ADALET BAKANI BOZDAĞ`DAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR A+ A-
23.01.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Beyaz TV'de Latif Şimşek'in sunduğu Dinamit Proğramında Sedat Bozkurt ve Şebnem Bursalı'nın sorularını yanıtladı. 

Bakan Bozdağ'ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

ÇİFT BAŞLILIK TÜRKİYE’DE KAVGALARA NEDEN OLDU
Anayasaya göre yürütmenin başı Cumhurbaşkanı. Bakanlar Kurulu, Başbakan da yürütmenin diğer kanadı. Yürütmede başbakanı Cumhurbaşkanı belirliyor. Cumhurbaşkanın istemediği bakanı Başbakan’ın bakan yapma şansı yok. Görevden almak istiyor, istemediği zaman görevden alma şansı yok. Sezer döneminde biz yaşadık, Cumhurbaşkanıyla büyük sıkıntılar yaşandı, vekalet dönemine geçtik biz. Aynı partiden olduğunda da problemler yaşandı. Merhum Özal ile Sayın Mesut Yılmaz arasında, Merhum Demirel ile Sayın Tansu Çiller arasında, yine merhum Demirel ile merhum Erbakan arasında, yine merhum Ecevit ile ki, Sezer’i getirdiler çok uyumlu anayasayı bir fırlattı Türkiye’de kıyamet koptu. Bu çift başlılık sadece görüş farklılığıyla kalsa iyi, ama Türkiye’de kavgalara tartışmalara neden oldu ve bir çok bedel ödedik biz bundan dolayı. Kamuoyuna yansımıyor ama her Cumhurbaşkanı hayır dediği hepsi için söylüyorum bakan adayları mutlaka olmuştur. Bir tane olur, iki tane olur. Şöyle baktığım zaman birisine karşıysa Anayasa onu onaylamama yetkisi veriyor.


BU SİSTEM BABA İLE OĞULU KAVGA ETTİRİR
Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesi Türkiye’de büyük tartışmaları bitiriyor. Biz 80 darbesine giderken, neredeyse 6 ay cumhurbaşkanını seçemedik, darbecilerin gerekçelerinden biri oydu. Yine 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçimi krize, kaosa neden oldu. Halkın hakemi de olmayınca, Ankara’da birileri oturmuş şu olamaz, bu olamaz, şu olacak, bu olacak yoksa kapatırız, yoksa mahkemeden şu karar çıkar, Cumhuriyet mitingleri, Türkiye bedel ödedi. Parlamento o sorunu çözmedi. Halk çözdü halk. Eğer biz seçime gitmemiş olsaydık, seçimde de yüzde 47 oy almamış olsaydık, MHP’de meclise gelip, seçimden önce Sayın Bahçeli dedi ki ‘Biz parlamentoya girersek bu krizi çözeceğiz’ dedi. CHP ile gelseydik o kriz belki daha farklı boyut alırdı, belki çözülürdü zaman alırdı, belki hiç çözülmeye bilirdi. Ama halk işin doğrusu çözdü. O nedenle sistem değişikliğine ihtiyaç var. Türkiye’de uygulanan bu sistem baba ile oğlu kavga ettirir. Kavgasız dönem yoktur. Çatal kazık yere batmıyor Türkiye hep bedel ödüyor. Onun için bakın rahmetli Özal, Cumhurbaşkanı olduktan sonra sistem değişikliği istemiş, rahmetli Demirel, Özal’ı hep eleştirmiş ‘sen kendin için istiyorsun’ demiş. Ama o da cumhurbaşkanı olunca görmüş ki yürümüyor bu. O da sistem değişikliği istemiş.
 
EN BAŞARILI OLAN 10 YIL YÖNETİMDE
Siyasette dinamizme ihtiyacımız, değişime ihtiyacımız var. Gelen oturuyor, gitmiyor. Azrail gelmesi lazım o götürüyor. Şimdi yeni sistem ne getiriyor? Çok başarılı olabilir. Sen 5 yıl yap diyor, hadi halk beğendi 10 yıl yap diyor. Ondan sonra güle güle. Ülkenin yönetiminde bulunamazsın diyor. Çok başarılı bir kişiyi 10 yıl yönetimde tutuyor. Başarısız olanı 5 yıl tutuyor. Kaybedeni de hemen postalıyor, kaybedenin hemen gittiği, az başarılı olanın 5 yıl kaldığı, çok başarılı olanın 10 yıl kaldığı azami sistem siyasette heyecanı, dinamizmi, değişimi getirecek. Ve ülkenin iktidarlarında çok farklı yapıların oluşmasına katkı sağlayacak ve Türkiye’ye de Türk milletine de büyük güç katacaktır.


 GERÇEKTE HAKİKATİ YOK
Hukuk devleti öyle güçlendiriliyor ki burada bu imkan yok. Tayyip Beye ne diyorlar, muhalifleri, ‘otoriter, diktatör’ diyor. Mecliste söylüyorlar, CHP, HDP’liler diktatör diye. Diktatör olmayı bırakın, böyle hafif bir şey bile olsa Türkiye’deki bir gazeteci, bir genel başkan, bir milletvekili, başka birisi diktatör kelimesini telaffuz etmeyi bırakın aklından geçirme cüreti gösterebilir mi? Şimdi konuşuyor her gün, gazetelerin manşetlerinde. Şimdi bana yabancılar geldiğinde diyorum ki, ‘Açın gazetelerin manşetlerine bakın, size bu haberleri getirenler haklı mı değil mi? Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na bugün kim ne demiş Türkiye gazetelerini açın bakın, bir de Almanya’nın gazetelerini açın Almanya’nın Cumhurbaşkanına, ya da Amerika’nın gazetelerini açın Amerika’nın başkanına onlar ne demiş şöyle bir kıyaslayın, onların başına ne gelmiş, bunların başına ne gelmiş hepsine bir bakın bakayım. Şimdi burada her gün diktatör kelimesini söylüyor, en sonunda Sayın Cumhurbaşkanını hatırlarsan Sayın Kılıçdaroğlu’nun olduğu bir ortamda, bunu yüzüne karşı orada söylemek zorunda kaldı. Çünkü canını çok acıttı. Bunu söylemek, bunu yapmak insanların kafasına tekrar yapa yapa bir şey yerleştirirsiniz. Ama bunun gerçekte hakikati yok. Tayyip Bey’in iktidarda olduğu, Cumhurbaşkanı olduğu dönemde pek çok seçim yapılmış, seçimle belediye almışız başkası kazanmış ona vermişiz. Parlamentoda vekil azalmış değişmiş. Hep millete gitmişiz biz.
 
FOTOĞRAFTAN KIYAMET KOPARDILAR
Bize demokrat değilsiniz, uzlaşmacı değilsiniz diyorlar, bütünleştirici değilsiniz diye bir sürü eleştiri yapıyorlar. O gün o fotoğraf üzerine onu diyenler ‘Vay siz nasıl öyle bir fotoğraf verirsiniz’ diye demedikleri laf bırakmıyorlar. Hem benim şahsıma  çok ağır hakaretler yapıyorlar hem de sayın Levent Gök’ün aleyhine çok ağır hakaretler yaptılar. Oy kullanıyoruz orada, herkes oy kullanıyor orada. Sayın Levent Gök de bir başka grup başkanvekili CHP’li arkadaşlar da oradaydı. Onlar oylamaları takip ediyorlar, yani gizli oy mu, açık oy mu kullanıyor onu takip ediyorlar. Oylama gizli yapılıyor ve herkes oyunu gizli kullanıyor. Ama CHP’nin şöyle bir stratejisi var ‘Biz bir delil üretelim oyun açık kullanıldığına dair onu da Anayasa Mahkemesi’ne verelim, buradan bir iptal çıkaralım’ hesabı yapıyorlar. Sahte delil üretmek için uğraşıyorlar. Onun için de her türlü kamera kurdular içeri, herkesin oyunu çekmeye gayret ediyorlar hukuka aykırı şekilde. Bunu yapıyorlar orada da oyları gözetliyor ki Anayasa Mahkemesi’ne sahte delil, herkes gizli oy kullandığı halde her oylamada açık oy kullanılıyor diye yalan söylüyorlar. Her oylamada. Ondan sonra tutanaklara geçiriyorlar. Delil oluşturuyorlar. Oralara divan katipleri bir takım şeyler yazmak istiyorlar. Bunların tamamı planlı şekilde yapılıyor. O günde yine aynı şekilde Sayın Levent Gök’ü de orada görünce ilk lafı ben söyledim ‘Denetimi iyi yapıyorsunuz, ben usulüne uygun oy kullandım her halde’ dedim. O da bana bazı şeyler, ne söyledi şimdi tam cümle hatırlamıyorum ama o da bazı cevaplar verdi. Sayın genel başkan oy kullanıyormuş orada onun için orada olduklarını söyledi, yani denetlemek, takip maksadıyla değil, onun için orada olduklarını söyledi. Onun için gayri ihtiyari, ben Levent Beyle el ele tutuştuğum çoktur, hep el sıkışırız, merhaba der, sohbet ederiz, bunlar ayıp şeyler değil, yanlış şeyler değil. Doğru şeyler orada ben elini tuttum, o da orada beraber birkaç başka şeyler konuşuldu güldük o kadar. Bundan bir mana çıkardılar, kıyamet kopardılar, hiçbir şey yok gayet insani bir şey biz orada şakalaşıyoruz. CHP’li ile AK Partili konuşamaz mı, şakalaşamaz mı? Böyle bir şey olur mu?
 
PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ
Biz şimdi güçlü bir iktidarız, tartışmasız ama Ak Parti döneminde bizim iktidarımızın başına gelenler Sayın Başbakanımızın ifadesiyle pişmiş tavuğun başına gelmedi. Sayın Cumhurbaşkanının açıklamalarına bakarsanız 2003’te sistem değişikliğine vurgu yapıyor ve tercihini ne olduğunu açıklıyor. Bakın o zaman Ak Parti durumu şöyleydi ama Türkiye’nin iklimi bunu Türkiye’de yasama çoğunluğu ve başka şartlar bunu yapmaya müsait değildi. Bir sürü darbe teşebbüsü bir sürü tartışıldı. Cumhuriyet mitingleri, Ak Parti kapatma davası, Cumhurbaşkanlığı krizi öncesi 367 kararı, sonra Ak Parti kapatma davası, sonra bunlar fazla uzun tutmayayım sadece Cumhurbaşkanına değil diğer vekillere de yasak konarak. Çünkü parlamentoda 340 milletvekiliyle tek başına iktidar olmuş bir partiye dünyada ilk defa dava açılıyor eğer anayasa mahkemesi kapatma kararı verseydi mahkeme eliyle bir darbe yapılmış olacaktı. Çünkü Başbakan’a siyasi yasak konulunca iktidar yok olacaktı. Şimdi bakın ondan sonra gelin 2011’den sonra olup bitenlere baktığımızda 7 Şubat MİT kriziyle başlıyor orada bir hadise var, orada yaşanmışlıklar var. Arkasından gezi hadiseleri orada başka olaylar var, Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılar var. Arkasından 17 Aralık – 25 Aralık hadisesini görüyorsun, orada başka olaylar. MİT tırları hadisesini görüyorsunuz ki o da Türkiye’ye dönük Türkiye’nin içerdeki hainleri, dışarıdaki düşmanların işbirliği ile yapılan çok büyük bir ihanettir ve düşmanlıktır, o da ayrı bir şey var. Onu görüyorsunuz arkasından 30 Mart seçimleri var, o seçimler nasıl geçti hep beraber gördük. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri herkes bir araya geldi. 12 Ekim HSYK seçimleri arkasından ve hemen arkasından 6 – 7 Ekim Kobani hadiseleri oldu ve orada da başka şeyler yaşandı. En nihayetinde 15 Temmuz 2016’da darbe teşebbüsü oldu.
TÜRKİYE KAOSLA KRİZLE BOĞUŞMASIN
Bakın bakalım bu kadar hadise oluyor Türkiye içerisinde Ak Parti’nin içerisinde geçmişte de partiden ayrılan milletvekilleri parti kuranlar oldu o kriz dönemlerinde oy vermeyenler, ayrılanlar, istifa edenler. Şimdi iktidarın gücünü korkakların veya tehdide şantaja boyun eğen bazı zavallıların insiyatifine bırakırsanız siz ülkenizin geleceğini güçlü bir şekilde inşa edemezsiniz. Onun içinde bizim bu dönemde gördüğümüz bu yaşanmışlıklar her zaman Ak Parti gibi güçlü bir kadro gelemez. Tayyip Bey gibi güçlü liderler olamaz, halktan sevgisini saygısını alan. Biz öyle bir sistem kuralım ki sistem hem güçlü lider çıkarsın hem güçlü iktidar çıkarsın, Türkiye krizle kaosla boğuşmasın bu ana nedenin bir tanesi de güçlü lider. Bakın bu sistemin özü de budur, bir yönü de bu başka sebeple kim kazanırsa kazansın, sağdan, soldan ortadan nereden aday Cumhurbaşkanı seçilirse seçilsin emin olun çok güçlü liderlik özellikleri olan biri seçilecektir.
FETÖ İADESİNDE ABD’DEN NET TAVIR BEKLİYORUZ
Şimdi biz çok net olduk bu konuda Amerika yetkili adli makamlarına Fethullahçı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in Türkiye’ye hem iadesi hem de darbe teşebbüsü nedeniyle geçici tutuklanması talebini ilettik. Hem Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakanımız, Dış İşleri Bakanımız görüştü ve muhataplarına bu konuda Türkiye’nin hassasiyetlerini ilettiler. Bizzat Adalet Bakanı olarak ben gittim, Amerikan Adalet Bakanıyla görüştüm ve bu konuda Türkiye’nin hassasiyetini ve beklentilerini birinci ağızdan kendisine ilettik, onları da dinleme fırsatı bulduk. Bugüne kadar ABD yetkili makamları işi zamana yaydı yani çalışıyormuş gibi göründü, yani bir takım işler yapıyor bizden bir takım bazı şeyler istiyor, biz gönderiyoruz. Onlar şöyle yapıyor, böyle yapıyor, onlar Türkiye’ye uzmanlarını gönderdiler burada da incelemeler yapıldı, görüşmeler yapıldı. Yani biz çalışıyoruz havası var ama işi zamana yayma.  Ağustos ayında geldiler burada görüşmeler yapıldı bizim ayrıca orada da görüşmeler yapıldı ve Adalet Bakanlığı dosyaları yetkili ve görevli adli makamlara gönderdi. Biz onlara gönderin dediğimizde işte ‘Biz Türkiye’nin avukatlığını yapacağız bu konuda elimizin güçlü olmasını istiyoruz’ dediler. Adalet Bakanlıkları orada iade dosyasını gönderirken onları adli makamlar orada müdafaa ediyorlar. ‘Onun için elimizin sağlam olması gerekiyor, red edilmek istemiyoruz’ diyorlar. Bizde kendilerine şunu söyledik, bizim gönderdiğimiz geçici tutuklama talebi içeren dosya çok net, delillerde çok sağlam bir dosya. Eğer bu dosyadan geçici tutuklama ve akabinde iade çıkmayacaksa hiçbir geçici tutuklama talebimize çıkmasın. O kadar biz bu dosyadan eminiz siz gönderin mahkeme ne kadar veriyorsa versin buna rağmen bizim ziyaretimizden bugüne kadar geçen zaman içerisinde dosya maalesef mahkemeye gönderilmedi. Şimdi yeni deliller gönderdik, arada yine gönderdik, biz yeni yönetimden umutluyuz. Sayın Trump’ın ve ekibinde yer alan çok etkin aktörlerin açıklamalarına baktığımızda Türkiye ile ABD arasında yeni dönemde yeni bir başlangıç yapılacağını ve bununda pozitif anlamda bir başlangıç olacağına ilişkin beklentiler her tarafta olduğu gibi bizde de yükseldi. Farklı beklentiler de var ama ben pozitif noktadan bakıyorum, Sayın Trump’ın bugün görevi devralmasından sonraki süreçte Fetullah Gülen’in geçici tutuklanması ve Türkiye’ye iadesi konusunda somut adımlar olur. Biz muhataplarımızdan artık net tavırlar bekliyoruz, işi zamana yayan değil. Evetse evet, hayırsa hayır, ne yapacaklarsa bunu bize açık söylemelerini istiyoruz. Hem yapacağız hem bakacağız hem yargı şöyle hem bizim işimiz değil deyip net bir siyasi tutum istiyoruz. Çünkü iade talepleri dünyanın her yerinde mahkeme kararlarıyla oluyor ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki mahkemeler dış politikayı tayin etmiyor. Hükümet iade etmek istemezse mahkemeler hükümete rağmen bir karar genelde vermez. Yani çünkü bu bir fiili uygulama, Amerika’da da böyle. Yok bizde öyle değil dediği zaman kusura bakmasınlar yani nasıl öyle olduğunu biz gayet iyi biliyoruz. Ben hatta o zaman onlara şunu söyledim, Usame Bin Ladin Amerika için ne anlam ifade ediyorsa Fethullah Gülen Türkiye için o anlam ifade ediyor. Siz şimdi Afganistan’a gittiniz, Usama Bin Ladin’i orada imha ettiniz, adli süreç mi işlettiniz? Delil mi sundunuz Afganistan’a? Ne oldu? Hiçbir şey olmadı hangi ülke şu anda Bin Ladin ile ilgili delil sundunuz. Hiçbir ülkeye sunmadınız. Ama bu 11 Eylül saldırısını yapan terörist Usame Bin Ladin’dir ve onun örgütüdür dendi ve onun üzerinden bütün dünya Amerika’ya yardım etti. Ama biz böyle bir iddia söylemiyoruz, delilleriyle ortaya koyuyoruz ve diyoruz ki bu işi yapan budur Amerika, Türkiye ile dost ve müttefik bir ülke olarak bu konuda Türkiye’nin yanında yer almalı ve Türkiye’ye destek vermelidir. Maalesef olumlu bir gelişme olmadı.
FETULLAH GÜLEN’İN KULLANMA TARİHİ GEÇTİ
Fetullah Gülen’in başında olduğu Fetullahçı terör örgütü eğer ki kullanılıyorsa bu artık kullanılışlı bir malzeme olma vasfını kaybetti. Amerikadakiler bunu ABD’nin menfaati için kullanabiliriz diyebilir, bunun kullanılma tarihi geçti, artık kullanırsanız bu size zarar vermekten başka bir sonuç olmaz. Türkiye’de Fethullahçı terör örgütüyle kimse isminin dahi yan yana gelmesini istemiyor. Bir defa Türkiye’ye dönük bunun üzerinden bir faaliyet yapamazsınız, yapamazlar da başarılı olamazlar. Başka ülkelerde de devam ediyor şu anda Türkiye ile dayanışma içerisine giren ülkeler okulları kapattılar, kurduğumuz Maarif Vakfı’na devretmeye bazıları başladı. Birkaç sene sonra oralarda da bunların bir varlığı kalmayacaktır. Kalıcı olan Türkiye’dir, kalıcı olan Türk milletidir. Türkiye devleti ve Türk milletiyle işbirliği, dayanışma, Amerika’ya da Türkiye’ye de kazandırır. Bir terör örgütüne Türkiye’yi feda eden yaklaşım büyük bir yanlışlık içerisinde maalesef o yanlışlığı yaşadık ama inşallah bundan sonra böyle bir yanlışlık olmaz.
 
 
ŞAHSİ KANAATİM TÜRKİYE’DE OLDUĞUNDAN YANA
Olan bilgileri kamuoyu biliyor. İz takibi devam ediyor. Gerçekten güvenlik, istihbarat birimlerimiz ve yetkili, görevli olan diğer bütün birimlerimiz büyük çaba içerisinde bunu takip ediyorlar. Ayrıca halk da bu konuda çok duyarlı. Çünkü Adil Öksüz olayı ortaya çıktından sonra fotoğrafları medya aracılığıyla herkese ulaştı. Herkes için tanınır bilinir oldu, sınır kapıları diğer yurt dışına çıkış kanalları, başka illere gidiş istikametleri her taraf gözlem altında, kontrol altında. Benim şahsi kanaatim Türkiye’de olduğundan yana. Bu bir devlet bilgisi değil. Ortada nerede olduğuna dair bir devlet bilgisi yok. Ortadaki deliller üzerinden bakıp değerlendirme yapabilme imkanımız var. Benim değerlendirmem Türkiye’de olduğu. İçişleri Bakanlığımız kurduğu bir çalışma ekibi var ve çok iyi çalışma yürütüyorlar. Dışarı çıkmayı başardığı ihtimalini çok zayıf görüyorum. İçeride olduğunu ve birilerini tarafından saklandığını düşünüyorum. Çünkü sokağa çıkmış olsa hemen tanınması, bilinmesi, yakalanması mümkün olacaktır. Bir yerde saklandığını tahmin ediyorum. Şahsi değerlendirmem bu.
DARBE TEŞEBBÜSÜNDE EN ÖNEMLİ AKTÖRLERDEN BİRİ
 Darbe teşebbüsünden en önemli aktörlerden birisi çünkü darbe teşebbüsünden önce bunun yaptığı toplantılar var, darbe teşebbüsüne hazırlık. Toplantılarda yapılan konuşmalar var, askerler var, onun arkasından Amerika’ya gidip, darbe teşebbüsüne karşı planları terörist Gülen’in onayına sunuyor. Onay aldıktan sonra geliyor. Baktığınızda yine aynı keza öyle şeyler var. Yurt dışı çıkış rakamlarına baktığımızda bir öğretim üyesinin aldığı maaş belli. Yani o kadar çıkıp geliyor ki kendi parasıyla bu kadar çıkış yapma şansı yok. Orada bir akademik çalışması yok, başka bir şeyi yok. Sonra orada bazı yerlere para aktarıyor şirkete, 10 binlerce dolar. Bazı yerlerde çıkan rakamlara baktığımızda bütün bunlar da Adil Öksüz’ün Fetullahçı terör örgütü içinde önemli bir yere sahip olduğunu ve bu darbe teşebbüsü ile alakalı planlamaların yapılmasında son kararların alınmasında ve darbenin fiilen icrasında en etkin görevi ifa ettiğini gösteriyor. O gün düşünün darbe teşebbüsü oluyor siz o gece Akıncılar Üssü’nde Adil Öksüz’ü gördüğünü söyleyen tanıklar var. Tarla almaya, arsa bakmaya gelmiş. Yer gök bombalarla, halk sokakta, o gün o saatte akıl var mantık var, hayatın olağan bir akışı var bütün bunlara ters biçimde orada.
Soruşturma yapıldı serbest bırakanlar açığa alındı. HSYK’daki süreç de devam ediyor.  Hayatın olağan akışı diye bir şey var bazı konularda siz somut bir şey bulamadığınız zaman izah edilemez bir durum ortadaysa gerçekten önemli bir aktör olabilir ek araştırma yapmak için göz altında tutabilirsiniz, tutuklayabilirsiniz, ama maalesef o zaman bu kullanılmamış. Pek çok kişi var hepsi tutuklanıyor, tutuklanmayan tek kişi bu. İtiraz sonrası tutuklanması lazım maalesef itiraz üzerine de bu yapılmıyor. Onun üzerine tabi biz soruşturma açtık, soruşturma yürüyor, geçici olarak HSYK açığa aldı. Adil Öksüz ortaya çıktığı zaman eminim pek çok soru açığa çıkacaktır.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←