlar işlemesi konusunda zorlamak anlamını taşır. Ben o nedenle de bütün işverenlerimize bir kez daha bu çağrımı yeniliyor herkesin cezaevlerinden çıkanlara iş konusunda yardımcı olmalarını özellikle rica ediyorum.

TÜRKİYE’Yİ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İFTİRALARI ÜZERİNDEN SUÇLAMAKTADIRLAR

Türkiye cezaevleri Türkiye’de gündemde uluslar arası anlamda da gündemde. Ama ortaya koyduğu uygulamalar nedeniyle değil, iftiralar nedeniyle gündemde. Biz Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Amerika’da ve başka ülkelerde ceza infaz kurumlarının nasıl olduğunu ve nasıl işletildiğini çok iyi biliyoruz. Buradan çok net söylüyorum, ne Almanya’nın, ne Amerika’nın ne de başka bir batı ülkesinin ceza infaz kurumları ve infaz uygulamaları olumluluk, insan onuruna yakışırlık, insan haklarına uygunluk bakımından Türkiye ceza infaz kurumları ile mukayese dahi edilemez. Ama bunlara rağmen oradan yükselen seslere baktığınızda sanki Türkiye’den kendileri çok çok daha iyiymiş gibi Türkiye’yi terör örgütlerinin iftiraları üzerinden suçlamaktadırlar. Gün geçmiyor ki Türkiye ceza ve tutukevlerinde kötü muamele ve iftira olduğuna dair iddiaları yayınlamasınlar buna dair açıklama yapmasınlar

ADİL VE OBJEKTİF DAVRANMIYORLAR

Buradan bir keza daha ifade ediyorum Türkiye ceza ve infaz kurumlarında kötü muamele yoktur ve işkence yoktur. Bunun aksini söyleyenler bilerek iftira ediyorlar ya da olayları çarptırarak başkalarını aldatmaya çalışıyorlar. Türkiye cezaevlerini ziyarete gelen, ziyaretlerine uluslararası yükümlülükler çerçevesinde izin verdiğimiz örgütlerin temsilcilerine de ben söylüyorum. Kanaatiniz varsa bize söyleyin falan kişiye işkence, kötü muamele yapılmış, biz üzerine gidelim, falan yapmış, üzerine gidelim. Şu cezaevinde veya tutukevinde olmuş, onun da üzerine gidelim. Bize isim, cezaevi ismi, tutuklu veya hükümlü ismi vermiyorlar, ne yapıldığını söylemiyorlar Türkiye’yi suçlamaya devam ediliyorlar. Bize karşı adil ve objektif olmalarını istiyoruz ama maalesef adil ve objektif davranmıyorlar.

İFTİRALARI DİLE GETİRENLERİ SAYGINLIĞI TÜRKİYE NEZDİNDE AZALIR VEYA YOK OLUR

Türkiye’nin bu iddiaların asılsız olduğunu ispatlamasına imkan vermiyorlar. Buradan diyorum ki iftiraları bir uluslararası örgütün dile getirmiş olması o iftiralara hakikat vasfı kazandırmaz. Türkiye de asılsız olan şeyleri söyleyenlere bakıp da ha bunlar doğruymuş diye muamele yapmaz. Esasında bu iftiraları dile getirenleri saygınlığı Türkiye nezdinde azalır veya yok olur. Onun için de buradan bir kez daha söylüyorum. Türkiye ceza ve infaz kurumlarında işkence ve kötü muamele yoktur. Bu konudaki zaman aşımını biz kaldırdık, neden kaldırdık kendimize güvendiğimiz için kaldırdık. Ceza ve infaz kurumlarında görev yapan gardiyanlarımıza diğer görevlilere inandığımız için yaptık, onlar da hukuka inanıyorlar, hukuka göre çalışıyorlar. Bugün soruşturma yapılmadı yarın yapıldı. Yarın yapılmadı 10 sene sonra yapıldı, 20 sene sonra yapılır bunun engellenmesi mümkün değildir. Ceza alması gerekiyorsa cezanın engellenmesi de mümkün değildir. Bu bile bizim bu konudaki samimiyetimizi ve duruşumuzu göstermesi bakımından son derece önemlidir. Ama bütün bunlara rağmen buradan iftiralar yapılıyor.

TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE ÇALIŞAN TERÖR SUÇLARI İLE GÖRÜŞMEK İSTİYORLAR

Avrupa’dan ziyarete gelmek isteyenler Bakanlıktan izin istiyorlar. Bakıyorum hep terör örgütlerinin üyeliğinden ve terör eylemi yapmaktan tutuklu ve hükümlü olanlarla ilgili talepte bulunuyorlar. Ya da darbe teşebbüsünde bulunan FETÖ terör örgütü mensuplarıyla ilgili talepte bulunuyorlar. Bugüne kadar Türkiye Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan diğer suçlardan yatan kişilerle ilgili uluslararası bir örgütün veya temsilcinin veya yetkilinin ‘ben bununla görüşeceğim’ diye bir müracaatına şahit olmadım. Varsa yoksa Türkiye’nin aleyhine çalışan terör örgütleri üyeliği veya terör örgütü adına eylem işledikleri için içeride tutuklu ve hükümlü bulunanlarla ilgilenmek, onlarla alakadar olmak.

TÜRKİYE’NİN GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ OLUMSUZ ANLAMDA DEĞİŞTİRMEK İSTİYORLAR

 Almanya Türkiye’de tutuklu bulunan bir Alman vatandaşı esasında Türk asıllı bir Alman vatandaşıyla ilgili Başbakan düzeyinde çok çok üst düzeylerde ziyarette bulundu. Her gün bunu dile getiriyorlar. Ben şimdi buradan Alman yetkililere soruyorum: “Türkiye cezaevlerinde ondan fazla Alman vatandaşı var. Hiçbirisiyle ilgili gelip de böyle bir ricada böyle bir siyasi baskı böyle bir siyasi görüşme yaptınız mı?” Yok. Ondan fazla Alman vatandaşı var. Sonradan Alman vatandaşlığına geçmiş değil.  Doğma Alman vatandaşı olanlar var. Alman hükümeti, Alman Büyükelçiliği, Alman yetkililerinin hiçbirisi gelip bunlarla ilgili Türkiye’den bir talepte bulunmamışlardır. Ama Deniz Yücel söz konusu olduğu zaman Başbakandan tutun Cumhurbaşkanından tutun konsolosuna kadar herkes seferber olmuştur. Ben soruyorum: “Bu kişi sizin için neden bu kadar önemli?” izahını yapın. “Diğer Alman vatandaşları sizin için bunun gibi neden önem arz etmiyor?” Dert başka. Onun için de burada hesapları Türkiye cezaevlerinde kötü muamele veya işkence var bunu önlemek değil; Türkiye’yi bunun üzerinden karalamak ve Türkiye’nin görünürlüğünü olumsuz anlamda değiştirmektir.

SOSYAL MEDYADA NE ÇIKIYORSA ONU ANLIK İNCELİYORUZ

Türkiye’nin görünümünü olumsuz anlamda değiştirmelerine izin vermeyeceğiz çünkü Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü bünyesinde biz bir medya tarama sistemi kurduk. Cezaevleri ile ilgili gün içerisinde sosyal medyada yazılı ve görsel medyada ne çıkıyorsa onu anlık inceliyorlar, değerlendiriyorlar eğer doğruysa onlarla ilgili işlem yapılıyor doğru değilse de ona ilişkin gerektiğinde açıklamalar yapılıyor ve böylelikle bütün iftiraları, yalanları, ihbar ve şikayetleri yakından takip eden özel de bir birim kurduk. Ama bugüne kadar bu çıkanlardan aslı olan hiçbir şey çıkmadı. Sadece bazı çarpıtmalar çıktı. Onunda üzerine gittik. Bundan sonra da gitmeye devam edeceğiz.

 TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLER AİLELERİNİN DEVLETİMİZE EMANETİDİR

Cezaevlerinde açlık grevinde bulunan iki kişi sürekli Türkiye’nin gündeminde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça. Bunlarla ilgili de Bakanlık olarak yakından takip ediyoruz. Burada özellikle ifade etmek isterim ki; ceza ve tutuk evlerinde bulunan bütün tutuklu ve hükümlüler ailelerinin devletimize emanetidir. Onların canlarından, sıhhatlerinden her türlü ihtiyaçlarının temininden devletimiz sorumludur ve bizlerde bu görevi yerine getirmekle mükellefiz bunun için de çalıyor onların çanlarını, sıhhatlerini, ihtiyaçlarını yerine getirmek, korumak için de her türlü çalışmayı yapıyoruz. Bu iki kişinin de çok yakından takip edildiğini, sağlıklarının ve diğer ihtiyaçlarının yakından takip edildiğini buradan Türkiye kamuoyunun özellikle bilmesini istiyorum ve ayrıca da diyorum ki “Bu açlık grevin sonlandırın”. Böyle bir hak arama yolu olmaz. Kendinize, sıhhatinize zarar vermeyin, bu işi sona erdirin sonlandırın ve ihtiyaçlarınızı normal diğerleri gibi sizde gidermeye başlayın çünkü bu yol doğru bir yol değil, bu yöntem doğru bir yöntem değildir.

HİÇBİR HUKUK DEVLETİ BUNA RIZA GÖSTERMEZ, İZİN VERMEZ

Bu güne kadar bu yöntemlerle netice alan kimse yoktur, bundan sonra da netice alınması mümkün değildir, eğe böylesi yöntemlerle netice alınacak olursa o zaman o ülkede hukuk sistemi de infaz sistemi de olmaz. Herkes bir eylem tutturur, o eylemden sonra netice alır. Buna hiçbir hukuk devleti rıza göstermez, izin vermez. Ama hukukun kendi içindeki mekanizmalarını işleterek, o mekanizmalarla herkes netice alabilir. Onun için de ben hukukun uygun gördüğü mekanizmaların hukuk içine işletilmesinin daha doğru olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek isterim.

57 BİN CİVARINDA ADLİ KONTROLLE SERBEST VAR

Türkiye cezaevlerinde 15 Temmuz’dan bu yana tutuklanan darbeci ve FETÖ terör örgütü ile ilgili de bazı verileri paylaşmak istiyorum. Şu ana kadar 15 Temmuz’dan sonraki süreçte 168 bin 801 kişi hakkında adli işlem yapılmış durumda, 615 kişi gözaltında, 8 bin 69 kişi hakkında yakalama kararı var yani firardalar, kaçaklar. 50 bin 504 tutuklu var, 48 bin 371 adli kontrol altında serbest bırakılmış kişi var. Bunlardan ayrıca 8 bin 551 kişi de tutuklandıktan sonra adli kontrolle serbest bırakılmış. Bir kısmı 433 kişi de adli kontrol olmaksızın serbest bırakılmış. Bu rakamları şunun için veriyorum. Kamuoyunda şöyle bir algı var: Herkes tutuklanıyor veya gücü olan serbest bırakılıyor, gücü olmayan tutuklanıyor. Bu algıyı da özellikle fetullahçı terör örgütü ve diğer terör örgütleri ve Türkiye aleyhine çalışan çevreler oluşturuyor. Rakamlar ortada şu  anda adli kontrolle serbest bırakılan kişi sayısı neredeyse 57 bin civarında.

BÜTÜN BUNLARIN TAMAMI ALGI OPERASYONUDUR

Türkiye’de 2 kişi üzerinden bu tartışma yürütüldü. 2 kişi tahliye oldu sanki herkes böyleymiş gibi. Halbuki onlar diğer 57 bin civarında insandan sadece 2’si. 57 bini tartışan var mı ? Yok. Bu tartışanlar da buradan yargıyı yıpratmak, iktidarı yıpratmak için bunun tartışmasını yapıyorlar. Rakamlar ortada. Herkese kanunların eşit uygulanması lazım, eşit uygulanıyor. Eşit uygulandığında da şöhretli bir aileye yakın veya onlardan biri olmak sanki ayrıcalık gibi eşitliğin dışına çıkılmış gibi takdim ediliyor. Bilmenizi isterim ki bütün bunların tamamı bir algı operasyonudur. Türkiye’de yanlış algı oluşturmaya dönük bir çabadır.

DARBECİLERE HUKUK KILICIYLA EN BÜYÜK DARBEYİ TÜRK YARGISI VURMUŞTUR

Türk yargısı 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde, darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında büyük bir hukuk mücadelesi, büyük bir adalet mücadelesi vermiştir. Demokrasimizi, hukukumuzu, anayasal düzenimizi ve milli iradeyi koruma konusunda 15 Temmuz gecesi hukuk kılıcını kuşanmış, darbecilere hukuk kılıcıyla en büyük darbeyi Türk yargısı vurmuştur. O gece daha henüz darbenin başarılı veya başarısız olup olmayacağının belli olmadığı saatlerde, soruşturmaları başlatan, gözaltı, yakalama ve tutuklama kararı alan Türk yargısıdır. Pek çok hakim ve savcıyı açığa alan, hakkında soruşturma başlatan Türk yargısıdır. Türkiye’de, Ankara’da devletin duruma hakim olduğu psikolojisinin yurdumuzun dört bir yanında güçlenmesine yol açan yine Türk yargısıdır. Darbecileri yakaladıktan sonra yakalamalar sırasında darbecilerin görevlendirdikleri görevlendirme listesini yakalayan ve bu listelerin tamamını yurdun dört bir yanına yayıp, darbecilerin toplanmasının önünü açan yine Türk yargısıdır.

DARBECİLERE BİAT ETMEYEN, ONLARA DARBE VURAN BİR YARGI GELMİŞTİR

Onun için de ben darbenin önlenmesinde, demokrasimizin, milletimizin, hukukumuzun kazanmasında büyük bir vazifeyi yerine getiren yargı mensuplarımızı buradan saygıyla anıyor, hepsini gönülden tebrik ediyorum. Sağolsunlar, var olsunlar. Çünkü bu güne kadar her darbe öncesi darbecilere yol gösteren darbe sırasında da darbecilere ilk biat eden yargı gitmiş, yerine darbecilere karşı hukuk kılıcını kuşanan anayasasının milletinin ve devletinin ve hukukunun yanında olan bir yargı gelmiştir. Darbecilere biat etmeyen, onlara darbe vuran bir yargı gelmiştir. O nedenle de yargımızı buradan kutluyorum.

BİR YARGI DÜŞÜNÜN DARBEYE KARŞI HUKUK DARBESİ YAPIYOR

FETÖ devletimizin pek çok kurumuna ve organına sızmış, her alanda büyük tahribat yapmıştır. Ama en önemli tahribatı da hiç şüphesiz yargı alanında yapmıştır. Bu nedenle yargı alanında olup bitenleri değerlendirirken, adalet için, adaleti istismar maksadıyla adaleti kullanarak yürüyenlere de hepsine de buradan ifade ediyorum, olup bitenleri bir bütünlük içinde değerlendirmek lazım. 2016 yılında İstinaf Mahkemeleri’ni biz kurduk, 7 bölgede. Oraya kıdemli hakimleri atadık. Onların boşalttığı yerlere aşağıdaki kıdemlileri getirdik, onları boşalttığı yerlere bir aşağıdaki kıdemliler geldi. 15 Temmuz’dan sonra oldu bunlar. 20 Temmuz ve akabinde oldu. 4 bin civarında yeni hakim ve savcı mesleğe kabul edildi. 4 bin 131 civarında hakim ve savcı meslekten uzaklaştırıldı. Zaman zaman yeni kararnameler ile ihtiyaç olan yerlere atamalar yapıldı. Bir yargı düşünün darbeye karşı hukuk darbesi yapıyor. Arkasından darbeden sonra pek çok hakim ve savcı meslekten uzaklaştırılıyor. Yenileri mesleğe kabul ediliyor, İstinaf hayata geçiriliyor ve tüm bunları yaparken de ayrıca milletin yargıdan beklediği adaletin gecikmemesi, zamanında ve doğru tecelli etmesi için de gecesini gündüzüne katarak çalışıyor.

2016 YILINDA YAKLAŞIK 15 MİLYON DOSYA HAKKINDA ADLİ İŞLEM YAPILMIŞ

2016 verileri: Savcılıklar tam 7 milyon 398 bin 616 soruşturma evrakıyla ilgili işlem yapmış. Ceza mahkemeleri 2 milyon 406 bin 537 dava dosyası ile ilgili yargılama yapmış. Hukuk mahkemeleri 3 milyon 524 bin 898 dava ile ilgili yargılama yapmış. Bunun dışında çocuk ceza mahkemeleri, infaz hakimlikleri var. Bütün bunları da koyduğunuz zaman 2016 yılında ülkemizde yaklaşık 15 milyon dosya hakkında adli işlem yapılmış. Ya soruşturma, ya yargılama yapılmış ve bunca iş çıkartılmış. Peki ben soruyorum, adaleti istismar için yürüyenler yaklaşık 15 milyon adli işlem arasında bu millette haksızlık yapıldığını düşündüğünüz kaç tane dosya var. 15 milyon adli işlem yapılmış, gösterebiliyorlar mı bir örnek, gösteremiyorlar.

ADALETE, HUKUKA UYGUN VERİLMİŞ KARARLARI YOK SAYMAK SAYGISIZLIK VE HAKARETTİR

Bir tane konuyu siyaseten istismar etmek için öne çekip, onun üzerinden yaklaşık 15 milyon konuda yapılan çalışmaları ve adalete uygun, hukuka uygun verilmiş kararları yok saymak, Türk yargısını mahkum etmek, Türk yargısına yapılmış en büyük saygısızlık ve hakarettir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Beğendiğimiz kararları verirse mahkeme güzel, hakim daha güzel, karar daha güzel. Ama eğer beğenmediğimiz kararları verirse mahkemeye, hakimlere hakaret ederiz, yetmedi tehdit ederiz. Onların üzerinde baskı kurarız deniyorsa bu büyük bir gaflettir ondan öte büyük bir yanlış ve suçtur.

SOKAKLARDA KARAR DENETLEME İLKEL ÇAĞLARDAN KALMIŞ, İLKEL BİR ANLAYIŞTIR

Bugün Türk yargısının verdiği kararları beğenmeyen vatandaşlarımız yok mu? Var. Peki bu kararların denetimini nasıl yapıyorlar, sokakta yürüyerek, trafiği kilitleyerek, milletin hayatını zorlaştırarak, kanunları çiğneyerek, hakimlere, savcılara, mahkemelere hakaret ederek, karar verenlere tehdit yaparak veyahut da onların üzerinde baskı kurarak mı denetleniyor bu karar, nasıl denetleniyor? İtiraz yolu ile denetleniyor, İstinaf, temyiz yolu ile bireysel başvuru ve AİHM’ne müracaat yolu ile hukuk içerisinde verilmiş bir karar denetlenebilir. Ama sokaklarda, meydanlarda karar denetleme ilkel çağlardan kalmış, ilkel bir anlayıştır. Hukuk devletleri, demokratik devletler bunu çoktan geçmiştir. Ama maalesef görüyoruz ki burada bir haksızlık yapılıyor.

BEĞENDİĞİNİZ KARARI VERİNCE ÖVÜYORSUNUZ

Sayın Kılıçdaroğlu’na ve arkadaşlarına da buradan seslenmek istiyorum: Her karar sonrasında kararı verenler eğer beğendiğiniz kararı verince övüyorsunuz. Övmeyin. 367 kararını övdünüz, bu kararı verenleri övdünüz. Burada adalet var mı? Yok. Katsayı kararlarını verenleri övdünüz onu adalete uygun gördünüz? Burada adalet var mı? Yok. Ak Parti’ye kapatma davası açılmasını övdünüz ve o süreçte eleştiri yapanlara aman eleştiri yapmayın dediniz. Bize kapatma davası açıldı, sokaklarda yürüyen mi oldu? 340 milletvekili almışız, yüzde 47 oy almışız. Tek başına iktidarız, hiçbir şey yok uydurma delillerle kapatma davası açıldı. Ben aziz milletimize soruyorum o zaman Ak Parti kendisine oy vermiş yüzde 47 seçmenin iradesi ile iktidar olmuş bir parti olarak sokakları mı hareketlendirdi? Yollara mı düştü? Milleti bir birinin karşısına dikmek için mi uğraştı? Ne yaptı, savunmasını yaptı, AYM’ne gitti, hukuku işletti, hukukun doğru işlemesinden fayda bekledi, adaletin tecellisi için uğraştı. Ama o zaman bu haksızlık karşında CHP o dönemde ne yaptı, bu davayı açan savcıları övdü, aman bunlarla ilgili konuşmayın diye konuşanları eleştirdi.

HAKARET VE KÜFÜR DİLİ ACİZİYETİN İFADESİDİR

Onun için de diyorum ki beğendiğiniz kararları verince böyle. Can Dündar ile ilgili karar verildi. Anayasa Mahkemesi göklere çıkarıldı. İstediği karar. Enis Berberoğlu ile ilgili bir karar verildi. Herkesi yerin dibine batırıyorlar istemedikleri bir karar. Böyle bir yaklaşım olabilir mi? Buradan bir kez daha ifade ediyorum. Yargı görevini yapan hakim ve savcılara hakaret etmek suçtur, küfür etmek suçtur, tehdit etmek suçtur, onların üzerinde baskı kurmak suçtur ve CHP’nin sayın genel başkanı ve bazı yöneticileri maalesef kullandıkları dille bunu yapmaktadır. Hakaret ve küfür dili aciziyetin ifadesidir. Fikri olan eleştirir, fikrini söyler ama hakaret ve küfür yapmaz. Maalesef hakaret ve küfür yapılıyor, tehdit ediliyor. Bunu da bütün aziz milletimizin takdirine sunuyorum.

ESASINDA BU ADALETİ İSTİSMAR YÜRÜYÜŞÜDÜR

Adalet yürüyüşü epey bir zamandır devam ediyor. Esasında bu adaleti istismar yürüyüşüdür. Adalet gibi yüce bir değeri ayaklar altına bir yürüyüştür. Haksızlık yapan bir yürüyüştür. Gerçekten adalete hizmet eden adalet dağıtan yargı görevlilerimize haksızlık yapan bir yürüyüştür ve hesaplı bir yürüyüştür. Pek çok hesabı vardır. Birincisi parti içindeki tartışmaları sona erdirmektir ki başarılı oldu. Sona erdirmiştir. İkincisi 2019 seçimi için cephe oluşturmaktır. Orada yüzde 49’un CHP’nin istediği gibi oy kullanmasını sağlamaktır. Bunda başarılı olması mümkün değildir. O yüzde 49’u dağıttı. Onun farkında değiller. Üçüncüsü Türkiye’nin dışarıdaki ve içerideki algısını kötüye çevirmek ve Türkiye’nin kötüleşen bu algı üzerinden dünyada yalnızlaştırılmasını ve itibarsızlaştırılmasını sağlamak isteyenlere de bilerek ve bilmeyerek buradan bir destek vermektedir. Halkın AK Parti’ye ve AK Parti iktidarına olan muhabbetini ve desteğini azaltmak gibi bir hedefi de vardır. Başka başka hedefleri de olabilir. Bunu aziz milletimiz biliyor ama şuna da bakmamız lazım.

 AZİZ MİLLETİM YÜRÜYÜŞÜN KİMLERE HİZMET ETTİĞİNİ DEĞERLENDİRMEKTEDİR

Bu yürüyüşten kim memnun? Kandil memnun. Bu yürüyüşten kim memnun? Pensilvanya’daki FETÖ terör örgütünün elebaşı ve onun teröristleri memnun. CNN memnun.  BBC memnun. Türkiye’nin aleyhine yalan haberleri yapan ne kadar uluslararası kanal varsa hepsi memnun. Türkiye’nin düşmanları memnun. Cumhurbaşkanımıza düşmanlık edenler, Cumhurbaşkanımıza düşmanlığı gözlerini kör ettiği insanlar da memnun. Türkiye’nin karışmasını, karıştırılmasını isteyenler de memnun. Türkiye’de kaos ve kriz çıkmasını isteyenler de memnun. Kaosçuların hepsi pusuya yatmış durumda onlar da çok memnun. İçerideki PKK’lılar, FETÖ’cüler, darbeciler ve onlara destek verenlerin hepsi de buradan memnun olduğunu görüyoruz. Aziz milletimiz de bu memnun olanları gördükçe yürüyüşün hangi hesaplarla kimlere hizmet ettiğini de eminim aynı şekilde değerlendirmektedir. Ben beklerdim ki; 15 Temmuz var, milli iradeye sahip çıkan bu aziz milletin kahramanlığına sahip çıkmak için bir şey yapsınlar. Darbecilere karşı, darbelere karşı yürüsünler ve onlarla ilgili bir şeyler yapsın.

LÜTFEN BU DAVALARI TAKİP EDİN

Geçmişte pek çok davaları CHP milletvekilleri takip etmiştir. Hep beraber biliyoruz o davaları. Şimdi darbe davaları görülüyor ve bu darbe davalarıyla ilgili CHP’den bir vekil gitmiş, bir tane daha gitmiş. 2 kişi ismi verebiliyorlar. Geçen ben söyledim ‘Niye gitmiyorsunuz?’. Şehitlerin yakınları için gazilerin için onların yakınlarını şehit eden, onları gazi yapan, yaralayan, kolunun bacağının kopmasına neden olan bu darbecilerin hak ettikleri cezayı bulması için bu davaları neden takip etmiyorsunuz? Kaç kişi gitti? Demokrasimize yapılan, milli iradeye yapılan bu saldırı karşısında bu saldırıyı yapanların yargılandıkları davaları takip ediyorlar mı? Yok. Bir tane gidince ben açıklama yaptım. Bir isim gönderiyor ama takip etmiyorlar. Ben buradan soruyorum; ‘CHP bu davaları takip edecek mi, etmeyecek mi? Milletvekillerini gönderecek mi, göndermeyecek mi?’ bundan sonra da göreceğiz. Ben bütün siyasi partileri bu davaları yakından takip etmeye davet ediyorum. Gördük geçmişte FETÖ terör örgütü yayınlarına kayyum atandığında orada nasıl kayyuma karşı direndiklerini gördük. Ama şimdi diyoruz ki; darbe yapılmış ve bu darbeyi yapanlar yargılanıyor o darbeyi yiyen millet meclisi, hükümet, millet ve devlet o zaman mecliste olan partilerin tamamı da bu darbe davalarını yakından takip etmesi gerekiyor ve bununla ilgili de ben çağrımı yeniliyorum ve diyorum ki “Lütfen bu davaları takip edin”. Bu davalar milletin davalarıdır. Bu davalar devletin davalarıdır. Bu davalar hukukun davalarıdır. Darbecilerden millet adına hesap sorulurken milletin temsilcileri orada olmalıdır. Darbecilerin ayakta alkışlayacağı, darbecilerin keyifleneceği işler yapmak yerine onların hak ettikleri neticeyle karşılaşmasını sağlayacak işler yapmak devlete, millete, demokrasiye sadakatin gereğidir ve bunun üzerinde de durulmasında fayda vardır.

RAPOR YALAN, İFTİRA, ÇARPITMA VE ABARTMALARLA DOLU

Avrupa Parlamentosu dün bir tavsiye kararı aldı. Türkiye aleyhine siyasi bir karar aldı demeyeceğim çünkü burada siyasi bir şey de yok. AP aldığı bu karar, AP’nin üyelerini aldatan raportörlerin hazırladığı yalan, dolan ve iftiralarla dolu raporlar nedeniyle almıştır. Bu rapor yalanlar dolu, iftiralarla dolu çarpıtmalarla dolu, abartmalarla dolu aralarında birkaç doğru serpiştirilmiş bir rapordur. Bu raporu hazırlayan raportör Kandil ile kol koladır, Pensilvanya ve onun teröristleriyle kol koladır, Türkiye’ye düşmanlık eden teröristlerle Türkiye’de eylem yapan teröristlerle kol koladır. PKK terör örgütünün, FETÖ terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin görüşlerinin Avrupa raportörünün raporunda Avrupa raportörünün görüşü olarak AP sunulduğunu görüyoruz. Bunlar tamamıyla bu terör örgütlerinin görüşlerinin raportörünün imzasıyla sunulmasından ibarettir. Bu raportör Türk yetkililerinin kaçıyla görüşmüştür.

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN AVUKATLIĞINI YAPIYOR

Kabul etmiyor kimse. Biz de kabul etmiyoruz Bakanlık olarak. Biz randevu vermiyoruz. Neden vermiyoruz? Terör örgütlerinin avukatlığını yapıyor, terör örgütlerinin görüşlerini yazıyor, terör örgütlerinin görüşlerini rapor ediyor yukarılara. Adil değil, objektif değil, dürüst değil. Onun için de biz kendisiyle Bakanlık olarak görüşmüyoruz. Terör örgütleriyle aranıza mesafe korsanız, adil olursanız, objektif olursanız o zaman biz sizinle görüşebiliriz ama bunu yapmadığınız sürece biz görüşmeyiz. AP’ye de soruyorum Türkiye’de itibarı olamayan, karşılığı olmayan, muhataplarıyla görüşemeyen ve Türkiye’deki gerçekleri terör örgütlerinin gözüyle gören birisinin hazırladığı raporla Türkiye hakkında karar verirseniz yanlışın büyüğünü yaparsanız. Karar alıyorlar diyorlar ki; biz bu kararı aldık Türkiye’de yer yerinden oynar. Karar çıktı yer yerinden oynadı mı? Daha önce başka karar çıktı yer yerinden oynadı mı? Oynamadı. ‘Niye oynamadı’ diye bir sormaları lazım. Siz Türkiye’yi eleştirirken PKK lehine Türkiye aleyhine argümanlarla Türkiye karşısına çıkarsanız, PKK’nın argümanlarını Türkiye’ye dayatırsanız, FETÖ’nün argümanlarını Türkiye’ye dayatırsanız, teröristleri himaye eder, onlara destek verirseniz Türk halkı sizin iki yüzünüzü görür ve ona göre muamele yapar.

BU RAPOR, BİZİM AÇIMIZDAN SAYGINLIĞI VE DEĞERİ OLMAYAN BİR RAPORDUR

Türk halkının umutlarına, beklentilerine daha iyi bir gelecek inancına dair olumlu bir sinyaliniz var mı? Yok. Olumlu bir katkınız var mı? Yok. Ama öte yandan terör örgütlerinin gelecek beklentilerini gerçekleştirmek için atılan adımlara da adımları atanlara da Türk halkı kıymet vermez. Bu rapor bizim açımızdan da saygınlığı olmayan bir değeri olmayan rapordur. Türkiye bu raporu ve içindeki iftiraları dikkate almayacak, o raporu hazırlayan müfteriye geri gönderecektir. Ama AP de kendilerini sahte raporlarla aldatan o raportörleri gözden geçirmeli ve bunlarla Türkiye arasındaki ilişkileri yönetmekten, sürdürmekten vazgeçmelidir. Türkiye’ye karşı tarafsız, adil ve objektif görev yapacak raportörler görevlendirmelidir ki aramızdaki işler ve ilişkiler daha iyi olsun.

Bu fuarın tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum Yozgat’ımız için. Bugün Yozgat’ımızda Adli Tıp şubemizin açılışını yapacağız. Adalet eğitim merkezinin temelini atacağız. Yozgat’a dair çok şey söylenebilir ama vaktinizi almak istemiyorum. Sadece bir şey söylüyorum Yozgat havaalanın ihale süreci başladı. İnşallah bu ayın sonuna doğru havaalanımızın ihale ilanı çıkmış olacaktır. İhalesi bitince de bu yılın içerisinde inşaatı başlayacaktır. Şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bütün hemşerilerimin bu fuara davet ediyorum. Gelsinler, gezsinler buradaki çalışmalara aldıkları alışverişlerle bu işi yapanlara katkı versinler.

    

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←