BAKAN BOZDAĞ’DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR A+ A-
02.06.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye Noterler Birliği’nin 46. Olağan Kongresinde önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Bozdağ’ın konuşmasından önemli başlıklar şöyle:

TERÖRLE MÜCADELE DEVAM EDECEK

Vatana sahip çıkanların, vatan üzerinde yaşayanların gerektiği zaman vatanları, bağımsızlıkları ve devletleri için gözünü kırpmadan ölüme koşmayı mertebelerin ve şanların en büyüğü kabul etmesidir. ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı. Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.’ diyor şair. ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıskan da şüheda’ diyor. Yani her avuç toprağın içinde şehitler var ve şehitlerin aziz kanıdır. Onun için biz büyük bir devletiz, onun için Türkiye büyük bir devlet ve biz de büyük bir milletiz. Tarih boyunca bu topraklarda var olmak, bir olmak ve hür yaşamak için bu mücadele kıyamete kadar sürecektir.  Eğer bir ülkenin insanları yeri geldiği zaman vatanları, milletleri, devletleri, sahip olduğu temel değerleri için mücadele etmekten vazgeçerse o zaman ayaklarının altında basacağı bir vatan toprağı, altında özgürce yaşayacakları dalgalanan bir ay yıldızlı al bayrakları bir devletleri asla olamaz. Bunun kıyamete kadar var olması için kıyamete kadar da bu mücadelede her zaman önde olacak bir nesle de ihtiyaç vardır. İşte Türk milletinin tamamı esasında bu anlayış içerisindedir. Darda ve zorda olunduğunda, milletin ve devletin bekası tehlike ve tehdit altında olduğunda yediden yetmişe bu milletin her bir ferdi gözünü kırpmadan ölüme koşmayı şereflerin her daim en büyüğü kabul etti ve öyle yoluna devam etti. Terör ne yaparsa yapsın. İster PKK terör örgütü ister DHKP-C terör örgütü ister DEAŞ terör örgütü ister FETÖ terör örgütü hangi terör örgütü olursa olsun, nereden ve ne tür saldırı içerisinde olurlarsa olsunlar karşılarında daima Türk milletinin şerefli evlatlarını, ordumuzu, polisimizi, emniyetimizi, güvenlik güçlerimizi bulacaklar ve hak ettikleri cevabı alacaklardır. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Tarih boyunca Türkiye’ye ve Türk milletine dönük pek çok terör saldırıları oldu. Osmanlı’da da var Selçukluda da var başkalarında da var. Hamdolsun bugün o terör örgütlerinin hiç birinin adını bilen yok ama Türkiye var Türk milleti var devletimiz var vatanımız var. Yarın, bugün Türkiye’mize saldıran bu terör örgütlerini de kimse hatırlamayacak. Ama Türk milleti ve Türkiye varlığını sonsuza kadar Rabbimin izniyle İnşallah devam ettirecektir. Dünyanın hiçbir ülkesi Türkiye kadar terör saldırıları tehdidi altında değildir. Ne Amerika ne Rusya ne de Avrupa’nın başka bir ülkesi veya dünyanın herhangi bir ülkesi Türkiye kadar eş zamanlı birbirinden zihniyetleri farklı bu kadar terör örgütünün saldırısı ve tehdidi altında değildir. PKK’sı, KCK’sı, DHKP-C’si adını bilmediğim bir sürü sol terör örgütü var ya da alfabede neredeyse terör örgütlerinin isimlerini sayarken harf kalmadı. DEAŞ’ı, YPG’si, PYD’si, FETÖ’sü dahil neredeyse Türkiye eş zamanlı 10 tane terör örgütüyle mücadele eden tek ülkedir. Böyle bir ülke yok dünyada. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Terör örgütlerinin tamamı taşeron örgütlerdir. Başka ülkelere, güçlere, hesaplara hizmet eden örgütlerdir. Parayı veren, silahı veren ve onlara kol kanat gerenlerin talimatlarını yerine getiren örgütlerdir. Hiçbir terör örgütü kendi başına ayakta kalması mümkün değildir. Bu silahları kim veriyor terör örgütlerine, bu lojistik desteği kim yapıyor bunlara? DEAŞ terör örgütü diye bir terör örgütü var ve bütün dünya bu örgütü yok etmek için uğraşıyor. Ben şimdi soruyorum; bu örgüt silahları kimden aldı? Dünyanın tam 152 ülkesinden DEAŞ terör örgütünde teröristler var. 95 ayrı etnik kökende ve inançları kültürleri ve siyasal anlayışları birbirinden farklı aileleri farklı pek çok ülkeden bu kadar insanın dilini bilen onları sosyolojini bilip onları Suriye’de, Irakta ölmeye öldürmeye ikna edecek teröristleri bu DEAŞ nerede yetiştiriyor. Yani Bugün dünyanın güçlü bir ülkesinin bu kadar ülkeleri bilecek ve orada teröristleri devrişip ölmeye öldürmeye ikna eden bir ülke var mı? Amerika’nın var mı ? Rusya’nın var mı? Hiçbir ülkede ben böyle bir güç olduğunu düşünmüyorum. Peki kim yapıyor bunu.  5 Yıllık, 6 yıllık geçmişi olan bu terör örgütü 5, 6 senede bunu nasıl becerdi. Çok net görüyoruz ki bu bir proje terör örgütüdür.

TERÖRLE SAMİMİ MÜCADELE EDEN TEK ÜLKE TÜRKİYE’DİR

Bu projeyi ortaya koyanlar ortadoğudaki planları taahhuk ettirene kadar, bir yandan bu terör örgütleri ile mücadele etmek için koalisyon yaptırıyorlar öte yandan da el altından silah yardım ediyorlar. Kes bakayım o silahları DEAŞ diye bir terör örgütü kalacak mı? Kim üretiyor bu silahları hepimiz biliyoruz. Hangi ülkeden, hangi şirketten, hangi yerde herkes biliyor. Ama herkes perdenin önünde terörle mücadele ettiğini söylüyor. Arkasında da başka işler çeviriyor. Terörle samimi mücadele eden tek ülke Türkiye’dir. DEAŞ’la da samimi mücadele eden tek ülke Türkiye’dir. Diğer Terör Örgütleri ile de samimi mücadele eden tek ülke Türkiye’dir. Bundan sonrada biz tüm terör örgütleriyle samimi mücadelemizi sürdüreceğiz. Kim bu örgütlere destek verirse versin, terörün bütün insanlığın düşmanlığı oluğunu bilerek Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun terör örgütlerine ve onların ortaya koydukları her türlü eyleme karşı samimi işbirliği ve dayanışmaya hazır olduğunu her platforma söylüyor. Bundan sonra da ifade etmeye devam edecektir. Senin teröristin benim teröristin olur mu? Olmaz.  İyi terör örgütü, kötü Terör örgütü olur mu? Olmaz. Şimdi kim Türkiye’nin aleyhine eylem yapıyorsa Avrupa baş tacı yapıyor. Kim Türkiye’de bomba patlatıyorsa, kim adam öldürüyorsa kucak açıyorlar. Kim ihanet ediyorsa ona iltifat ediyorlar. Kim Türkiye’nin aleyhinde çalışıyorsa Cumhurbaşkanlığı saraylarında ağırlıyorlar. Sen ne yaptın da seni ağırlıyorlar orada. Milletine ihanet ettiğin için ağırlıyorlar. Bunu göremiyor veya görüyor, işine gelmiyor. Darbe teşebbüsü oldu, 249 aziz vatandaşımız şehit oldu 2194 vatandaşımız gazi oldu. Bu darbeyi yapan alçakları hepsine kucakların açtılar. Avrupa’nın bilumum ülkesi, Amerika’sı bunlara kucaklarını açtılar ağırlıyorlar. Niye ağırlıyorlar? Türkiye’ye zarar verdikleri için ağırlıyorlar. Türkiye’nin itibarını yok ettikleri için, Türkiye’ye çok şey kaybettirdikleri için ağırlıyorlar. Emin olun bunlar ne yaparsalar yapsınlar Türkiye her platformda bunlarla mücadelesini sürdürecek. Terör ile teröristler ile ve bunlara destek verenler ile Türkiye’nin mücadelesi terör bitene kadar devam edecektir. Hiç kimse terörle mücadele de bir gevşeme beklememelidir. Terör örgütleri ile Türkiye devleti destekçileri kimler olursa olsun bütün o arkasındaki güçlere rağmen baş edecek güç ve kudret kapasiteye sahiptir. Bu zaman alacaktır ama eninde sonunda bunları tek tek bulup yok etmekte bizim namus ve şeref borcumuzdur. Gideceğiz ve tek tek bunları yok edeceğiz. İşte Kato Dağında şimdiye kadar girilemeyen yerlere girdik. Şehit generalimiz ve emrindeki askerlerimiz o zor şartlar altında gittiler inlerine girdiler ve hepsini çıkarttılar. Hem şehitlerimizin hesabını sordular hem de ihanetlerin hesabını sordular. Her yerde dağda, mağarada, ovada nerede olursa olsun onlarla mücadele etkin ve kararlı bir biçimde devam ettirilecektir.

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN YAYILAN YALAN HABERLER

Aziz milletimize söyleyeceğimiz bir şey de şu; terör örgütlerinin sosyal medya üzerinden yaptıkları yalanlara, algı operasyonlarına, iftiralara lütfen dikkat edin. Hatırlar mısınız gezi hadiseleri vardı? Kırmızı fularlı kız diye bir hanımefendiyi herkes parlattı televizyonlarda. Nereden çıktı? PKK terör örgütünün saflarında çıktı ve diğer bir terör örgütü tarafından öldürüldü. Teröristleri eğer biz evlatlarımıza rol model olarak gösterirsek yarın bizim içimizden birinin evladı da bir terör örgütüne katılabilir. Onu için teröristleri rol model olarak hem görmemeliyiz hem göstermemeliyiz. Görenlere, gösterenlere karşı da hep beraber ortak tavır koymalıyız. Gezi hadiselerinde memleketin dört bir yanı yakıldı, yıkıldı. Yaptıranla, yıktıranlar başka güçler organizatörler terör örgütleri ama Türk milleti öyle bir algıya muhatap kılındı ki o günlerde herkes farklı bir noktada. Halen farklı noktada duranlar da var. Ama uluslararası bir organizasyon terör örgütlerinin aktörlüğünde yürüyen bir hadise ve görüyoruz ki şimdi onları yapanlar bir bir başka terör örgütlerinin saflarında mücadele ederken hayatlarını kaybediyorlar. Onun için de rol model olarak gösterirken de bizim bunlara çok dikkat etmemizde fayda var. Çok önemli bir husus bu.

Sosyal medya üzerinden bir sürü yalan yanlış haber yapılıyor. Teyit etmeden sosyal medyada ki bilgilerin doğruluğunu öğrenmeden onlara göre hareket edersek emin olun hepimiz hata yaparız. Ben bunu zaman zaman hakim ve savcılarla bir araya geldiğimde de söylüyorum. Noterler Birliğinin çok saygın üyeleri huzurunda da bunu ifade etmek istiyorum. Çünkü sosyal medyada gezen bilgilerin emin olun büyük bir kısmı algı operasyonudur. Gerçek bilgileri doğru kaynaktan alırsanız orada sorun yok ama bir bakıyorsunuz çok güçlü bir şekilde terör örgütleri onların sempatizanları sosyal medyayı kaplıyorlar. Yalan bir haberi gerçek gibi koyuyorlar ve herkesin yüreğini ortalatan bir yaklaşım geliştirmeye vesile oluyor. Sonra siz onun yalan olduğunu ortaya koyuyorsunuz ama o yalanın yalan olduğunu duyan da çok az kişi oluyor. Onun için de herkesin sosyal medyadaki terör örgütlerinin gücü konusunda dikkatli olmasında büyük fayda olduğunu ve kirli yanlış bilgilerle doğru kararlar alamayacağımızın altını bir kez daha buradan çizmekte fayda görüyorum.

15 TEMMUZ ARTIK DEMOKRASİNİN VE CUMHURİYETİN TÜRK MİLLETİNİN ORTAK DEĞERİDİR

15 Temmuz 2016’da yaşadığımız darbe teşebbüsü milletimizin birliği sayesinde, siyasetimizin birliği sayesinde, medyamızın birliği sayesinde herkesin bir araya gelmesi sayesinde başarısız olmuştur. Türkiye’de bugüne kadar girişilmiş bütün darbe teşebbüsleri başarılı olmuştur. İlk defa bir darbe teşebbüsü başarısız oldu. Bunun ana nedeni Türkiye’yi yöneten kadrodur. Başta Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Hükümetimiz olmak üzere. Türkiye’de siyaset yapan kadrolardır, siyasi partilerimizdir, medyamızın ve görüş farklılıklarını bir tarafa koyarak bütün halkımızın demokrasiye, hukuka ve cumhuriyete ölümüne sahip çıkmasıyla olmuştur. 15 Temmuz artık demokrasinin ve cumhuriyetin Türk milletinin ortak değeri olduğunu ve bunun tartışma dışı bırakılması gerektiğini ortaya koyan da bir gün olmuştur. Bazen kendisini cumhuriyetin sahibi görenler var. Başkalarını cumhuriyetin potansiyel düşmanı gibi takdim edenler var. Artık kimse kendisini cumhuriyetin sahibi görmemeli. Cumhuriyetin sahibi 80 milyon Türk milletidir. Hem de ölümüne sahibi bu aziz milletin her bir ferdidir. 15 Temmuz bunu ispat etmiştir, bunu açıkça ortaya koymuş ve açıkça göstermiştir. Bundan sonra cumhuriyetimize, demokrasimize, hukukumuza, milletimizin ve devletimizin varlığına yönelecek her türlü tehdit devletin kurumları tarafından karşılanacak. Devletin görevlileri tarafından onlara gereken cevap verilecektir. Ama öte yandan herkes şunu bilmelidir ki bir aksilik olduğunda da 80 milyon, onun cevabını en güzel şekilde verecektir. Kurtuluş Savaşı yıllarında aziz milletimiz, memleketimizin dört bir yanının işgal edildiği dönemde nasıl Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasında bir araya gelmiş, Anadolu’yu düşmandan temizlemiş, yeni Türkiye’yi kurmuş ve bugünlere gelen adımları attı, başardı ve azimle bu millet onu ortaya koydu, başardı. Aradan geçen 100 sene sonra, 15 Temmuz’da aziz millet, yeniden büyük bir birlikteliği ortaya koymuştur. Bu son derece önemlidir ve biz bu birlikteliğimizi inşallah kıyamete kadar muhafaza ederek yolumuza güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Darbe teşebbüsünde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü ve bu örgütün uzantıları ve bu örgütün mensupları bugün yargıya hesap veriyorlar. O gün de söyledik. Bir bir bulacağız, yargıya teslim edeceğiz. Türk milleti adına Türk yargısı sizden hesap soracak. Siz de ona hesabınızı vereceksiniz.

BAŞARAMADIKLARI DARBEYE DAHİ SAHİP ÇIKAMIYORLAR

Yargılamalar başladı. Eminim ki siz de yakinen takip ediyorsunuzdur. Ama bir gerçek de ortada var. Yargılama sırasında darbe teşebbüsünde bulunan bu Fetullahçı Terör Örgütü mensubu olanlar ve onlara sonradan katılanlar ağız birliği yapmışçasına biz yapmadık diyor. Şimdi, bombayı atıyor. Her şey sabit, suç üstü görüyorum, bu kadar insan görüyor. O ben değilim diyor. E kim o. O sen değilsen o kim. Tankların içinden çıkıyor, vatandaşın üzerine tank sürüyor. O diyor, ben değilim diyor. Kim o zaman bu kim? Sen değilsen. O kabul etmiyor. E şimdi tankın üstünde fotoğrafı var, görüntüsü var, her şeyi var. O da ben değilim diyor. Şimdi örgütün elebaşı, terörist başı Gülen talimat veriyor. Her şeyi reddeceksiniz. Her şeyi inkar edeceksiniz. Güneşin varlığını inkar edebilir mi? Görüyorsunuz. İnkar ediyorlar. Milletin aklıyla alay edercesine inkar ediyorlar. Mahkeme heyetinin aklıyla, Türk milletinin aklıyla alay edercesine inkar ediyorlar ve reddediyorlar. Olacak iş değil. Diyalogları var. Orayı bombala diyor, şurayı mı bombalayacağım, burayı mı bombalayacağım, adres veriyor, bombalatıyor. Hepsi sabit, orada kayıtlar var, o ben değilim diyor. Bilirkişi raporları var. Hala inkar ediyorlar. Böylesine alçak bir terör örgütü ben daha duymadım, görmedim. Diğer terör örgütleri var. Ben şundan yaptım diyor, bundan yaptım diyor. İfade veriyorlar. Ama bunlar o kadar hain, o kadar alçak, o kadar karaktersiz, o kadar kişiliksiz, o kadar omurgasız insanlar ki başaramadıkları darbeye dahi sahip çıkamıyorlar. Adam gibi çıkıp biz yaptık ama beceremedik erkekliğini gösteremiyorlar. Hep beraber suçüstü yakalanmışlar. Ellerinde silah, ellerinde helikopter, ellerinde tank, ellerinde savaş uçağı, suçüstü yakalanmış. Bu ben değilim. Birileri onlara birtakım sufleler yapıyor. Demin söyledim, onu da örgütün elebaşı gönderiyor. Talimat gönderiyor, her şeyi inkar edeceksiniz. Ya inkar etseniz ne yazar, inkar etmeseniz ne yazar? Siz suçüstü yakalanmışsınız. Meclisi bombalıyor, o zaman milletvekili arkadaşlarımız var. Ben kürsüdeyim, konuşuyorum. Genelkurmaydan başımıza, oradaki adam diyor ki ben duymadım. Sen nasıl duymazsın. Bombayı biz duyduk. Bütün Türkiye, bütün Ankara duydu ve herkes nasıl yaşadı. Benim haberim yok diyor, ben duymadım diyor. Parmak izi var, araştırıyorlar, bilirkişi raporu var. Bu parmak izi senin diyor. O diyor, benim değil diyor. Oraya nasıl gitmiş bilmiyorum diyor. Adil Öksüz ile yan yana gidiyorlar. Beraber yolda konuşuyorlar. Biletleri var, koltukları var, her şeyi belli. Hep beraber gidiyorlar, konuşuyorlar. Buna ne konuşuyorsunuz diye soruluyor, ben Adil Öksüz’ü tanımıyorum diyor. Herhalde bir şey sormuştur diyor. Ben de cevap vermişimdir. Verdi.

HER TÜRLÜ YANLIŞI ALLAH RIZASINI UMARAK YAPAN İLK ÖRGÜT

Değerli Noterler Birliğimizin çok saygıdeğer üyeleri, Fetullahçı Terör Örgütü bugüne kadar gördüğümüz terör örgütlerinin hiçbirine benzemiyor. Hem yöntem olarak benzemiyor hem yapı olarak benzemiyor hem işleyiş olarak benzemiyor hem de başka şeylerle de benzemiyor. Her türlü suçu, her türlü haksızlığı, her türlü yanlışı Allah rızasını umarak yapan ilk örgütten bahsediyorum. Öldürüyor Allah rızası için. Size kumpas kuruyor cennete gideceğim diyor. Soruları çalıyor ibadet yaptım diyor. Suç işlediğini düşünmüyor. Bambaşka bir yapıyla karşı karşıyayız. Atatürkçü’nün yanında en ala Atatürkçü, Cumhuriyetçinin yanında en ala Cumhuriyetçi, milliyetçinin yanında en ala milliyetçi, PKK’lının yanında en ala PKK’lı. Kimin yanındaysa ondan daha fazla onun gibi görünen, görünmeye gayret eden bir terör örgütü var. Onun için bunlarda kişilik gelişmiyor, karakter olmuyor, omurga hiç yok. Görüldükleri gibi değil, oldukları gibi hiç değil. Hani derler ya ‘Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün’. Ama bu örgütün mensuplarının hiçbirisi göründüğü gibi değil, olduğu gibi hiç değil. O nedenle de hepimizi kandırabilirler. Hepinizi kandırabilirler. Onun için de bu örgütün üyelerine karşı da aziz milletimizin hassas olmasını buradan bir kez daha ifade etmek isterim.

YARGI HAKETTİKLERİ CEZAYI VERECEKTİR

Yargılamalarla ilgili de son olarak şunu söylemek istiyorum. Aziz vatandaşlarımız süren yargılamalar nedeniyle hiçbir endişeye kapılmasınlar. Hukuk işleyecektir. Yargılama nasıl yapılacak, usul yasalarımızda bellidir. Bu usul yasalarına göre yargılamalar yapılacaktır ve sonunda da yargı bunlara hak ettiği ceza neyse onun önünde sonunda takdir edecektir. Hiç kimsenin bundan endişe etmemesi lazımdır. Bu terör örgütünün elebaşı, teröristlere ne talimatı verirse versin o talimatla netice almaları mümkün değil. Yalan söylüyorlar bir, iki tarih veriyorlar. Merak etmeyin 10 gün sonra bayramlıkları giyeceksiniz. İşte şu tarihte yeniden daha büyük darbe olacak. Şu tarihte şu olacak, bu tarihte bu olacak. Her gün tarih veriyorlar. Çıkacaksınız dışarıya ve tarihler sürekli değişiyor. O tarih çıkmıyor, yeni tarih. O tarih çıkmıyor yeni tarih. Peki ben diyorum ki sormaz mı insan? Siz 100 tane tarih verdiniz, buradan çıkacaksınız Türkiye’de söz sahibi biz olacağız diye. 100 tane tarihin 100’ü de yalan çıktı, şimdi 101. tarih veriyorsunuz. Neden biz size inanalım diye sormaz mısınız? Normal, akıllı bir insan bunu sorar. Sen beni aldatıyorsun der. Ama bu örgütün mensupları 100 tane tarihin 100’ü de yalan çıksa 101. tarihe hemen inanıyor. Neden bu yalandır diye sorgulamıyor, soruyu sormuyor. Öbürleri böyle çıktı buna niye inanayım diye bir sorgulamanın içerisine girmiyor. Beklentileri yukarıda tutarak örgütün içindeki kişileri itirafçı olmasını ve örgütün çözülmesini engellemek istiyor. İkinci bir şey, müthiş bir rüya hastalığı var. Pensilvanya’daki terörist başı, bedduacı ve oturuyorlar, kasten rüyalar imal ediyorlar. Sonra örgüt üyeleri vasıtasıyla içerideki örgütün has elemanlarına aileleri, avukatları vasıtasıyla bunları ulaştırıyorlar. Onlar da içeriden ben böyle bir rüya gördüm diye başlıyor anlatmaya. Sonra içeride yayıyorlar. İçeriden de dışarı çıkarıyorlar. Müthiş bir yalan. Hepsi var elimizde.

SİZİ HİPNOZ ETMEK İÇİN UYDURULMUŞ RÜYALAR BUNLAR

Her rüyaya inanıyorlar. Bir tanesini anlatayım. Malatya’da gelen birisi ailesine bahsediyor. Malatya çalkalanıyormuş diyor. Neden çalkalanıyormuş diyorlar. Sen duymadın mı diyor. Peygamber efendimiz diyor bayramda diyor, cezaevine girdi diyor. Bize bayram namazı kıldırdı, duvarlar kalktı, hepimiz arkasında saf olduk. Namaz kıldık, herkesin iki gözü iki çeşme. Bu Allah’ın büyük bir lütfu. Malatya bununla çalkalanıyor. Oysa kimsenin konuştuğu yok, kimse böyle bir şey konuşmuyor. Nerden çıktı falan ama o içerde anlatıyor. Onu içerdekiler konuşuyor. Diyorlar ki böyle böyle ama biz böyle bir namaz falan kılmadık. Yani duvarlar falan da kalkmadı. Sen de buradasın, ben de buradayım. Böyle bir şey olmadı. Diyor, sizin diyor imanınızda bir sıkıntı var. Milletin aklıyla alay ediyorlar ve pek çok rüyalar emin olun ustaca uydurulan rüyalar bunlar. Ben buradan bu örgütün mensuplarına, bu örgütten cezaevinde bulunanlara, onların ailelerine sesleniyorum. Aklımdan nasıl eminsem, bu rüyaların Fetullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı ve onun has adamları tarafından uydurulmuş sizin çocuklarınızı ve sizleri hipnotize etmek için cezaevlerine ve sizlere ulaştırılan rüyalar doğru değil. Hepsi uydurma. Peygamberimizi kullanarak, sahabeleri kullanarak, Peygamberimizden önceki peygamberleri kullanarak, din büyüklerini kullanarak maneviyatı yüksek tutmaya ve oradan gaz vererek onları yanına çekmeye çalışıyorlar ve gazlıyorlar resmen.

Bakın bir hakimle ilgili avukatla hadisesini sizle paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar hiç anlatmadım ama bugün anlatmak istedim. Bir hakime geliyorlar. Karar lazım. İki üç kişi. Diyorlar ki bu karar diyor, kararı alma görevi sana verildi. Ama diyor, bak diyor, bu kararı verirsen diyor, meslekten seni atabilirler, hatta seni hapse de koyabilirler. Ailen de çok büyük sıkıntıya girebilir. Öbürü anlatıyor ama diyor sonuçta diyor, cennette Peygamber efendimize komşu olmak var diyor. Bunun mükafatı bu. Öbür gelen iki tanesi, onlar da yargı görevlisi. O zaman diyor bunu bize verin diyor, ben yapayım diyor. Yok diyor, o özel seçildi diyor. Buna vereceğiz. Öbürü diyor, hayır diyor ben yapayım diyor. Yok. Öbürü gariban. Kumpasa geldiğinin hiç farkında değil. Ondan sonra veriyorlar kararı. O da çıkıyor. O karara göre veriyor. Peygamber efendi o. Kumpası kuruyorlar. Alıyorlar, verdiriyorlar.

FETULLAH GÜLEN ALÇAĞINA KARŞI TAVIR KOYUN

Pek çok hadisede Peygamber efendimizi, Kuranı Kerim’i, sahabeleri, din büyüklerini ve kutsal sayılan değerleri kullanarak hem örgüt üyeleri içerde olanları, hem dışarıda olanları hem de onların ailelerini kandırmaya devam ediyorlar. Ben buradan ailelere sesleniyorum. Lütfen bu terör örgütünün elebaşı Fetullah Gülen alçağına ve adamlarına karşı sesinizi yükseltin yeter artık. Bizden uzak durun, ailemizden uzak durun, çocuklarımızdan uzak durun diye onlara karşı tavır koyun. Ama onu yapmıyorlar ve savunmalar örgütün talimatıyla. Bakın bütün mahkemelerde savunmalara bakın. Edirne’deki savunmayla Kars’taki savunmanın üslubu aynı. Çünkü savunmanın stratejisini Pelsinvanya’da belirliyorlar  ve onları örgüt üyelerinin hepsi şey yapıyor. Onaylıyor. Ailelere kadar bunu etkilemeye ve aynı şeyi yapmaya yaptırmaya çalışıyorlar. Dışarıda da nasıl propaganda yapacaklarına dair öğretide bulunuyorlar.

YAPTIKLARINIZDAN BU DEVLETİN HABERİ OLUYOR

Halkoylaması sırasında gidiyoruz. Yani bütün partiler için söylüyorum. Gideceksiniz diye örgüt talimat veriyor. Orada mağduriyet anlatacaksınız diyor. Ama anlatırken yüksek sesle anlatacaksınız. Söylediğinizi etraftakilerin duymasını sağlayacaksınız diyor. Bakanlar gelince öyle. Vekiller gelince öyle. Şimdi her partiden her şeyden. Sadece AK Partililer için demiyorum. Diğer partiler için de. Gidiyorsunuz bir yere. Çok yüksek bir sesle, etraf duyacak bir şekilde bunları anlatıyorlar. Başka, örgüt talimat veriyor. Gideceksiniz yaşlı amcaları, teyzeleri, çocukları davalarınıza bakan hakimlerin, savcıların bulunduğu koridorlarda gezecekler, oturacaklar, boynu bükük aşağı doğru bakacaklar. Hiç ses çıkarmayacaklar. Onların vicdanlarını etkilemeye ve onları farklı bir yöne sevk edecekler. Her şeyi örgütlü bir biçimde yapıyorlar, yapmaya da devam ediyorlar. Buradan şunu çok net söylüyorum. Terör örgütü FETÖ’ye onun elebaşlarına söylüyorum. Ne yapıyorsanız, yaptıklarınızdan bu devletin haberi oluyor. Yargı görevi yapanlar da sizin yaptığınız bütün oyunları, bütün hileleri, bütün kumpasları görüyor, biliyorlar. Sizin oyunlarınıza göre değil, sizin kumpaslarınıza göre değil, Türkiye’nin kanunlarına göre size muamele yapacaklar. Kanunlarımız neyi emrediyorsa kanuna uyarak ve kanunu doğru uygulayarak kanunların emrini yerine getirecekler. Kimsenin Türk yargısını etkisi altına alarak yargıdan kendi istediği yönde bir karar çıkaracağını bekliyorsa aldanıyor. Türk yargısı bağımsızdır, tarafsızdır. FETÖ’nün Haşhaşileri gibi aklını ve kalbini FETÖ’ye satmış yargı mensubu, Allah’ın izniyle yargımızın içinde kalmadı. Bundan sonraki süreçte, FETÖ veya diğer terör örgütleriyle irtibat veya insafı olan herhangi birisi olursa onunla ilgili de gerekeni yapmaktan asla çekinmeyeceğiz. Yargıda görev yapanlar millet adına, milletten aldığı yetkiyle kanunlara, hukuka, Anayasa’ya bağlı, vicdani kanaat yerine getireceklerdir. Onun dışında başka başka kanaatlerle mensup oldukları terör örgütleri veya ideolojiler, siyasi görüşler, inançlarla hareket ederlerse bunu tespit ettiğimiz an gereğini yaparız. Hiç şeyimiz yok. Çünkü yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı hepimizin sigortasıdır. Hepimizin. Eğer hukuk devletinde yargı görevi yapanlar, dayanışma içerisinde, grup aidiyetiyle siyasi bilinçle başka başka yol ve yöntemlerle hareket eder ve bunlara göz yumulursa orada hukuktan, adaletten, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığından söz edemeyiz. Bunlar, en büyük tahribatı elbette milletimize, devletimize verdiler. Devletin kurumlarına verdiler. Ama kurumlar içerisinde de en büyük tahribatı yargıda verdiğini, orduda verdiğini burada özellikle ifade etmek isterim.

YARGIYA GÜVENE ZARAR VERDİLER

Adaleti, milletin gözünde küçük düşürdüler. Hukuka zarar verdiler. Yargıya güvene zarar verdiler. Yargının bağımsızlığına, tarafsızlığına gölge düşürdüler. Yargı görevi yapanların, toplumdaki saygınlığına zarar verdiler. Milletimizin yargıya ve yargı görevini yapanlara bakışını olumsuz etkilediler. Şimdi vakit bu tahribatı ortadan kaldırma vaktidir. Anayasa gereği yeni kurul seçildi. HSK dediğimiz Hakimler ve Savcılar Kurulu, 7 Haziran’da göreve başlayacaktır. Yeni kurul elbette önemli görevleri Anayasa gereği yerine getirecektir. Ama en önemli görevi ben buradan ifade etmek isterim ki yargıya güveni daha ileri noktalara taşımak olacak ve yargıdan memnuniyeti daha üst noktalara taşımak olacak. Yargımızı yeni dönemde milletimizin arzu ettiği yere taşımak için yeni kurul üyelerimizin büyük bir fedakarlıkla özveriyle çalışacağına inanıyorum ve onlara da başarılar diliyorum. Tabi genel kuruldayız. Noterlerimizin bizden de biliyorum ki beklentileri var. Noterler Birliğimizin çok değerli başkanı ve ekibiyle Adalet Bakanlığı olarak gerçekten yakın çalışıyoruz. Birlikte çalışıyoruz. Ben noter değilim ama birliğin bir üyesi gibi çalıştığımızı başkanım ve ekibi çok iyi bilir. Hem bakan olarak, hem de bakanlığımızda konu ile ilgili arkadaşlar aynı hassasiyetle çalışmaktadır. Bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz.

NOTER YARDIMCILARININ HUKUK FAKÜLTESİ MEZUNU OLMA ŞARTI

Noterlerimizin sorunlarını çözmek bizim için son derece önemlidir. Çünkü yargının iş yükünü azaltmak da sizden geçiyor. Pek çok konunun itilaf konusu olmaktan çıkaran sizin yaptığınız bütün işlemlerdir. Noter belgelerinin güvenilirliği pek çok konunun itilaf olmadan çözülmesine yol açıyor. İtilaf konusu olduğu zaman da yargıda çok hızlı ve kısa sürede halledilmesine neden oluyor. Bu açıdan biz noterlere daha fazla iş aktarma, pek çok itilafın noterler eliyle veya pek çok işin noterler üzerinden yürütülmesinde, çözülmesinde fayda görüyoruz. Gayri menkulün ... ilişkin konularda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Epey bir mesafe kat ettik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız sayın Özhaseki ile de yakında bir araya geleceğiz. Bu konuları bir kez daha değerlendireceğiz. Hem Noterler Birliği hem Bakanlık olarak biz çalıştık hem de onlar da kendi açılarından çalışıyorlar. Bunlar değerlendirilecek ve bir olumlu adım atma konusunda bir karar oluşturduğumuzda da bunu önünüze getireceğiz. Tabi noterlik müessesesini bir güven müessesesi olarak hepimiz görüyoruz. Ama yeni sistemde….

Noter yardımcılarının hukuk fakültesi mezunu olma şartı var. Bu önemli. Bu da son derece hem hukuk fakültesi mezunlarına iş imkanı bakımından önem arz ediyor. Hem de yeni sistem bakımından önem arz ediyor. Detayları tabi burada konuşursak çok vakit alacaktır ama bunu da çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tabi hep kongrelerle ilgili hep sürekli senede bir oluyor değil mi? Buna da bir şey vermek lazım değil mi? Her sene bir kongre yakında bayrama gelir kongremiz. Bayramı burada kutlarız. Haziran’ın ilk haftası olması zorunlu olduğu için böyle bir durum da var. Onun için de noterlerimizin ihtiyaç duyduğu noterlik kanununda çok böyle hayati öneme sahip yerler var. Oralara da dokunmayı düşünüyoruz. Muhtemeldir ki eylül ayı içerisinde Noterlik Kanunu’nu Türkiye Büyük Milet Meclisi’ne sunmuş olacağız. Yani yenilemeyeceğiz tamamen ama kanundaki değişiklikleri ifade etmek istiyorum. Eylül ayına kadar tamamlamayı ve eylül ayının içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmayı planlıyoruz. Bunun içerisinde noterlikle ilgili çok önemli iyileştirmeler, düzenlemeler olacaktır. Ben şimdiden bu düzenlemelerin hayırlı olmasını diliyorum. Eylül ayını da sözümle bağlamadım, onun da farkındayım. İnşallah eylül ayına yetiştirip bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacağız ve sizler de orada neler olduğunu daha detaylı bir şekilde göreceksiniz. Ben tekrar genel kurulun hayırlı olmasını diliyorum. Ramazan ayındayız. Ramazan ayınızı gönülden tebrik ediyorum ve şimdiden Ramazan bayramınızı da tebrik ediyorum.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←