BAKAN BOZDAĞ ÇORUM`DA HALKLA BULUŞTU A+ A-
08.03.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Çorum’un Sungurlu İlçesi’nde vatandaşlarla bir araya gelerek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkında bilgi verdi. AK Parti ve MHP İlçe Teşkilatlarını ziyaret den Bakan Bozdağ, ilçe esnafına da misafir oldu.

Bakan Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

KADINLARIN GÜCÜ ARTTIKÇA İNSANLIK HUZUR İÇİNDE YAŞAMA İMKANI BULACAK

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınları gönülden tebrik ediyorum. Kadınların toplum içindeki rolü, etkinliği ve gücü arttıkça, insanlık daha fazla huzur, barış ve refah daha fazla mutluluk ve güvenlik içinde yaşama imkanı bulacaktır. Bu vesile ile kadınlarımızı saygıyla selamlıyor, günlerini gönülden tebrik ediyorum.

YAŞADIKLARIMIZDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK

Tükiye 16 Nisan’da Cumhuriyet tarihinin en büyük reformunu oylamak üzere sandığa gidecek. Çok büyük bir değişim. Sıradan bir halk oylaması kesinlikle değil. Bundan önce değişik oylamalar yaptık, bu onlarla da mukayese edilmez. Esasında bu değişiklik ile sürekli ve istikrarlı bir biçimde milletin iradesinin ortaksız şekilde Ankara'da iktidar olmasının yolunu açacak mıyız, açmayacak mıyız? Bunun kararını vereceğiz. Çünkü Türkiye çok şey yaşadı. Yaşadıklarımızdan da çok şey öğrendik biz. 15 Temmuz’a herkes atıf yaptı, Allah bir daha bu ülkeye ve millete 15 Temmuzları yaşatmasın. Bu vesile ile şehitlerimizi bir kez daha rahmetle, minnetle ve şükranla yad ediyorum. Gazilerimize sıhhatli ve uzun ömür diliyorum.

TÜRKİYE SADECE TERÖRLE DEĞİL, BU MAŞALARI ELLERİNDE TUTAN GÜÇLERLE DE MÜCADELE EDİYOR

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya çok zor bir yer. Bu coğrafyada bizim sürekli hür, bağımsız ve güçlü yaşayabilmemiz için Anadolu’da bu milletin yönetiminde istikrarın varlığı şarttır. Bakın Suriye 2011'den beri çatışma içinde. Irak 2003'ten beri iç çatışma içinde. Türkiye'de PKK terörü var, FETÖ terörü var, DEAŞ terörü var, DHKP-C terörü var. Başkaca terör örgütleri var. Ülkemize saldırıyorlar. Askerimizi, polisimizi şehit ediyorlar. Pek çok canımızı acıtan eylemler yapıyorlar. Bunları kullanan dış güçler de var. Bütün terör örgütleri taşerondur. Türkiye terörle mücadele ederken sadece bu maşalarla mücadele etmiyor, maşaları ellerinde tutan güçlerle de mücadele ediyor. Onlara silah veren, lojistik sağlayan güçlerle de mücadele ediyor.

İSTİKRARSIZLIK EGEMEN OLURSA, TÜRKİYE GÜÇLÜ ŞEKİLDE AYAKTA DURAMAZ

Türkiye'de 3 milyon civarında mülteci var ve pek çok hadiseyi biz yaşadık. Gezi olaylarından tutun 17-25 Aralık, Kobani hadiseleri ve en son darbe teşebbüsü. Bütün bunlar bize bir şeyi öğretiyor ve gösteriyor. Bu bölgede siyasi istikrar, güçlü iktidar olmazsa istikrarsızlık egemen olursa, Türkiye güçlü şekilde ayakta duramaz. 2002'den bu yana milletin sandıkta kurduğu siyasi istikrar ve güçlü AK Parti iktidarı eğer bu 15 yıllık dönemde Türkiye'nin yönetiminde olmamış olsaydı bugün Türkiye nasıl olurdu, herkesin elinin vicdanına koyup bir düşünmesi lazım. Ekonomimiz nice olurdu, güvenliğimiz nice olurdu. Suriye'de Irak'ta yaşananlar Türkiye'nin toprak bütünlüğüne nasıl tesir yapardı? Ankara'da halimiz ne olurdu? Herkesin düşünmesi lazım.

ÖLÜME KOŞAN LİDER, ÖLÜME KOŞAN MİLLET

15 Temmuz başarısız oldu, evet ama ölüme koşan milletiyle beraber, ölüme koşan bir lider oldu, millet de onun arkasına takıldı, beraber bunun mücadelesini yaptık.Eğer böyle bir lider değil de kaçacak yer arayan, saklanmak için oraya buraya bakan, yurt dışına kaçış arayışında olan birileri olsa bugün Türkiye’nin yönetimi nasıl olurdu, Türkiye nasıl olurdu? Onun için 15 Temmuz’dan sonra bu sistem değişikliğinin gündeme gelmesinin manası büyüktür. Biz Türkiye’nin ve Türk milletinin bekası için inşallah kıyamete kadar var, bir ve güçlü olması için sistem değişikliğinin gerekli olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de sürekli siyasi istikrar, güçlü iktidar olsun ve istikrar, güçlü iktidarlar iyi yönetim ve güven hızlı karar alma, alınan kararları hızlı uygulama Türkiye’ye kazandırır. Onu istiyoruz ve bunun için mücadelemizi devam ettireceğiz.

TÜRKİYE'NİN NE KADAR MENFAATİNE OLDUĞUNU GÖSTERDİ

Geçenlerde Strazburg’daydık. Orada Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne hitap ettik, sorularını cevaplandırdık. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri sayın görüştük, AİHM Başkanı sayın görüştük. Arkasından da Almanya’da Türk toplumunun tertip ettiği bir toplantıya katılacak ve orada vatandaşlarımızla soydaşlarımızla bir araya gelecek ve hasbıhal edecektir. Ancak toplantı her türlü yasal prosedürlerin gereği yerine getirildiği halde iptal edildi, toplantı yapamadık, Türkiye’ye geri döndük. Bunu niye anlatıyorum? Ben Türkiye’nin hükümet sistemi değiştirmesinin bu milletin ve devletin bekası, istiklali, istikbali ve istikrarı için şart olduğuna inanan, bunu inanarak müdafaa eden, anlatan birisiyim. Sadece bugün değil, uzun yıllardır bu inançta olan birisiyim. Avrupa'da gördüğüm manzaradan sonra bizim inanarak, savunarak bu şeyin Türkiye'nin ne kadar menfaatine olduğunu göstermesi bakımından son derece önemli.

SANDIĞA GİTMESİNLER DİYE AVRUPA’DAKİ VATANDAŞLARA BASKI KURUYORLAR

Sanırsınız ki referandum Türkiye’de değil de Almanya’da oluyor. Türkiye’nin hükümet sistemi değil de Almanya’nın hükümet sistemi değiştiriliyor veya Avrupa Konseyi’ndeki herhangi bir ülkenin hükümet sistemi değiştiriliyor veya AB’de herhangi bir ülkenin hükümet sistemi değiştiriliyor. Herkes gözünü dikmiş, gözünü kabartmış Türkiye’ye. Türkiye’de halk sistemini değiştirecek mi, değiştirmeyecek mi? Ve çok müthiş bir baskı var. Türkiye'nin üzerine baskı kuruluyorlar ve Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının üzerine baskı kuruyorlar ki sandığa gitmesinler. Korkutarak, sindirerek sandığa gitmesini engellemek istiyorlar. Öte yandan da sandığa giden olursa da ‘Evet’ değil ‘Hayır’ versin istiyorlar. Bu işin ne kadar doğru olduğunu görmemiz için bu bile yeter. Bütün Avrupa hepsi Türkiye’nin iyiliğini istiyor. Terör örgütlerine ev sahipliği yapıyorlar. PKKlılar, DHKP-Cliler, FETÖcüler orada, kim Türkiye’ye düşmanlık ediyorsa hepsi himaye ediliyor. Öte yandan da bakarsanız Türkiye’nin iyiliğini istiyorlar. Size ne Türkiye’deki sistem değişikliğinden, sizi ne ilgilendiriyor, Türk halkı bunun kararını verecek. Almanlar bunun kararını vermeyecek. Bu millet kendi sistemini değiştirecek. Almanya’nın sistemini değiştirmeyecek.

MİLLETİN ZİHNİNİ KARIŞTIRMAK İÇİN RAPORLAR HAZIRLAYACAKLAR

İşin özü şu: Hiç kimse istikrarlı bir Türkiye’yi istemiyor, güçlü bir Türkiye’yi istemiyor, zayıf bir Türkiye istiyorlar. Şimdi istikrar var, geçici dönem bunu yol kazası görüyorlar.  Tayyip Bey’den sonra yeniden eski döneme döneriz, biz dümenin başına geçeriz, zayıf Türkiye’yi ıslıklarımızla o yana bu yana sevk ederiz diye bekliyorlar. Avuçlarını yalayacaklar. Bu millet kendi kaderini bu güne kadar Allah’ın takdiri çerçevesinde hep kendi çizdi, bundan sonra da kendi hakkındaki kararları kendi verecektir. Venedik Komisyonu raporlar hazırlıyor. Başka yerler raporlar hazırlıyor. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz Avrupa’nın pek çok birimi Türkiye’deki bu hükümet sistemi aleyhinde raporlar yayınlayacaklar peş peşe. Neden? Milletin zihnini karıştırmak için. Raporların hepsi CHP’den, HDP’den kopya, hepsi siyasi rapor, teknik rapor değil. Objektif rapor uzman gözüyle yazılmış bir rapor deyip sanki Türkiye’nin iç muhalefetinin diliyle üslubuyla yazılmış bir rapor. Kusura bakmasınlar; Venedik Komisyonuna değil hangi komisyona düzmece raporlar hazırlatırlarsa hazırlatsınlar Türkiye’nin iç işlerine karışma hakkı, yetkisi hiç kimse de yoktur. Türkiye, egemen bir devlettir, bağımsız bir devlettir dolayısıyla kendi yolunu kendi çizecektir.

SADECE REFERANDUM OLARAK GÖRMEMELİYİZ

Sungurludan diyorum ki aziz milletimize: Bütün bunlara en güzel cevabı sandıkta verecektir. ‘Evet’ diyecektir. Türkiye’nin sistemini değiştirerek cevap verecektir. Siyasi istikrarı daima tesis edecek bir düzen kurarak ‘evet’ diyecektir. Türkiye’nin sürekli güçlü iktidarlar tarafından yönetilmesini sağlayarak Allah’ın izniyle ‘evet’ diyeceğiz ve bu cevap sadece Türkiye’nin içindekilere değil Türkiye’yi zayıf, bir çare görmek isteyenlere de istikrarsız bir ülke olarak varlığını sürdürsün diyenlere de en büyük cevap olacaktır. Onun için bunu sadece bir referandum olarak görmemeliyiz. Çünkü bu iş artık bir referandumun çok ötesine geçti. Bütün dünyanın taraf olduğu bir yere gitti. Bir yandan başka güçler zayıf Türkiye olsun diye taraflar öte yandan terör örgütleri taraflar. PKK, DHKP-C, FETÖ ve ne kadar terör örgütü varsa tamamı Türkiye’nin sistem değişikliği yapmasından rahatsızlar. Bunu söylediğimizde de hemen ‘hayır’ diyenlere siz şöyle diyorsunuz, böyle diyorsunuz diye büyük bir karalama ve çarpıtma yapıyorlar.

BAŞKA ÜLKELER HİZMET, TÜRKİYE’YE İHANET EDİYORLAR

Biz öyle bir şey demiyoruz. Sadece şunu söylüyoruz milletimizin dikkatine getiriyoruz. PKK ne zamandan beridir Türkiye’nin yararına bir iş yüklenmiştir. Her gün askerimize, polisimize, sivil insanlarımıza tuzak kuran, onları şehit eden, gazi eden, ülkemizi bölmek isteyen PKK ne zamandan beri Türkiye’nin yararına, iyiliğine bir iş yapıyorlar. DHKP-C her gün bir tuzak, her gün bir suikast, her gün bir saldırı neredeyse. Pek çok insanımızı şehit etti, gazi yaptılar. Fetullahçı terör örgütü 249 canımızı aldılar, 2 bin 194 insanımızı sakat bıraktılar, yaraladılar, gazi yaptılar. Türkiye’ye değil başka ülkelere hizmet ediyor, Türkiye’ye ihanet ediyorlar. Ne zamandan beri bu milletin ortak iyiliğini bunlar istiyorlar. Şimdi efendim onlar istiyor diye biz kendi rotamızı değiştirecek miyiz? Biz kendi rotamızı değerlendirirken o rotada kimlerle beraber olacağımızı, yol arkadaşlarımızı seçme hakkına sahip değil miyiz? Herkes onu seçme hakkına sahip. Onun için biz diyoruz ki, bu ülkenin aleyhine mi, lehine mi bakarken bir bakın.

16 NİSAN AKŞAMI YENİ BİR TÜRKİYE OLACAKTIR

Türkiye’nin aleyhine çalışan herkes bununla ilgili dışarıda terör örgütleri noktasında iş birliği içerisinde. O zaman bizim vatandaşlarımıza şunu deme hakkımız var. Bu fotoğrafa bakın, görün değerlendirme yaparken ona göre karar verin. ‘Evet’ diyecekseniz, ‘hayır’ diyecekseniz bu ‘evet’ ve ‘hayır’ için mücadele edip vatandaşımızın kararını etkilemeye çalışan kesimleri çok iyi görün, çok iyi değerlendirin ve kararınızı ona göre verin. Ben şuna yürekten inanıyorum. 16 Nisan günü akşam yeni bir Türkiye olacaktır. Eski dünya yeni dünya dışarı içeri neredekiler bir araya gelirse gelsin bu milletin istikametini değiştiremeyecekler, bozamayacaklardır Allah’ın izniyle biz beraber yolumuza devam edeceğiz.

HALKOYLAMASI OLMASAYDI BU ŞİRİNLİKLER YAPILMAZDI

Herkes başka şeyler söylüyor. Aman vatandaş ‘evet’ diyenleri rahatsız etmeyen bir dil kullanmaya, başka başka şeyler yapmaya, şimdi Kılıçdaroğlu ne şirinlikler yapıyor. Eğer bu halkoylaması olmasaydı bu şirinliklerin hiç birini yapmazdı. Bak Anayasa Mahkemesi’ne gitmekten vazgeçti. Niye vazgeçti? Çünkü halkın oyuna ihtiyacı vardı da ondan vazgeçti. Sizin oyunuza ihtiyacı olmasa emin olun vazgeçmezdi. Merhum Erbakan hocamızın anma toplantısına gitti. Eğer bu halkoylaması olmasa Saadet Partililerin oyuna ihtiyaç duymasa herhangi bir güç Kılıçdaroğlu’nu Erbakan hocamızın anma toplantısına gönderebilir miydi? Gönderemezdi. Dua ettirebilir miydi Erbakan hocaya? Ettiremezdi. Sizin yüzünüzün suyunuzun hürmetine dua ediyor. Milletin oyu var. Saadet Partililer aman bize oy versin diye bunu yapıyorlar.

16 NİSAN’A KADAR TAYYİP BEYE HAKARET ETMEME ORUCU TUTUYORLAR

Aman Tayyip Bey’e hakaret etmeyin diyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı deyin, sayın Recep Tayyip Erdoğan deyin diyorlar. Niçin sevdiklerinden mi? Hayır. Tayyip Bey’i seven çok toplumda şimdi biz bu dili kullanırsak o sevenler incinir ‘hayır’ verecekken kızar ‘evet’e döner. 16 Nisan’a kadar oruç tutuyorlar Tayyip Bey’e hakaret etmeme orucu. Oda milleti aldatmak için yapıyorlar. Şimdi AK Partiye AK Parti diyemiyorlar AKP diyor onlar şimdi diyorlar ki artık AKP demeyelim AK Partililer rahatsız oluyor yerine AK Parti diyelim AK Partili diyemiyorsak Adalet ve Kalkınma Partisi diyelim. Neden AK Partililerin oyunu ihtiyacı var ondan.

BU SİSTEM SİYASETİ MİLLETE MUHTAÇ VE MECBUR EDEN BİR SİSTEM

Bakın bu sistem siyaseti millete muhtaç ve mecbur eden bir sistem. Öyle kafasına göre Ankara’da oturup bana ne AK Partili, bana ne MHP’li diyemeyecek. Neden? Netice almak için. AK Partilinin de oyuna ihtiyacı var, MHP’nin de oyuna ihtiyacı var. Yüzde 50+1’i alamayan iktidar olamayacak. O zaman ne yapacak kucaklayan bir dil, herkese saygı duyan bir dil ve herkesi kendinden gören bir üslubu geliştirmek zorunda. Bakın sayın Kılıçdaroğlu’nu değiştirmek için Cumhurbaşkanlığı Sisteminin adı bile yetti. Bu sistem 16 Nisan’da milletimiz tarafından kabul görürse, CHP nasıl değişecek hep beraber göreceğiz. Çünkü bu sistem değişimi zorunlu kılan bir sistemdir.

  

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←