BAKAN BOZDAĞ YOZGAT'TA BASIN MENSUPLARININ SORULARINI YANITLADI A+ A-
23.03.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ın Şefaatli İlçesi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İngiltere’de yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlere baş sağlığı, yaralılara şifa dileklerini ileten Bakan Bozdağ, bu terör saldırısının son olması temennisinde bulundu. Terörle mücadelede uluslararası işbirliği ile teröre karşı ciddi ve samimi bir dayanışmanın olması gerektiğini vurgulayan Bakan Bozdağ, bu konuda bazı batılı ülkelerin terör örgütlerini koruyucu ve himaye edici tutum sergilemesini de doğru bulmadığını kaydetti. Bakan Bozdağ AB ülkelerinde iadesi istenen 443 terör suçlusunun yüzde 99’unun iade edilmediğini vurgulayarak, “Türkiye’nin aleyhine terör faaliyetinde bulunanların iadesi ya mültecilik statüsü verilerek ya da bu terör faaliyetleri siyasi bir suç olarak değerlendirilmek suretiyle iade edilmemektedir” dedi.

Bakan Bozdağ, Viyana Büyükelçiliği’ne Pankart asılmasına da tepki göstererek, Avusturya hükümetinin Büyükelçiliği korumakla görevli olduğunu hatırlattı. Bakan Bozdağ, şöyle konuştu:

“Avusturya hükümeti Türkiye Büyükelçiliği’ni korumakla görevlidir. Türkiye Büyükelçiliği’nde çalışanların, orada yaşayan Türklerin yaşam hakkını ve diğer haklarını korumak ve gereğini yapmakla görevlidir. Türklere sağlanan hakları yok etmek Avusturya hükümetinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de ihlal etmek anlamına gelir. Türkiye Büyükelçiliği’nin ve Büyükelçiliği’nde çalışan Türk temsilcilerin her türlü güvenliğinin alınması Avusturya hükümetinin sorumluluğu altındadır. Oralara saldırı karşısında veya herhangi bir gösteri, pankart açma, başka tür terör eylemi karşısında da Türk elçiliğini korumak Avusturya hükümetinin asli görevidir. Ben buradan Avusturya hükümetine bu asli görevini bir kez daha hatırlatmak isterim.”

Bakan Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

TERÖRE KARŞI ULUSLARARASI CİDDİ VE SAMİMİ İŞBİRLİĞİ ŞARTTIR

Hayatını kaybeden insanlardan dolayı İngiltere halkına ve İngiltere’ye taziyelerimi iletmek isterim. Yaralılara da acil şifalar dilerim. Londra’daki son terör saldırısı da terörün uluslararası mücadele gerektirdiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biz Türkiye olarak terörün gerekçesi hedefleri ne olursa olsun terör olması ve insanlık suçu olması nedeniyle buna karşı çıkıyoruz.  Çünkü terör örgütleri, teröristler ve bunların saldırıları tamamen insanlığı yok etmeye dönüktür. Onun için de uluslararası güçlerin, devletlerin teröre karşı ciddi ve samimi bir dayanışma ve iş birliği içinde olması şarttır.

BAZI BATILI ÜLKELER TERÖR ÖRGÜTLERİNİ HİMAYE EDİYOR

Türkiye terörle uzun zamandır mücadele eden bir ülke olarak terörle mücadelede netice almak, başarı elde etmek için uluslararası iş birliğinin şart olduğunu her platformda dile getirmektedir. Terör bugün Türkiye’de, yarın başka bir ülkede can acıtır. Onun için teröre karşı ortak bir dayanışma ortak bir mücadele yapmamız lazım. Ancak bazı batılı ülkeler bazı terör örgütlerini himaye eden yaklaşımlar, eylemler ve söylemler içerisine giriyorlar. Bu yanlışı sürekli yapıyorlar. PKK, DHKP-C, FETÖ terör örgütleri ve daha Türkiye aleyhine faaliyette bulunan terör örgütlerinin tamamı batılı ülkeler tarafından maalesef himaye görmektedir. Oralarda terör faaliyetlerini herhangi bir kısıtlamaya tabi olmadan yapabilmektedirler.

MÜLTECİLİK STATÜSÜ VERİLİP YA DA SİYASAL SUÇ DENİLİP İADE EDİLMİYOR

Bu güne kadar AB ülkelerinden istediğimiz 443 tane terör suçlusu var. Bunların yüzde 99’u neredeyse talebimiz karşılanmadı. Bu son derece önemli. Türkiye’nin aleyhine terör faaliyetinde bulunanların iadesi ya mültecilik statüsü verilerek ya da bu terör faaliyetleri siyasi bir suç olarak değerlendirilmek suretiyle iade edilmemektedir. Bu da terörle mücadele konusundaki uluslararası dayanışmanın olmadığını en azından Türkiye açısından yeteri kadar olmadığını ortaya koymaktadır. Biz diyoruz ki terörün rengi, dini, dili, vatanı, ülkesi olmaz. Terör, terördür, her yerde terördür. Her yerde teröre karşı etkin bir mücadele şarttır. Eğer bu mücadeleyi uluslararası toplum birlikte vermezse terörden zarar görmeye birlikte devam edecektir. Umarım bu saldırı son olur, başka bir saldırı başka bir ülkede asla olmaz.

BU HASTALIĞA KARŞI TEDBİR ALINMASI LAZIM

Avusturya’da ve AB üyesi ülkelerin bazılarında çok ciddi bir şekilde ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve Türkiye karşıtlığı yayılmaktadır. Adeta bir hastalık, salgın bir hastalık gibi yayılmaktadır. Bu hastalığa karşı Avusturya hükümetinin ve diğer Avrupa ülkelerinin ortak tavır koyması ve bu hastalığa karşı sesini yükseltmesi ve tedbir alması lazım. Eğer bu hastalıklara karşı tedbir geliştirilmezse, bunları önleyecek mekanizmalar hayata geçirilmezse korkarım bu ayrımcılık, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi, Türkiye karşıtlığı hastalığı o ülkelerin kendi siyasetçilerinin de kendi ülkelerinde konuşmalarına imkan veren bütün demokratik zeminleri yok edecektir. Buna karşı hep beraber durmamız lazım.

IRKÇILIK SİYASETTE BELİRLEYİCİ GÜÇ HALİNE GELMİŞTİR

İnsan hakları sadece Türkiye’nin değil, bütün ülkelerin ortak altına imza attığı, korumayı taahhüt ettiği haklardır. Avrupa Birliği’nin üzerinde yükseldiği değerlerin tamamı yabancı düşmanlığını ayrımcılığı, ırkçılığı, İslamofobiyi, Türkiye karşıtlığını reddeden değerlerdir. Öyleyse biz hem AB’nin üzerinde yükseldiği değerlere sahip çıkacağız, hem insan haklarına sahip çıkacağız hem de hukuk devletinin gereklerine sahip çıkacağız ve buna karşı mücadele edeceğiz. Ama gördüğüm kadarıyla Avusturya’da, Hollanda’da ırkçılık siyasette ana belirleyici güç haline gelmiştir. Merkez siyasette bulunanlar dahi bunların söylemleri ile yarış yapar hale gelmiştir. Bu büyük bir tehlike ve tehdittir. Türkiye ve Türk toplumu için büyük bir tehlike ve tehdit oluşturmuyor. Ama o ülkede yaşayan bütün halklar için büyük bir tehlike ve tehdit olarak görüyorum. Buna karşı da ülkeleri duyarlı olmaya çağırıyorum.

BU REFAHIN İÇİNDE TÜRK İŞÇİLERİN ALIN TERİ VAR

Avusturya’daki Türkler, Avusturya’nın refahına, kalkınmasına bu günkü gelişmişlik düzeyine gelmesine alın terleri, emekleriyle, sanatlarıyla büyük bir katkıda bulunmuşlardır. Avusturya’nın çok zor dönemlerinde oraya gitmişler, bugünkü zenginliğin ve gücün en büyük ortaklarından birisidir. Türklere Avusturyalıların, Hollandalıların ve diğer ülkelerin ülkelerine kazandırdıkları bu artı değerlerinden dolayı teşekkür etmeleri gerekirken Türkleri istenmeyen insan olarak görmeye başlamaları fevkalade büyük bir yanlışlıktır. Bugün modern bir Almanya, Avusturya ve Hollanda varsa, refahı yüksek ve güçlüyse Türkiye’den giden işçilerin orada akıttıkları alın terinin bunda büyük bir katkısı vardır. Bu katkıya herkesin saygı duyması şapka çıkarması gerekir ancak maalesef bu ayrımcı, ırkçı yaklaşımlar siyaseti de esir aldığı için bu ayrımcı yaklaşımlara karşı yeterince tedbir geliştirmiyor.

BÜYÜKELÇİLİKLERİ KORUMAK HÜKÜMETLERİN ASLİ GÖREVİDİR

Avusturya hükümeti Türkiye Büyükelçiliği’ni korumakla görevlidir. Türkiye Büyükelçiliği’nde çalışanların, orada yaşayan Türklerin yaşam hakkını ve diğer haklarını korumak ve gereğini yapmakla görevlidir. Türklere sağlanan hakları yok etmek Avusturya hükümetinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de ihlal etmek anlamına gelir. Türkiye Büyükelçiliği’nin ve Büyükelçiliği’nde çalışan Türk temsilcilerin her türlü güvenliğinin alınması Avusturya hükümetinin sorumluluğu altındadır. Oralara saldırı karşısında veya herhangi bir gösteri, pankart açma, başka tür terör eylemi karşısında da Türk elçiliğini korumak Avusturya hükümetinin asli görevidir. Ben buradan Avusturya hükümetine bu asli görevini bir kez daha hatırlatmak isterim.

GÖNÜL BAĞI YADIRGANACAK BİRŞEY DEĞİL

Oradaki vatandaşlarımız elbette Türkiye ile bir gönül bağı vardır. Her insanın doğduğu, mensubu olduğu milletle gönül bağının varlığı nasıl doğal bir şeyse Türklerin de kendi ülkeleriyle, kendi vatanıyla, kendi ülke yöneticileriyle gönül bağının olması o kadar doğaldır. Burada yadırganacak, korkulacak bir şey yok. İnsan fıtratından gelen bir şey bu, normal bir şeydir. Türkiye’deki Avusturyalılar Avusturya’nın iyi gitmesinden, kalkınmasından, güzel işler görmesinden güzellikleri yaşamasından mutlu olmuyorlar mı? Oluyorlar.

TÜRK TOPLUMU YAŞADIĞI TOPLUMA ENTEGRE OLACAKTIR

Dünyanın neresinde Avusturyalı varsa onlar da Avusturya’ya aynı şekilde bağlıdır ve aynı şeyleri düşünürler onun için ırkçılık hastalığına sahip olanlar; insanlara anasını, babasını, vatanını, mensup olduğu milleti reddetmeyi bir akıl hastalığı olarak, baskı olarak kullanıyorlar. Bunlar akıl hastalığı yansımalarıdır, akıl tutulması yansımalarıdır. Kabul edilebilir bir şey değildir. Türkler her yerde varlığıyla, kimliğiyle, ülkeleriyle, milletleriyle onur duyarak yaşadıkları toplumla da uyumlu, entegre olarak o topluma katkı sağlayarak yaşamaya devam edecektir.

TÜRK TOPLUMU HUZUR VE GÜVENLİĞİN EN BÜYÜK TEMİNATIDIR

 Avusturya’da ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde yaşayan Türk toplumunun hiçbir ferdi bugüne kadar teröre karışmamıştır, şiddete buluşmamıştır. O ülkelerin güvenliğine, vatandaşlarına ve orada yaşayan insanlara zarar verici en ufacık bir eylemin ve söylemin içinde olmamıştır. Hiç kimse Türk toplumunu falan terör saldırısını yaptı, falan yerde şiddete bulaştı, şu zararı verdi, bu zararı verdi diye suçlayamaz böyle bir örnek de ortaya koyamaz. Çünkü Türk toplumu her türlü terörün karşısındadır, her türlü şiddetin karşısındadır, huzur ve güvenliğin bozulmasına karşı en büyük teminatlardan bir tanesidir. Ama bir yandan teröre, şiddete bulaşmayan huzur ve güvenliğin teminatı olan Türk toplumu varken öte yandan terör ve şiddeti meslek edinen kişilere aynı Avusturya hükümeti kol kanat germektedir. Bir yandan PKK terör örgütünü himaye ediyorlar. Eli kanlı, şiddet, her türlü kötülüğü yapıyorlar, suç işliyorlar himaye var. Öte yandan FETÖ, öte yandan DHKP-C ne kadar Türkiye aleyhine terör örgütü varsa çalışan, ne kadar şiddete bulaşan terör örgütü varsa, kan akıtan terör örgütü varsa hepsini himaye ediyorlar. Bu da samimiyetsiz bir yaklaşımdır. Tekrar Türk Büyük Elçiliği'ne yapılan bu saygısız hareketi bir kez daha kınıyorum. Bu saygısız hareketlere müsamaha gösteren ve bu hareketleri engellemeyen Avusturya hükümetini de uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmeye ve oradaki Türk Büyük Elçiliği’nin güvenliğini taahhütlerine uygun sağlamaya davet ediyorum.

BEKLENTİLERİMİZİ ADALET BAKANI’NA İLETTİM

ABD Adalet Bakanı ile geçen bir görüşme yaptık. Kendisine Türk toplumunun ve Türkiye devletinin Fetullahçı terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in öncelikle geçici tutuklanması ve bilahare iadesi konusundaki hassasiyetini ve beklentilerini ilettim. Şu anda FETÖ elebaşı Gülen Türkiye aleyhine terör faaliyetlerini dost bildiğimiz ABD’de herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın devam ettirmektedir. Bunu bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Bu konudaki Türk toplumunun ve Türkiye devletinin de hassasiyetini ilettik ve kendilerinden bu terör örgütünün faaliyetlerinin engellenmesi, terör örgütü elebaşının ve diğer kişilerin geçici olarak tutuklanması ve Türkiye’ye iadelerinin sağlanması Türkiye’nin ve Türk halkının beklentisidir. Bu konudaki beklentimizi güçlü bir şekilde sürdürüyoruz ve ABD’den de olumlu bir adım atılmasını beklediğimizi ifade ettik.

BİR TERÖRİSTİN DOSTLUĞUMUZU ZEHİRLEMESİNE FIRSAT VERMEYİN

ABD halkı ve ABD için Usame Bin Ladin ismi ne anlam ifade ediyorsa, çağrıştırıyorsa Türkiye ve Türk halkı için de Fetullah Gülen aynı anlamı ifade ediyor, aynı çağrıştırmayı yapıyor. Onun için Fetullah Gülen’in tutuklanmaması, faaliyetlerinin engellenmemesi ve Türkiye’ye iade edilmemesi Türkiye-ABD ilişkilerine büyük zarar verici niteliktedir. Türk halkının ABD aleyhine kanaat sahibi olmasını güçlendirici niteliktedir. İki ülkenin dostluk ilişkilerine zarar verici niteliktedir. Bir teröristin ve terör örgütünün iki ülke halkları arasındaki dostluğu zehirlemesine fırsat vermeyelim. Türkiye-ABD ilişkilerini bozmasına da fırsat vermeyelim. Biz bu kanaatteyiz. ABD’den ve yönetiminden bu konuda olumlu bir adım beklentimizi hala koruduğumuzu ifade etmek isterim.

TÜRK HAVA YOLLARI’NI ZAYIFLATMAK İSTİYORLAR

Türk Hava Yolları bugün dünyanın en saygın hava yollarıdır, en güvenli hava yollarıdır. Hizmet kalitesi dünyanın en yüksek hava yollarıdır. Müşteri memnuniyeti en yüksek hava yollarıdır. Sadece Türkler açısından değil bu dediğim başarılar, Türk hava yollarıyla uçan hangi milletten, hangi devletten olursa olsun bütün yolcuların ortak kanaatidir. Bu tür yasakların güvenlikten ziyade ekonomik bir rekabetin güvenlik boyutuyla Türk Hava Yolları’nın gücünü azaltmak için devriye sokulduğuna ben inanıyorum ama bunlar netice vermeyecektir. Çünkü Türk Hava Yolları sadece elektronik bazı cihazları taşıma izni verdiği için tercih edilen bir hava yolları değil, güvenli olduğu için tercih edilen bir hava yollarıdır. Her yere uçuşu olduğu için tercih edilen bir hava yolu, hizmet kalitesi yüksek olduğu için uçulan bir hava yoludur. Bir de müşteri memnuniyeti yüksek olduğu için tercih edilen bir hava yoludur. Türk Hava Yolları bu vasıfları koruduğu sürece, kalitesini koruduğu sürece onlar Türk hava yollarına herhangi bir zarar vermeyecektir. Türk Hava Yolları güçlenerek devam edecektir. İnşallah İstanbul’da inşası devam eden 3. havaalanın bitimiyle Türk Hava Yolları’nı gücü bugünkünün çok çok üstünde bir noktaya ulaşacaktır. Türk Hava Yolları uçmaya ve de çok yükseklerde uçmaya her şeye rağmen devam edecektir.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←