BAKAN BOZDAĞ, YOZGAT'TA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU A+ A-
06.05.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Danışma Meclisi toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. 

Bozdağ'ın açıklamalarından Başlıklar şöyle:

149 BİN 833 KİŞİ HAKKINDA ADLİ İŞLEM YAPILDI

Örgüt üyesi olan ve suç işleyenlerle ilgili adli soruşturmalar devam etmektedir. Açılmış davalar var oralarda da yargılamalar devam etmektedir. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden bugüne kadar 149 bin 833 kişi hakkında adli işlem yapılmıştır. Bunlardan 48 bin 636 kişi tutuklanmıştır. Tutukluların 166'sı general, 6 bin 810'u albay ve altı rütbedeki askerlerden oluşuyor. 8 bin 667'si emniyet mensuplarından oluşmaktadır. Diğerleri de çeşitli görevlerde veya herhangi bir görevi olmayan kişilerden oluşmaktadır. 35 bin 783 kişi hakkında da adli kontrol kararı veriliştir. Tutuklama yerilen verilen bir tedbirdir. Hakkında yakalama kararı bulunan 6 bin 791 kişi vardır. Yani kaçak durumunda olan 6 bin 791 kişi var. Bunun 139'u asker, 364'ü emniyet mensuptur. Bazen tartışıyorlar, asker ve emniyette kaçak çok diye. Rakamlar ortada 139 asker, 364 emniyet mensubu var. İşin doğru rakamı var. Halen gözaltında bulunan 822 kişi bulunmaktadır. Bundan sonra yargılamalar devam edecektir. Soruşturmalar devam edecektir. Suç işleyenler, hakkında suç isnadı bulunanlarla ilgili hukuk ne diyorsa, hukukun gereği yapılacaktır. Medyada, sosyal medyada veya başka zaman zaman yürüyen, yürütülen tartışmalar var. Bir kere daha şunu ifade etmek istiyorum ki Türk yargısı, anayasa ve yasaların verdiği yetkileri kullanmaktadır. Görevlerini Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdani kanaatlerine bağlı olarak vermektedir.

TAHLİYE VE ADLİ KONTROL AKLANDIĞI ANLAMINA GELMEZ

Yargılanmalar sırasında veya soruşturmalar sırasında, soruşturulan kişilerin bir kısmı tutuklu soruşturulduğu gibi, bir kısmı adli kontrol altında soruşturmalar, bir kısmı da tutuksuz adli kontrol olmaksızın da soruşturulabilir. Yargılamalar da aynı şekilde yapılabilir. Tutuklu olan birinin tahliyesi, adli kontrolün kaldırılması, yargılama nihai bir kararla sonuçlanıncaya kadar o kişilerin aklandığı anlamına gelmez. Yargılama devam edecek ve yargılama sonucunda nihai bir karar çıkacaktır. Ya beraat kararı, ya da ceza kararı çıkacaktır. Beraat kararı çıkıp, temyiz aşamalarını geçer kesinleşirse aklanmış olacaktır. Ceza çıkar, temyiz aşamaları neticelenirse cezası kesinleşmiş olacak, infaz aşamasına geçilecektir. Tutuklu biri tahliye olduğu zaman veya adli kontrol altına alındığı zaman, soruşturma aşamasındaysa soruşturması, yargılama aşamasındaysa yargılaması devam edecektir. Bunu herkesin bilmesi lazım. Sadece medyadaki tartışmalar üzerinden yargının yönlendirilmesini birileri hesap ediyorsa yanlış yapıyordur. Türk yargısı, anayasa, hukuk ve kanuna uygun, vicdani kanaatle hareket etti, bundan sonra da aynı kanaatle hareket etmeye, hukuka uygun davranmaya devam edecektir. Bu yargılamalarla hukuk içinde, hukuka uygun biçimde devam ediyor bundan sonra da devam edecektir. Avrupa'dan başka yerlerden yargılamalara dönük eleştirileri de takip ediyoruz. Biliyoruz ki bu eleştiriler FETÖ, PKK ve diğer terör örgütlerinin onlara ilettiği ve onların da dillendirdiği şeylerden başka bir anlam ifade etmemektedir. Terör örgütlerinin görüşlerini yansıtan eleştirilerin bizim tarafımızdan bir öneminin olmadığını buradan bir kez daha ifade etmek isterim. Türkiye'ye dönük eleştiriler adil ve objektif olduğu zaman, Türkiye olarak buna kıymet verip, gereklerini hep yaptık. Ama terör örgütlerinin görüşlerini, bir takım kuruluşların imzasıyla Türkiye'ye gönderenler, şunu bilmesi lazım Türkiye adil olan, objektif olan, doğru olan ve size ait olanı biliyor ve bunun dışında olanları da biliyor, ona göre de biz kararlarımızı alacağız, uygulamaları yapacağız ve yapmaya da devam ediyoruz. Yargı bizim iç işimiz, biz Almanya'da, Fransa'da veya Amerika'da yargının nasıl işleyeceğine karışıyor muyuz, karışmıyoruz. Onların hukuku var mı? Var. Öyleyse siz de bizim yargımızın nasıl işleyeceği konusunda ahkam kesmeyi bırakın. Yatıyorlar, kalkıyorlar Türkiye ile ilgili konuşuyorlar. Almanya'da da aynı şey, başka yerde de aynı şey. Ya sizin Türkiye'den başka işiniz yok mu? Başka meseleleriniz yok mu? Ama hepsi aynı şeyi yapmaya devam ediyor. FETÖ ve diğer terör örgütleri, Türk milleti adına Türk yargısına bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hesap vereceklerdir. Türk yargısı adaletin tecellisi için millet adına görev yapmaktadır ve millet adına karar vermektedir. Bundan sonra da millet adına görev yapacak ve millet adına kararını verecektir. Bundan hiç kimsenin endişesi olmaması lazım. Yargısal süreçleri herkesin yakından takip etmesinde fayda vardır. Bunu buradan bir kez daha altını çizmek istiyorum.

TERÖRİST BAŞI GÜLEN İÇİN GİDİYORUM ABD'YE

Öte yandan FETÖ elebaşı, terörist başı Fethullah Gülen halen Pensilvanya'dadır. Cumhurbaşkanımızın bildiğiniz gibi yakında bir ABD seyahati olacaktır bu seyahatten önce yarın ben de ABD'ye bir ziyarette bulunacağım. ABD Adalet Bakanıyla pazartesi günü görüşme yapacağız. Görüşmenin ilk konusu terörist başı Fethullah Gülen'in geçici tutuklanması ve Türkiye'ye iadesi olacaktır. Nereye giderlerse gitsinler sonuna kadar Türkiye olarak takip edeceğiz. Eninde sonunda onları bulundukları yerlerden alıp Türkiye'ye getireceğiz ve Türk yargısına teslim edeceğiz. Türk adaleti onlar hakkında da kararını verecektir. Şimdiden FETÖ'nün teröristleri dört bir yandan bizim ziyaretimizi çarpıtmak için haber yapıyorlar. Zarrab için geliyormuşuz. Yalan söylüyorsunuz. FETÖ için geliyorum FETÖ için. Terörist başı Gülen'in geçici tutuklanması için geliyorum Amerika'ya. Türkiye'ye iadesi için gidiyorum. Bu dosyalar üzerinde çalışan bazı savcılar da bana refakat edecekler. Orada teknik görüşmeler de yapılacak. Ama hep beraber çarpıtmaya, oradan buradan, başka noktalara çekmeye çalışıyorlar. İstedikleri kadar çarpıtsınlar Türkiye'nin bu mücadelesi devam edecektir. Bu örgütün gerçek yüzünü herkes görecek. Tehlike ve tehdit boyutunu herkes çok iyi anlayacak. Türkiye'nin ödediği bedelleri başka ülkelerin de ödememesi için dost bir ülke olarak bütün ülkeleri uyarmaya devam edeceğiz. Bundan da kimsenin endişesi olmamalıdır.

 RÜYALAR UYDURUYORLAR

 Türkiye'nin FETÖ ile mücadelesinde gevşeme yoktur, olmayacaktır. FETÖ taraftarlarını diri tutmak için bir takım vaatler yapıyor. Ben burada çok anlattım. Buradan bütün Türkiye'ye söylemek istiyorum, dışarıda uydurulan rüyaları, cezaevlerinde okuyorlar. Örgüt mensupları cezaevinde rüyaları yayıyorlar. Sonra içeriden o rüyaları cezaevlerindeki tutukluların ailelerine aktarıyorlar ve oradan insanları etkilemeye çalışıyorlar. Maneviyatı diri tutmaya çalışıyorlar. Hepsi uyduruk rüyalar. Dışarıda görüyoruz, konuşuyorlar anlatıyorlar hepsi belli kayıt altında. O içerde onu yayıyor, şimdi biz diyoruz ki bu rüyalar uyduruk. Pensilvanya'nın üst düzey teröristleri bir araya geliyor beraber uyduruyorlar içeri gönderiyorlar. Ama örgütün üyeleri tabii biz böyle diyince hükümet bizi etkilemek için söylüyor. Biz sizi niye etkilemek için söyleyelim. Uydurup uydurup gönderiyorlar içeri. Onlarca, yüzlerce yalan söylediler. Yarın şu olacak, bir gün şu olacak. Hangisi çıktı, hiçbiri çıkmadı. Hala yalan söylemeye devam ediyorlar.

FETÖYÜ KENDİNİZDEN, AİLENİZDEN UZAK TUTUN

Bu örgütün içinde evlatları bir şekilde yer almış olan bütün ailelere buradan bir kez daha seslenmek istiyorum. Umarım benim dediklerimi bir kez daha değerlendirirler, umarım bir kez daha bakarlar ve bu örgütün şu anda çalışan konularına bakarlar. Özellikle kadınlar üzerinde çalışıyorlar bunu da söyleyeyim. Kadınları kullanarak yapıyorlar, evlere gönderiyorlar, onlar üzerinden yapıyorlar. Lütfen bunlara izini vermeyin müsemma etmeyin, evinize koymayın, kapınızı bu alçaklara açmayın. Onları kendinizden, ailenizden uzak tutun. Cezaevlerinde tutuklu olan ve örgütün daha etkileyerek daha kötü amaçlar için kullanmak istediklerine de engel olun. Bunları bir şeylerden haberi olan biri olarak söylüyorum. Onun için de diyorum ki aileler lütfen lütfen lütfen kandırıyorlar aileleri yalan söylüyorlar, cezaevine gidenlere cezaevindekiler, dışarıdakilere dışarıdakiler yalan söylüyor. Benim hiçbir yanlışım yok, hiçbir eksiğim yok diyor. Ama aileler bilmiyorlar ne yaptıklarını onun için de onların bir yanlışı var mı yok mu onlarla oturun karşı karşıya konuşun. Göreceksiniz neler olduğunu. Dosyalarına bakın, orada da göreceksiniz neler olduğunu, Türkiye'nin hem PKK, hem FETÖ hem de diğer terör örgütleriyle mücadelesi kararlı bir şekilde devam edecektir.

TÜRKİYE'NİN BAHTI AÇIKTIR

Geçtiğimiz salı günü Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan partisine döndü, evine döndü, yuvasına döndü. Kendi ifadesi ile sevdasına, aşkına döndü. Hep beraber onu coşku, sevgi ve hasretle karşıladık. İnşallah yeni dönem AK Parti için başlamıştır. Sistem değişti, yeni dönem başladı ve AK Partililere 2. Recep Tayyip Erdoğan dönemi salı günü başlamıştır. Hayırlı olsun. İnşallah sayın Cumhurbaşkanımızın 21 Mayıs 2017'de yapılacak olağan üstü büyük kongremizde yeniden genel başkan seçilmesi ile AK Parti yeni bir döneme daha güçlü bir şekilde girecektir. Türkiye'yi kuşatan, kucaklayan politikaları programları beraber omuzlayacağız ve geleceğe taşıyacağız. Hep beraber, Yozgat'tan Ankara'ya büyük bir katılımla orada olacak, milletimizin evine, yuvasına dönüşünü hep birlikte orada kutlayacağız, yeni Türkiye'nin yolculuğuna daha büyük bir heyecanla devam edeceğiz. Allah utandırmasın, rabbim bu gayrete zeval vermesin, Türkiye'nin önüne de bahtı da açıktır.

YSK GÜVEN MERKEZİDİR

Sayın Recep Tayyip Erdoğan AK Parti'ye üye oldu. Hoşgeldiniz evinize ve partinize. Ama CHP'deki tartışmalar bitmedi. Bitecek gibi de görünmüyor. Demokrat olan milletin iradesine saygı duyar. Milletin iradesini tartışmaz. Türkiye'nin en iyi yaptığı işlerin başında seçim gelir. YSK bu güne kadar yönettiği seçimlerin tamamını anayasa ve yasalarımıza uygun bir biçimde yapmıştır. Bütün dünyanın gözü önünde yürütülen bu seçim sistemi ve uygulaması her daim takdir toplamıştır. YSK bu anlamda Türkiye'nin en güvenilir müesseselerinden bir tanesidir. Bir güven merkezidir. Her seçim sonrası birkaç tartışma olur ama öze dair tartışmalar yapılmaz. YSK kararları herkes tarafından saygı ile karşılanır. Ama her seçim sonrası bildiğimiz bir şey var, CHP ya YSK'yı suçlar ya da halkı suçlar. Kendine dönüp de yahu ben bu milletin oyunu niye alamıyorum neden destek bulamıyorum diye kendini sorgulamaz ve suçlamaz.

SEÇİMLERİ PARTİLER YAPIYOR

Türkiye'nin seçim sisteminde seçimi partiler yapmaktadır. YSK ise partilerin yaptığı seçimin organizasyonunu, denetimini yapmakta, yapılan itiraz ve şikayetleri kesin olarak karara bağlamaktadır. Sandık başında bütün  işlemleri yapanlar partililer, sandık kurulu üyeleri,  sandık başkanı da bir partiden, onların içinden çıkıyor. Kimlikleri kontrol eden CHPli diyelim, imzayı attıran AK Partili, pusulayı veren diyelim ki MHPli, mührü veren diyelim HDPli, başka partilerden insanlar, bütün işlemler partili sandık kurulu üyelerinin  gözetim ve denetimi altında yapılmaktadır. Sonra oyların sayım dökümünü yine partililer yapmaktadır, çıkan sonuçları tutanağa yine partililer bağlamaktadır. Sandık sonucunu ilçe seçim kuruluna yine partililer götürmektedir. İlçe seçim kurulunda yine partilerin temsilcileri var, bütün bunların ıslak imzalı tespiti partililer tarafından yapılmaktadır. YSK her sandığın sonucunu bütün partilerin aynı zamanda göreceği bir sistem yapmıştır. Genel merkezler de sandıkların sonuçlarını takip etmektedir. Böyle bir sistemde seçim sürecinde hile yapılabilir mi? Biri çıksın yapılabilir desin. 

HİLE YAPILIYOR DİYEN YALANIN ŞAHINI SÖYLÜYOR

AK Partili, CHPli, MHPli, Saadetli, HDPli sandık kurulu başkanları, bir de dışarıda halkın da bu seçimi takip etmesi var, herkes anlaşıp yapacak. Var mı böyle bir şey? Kim ki sandıklarda hile yapıldı, yapılıyor diyor, yalanın şahını söylüyor şahını. Bizim sistem hile yapılmasına imkan vermeyecek sigortalarla donatılmış bir sistem. Bütün partililer anlaşıp, o sandıkta rey kullanan vatandaşlar, olayları, sandığı takip eden müşahit hep birlikte anlaşacak ki sandıkta bir yanlışlık yapabilsin. Öyle bir şeyin fiilen ve hukuken mümkün olduğunu tek bir kişi söyleyebilir mi? Söyleyemez ama ne yapıyorlar bütün bunlara rağmen söylüyorlar.

YSK'NIN ONLARCA KARARI VAR

Mühürsüz oyların geçersizliğine ilişkin tartışma, CHP'nin bilerek çıkardığı bir tartışmadır, başarısızlığını gizlemek için tartışmayı başka noktaya çekmek için başarısızlığına kılıf aramak için üretilen bir tartışmadır. Kendi sandık kurulu üyesinin de oradaki tutanakta imzası var, diğer sandık kurulu üyeleri ile beraber. Islak imzası var, itiraz yok. Ama genel merkezin itirazı var. Niye itiraz ediyor? Diyor ki mühürsüz oy pusulaları geçersiz, çift mühür olacak. Doğru çift mühür olması lazım. YSK'nın kararları var. Mühür olmayan oy pusulalarını geçerli saymış, onlarca kararı var. Seksenlerde, doksanlarda, ikibinlerde var. Şimdi diyorlar ki efendim 2010'da kanun değişti, 2010'dan  önceki YSK'nın bu yönde verdiği kararlar doğrudur ama 2010'dan sonra verdiği kararlar yanlıştır diyor. Kanunun değiştiği doğru ama CHP'nin söylediği yalan. Çünkü 2010'a kadar olan yürürlükteki yasaya baktığınızda zarfların üzerinde çift mühür olacağı belirtiliyor. Çift mühür olmazsa geçersiz diyor kanun. Peki 2010'daki değişiklikte ne yapılmış. Bu mühürlerin kim tarafından vurulacağını yazmış.

SANDIK KURULUNUN HATASINDAN VATANDAŞ CEZALANDIRILAMAZ

Zarfların üzerinde seçim kurulu ve sandık kurulunun mührünün bulunacağı ifade edilmiş. Mana olarak ikisinin arasında bir fark var mı? Birinde çift mühür diyor, diğerinde çift mühür demiyor ama iki tane mührü kimin basacağını ifade ediyor. Aynı şey, değişen hiçbir şey yok. Çift mühürdeki tartışmayı sona erdirmek için kimi tarafından mührün basılacağına açıklık getirmiş. Kanun maddesinin özü, 2010'dan önce ne ise, 2010 değişikliğinden sonra da aynıdır değişen bir şey yoktur. Peki YSK ne demiş? 2010'da önce ve 2010'dan sonra verdiği tüm kararlarda, esas olan vatandaşın oy kullanma hakkı, bu hakkın sağlıklı bir şekilde sandığa girmesidir. Mühür vurmak sandık kurulunun görevi. Ben vatandaş olarak gelmişim kimliğimi vermişim, imza atmışım, bana zarfı, oy pusulasını, mührü vermişsiniz, diğeri sizin işiniz. Sandık kurulu eksik yapıyor ama ben eksik yapmıyorum, gidiyorum kapalı kabinde oyumu kullanıyorum, getirip sandığa atıyorum. Sandık kurulunun eksikliğinin, kusurunun faturasını vatandaşın oyunu geçersiz sayarak vatandaşı cezalandırmak hukuk devletine uymaz.

ÜSTÜN HAK VATANDAŞIN SEÇME HAKKIDIR

Nitekim, YSK daha önce verdiği kararların ve sonra verdiği kararların tamamında dışarıdan oy zarfı ve pusulasının getirildiği ispat edilmedikçe mührü eksik olan zarfların içerisine koyulmuş oyların geçerliliğine karar vermiştir. Üstün hak, vatandaşın seçme hakkıdır. Seçme hakkına kıymet vermiş ve bu hakkı kurul üyelerinin kusuru nedeniyle yok edilmesine imkan vermemiştir. Esasında ayakta alkışlanacak bir şey bu. Daha ilgincini söyleyeceğim, yıl 2015, CHP seçim kuruluna müracaat ediyor, mühürsüz oyların geçerli olması için müracaat ediyor. seçim kurulu da mühürsüz zarfların geçerli olmasına karar veriyor. Ey Kılıçdaroğlu, 2015 yılında CHP zarfı mühürsüz oyların geçerli olması için seçim kuruluna müracaat etti mi etmedi mi?  Seçim kurulu ne dedi? Sizin dediğiniz gibi geçerli olsun dedi. Yıl 2015, 2010'dan önce değil. Bu kanun 2010'da da değişmişti, madem geçerli saymasını doğru gördünüz, seçim kurulu da sizin gibi karar verdi. Onu aldınız cebinize koydunuz. Peki yıl 2017 ne değişti. Bu sefer yeri göğü inletiyorsunuz, 2015'de mühürsüz zarflardaki oyların geçerli olması için müracaat eden CHP gitti, bugün bu oyların geçersiz olması için yeri göğü inleten CHP geldi. Ne değişti. Değişen bir şey yok, CHP değişti. CHP'nin lehine karar verirseniz, yasaya da anayasaya da uygun olur. CHP'nin aleyhine karar çıkarsa, anayasaya da, yasaya da aykırı olur. Mantık bu. Bu büyük bir tutarsızlık. Aynı şekilde HDP'de mühürsüz zarflardaki oyların geçerli olması için talepte bulunmuş. Aynı şekilde onların talepleri kabul edilmiş, mühürsüz zarflar geçerli sayılmıştır. Bunların hepsi partilerin ıslak imzalarıyla yapılmış müracaatlar. Hepsi de kayıt altında. Arşivlerde duruyor. Şimdi HDP bir yandan, CHP bir yandan YSK'yı suçluyorlar. Utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, YSK'yı ve YSK üyelerini oy çalmakla suçluyorlar, çetecilikle suçluyorlar. Buradan çok net söylüyorum YSK'nın Sayın Başkan ve üyeleri saygın kişilerdir. Yetkin hukukçulardır, vazifelerini anayasa ve yasaya uygun, YSK'nın istikrarlı içtihatlarına uygun, doğru bir biçimde yapmışlardır.

BURADAN CUMHURİYET SAVCILARINA İHBARDA BULUNUYORUM

Burada suç işleyen YSK başkan ve üyeleri değil, burada suç işleyen, yalan söyleyen, daha da ötesi YSK Başkan ve üyelerine iftira eden, hakaret eden CHP Genel Başkanı ve CHP sözcüleridir. Suçu siz işliyorsunuz. Öyle bir şey olur mu, ana muhalefetin genel başkanı çıkıp YSK'nın saygın üyelerini çetecilikle, çete ile suçluyor. Senin YSK'da temsilcin de var. Bütün olup bitenlerin için de o da var. Her yerde temsilcin var. Her şehirde yapılan, her işleme sen de şahitsin, senin adamların da şahit. Her şeyin dürüstlük, doğruluk içinde, seçim kanunlarına ve anayasaya uygun biçimde yapıldığına birebir şahit olup da bunlar hırsızlık yaptı diyenler ahlaksızın büyüğünü yapanlardır, milleti aldatanlardır, suç işleyenlerdir. Bunlar etik değildir, hukuki bir yaklaşım değildir, gayrı ahlakidir. Ondan da öte CHP'nin Genel Başkanı ve temsilcileri, YSK üyelerine iftira ederek, hakaret ederek açıkça suç da işlemişlerdir. Ben de buradan ihbar ediyorum, bu hakaretçileri, iftiracıları Cumhuriyet Savcılarına ihbar ediyorum, yasalar neyi emrediyorsa gereğini yapacaklarından şüphem yoktur.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←