ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ, YOZGAT`TA KATILDIĞI TOPLANTIDA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU A+ A-
04.02.2017

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Bakan Bozdağ’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:

HESAP VERİLMESİNİ SAĞLAMAK BOYNUMUZUN BORCU

Türkiye’yi değil dünyayı dar etmiştir dar. Şimdi kaçıyorlar. ABD’ye, Almanya’ya kaçıyorlar. Başka yerlere kaçıyorlar. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar onları bulmak milletin yargısının önüne çıkarmak, milletin yargısına hesap vermesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Kaçanlar kaçtıklarıyla kalacaklarını düşünmesinler. Millete yaptıklarının, bu devlete yaptıklarının, şehit ettiklerinin, gazi yaptıklarının, akıttıkları kanların, bu millete ve bu devlete yaptıkları ihanetin cezasını mutlaka göreceklerdir. Bundan kimsenin endişesi olmamalıdır. Burada şunu ifade etmek istiyorum, Türk milletinin demokrasi, hukuk, insan hakları, meşru yönetim ve anayasal düzene sahip çıkma konusunda ortaya koyduğu kahramanlığı eğer dünyada başka bir ülkenin halkı yapmış olsaydı, emin olun Amerikası, Avrupası, uluslararası örgütleri onlara verecek onur madalyaları, nişanlar vesaireler bakımından sıraya girerlerdi. Ama bu büyük kahramanlığı Türk halkı yapınca hiç birisi kalkıp Türk halkını takdir eden onu değerlendiren bir yola girmediler.

SÖYLENENLER, VİCDAN TERAZİSİNDE TARTILSIN

Ama ne yapıyorlar şimdi kim Türkiye’ye ihanet ediyorsa onları ağırlıyorlar. Kim Türkiye’ye kurşun sıkıyorsa onları ağırlıyorlar. Kim Türk halkına, Türk devletine zarar veriyorsa onlara sığınak oluyorlar. Biz bunları görüyoruz, siz de bunları yakinen müşahede ediyorsunuz. Türkiye 2016’da adeta uçurumun kenarından dönmüştür. Kenardan döndüren de aziz milletimiz olmuştur. Sizin sayenizde bugün Türkiye demokratik havayı nefes nefes yudumluyor, geleceğe daha güçlü bir Türkiye için umutla bakabiliyor. Allah hepinizden razı olsun. Tabi Türkiye’nin siyasal değeri de, Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekten büyük bir başarı ortaya koydu. Darbenin olduğu gece önceki darbelere baktığımızda darbeye muhatap olanların ne yaptığıyla o gece Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Başbakanımızın, bakanlarımızın, meclisimizin ne yaptığını da bütün vatandaşlarımızın gözünün önüne getirmesi, vicdan terazisinde tartması lazım.

MİLLETİN EMANETİNİ ÖLÜMÜNE BÖYLE KORUMAK LAZIM

Sayın Cumhurbaşkanımıza dünyanın dört bir yanından bir iftira kampanyası yürütülüyor. Diktatörlük, tek adamlık deniyor. Ne iftiralar yapıyorlar, ne iftiralar. Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun, dünyanın neresinde bir cumhurbaşkanı vardır ki demokrasisini korumak, insan haklarını korumak, hukuku korumak, milletin emanetine sahip çıkmak için darbecilere meydan okurda ona diktatör derler. Darbecilere demokrasiyi ve hukuku yok etmek isteyenlere ölümüne meydan okuyan birine, dünyanın neresinde diktatör denir. Var mı böyle bir diktatör. Halkıyla beraber ölmek için meydana çıkmış, hem de demokrasi, hukuk devleti, milli irade adına bunu yapmış bir cumhurbaşkanına bir kişiye dünyanın hangi ülkesinde diktatör diye hitap edilir. Var mı böyle bir örnek. Hava şartları öyle, havaya hakimler, karada güçleniyorlar her yerde hareket halindeler o şartlarda ölüme uçuyor Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Havaalanına iniyor halkın arasına karışıyor ve ‘ben buradayım’ diyor. Darbeye, diktaya, diktatörlüğe, hukuksuzluğa, milli irade ve demokrasiye kast etmeye karşı ölümüne buradayım diyor. Türkiye’de de bu darbe şakşakçıları, her zaman darbecileri sevmiş, onların karşısında saygı temennasında bulunmuş çevreler cumhurbaşkanımıza aynı hakareti yapıyor. Ben diyorum ki, akıl, izan, vicdan sahibi olan herkese sesleniyorum Allah aşkına hangi darbeci, halkıyla beraber demokrasinin, hukukun yok edilmesi için yola çıkmışların önüne çıkıp da mücadele etmiştir. Eğer bir şey denecekse, gerçek demokrat diye örnek gösterilmesi lazım. Milli iradeye böyle sahip çıkılır diye örnek gösterilmesi lazım. Milletin emanetini ölümüne böyle korumak lazım diye örnek göstermek lazım. Ama bakın bu diktatörlük, tek adamlık lafını kullananların tamamını şöyle bir gözünüzün önüne getirin Türkiye’de yapılmış bütün darbelerin öncü kuvvetleridir, alkış tutanıdır, darbeden sonra da bir numaralı destekçileridir.

MİLLETİN SÖZÜNÜN DEVLETİN SÖZÜNE DÖNÜŞMESİ İÇİN ŞART

Rahmetli Erbakan Hocam diyordu ya ‘Sizi gidi sizi’ bunlar tam o adamlar tam. Siz kimle dalga geçiyorsunuz, bu millet kimin demokrasiye sahip çıktığını ve demokrasiyle güç bulduğunu, kimin de demokrasiye sahip çıkmadığını çok iyi bilmektedir. Biz AK Parti olarak, Cumhurbaşkanımız ve bu kadroların her biri demokrasi sayesinde buradayız, milletin iradesi sayesinde buradayız, gücümüzün kaynağı aziz millettir. Bu millet güç verdiği için biz buradayız. Demokrasi yok olursa, milletin iradesi ıskalanırsa o zaman bizim de buralarda bulunma şansımız da kalmaz. Onun için de demokrasiyi yaşatmak, milletin daima iktidar olması için şarttır. Onun için insan haklarını yaşatmak, milletin sözünün daima devletin sözüne dönüşmesi için şarttır. Onun için demokrasiye yaşatmak ve milletin emanetine sahip çıkmak, millete tepeden bakanların milletin yönetimine asla gelmemesi bakımından da son derece önemlidir. Biz bunu biliyor ve bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Şimdi yeni bir sayfa açılıyor Türkiye’de 2017 esasında 2016, 2015, 2014,2013’ün Türkiye’de yaşananlarıyla mukayese ettiğinizde çok büyük bir sıçrama halkasının geldiğini görüyoruz. Çünkü 2013, 2014, 2015, 2016’da Türkiye’ye ve Türk milletine diz çöktürmek isteyen içimizdeki bazı aldatılmışlar, bazı hainler, terör örgütleri ve dışarıda onları maşa olarak kullanan ağababaları çok hareketli oldular, çok şeyler yaptılar.  Milletle beraber hep bunların üstesinden geldik, hepsi başarısız oldu.

TÜRKİYE’NİN UFKU AÇILSIN

Şimdi biz diyoruz ki Türkiye’nin ufku açılsın, Türkiye’de iktidar kavgalarını, Ankara’da ayak oyunlarını bitirelim artık. Her iktidar dönemi, kriz dönemi olmaktan çıksın artık. Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu ülkede daime krize kaosa neden oldu. Hatırlayın geriye dönük krizin, kaosun olmadığı Cumhurbaşkanlığı seçimi yok. İşte en son 2000’de öyle bir dayatma yaşandı ki, meclis 550 milletvekiline sahip, içinden bir vekili cumhurbaşkanı adayı göstermeye bile cesaret edemedi. Sayın Sezer’i dışarıdan getirip, aday yapmak ve Cumhurbaşkanı seçmek zorunda bırakıldı meclis. 2007’de de Sayın Gül, cumhurbaşkanı seçilmesin diye neler yaşadık. Peki ne yaptık Cumhurbaşkanı’nı halk seçsin diye bir anayasa değişikliği yaptık, referanduma götürdük, siz de dediniz ki Cumhurbaşkanını bundan sonra ben seçeceğim dediniz. Doğru mu ve Anayasa değişti. 2014, 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı seçimi yaptık. Bir kriz yaşadı mı Türkiye? Bir kaos yaşadı mı? Ankara’da gerilim oldu mu? Gazeteler şunlarla olmaz, bunlarla olmaz diye manşetler atabildi mi? Atamadı. Neden? Çünkü Ankara’da karanlık odalarda karanlık yüzlü insanların Türkiye’ye Cumhurbaşkanı tayin ettiği dönem bitti. Aydınlık yüzlü aziz milletimizin Cumhurbaşkanı seçtiği ve tayin edeceği bir dönem başladı. Onun için de herkes neyin arayışına girdi. Bu millet nasıl birini Cumhurbaşkanı seçer kimi koysak Cumhurbaşkanı adayı ona milletten oy alıp cumhurbaşkanı seçtirebiliriz. Onun yarışına girdiler ve 2 aday yarıştı sonunda Türkiye’nin Cumhurbaşkanını siz seçtiniz. Kriz kaldı mı, kaos kaldı mı, ayak oyunu kaldı mı? Yok. Şimdi esas mesele yeni adım atmaya geldi. Hükümet seçme yetkisi şu anda aziz milletimizde yoktur.

MİLLETE GÜVENEN ‘EVET’ MİLLETTEN KORKAN ‘HAYIR’ DİYECEK

Milleti doğrudan hükümet seçmeye ehil görmüyorlar. Şimdi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle yapılan en önemli değişikliklerden birisi hükümeti doğrudan seçme yetkisinin aziz milletimize verilmesidir. Referandum da halk oylamasında milletimiz esasında hükümeti doğrudan ben seçmek istiyor muyum, istemiyor muyum diye bir muhakeme yapıp, ona göre karar verecektir. Eğer hükümeti doğrudan ben seçmek istemiyorum, ben buna ehil değilim diyenler ‘Hayır’ diyecektir. ‘Hayır kardeşim ben asılım asıl milletvekilini ben seçiyordum, benim seçtiklerim hükümeti seçiyor, ben vekilleri aradan çıkartıyorum, hükümeti doğrudan bundan sonra ben seçeceğim’ diyenler ‘Evet’ diyecektir. Millete güvenenler ‘Evet’ milletten korkanlar ‘Hayır’ diyecektir.

AYAK OYUNLARIYLA HÜKÜMET TEŞKİL ETME DÖNEMİ TARİHE KARIŞIYOR

Korku pompalıyorlar, ne değişiyor, Ankara’da ayak oyunlarıyla hükümet teşkil etme dönemi tarihe karışıyor. Onun için dikkat edin, milletten alamadıkları iktidarı Ankara’da almaya alışmış çevreler darbe öncesi sonrası vesayire ara dönemlerde bazı puslu havalarda güç ve kudret devşirenler hepsi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı bir araya geldiler. Milli egemenlik zayıflıyormuş, Allah aşkına millete hükümet seçme görevini vermemiş bu Anayasa milli egemenliği madem millete tanıyor da neden hükümeti seçme görevini doğrudan millete vermiyor. Şimdi ne yapılıyor? Doğrudan hükümeti seçme görevi aziz millete veriliyor. Bu referandum bunun oylanacağı bir referandumdur. Hükümeti doğrudan biz mi seçelim, yoksa bizim seçtiğimiz vekiller mi seçsin? İşin esası özü burada düğümleniyor. Ben inanıyorum ki aziz milletimiz hükümeti doğrudan ben seçeceğim, halkın doğrudan hükümet seçmesi milli egemenliğin sahibine doğrudan tevzi anlamına gelir. Milli egemenliği güçlendirir. Hem belediyeyi doğrudan seçiyor, hem belediye meclisini doğrudan seçiyor, hem il genel meclisini, hem milletvekilini yani yasamayı doğrudan seçiyor, hem Cumhurbaşkanını doğrudan seçiyor şimdiye kadar hükümeti seçemiyordu bundan sonra Türk milletini hükümetini de doğrudan seçecektir. Bunun neresi kötü, demokrasiye neresi aykırı, insan haklarına neresi aykırı? Demokrasi ve insan hakları bakımından daha doğru olan bir düzenleme yapılıyor.

DİNAMİZMİ İKTİDAR EDEN BİR SİSTEM

Bu yeni sistem değişimi, dönüşümü dinamizmi iktidar eden bir sistem. Bazı liderler geliyor bir postu serdi mi onu götürme imkanımız yok. Rahmetli olmadan giden kaç liderimiz var? Bu sistem diyor ki kaybeden kaybolsun. Kaybeden artık siyasetten çekiliyor, çünkü bitti o. Millet ona yetki vermedi. Kazanan başarısızsa 5 yıl sonra halk onu da gönderiyor. Çok başarılı oldu ve çok büyük işler yaptı. Halkın duasını ve desteğini aldı bir 5 yıl daha seçiliyor. 10 yıl en başarılı olanın 10 yıl ülkeyi yönettiği bir sistem. 10 senede bir Türkiye’nin lider kadrosu, Türkiye’nin yöneticileri değişecek. Siyaset yenilecek, dinamizm ve heyecan siyasette hakim olacak. Değişim isteyenler soruyorum 10 senede bir Türkiye’nin siyaseti yenilensin mi, yenilenmesin mi? Kaybedenler gitsin mi gitmesin mi? Kazanan da çok başarılı olsa dahi 10 sene içinde gitsin, yerlerine yenileri gelsin mi, gelmesin mi? Bunlara karar vereceğiz. Bu kötü bir şey mi?

BİZ GÜCÜ SİZDEN, 80 MİLYON AZİZ TÜRK MİLLETİNDEN ALIYORUZ

Değişime karşı olanlar milletin iradesiyle değişim istemeyenler bu sisteme karşı. Değişimden yana olanlar ve milletlin iradesiyle değişim olsun diyenler bu sisteme ‘Evet’ diyenler. Millete rağmen siyaset yapanlara bakın hepsi ‘Hayır’ın peşine düşmüşlerdir. Vatandaşa hakaret eden, göbeğini kaşıyan adam diyen, vizon kapalı diyen, oyunu satıyor diyen ne kadar alçak varsa hepsi ‘Hayır’ demiştir. Çünkü onların milletle bir derdi yok, onlar bizi başkalarından sanıyorlar. Bizim farkımız biz gücü sizden, 80 milyon aziz Türk milletinden alıyoruz. Onun için diyoruz ki ‘Gelin siz o başka yerlerden aldığınız güçten vazgeçin, millete dönün gücün de, kuvvetin de kudretin de iktidarın da kaynağı millettir.’ Onlara da bunu öğreteceğiz. Beraber öğreteceğiz. Millet öğretecek. Onun için de millet isteyeni de de değiştirecek, değişmek istemeyeni de değiştirecek. Çünkü bu milletin değişim iradesinin karşısında kimsenin durması mümkün değildir. Millet istediğini değiştirecektir.

TARTIŞMASIZ MİLLET İKTİDARI SİSTEMİDİR

Yeni sistem milletin iktidar olduğu sistemdir. Tartışmasız millet iktidarı sistemidir. Vesayetsiz millet iktidarı sistemidir. Tartışmasız millet iktidarına, milletin tam iktidarına karşı çıkanlar ‘Hayır’ diyor. Madem milleten yanasın niye kardeşim ‘Evet’ demiyorsun. Millet ne diyorsa olsun. Demokrasi o değil mi? Efendim millet her zaman doğruyu söylemezmiş, iyiyi söylemezmiş. Sen söylüyor musun? O zaman bir şeyi söylemen lazım. Millet hangi seçimde yanlış karar verdi? Seni seçerken mi yanlış karar verdi yoksa beni seçerken mi yanlış karar verdi? CHP zihniyetine göre CHP’yi seçtiniz mi çok iyi eğitimlisiniz, çok akıllısınız, çok uzak görüşlüsünüz. Ama AK Parti’yi seçtiniz mi eğitimsizsiniz, önümüzü göremiyorsunuz, cahilsiniz. Esas cahillik senin bu zihniyetinde. Bu milletin aklı selimliğini, sağduyuluğunu basiretini görmemektedir, bu milletin gücünü kudretini görmemektedir. Bu milleten korkuyorlar, çünkü milletin istediği gibi bir anlayışın sahibi değiller.

TOPLUMSAL DEĞİŞKENLERE SAYGIYI ZORUNLU KILIYOR

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi milletin inançlarıyla, kabulleriyle, retleriyle, değerleriyle kavgası olanlara iktidar yolunu kapatıyor. Milletini seven, milletinin inançlarına, değerlerine, kabullerine, retlerine, farklılıklarına saygı duyan ve onları kucaklayanlara iktidar yolu açıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği takdirde kimse, hiçbir vatandaşın değerleriyle, inancıyla, kabulüyle, retleriyle, farklılığıyla alay edemeyecektir. Ederse iktidarı rüyasında dahi göremez. CHP’den parti meclisi üyesi biri çıktı ‘Şu ezanlar ki şahadetlerin dinin temeli, ama benim yurdumun üstünde inlememeli’ diye bir tweet atmış. Medyaya yansıdı. O zaman böyle birisini siyasetin içinde barındıramazsın. Milletin inancına saygısızlık yapan, partinin meclisine kurulup oturamaz millete saygısı varsa. Ama şimdi otuyor. Onu müdafaa ediyorlar. Nasıl müdafaa edersin ya bunun müdafaa edilecek neyi var? Hangi görüşten olursa olsun, laik olabilir, muhafazakar olabilir, sosyal demokrat olabilir başka başka anlayışlara sahip olabilir. Yeni sistem bütün bu farklılıklara bu anlayışlara saygıyı esas almıyor, zorunlu kılıyor. Hem konuşurken saygıyı zorunlu kılıyor hem de icraat yaparken saygılı zorunlu kılıyor.

ARTIK HERKES DAHA OLUMLU BİR DİL VE ÜSLUP KULLANACAK

Yüzde 49’un içersinde AK Partili olmayıp AK Parti’ye istikrar için oy vermeyen yok mu onlar da var onlarında gönlünü sıcak tutmamız lazım. AK Partiye oy verenlerin de gönlünü sıcak tutmamız lazım. Bunun için dilimizi kuşatıcı, kucaklayıcı yapacak siyasetimizi, programımızı de öyle. Bu ne demektir? Artık herkes daha olumlu bir dil ve üslup kullanacaktır. Bu sistem siyasetin dilini de üslubuna da diline de programına da icraatına da halkın izah ve istikamet verdiği bir sistemdir. Onun için ben bunu yaparım halk bana bakar, bana uyar dönemi tamamen kapandı. Eğer iktidar istiyorsan halkla diz dize, göz göze, gönül gönüle olan bir siyaseti hayata geçirmek zorundasın. Başka türlü halktan iktidar alma imkanı yok. Böyle bir sistemde ister sağın gösterdiği aday ister solun aday Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olsun Türkiye kazanır, Türk milleti kazanır çünkü kazanan Türkiye’dir. Türk milletinin değerlerine, kazanımlarına, farklılıklarına, inançlarına kabullerine, retlerine saygı duyar saygısızlığa da izin vermez. Kimse de şöyle bir endişe olmasın ya yarın başkası gelirse millete rağmen bir başkasının gelme şansı yok. Milletle kavgalı olan birinin gelme şansı yok. Farklılıklara saygısı olmayan birinin gelme şansı yok. Çünkü iktidarı millet verecektir. Onun için millete hakaret edenler buna karşı çıkıyor. Bir sofraya oturup yemek yiyor ondan sonra da gidip kendi kendine bir haksızlık belirtisi kouran kendisini farklı yaratılmış kabul eden kişiler elbette bu işe karşı olacaktır.

BU SİSTEM GÜÇLÜ LİDERLİK ÖZELLİKLERİNİ ZORUNLU KILIYOR

Biz diyoruz ki Türkiye’nin geleceği bakımından bu çok önemlidir. Bakın bir şey daha söyleyeceğim bu sistem kim olursa olsun seçilecek Cumhurbaşkanının güçlü liderlik özelliklerine sahip olmasını da zorunlu kılıyor. İşte 2014’te bunu gördük Ak Parti Türkiye’nin Cumhurbaşkanını Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterdi. Güçlü bir lider her yönü ile halktan beğeni almış birisi ahlakıyla, liyakatiyle, hitabetiyle, cesaretiyle, samimiyetiyle millet söz konusu olduğunda hak hukuk söz konusu olduğunda gözünün karalığıyla milletin diliyle millet gibi konuşup, millet gibi yaşayıp, millet gibi icraat etmesiyle milletten takdir toplayan Cumhurbaşkanımızdır. Diğer partiler ne yaptı bunun karşısına biz de güçlü bir figür koyalım diye kendi liderlerini koymadılar dışarıdan aday aradılar bundan sonra da böyle olacaktır. Herkes kendi içinden en iyisi kimse onu aday yapalım diyecektir. En güçlü liderlik özelliklerine liyakate, ahlaka halkla konuşmaya, halk nezdinde pozitif bir sicili olanı aramaya önem verecektir. Bunu bulacak bunu adaya yapacaktır ve bunun Cumhurbaşkanı olması için çalışacaktır. Sonuçta bu sistem Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olarak seçilecek kişilerin güçlü liderlik özelliklerine sahip olmasını da zorunlu kılan bir sistemdir. O yüzden de son derece önemli. Kime sorsak bu vatandaş ona oy verir dönemini kapatır. Ceketimizi koysak seçiliriz devri kapatılıyor. Bu milletin beğendiğini koyacaksınız, değer verdiğinizi koyacaksınız. Milletiyle barışık olanı koyacaksın, güçlü liderlik özellikleri olanı koyacaksın. O zaman bu millet onu seçecektir. Bu yeni sistem liderlik bakımında da Türkiye’ye yeni liderler üretecek. Her 10 senede, her 5 sene de bir Türk siyasetine güçlü liderler kazandırmak imkanı doğuracaktır. Bu açıdan da son derece önemli bir düzenleme, yenlik yapılıyor. Büyük bir reformun altına imza atılıyor.

GENÇLERE, OĞULLARINA, KIZLARINA GÜVENMİYORLAR

Çok net söylüyorum. TBMM yani yasama bugünden çok daha çok güçlü hale gelecek. Şimdi çıkmışlar yasama zayıflıyor, hatta Meclis yokmuş gibi konuşuluyor. Arkadaşlar milletin gözünün içine baka baka pişkin pişkin yalan söylüyorlar. Yani bu teklif 550 olan milletvekili sayısını 600’e çıkarıyor, Meclis yok. Nasıl yok ya 600’e vekil sayısı çıkıyor. Seçilme yaşı 25, seçme yaşı 18. Seçilme yaşını 25’ten 18’e indiriyor yok Meclis yok. Gençleri Meclis’e sokuyoruz. Cumhurbaşkanını seçme hakkını veriyorsunuz, milletvekili seçme hakkı veriyorsunuz, belediye başkanı, Meclis üyesi seçme hakkını veriyorsunuz, Cumhurbaşkanı seçme hakkını veriyorsunuz bütün bunları seçiyor. Aday olma ve seçilme hakkı vermiyorsunuz. Allah aşkına birini Cumhurbaşkanı seçmek için karar vermek mi daha zor yoksa seçilmek için aday olmasına imkan vermek mi daha zor? Hangisi daha zor? Biz zor olana açmışsız yolu koyla olanı kapatmışız, açıyoruz şimdi. Gençlerin daha çok katılımına imkan sağladık. Efendim nasıl olacak diyor. Fatih İstanbul’u fetih ettiğinde 21 yaşındaydı, gençlere niye güvenmiyorsunuz? Oğullarınıza, kızlarınıza torunlarınıza güveneceğiz. Onlara güvenirsek onlar daha güçlü olur daha iyi olur, daha ileri gider. Ülkemizi, milletimizi, devletimizi daha ileri götürür. Bunlar gençlere, oğullarına kızlarına güvenmiyorlar sonra da kalkıp demokrasi diyorlar. Buna alkış vurulmaz mı?

TÜRKİYE YENİ YÖNETİM ETKİN İCRAAT DÖNEMİNE GİRİYOR

Yasama güçlendiriliyor, milletvekili güçlendiriliyor, yasama denetimi daha da güçlendiriliyor ve Türkiye siyasi istikrarı olan, güçlü iktidar kılan iyi yönetim ve etkin bir icraat ortaya koyan yeni bir döneme giriyor. İstiklalimiz, istikbalimiz istikrarımız iyi yönetim ve bu iyi yönetim devletimiz ve milletimize kazandırdıkları için yeni bir sistem değişikliğine Türkiye’nin ihtiyacı var. Diyorlar ya AK Parti’nin isteyip yapamadığı ne var? Yasama elinde doğru, yürütme zaten kendisi doğru, Cumhurbaşkanı kendi liderleri o da doğru. Peki, niye bunu istiyor? AK Parti kendisi için istese bunu istemez. Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini istememizin bir şahıs için olmadığını bu konunun bir şahıs meselesi değil bir memleket meselesi olduğunu en somut göstergesi de budur. Bugüne kadar hükümet sistemi değişikliğini isteyenler Türkiye’de ya gücü yok merhum Erbakan gibi merhum Türkeş gibi o zaman daha siyasetin başındalar henüz bunu yapacak güçleri yok. Tek Meclis, tek hükümet, tek yürütme diye istiyorlar. Sonra Demirel, merhum Özal gibi isteyenler var onlarda gücünü kaybettikleri dönemde bunu istiyorlar. Gücünün zirvesinde olup hükümet sistemi değişikliğini isteyen tek kadro bu kadrodur. Şu anda yasama da hakimiz, yürütme bizim elimizde biz bunu istiyoruz neden? Türkiye için istediğimiz için, Türk milleti için istediğimizden. Bakın Suriye yanıyor, Irak yanıyor her tarafta sıkıntı var kriz var, kaos var. Türkiye’den kaynaklanmıyor, uluslararası güçlerin karanlık hesapları nedeniyle bunlar yaşanıyor.

ZAYIP OLAN GÜÇLÜ MÜCADELE YAPAMAZ

Türkiye’de bugün güçlü bir siyasal iktidar olmamış olsa Suriye’de, Irak’ta etrafımızda cereyan eden bu yangınlar Türkiye’yi nasıl etkiler? Bu yangınların dumanı Türkiye’yi nasıl etkiler diye hepimizin iyi düşünmesi lazım. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra bu konunun gündeme gelmesinin en önemli nedeni Türkiye’nin ve Türk milletinin bekası ile ilgili bir neden Türkiye’nin ve Türk milletinin bekası ile ilgili bir neden. Eğer Türkiye devletinin ve Türk milletinin bekası ilelebet devam edecekse siyasi istikrarı, güçlü istikrar şarttır.  Burada zayıf yönetimlerle bu kadar yangının bu kadar alevin arasında Türkiye’yi güçlü tutamayız biz parlamenter sistem bugün AK Parti gibi güçlü bir iktidar çıkardı ama sistemin doğası her zaman böyle güçlü iktidar çıkarmaya el verişli değil. Biz istiyoruz ki öyle bir hükümet sistemi olsun ki daima istikrar çıkarsın, daima güçlü iktidar çıkarsın, her seçimde iktidar güçlü olsun. Bu terörle bu bölgedeki yanan yangınlarla, etrafımızda kurulan tuzaklarla, Türkiye üzerine oynanan oyunlarla baş etmenin başka yolu yok. Bu oyunlara karşı dik duracağız. Beraber duracağız ama bizim adımıza mücadeleyi hükümet yapacak hükümet güçlü olacak ki adam gibi mücadelesini yapsın. Zayıf olan güçlü mücadele yapamaz.

DURMAK YOK BERABER KOŞACAĞIZ

Zayıf iktidarların böyle bir adım atma gücü yok. Peki, biz niye atıyoruz? Biz bir defa güçlü iktidarız ondan. Gücümüz nereden geliyor işte yüzde 50 oyla aziz milletten. Evet, millet bize güç veriyor ondan, güçlü bir liderimiz var ondan. Milletinin hukukunu herkesin hukuku üstünde tutan bir anlayış var ondan bizde bu kararları aldık ve Türkiye’yi bu hale getirdik. Eğer bunlara baksaydık ne üçüncü boğaz köprüsünü yapabilirdik, ne Marmaray’ı yapabilirdik, ne bölünmüş yolları yapabilirdik, ne bu şehir hastanelerini yapabilirdik. Bu CHP zihniyeti hepsinde isteyiz diye ayağa kalktı. Karşı çıkmadıkları ne var? Şimdi Mimarlar Odası diye bir şey çıkmış, Tabipler Odası ben Türkiye Mimar Odası’nın Mimarların odası olduğunu zannetmiyorum, Tabipler Odası da öyle. Terör örgütleri ıslık çalıyor onlar o ıslığa göre burada hava estiriyor. Kusura bakmasınlar bu milletin odası olsunlar.  Türk Mimarlarının Odası, Türk Tabiplerinin Odası olsunlar. Ellerinde dilekçe bu milletin yararına bir yatırım var engellemek için ordalar. 3. Havalimanını engellemek için ordalar, Marmaray’ı engellemek için ordalar, Avrasya Tüneli’ni engellemek için ordalar. Bunlara kalsaydık İstanbullu trafikte felç olurdu. Bölünmüş yollar Türkiye’ye gelmese Yozgat Şehir Hastanesine gidiyor mu? Gidiyor değil mi? Biz bunlara direne direne bu adımları atmasaydık Türkiye altyapıda üstyapıda böylesine büyük bir değişimi dönüşümü yaşar mıydı? Yaşamazdı, yaşayamazdı onun için bakın şimdi daha büyük bir değişimin, dönüşümün önüne durmuşlar. Bakın Yozgatlı hemşerilerim biz bir olacağız, beraber olacağız hep beraber bu istemeyenlerin karşısına dikilip Türkiye için evet, Türk milleti için evet, geleceğimiz için evet, istiklalimiz için, istikbalimiz için evet, büyük Türkiye için evet diyeceğiz. Durmak yok, beraber koşacağız.

TERÖR ÖRGÜTLERİ ‘HAYIR’ İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPIYOR

PKK’nın elebaşları Kandil’den açıklama yapıyor MHP ile AK Parti anlaştı bizi bitirecek onun için aman bu sistem gelmesin diye her şeyi seferber ediyorlar. Pensilvanya’daki bedduacı Fethullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı bütün kadrolarıyla onlarda ‘Hayır’ çıksın diyormuş. DHKP-C terör örgütü dahil ne kadar Türkiye’ye ve Türk milletine ihanet eden terör örgütleri varsa hepsi ‘Hayır’ için işbirliği yapıyorlar. Şimdi CHP de aynı safta, şimdi HDP de aynı safta eylem birliği yapmışlar düşünebiliyor musunuz? Hedef birliği daha doğrusu. Hedefleri ne? Türkiye’nin hükümet sistemini değiştirmesine engel olmaktır. Şimdi MHP’nin üzerine bir takım oyunlar oynuyorlar bu oyunları oynayanlar bu milletin hukukunu her zaman çiğneyenler. Oradan buradan karıştırıyorlar, zannediyorlar ki ülkücüleri MHP’lileri vatanını, milletini, devletini sevenleri PKK ile hedef birliğinde aynı amaç için ter döktüreceklerine inanıyorlar. Ak Partilileri böyle yaptıracaklarına, Saadet Partilileri böyle yaptıracaklarına, Büyük Birlikçileri böyle yaptıracaklarına inanıyorlar. Ben diyorum ki boşa kürek çekmeyin. Ne bir Ak Partili, ne bir MHP’li, ne bir Saadet Partili, ne bir Büyük Birlik Partili, PKK ile terör örgütü ile hedef birliğinde bu hükümet sistemine hayır kampanyası yapmaz, yapılmasına da izin vermez.

BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET, EVET, EVET

Vatan sevgisi, millet sevgisi, devlet sevgisi buna mani olur hele Yozgat’ta asla olmaz. Yozgat bir kaledir ve milletin kalesidir partilerin kalesi değildir. Milletin kalesidir burası milletin. Devletin kalesi burası devletin. Kim milletine, devletine sahip çıkıyorsa Yozgat’ta hep devletine, milletine sahip çıkanlara sahip çıktı. Bunun için de bu referandum sürecinde ben bütün hemşerilerime diyorum ki el birliğiyle, gönül birliğiyle kapı kapı gezerek Türkiye’mizin gelecekte daha güçlü olması için bu hükümet sistemi değişikliğini el birliğiyle yapmamız, el birliğiyle halkımızın onayına sunmamız ve halkımızın evet demesiyle Türkiye’mizin geleceğini yeniden kurmamız lazım. Şimdi büyük Türkiye’nin temelleri inşallah ‘Evet’lerle atılacaktır. Ben büyük Türkiye için ve dünyada güçlü rol ve rota belirlemek kudretine sahip büyük bir Türkiye için evet diyorum, evet diyorum, evet diyorum. Yozgat’ta evet demeye var mı? Allah’ın izni ile bu iş evet olarak bitecek ve evet ile yollar açılacak. Her şey evetle yapılıyor, yatırımlar evetle yapılıyor çoğu güzel şey evet ile oluyor inşallah ülkemiz için bu güzelliği de hep beraber yapacağız.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←