ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ YOZGAT`TA SORULARI YANITLADI A+ A-
04.03.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat'ta katılacağı etkinlikler öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Almanya'daki toplantının iptalini faşist bir yaklaşım olarak değerlendiren Bakan Bozdağ'ın açıklamaları şöyle

MÜDAHALE OLDUĞU ÇOK AÇIK

Almanya'da yapacağımız toplantı belediye tarafından iptal edildi, iptal kararını veren belediyedir. Ama olayın oluş şekline baktığınızda oradaki organizasyonu yapan vatandaşlarımız, belediyeye durumu 27 Şubat'ta bildiriyorlar. Toplantı yapılacak salonu, toplantıya kimin katılacağını, kaç kişi olacağını bildiriyorlar. İlanlar yapılıyor ve en nihayet çarşamba günü belediye yetkilisi, polis yetkilisi ve organizasyonu yapanlar adına bir temsilci ortak bir tutanağa imza atıyorlar, tutanakta binanın yeri adresi, katılacakların sayısı, konuşmacı, toplantının ne kadar süreceği ve orada bir zarar meydana gelirse bu zararın nasıl karşılanacağını içeren tutanak imzalatıldı, toplantı perşembe günü 19.00'da yapılacak bu imza çarşamba günü yapılıyor, perşembe günü de Alman Adalet Bakanıyla saat 18.00'de Karlsruede bizi görüşmemiz var, bütün bunları yan yana koyduğunuzda belediyenin bu toplantıyı iptalden günler öncesinde bildiği, toplantıya gerekli desteği verdiği görünüyor. Ancak perşembe günü ne oluyorsa bir müdahale oluyor çok net gözüküyor. Bu müdahaleyi Alman istihbaratımı yaptı, yoksa federal hükümet mi yaptı onu tabii müdahaleyi yapanlar daha iyi bilir ama hayatın olağan akışına baktığınızda bir müdahale olduğu çok açık ve bu müdahale sonucu belediye bu toplantıyı iptal etmiştir.

İPTAL BELEDİYEYİ AŞAN İRADE NETİCESİNDE OLMUŞTUR

Bize göre toplantının iptali belediyeyi aşan bir irade neticesinde olmuştur. Aynı iptalin sayın Nihat Zeybekçi'nin toplantı yapacağı yerde olması o bu iradenin ortak bir irade olduğu, her yerde geçerli bir irade olduğunu da açık şekilde ortaya koymaktadır. Bunu belediyenin aldığı bir karar olarak görmüyorum, değerlendirmiyorum. Belediyeye aldırılan bir karar olarak görüyorum, değerlendiriyorum.

İKİSİ DE KARARI ELEŞTİRMİYOR

Sayın Merkel 'biz ifade özgürlüğüne saygılıyız' diyor, Dışişleri Bakanı 'Bu kararda etkimiz yok' diyor, ama ikisi de dikkat ederseniz kararı eleştirmiyor, 'kararı alan belediye yanlış yapmıştır' demiyor, 'Türkiye'nin Adalet Bakanının konuşturulmaması Alman demokrasisine Almanya'da hakim olan insan haklarına aykırıdır, belediye büyük bir yanlış yapmıştır' diye bir açıklamaları yok. Öyle bir değerlendirmeleri ikisinin de olmadı. Belediyeyi eleştiren, kınayan, yanlış olmuştur diyen Alman anayasasına, Alman demokrasisine, Almanya'da hakim olan özgürlükler düzenine bir leke düşmüştür şeklinde hiçbirin bir açıklaması yok. Ben buradan soruyorum.

KAPILARIMIZ SONUNA KADAR AÇIKTIR

Türkiye Adalet Bakanı'nın konuşturulmaması sayın Merkel, Almanya'daki insan hakları uygulamasına uygun mudur, değil midir? Alman Anayasası'na uygun mudur, değil midir? Almanya'nın taraf olduğu insan hakları sözleşmesine uygun mudur, değil midir? Belediye doğru mu yapmıştır, yanlış mı yapmıştır. Çok açık bir biçimde Alman hükümeti, belediyenin yaptığı tavrı kınamamıştır, eleştirmemiştir, yanlış bulduğunu ifade etmemiştir. Ben buradan Almanya'ya çağrıda bulunuyorum eğer Türkiye'de toplantı yapmak isteyen bir Alman siyasetçi varsa buyursun gelsin dilediği gibi Türkiye'de toplantı yapsın. Bakın Almanya'da da seçimler var, Türkiye'de de oy kullanacak, Türkiye'de yerleşik Alman vatandaşları var. Türkiye'nin neresinde istiyorlarsa gelsinler diledikleri şekilde toplantı yapsınlar, bizim kapılarımız sonuna kadar açıktır. Bunu çok net şekilde ifade ettik.

BU HASTALIK İLERLERSE MERKEL BİLE KONUŞACAK YER BULAMAYABİLİR

Aynı şekilde bunları onlar söyleyebiliyor mu? Söyleyebileceklerini de ben zannetmiyorum. Çünkü ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, İslamofobiya gibi Avrupa Birliği'nin üzerinde yükseldiği değerlerin düşmanı olan hastalıklar, demokrasinin düşmanı olan hastalıklar, hukuk devletinin düşmanı olan hastalıklar Almanya'da hızla yayılmaktadır. Bu hastalığa kapılanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Türk Adalet Bakanına yapılan haksızlık karşısında sürekli susan Alman siyasetçiler, yöneticiler, ülkelerinde sürekli artan aşırıcılık karşısında tavır geliştirmezlerse, tedbir geliştirmezlerse bu anlayış Almanya'nın her bir tarafını tutuğu zaman sayın Merkel bile konuşacak yer bulmakta zorlanabilir.

BİZE YAPILAN UYGULAMA FAŞİST BİR UYGALAMADIR

Aşırıcılığa karşı, aşırılıklara karşı insan haklarını korumak, demokrasiyi korumak, hukuku korumak hepimizin görevidir ve bu aşırıcılıklarla dünyanın neresinde olursa olsun birlikte mücadele etmemiz şarttır. Bize yapılan uygulama, faşist bir uygulamadır. Demokratik değerlerin çiğnendiği bir uygulamadır, Alman anayasanını, Almanya'nın taraf olduğu insan hakları sözleşmesinin ayaklar altına alınmasıdır. Hukuk devletinin çiğnenmesidir, Türk toplumunun toplanma hakkının engellenmesidir, orada bulunan Türk toplumunun hem de Türkiye Adalet Bakanının kendini ifade edebilme hürriyetinin engellenmesidir. Almanya'nın geçmişindeki hastalıkların yeniden depreştiğini görmekten büyük üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim.

BU AŞIRICILIK HER YERDE YAYILIYOR

Aşırıcılık her yerde yayılıyor, Hollanda'da var. Bu hukuk devletinin demokrasinin, Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi'nin üzerinde yükseldiği değerlerin düşmanıdır. Aşırıcılığa karşı ortak tutumu hepimizin geliştirmesi lazım. Avrupa'nın pek çok ülkesinde seçimler var. Seçimlerde maalesef siyasetçiler Türkiye aleyhtarlığı üzerinden aşırıcılara şirin gelecek açıklamalar yapıyorlar. Türkiye karşıtlığı üzerinden oy devşirmeye çalışıyorlar. Türkiye aleyhtarlığı üzerinden seçim kampanyası yürütenler büyük bir hatayı işliyorlar. Almanya'da veya başka ülkelerdeki seçimlerde Türkler oy kullamayacak, Almanlar kullanacaklar. Başka ülkenin vatandaşları kullanacak, kendi vatandaşları seçecekler, Türkiye'yi bu seçimlere alet etmeleri onlara hiçbir fayda vermez, vermeyecektir de.

İSTİKRARSIZ BİR TÜRKİYE İSTİYORLAR

Türkiye güçlü bir ülke yoluna devam edecektir. Türkiye'nin içinde bulunduğu süreçle de alakası olduğunu düşünüyorum. Türkiye 16 Nisan'da büyük bir anayasal reformu yapacak, hükümet sisteminin değişikliğini oylayacak. Benim gördüğüm AB ve Avrupa Konseyi üyesi pek çok ülke Türkiye'nin hükümet sisteminin değiştirilmesine karşılar, bunu çok net bir şekilde ifade ediyorlar. Uygulamalarıyla da bunu ifade ediliyorlar. Hükümet değişikliğinin yapılmasını isteyen, 'Evet' oyu kullananların toplanmasına kendilerini ifade etmelerine, bu yönde propaganda yapmalarına engel çıkartıyorlar. İstiyorlar ki Türkiye'de siyasi istikrar olmasın, güçlü iktidar olmasın, istikrarsız bir Türkiye, güçlü iktidarsız bir Türkiye ile yönetilmeye devam etsin.

TÜRK MİLLETİ OY VERİRKEN KENDİ İRADESİNE BAKAR


Tayyip Erdoğan ve AK Parti geçicidir, onların dönemindeki istikrar da geçici, güçlü iktidar da geçici, ama onlar gittikten sonra eski istikrarsız günler ve zayıf iktidarlarla, istediğimiz gibi yol alabiliriz. İstediğimiz noktaya onları çekebiliriz düşüncesi bunların bilinçaltında yatıyor. Biz de diyoruz ki Türkiye'deki referandum sürecini etkilemek için Almanya'da ve yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın bu süreçte 'evet' oyu kullanmasını etkilemek için çaba gösterenlere boşuna çaba gösteriyorsunuz. Türk milleti oy verirken yabancı devletlerin iradelerine bakmaz, kendi kalbine, kendi aklına, kendi iradesine bakar öyle oy kullanır. 16 Nisan'da onlara en büyük cevabı sandıkta Boğazlıyanlılar, Yozgatlılar, 80 milyon aziz milletimiz, Almanya'da ve dünyanın dört bir yanında yaşayan aziz vatandaşlarımız verecektir, bundan hiç şüphem yok.

HAYIR DİYENLER BU GÜNE KADAR ENGEL ÇIKARILMADI

İnşallah iptal etmezler, Sayın Baykal bir siyaset devlet adamı, Türkiye'de siyaset yapan, Anayasal ve yasal düzene bağlı, meşru siyaset yapan herkesin, her yerde propaganda yapması konuşması, demokratik bir haktır. Sayın Baykal'ın konuşması da öyledir. Umarız Sayın Baykal'ın konuşmasını engellemezler. Ben engelleyeceklerini de düşünmüyorum, çünkü geçenlerde HDP'li bir vekil ile CHP'li bir vekil Almanya'da bir toplantı yaptı, onların toplantısına izin verdiler. 'Hayır' çalışması yapanların toplantılarına, onların toplantılarını organize edenlerin çalışmalarına ve bu 'hayır' toplantılarında konuşanların kendilerini ifade etmelerine bugüne kadar bir engel çıkarılmadı, bundan sonra da çıkarılacağını da zannetmiyorum. Çıkarılmamasını da doğru buluyorum, bunu açıklıkla da ifade etmek istiyorum.

TERÖRİSTLER ALMANYA'DA CİRİT ATIYOR

Bu Almanya'nın Türkiye'deki referandum sürecine nereden baktığını ve bu olayların nereden görmek bakımından önemli, Almanya ayrıca Türkiye aleyhine çalışan herkesi himaye eden bir tutum içerisinde. PKK terör örgütü mensupları Almanya'da cirit atıyorlar, FETÖ mensupları Almanya'da cirit atıyorlar, darbe yapan askerlerden ve darbecilerden bazıları Almanya'nın himayesi altında, şöyle bir fotoğraf çıkıyor ortaya kim Türkiye devletine düşmanlık ediyorsa, kim Türkiye devletine terör dahil darbe dahil yasaların suç saydığı eylemleri yapıyorsa Almanya'da himaye görüyor. Bunu çok net bir şekilde hep görüyoruz, ifade de ediyoruz. Bundan sonra da ifade etmeye devam edeceğiz.

SUÇLULARI HİMAYE ETMEK ZARAR VERİR

Suçluları himaye etmek, sadece bir devletin aleyhine suç işliyorlar diye onlara kucak açmak hukuk devletine, demokrasiye, insan haklarına yakışmaz. Almanya ile Türkiye'nin kadim ilişkileri ve dostluğuna da yakışmaz. Bu Almanya'ya bir fayda da vermez. Onlara da zarar verir.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←